K-Drama Klişeleri: Neden Hep "Kamyon Çarpması" ve "Hafıza Kaybı" Var? : Yoksa senaristlerimizin gizli bir ajandası mı var?

K-Drama dünyasının en sevilen ve en çok eleştirilen klişeleri! Kamyon kazaları, hafıza kayıpları, zengin oğlan fakir kız aşkları ve daha neler neler... Bu klişelerin ardındaki sır perdesini aralıyoruz!

Şubat 21, 2026 - 14:50
Şubat 21, 2026 - 14:50
 0  0
K-Drama Klişeleri: Neden Hep "Kamyon Çarpması" ve "Hafıza Kaybı" Var? : Yoksa senaristlerimizin gizli bir ajandası mı var?

1. Kamyon Kazası Sendromu: O Kamyonlar Nereden Çıkıyor?

Ya arkadaşlar, K-Dramalarda kamyon kazası olmadan bir bölüm geçmiyor sanki! Sanki senaristler bir araya gelip "Bu karakteri nasıl öldürelim?" diye düşünüyorlar ve sonra biri "Kamyon çarpsın!" diye bağırıyor. Cidden, bu kamyonlar nereden çıkıyor? Seul sokakları Formula 1 pisti gibi mi? Yoksa kamyon şoförleri özellikle mi seçiliyor, "En dramatik şekilde nasıl çarpılır?" eğitimi falan mı alıyorlar? Özellikle başrol karakterlerimiz tehlikede olduğunda o kamyonlar bir anda beliriveriyor ya, işte o anlarda ben de ekran başında "Aman tanrım, yine mi!" diye çığlık atıyorum. Ama kabul edelim, o kamyon kazaları olmadan da dramanın tuzu biberi eksik kalır gibi geliyor. Sanki senaristler "Aşk acısı yetmez, bir de kamyonla vuralım, iyice dram olsun" kafasında. Ama merak ediyorum, o kamyonları kiralayan yapım şirketleri ne kadar para ödüyor acaba? Bir de o kamyon şoförleri ünlü oluyor mu, "Ben K-Drama kamyon şoförüyüm" diye hava atıyorlar mı merak ediyorum. Belki de K-Drama dünyasının en gizemli figürleri o kamyon şoförleridir, kim bilir?

Kamyon kazası klişesi o kadar yaygın ki, artık bir karakterin başına kötü bir şey gelecekse direkt "Kamyon mu geliyor yoksa?" diye soruyoruz. Sanki senaristler de bu durumu bildikleri için bazen bizi şaşırtmak için başka yöntemler deniyorlar ama sonuç yine aynı yere çıkıyor: Dram! Ama dürüst olmak gerekirse, o kamyon kazaları olmadan da K-Dramalar aynı tadı vermezdi. Belki de bu yüzden senaristler bu klişeden vazgeçemiyorlar. Ne diyelim, kamyonlara dikkat!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı teorilere göre, K-Dramalardaki kamyon kazaları, Kore mitolojisindeki "Azrail" figürünü temsil ediyor olabilirmiş. Yani ölümün aniden ve beklenmedik bir şekilde gelmesi... Ne kadar karanlık bir teori değil mi?

Mood Önerisi: Eğer kamyon kazası temalı bir K-Drama izliyorsanız, yanınıza bolca mendil alın ve kendinizi duygusal bir rollercoaster'a hazırlayın. Belki bir de kamyon sesi efekti uygulaması indirebilirsiniz, tam olur!


2. Hafıza Kaybı Vakaları: Unutmak mı, Unutturmak mı?

Hafıza kaybı... Ah, o hafıza kaybı! K-Dramaların olmazsa olmazı. Sanki senaristler bir karakteri zor durumda bırakmak istediklerinde hemen hafızasını siliyorlar. "Aşk mı var? Sil gitsin! Entrika mı var? Sil gitsin! Geçmiş mi var? Komple sil!" Yani hafıza kaybı, senaristlerin sihirli değneği gibi bir şey. Ama en komiği de, o hafıza kaybından sonra karakterlerin bir anda bambaşka insanlar olması. Sanki hafıza kaybı sadece anıları değil, kişiliği de değiştiriyor. Bir bakıyorsun, soğuk ve mesafeli karakter bir anda sevecen ve şakacı oluyor. Ya da tam tersi. Ama kabul edelim, o hafıza kaybı sahneleri olmadan da K-Dramalar biraz eksik kalır gibi geliyor. Çünkü o hafıza kaybı sayesinde karakterler kendilerini yeniden keşfediyor, yeni aşklar başlıyor, eski sırlar ortaya çıkıyor. Yani tam bir kaos ortamı! Ama merak ediyorum, o hafıza kaybı sahnelerini çekerken oyuncular ne hissediyor acaba? Sonuçta rol gereği her şeyi unutmak zor olmalı. Bir de o hafıza kaybından sonra karakterlerin eski hallerine dönme çabaları çok komik oluyor. Sanki bir yapbozun parçalarını birleştirmeye çalışıyorlar ama sürekli yanlış parçaları bir araya getiriyorlar. Sonuç: Daha da büyük bir kaos!

Hafıza kaybı klişesi o kadar yaygın ki, artık bir karakterin kafasına bir şey düşse direkt "Hafızasını mı kaybetti yoksa?" diye soruyoruz. Sanki senaristler de bu durumu bildikleri için bazen bizi şaşırtmak için başka yöntemler deniyorlar ama sonuç yine aynı yere çıkıyor: Dram! Ama dürüst olmak gerekirse, o hafıza kaybı olmadan da K-Dramalar aynı tadı vermezdi. Belki de bu yüzden senaristler bu klişeden vazgeçemiyorlar. Ne diyelim, kafanıza dikkat edin!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı fan teorilerine göre, K-Dramalardaki hafıza kaybı, karakterlerin geçmişleriyle yüzleşmekten kaçma arzusunu temsil ediyor olabilirmiş. Yani unutmak, hatırlamaktan daha kolay...

Mood Önerisi: Eğer hafıza kaybı temalı bir K-Drama izliyorsanız, yanınıza bolca not defteri ve kalem alın. Çünkü karakterlerin kim olduğunu, ne yaptığını takip etmek zor olabilir. Bir de hafıza kaybı yaşayan karakterlere empati kurmaya çalışın, sonuçta onlar da bir şeyler hatırlamaya çalışıyorlar!


3. Zengin Oğlan Fakir Kız Aşkı: Klasik Ama Neden Hala Tutuyor?

Zengin oğlan fakir kız... K-Dramaların en bilindik, en klişe ama bir o kadar da sevilen teması. Sanki senaristler bir araya gelip "En çok ne iş yapar?" diye düşünüyorlar ve sonra biri "Zengin oğlan fakir kız!" diye bağırıyor. Cidden, bu tema o kadar çok kullanıldı ki, artık zengin oğlanların ve fakir kızların aşk hayatları hakkında doktora tezi yazılabilir. Ama kabul edelim, o zengin oğlanların havalı arabaları, lüks evleri ve fakir kızların masumiyeti, çalışkanlığı bizi bir şekilde etkiliyor. Sanki o iki farklı dünyanın bir araya gelmesi imkansız gibi ama aşk her şeyi mümkün kılıyor. Tabii ki bu aşkın önünde türlü engeller çıkıyor: Zengin oğlanın ailesi, eski sevgilisi, şirketi... Ama aşk hepsinin üstesinden geliyor. Ya da gelmeye çalışıyor. Ama merak ediyorum, o zengin oğlanları oynayan oyuncular gerçek hayatta da o kadar zengin mi? Yoksa sadece rol gereği mi o kadar havalılar? Bir de o fakir kızları oynayan oyuncular nasıl o kadar masum görünebiliyorlar? Belki de K-Drama dünyasının en büyük sırrı budur.

Zengin oğlan fakir kız klişesi o kadar yaygın ki, artık bir karakterin zengin olduğunu öğrenirsek direkt "Fakir bir kıza mı aşık olacak yoksa?" diye soruyoruz. Sanki senaristler de bu durumu bildikleri için bazen bizi şaşırtmak için başka yöntemler deniyorlar ama sonuç yine aynı yere çıkıyor: Aşk! Ama dürüst olmak gerekirse, o zengin oğlan fakir kız aşkı olmadan da K-Dramalar aynı tadı vermezdi. Belki de bu yüzden senaristler bu klişeden vazgeçemiyorlar. Ne diyelim, aşk engel tanımaz!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı sosyologlara göre, K-Dramalardaki zengin oğlan fakir kız aşkı, Kore toplumundaki sınıf farklılıklarını ve eşitsizlikleri yansıtıyor olabilirmiş. Yani aşk, toplumsal sorunlara bir çözüm mü yoksa sadece bir kaçış mı?

Mood Önerisi: Eğer zengin oğlan fakir kız temalı bir K-Drama izliyorsanız, yanınıza bolca çikolata ve dondurma alın. Çünkü o aşk sahneleri sizi hem mutlu edecek hem de acıktıracak. Bir de kendinizi prenses gibi hissetmeye hazırlanın!


4. Üçgen Aşklar: Hangisi Kazanacak?

Ah o aşk üçgenleri... K-Dramaların olmazsa olmazlarından biri daha. Sanki senaristler bir araya gelip "İki yakışıklı erkeği bir güzel kıza aşık edelim, sonra da olayları izleyelim" diyorlar. Ve biz de ekran başında kimin kazanacağını merakla bekliyoruz. Genelde ikinci erkek karakter o kadar tatlı oluyor ki, başrol kızın onu seçmesini istiyoruz ama tabii ki senaristler bizi dinlemiyor. Çünkü başrol karakterler birbirlerine aşık olmak zorunda. Ama kabul edelim, o aşk üçgenleri olmadan da K-Dramalar biraz sıkıcı olurdu. Çünkü o aşk üçgenleri sayesinde karakterler kendilerini daha iyi tanıyor, ne istediklerini anlıyor ve tabii ki bolca drama oluyor. Ama merak ediyorum, o ikinci erkek karakterleri oynayan oyuncular neden hep o kadar karizmatik? Yoksa senaristler bizi bilerek mi üzüyorlar? Bir de o başrol kızların iki erkek arasında kalma çabaları çok komik oluyor. Sanki bir karar vermek zorundaymış gibi davranıyorlar ama aslında içten içe ikisini de istiyorlar. Sonuç: Daha da büyük bir aşk üçgeni!

Aşk üçgeni klişesi o kadar yaygın ki, artık bir karakterin iki kişi arasında kaldığını görürsek direkt "Aşk üçgeni mi başlıyor yoksa?" diye soruyoruz. Sanki senaristler de bu durumu bildikleri için bazen bizi şaşırtmak için başka yöntemler deniyorlar ama sonuç yine aynı yere çıkıyor: Aşk! Ama dürüst olmak gerekirse, o aşk üçgeni olmadan da K-Dramalar aynı tadı vermezdi. Belki de bu yüzden senaristler bu klişeden vazgeçemiyorlar. Ne diyelim, aşk karmaşıktır!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı psikologlara göre, K-Dramalardaki aşk üçgenleri, insanların karar verme süreçlerini ve ilişkilerdeki rekabeti yansıtıyor olabilirmiş. Yani aşk, bir seçim mi yoksa bir savaş mı?

Mood Önerisi: Eğer aşk üçgeni temalı bir K-Drama izliyorsanız, yanınıza bolca dondurma ve mendil alın. Çünkü o aşk sahneleri sizi hem mutlu edecek hem de üzecek. Bir de kendi aşk hayatınızı düşünmeye hazırlanın!


5. Talihsiz Çocukluk: Geçmiş Peşlerini Bırakmıyor

K-Dramalarda karakterlerin geçmişi hep karanlık ve travmatik olmak zorunda mı? Sanki mutlu bir çocukluk geçiren karakter yok gibi. Ya yetimhanede büyümüş, ya ailesini kaybetmiş, ya da kötü bir ailede büyümüş. Ama kabul edelim, o talihsiz çocukluk hikayeleri olmadan da K-Dramalar biraz sığ olurdu. Çünkü o talihsiz çocukluk hikayeleri sayesinde karakterlerin neden bu kadar kırılgan, neden bu kadar mesafeli olduklarını anlıyoruz. Ve tabii ki onlara daha çok sempati duyuyoruz. Ama merak ediyorum, o çocukluk sahnelerini çekerken çocuk oyuncular ne hissediyor acaba? Yoksa onlar da rol gereği mi o kadar üzgünler? Bir de o karakterlerin geçmişleriyle yüzleşme çabaları çok etkileyici oluyor. Sanki birer terapi seansındaymış gibi geçmişlerindeki travmaları iyileştirmeye çalışıyorlar. Sonuç: Daha güçlü ve daha mutlu karakterler!

Talihsiz çocukluk klişesi o kadar yaygın ki, artık bir karakterin geçmişinden bahsettiğini duyarsak direkt "Mutlaka kötü bir şey yaşamıştır" diye düşünüyoruz. Sanki senaristler de bu durumu bildikleri için bazen bizi şaşırtmak için başka yöntemler deniyorlar ama sonuç yine aynı yere çıkıyor: Dram! Ama dürüst olmak gerekirse, o talihsiz çocukluk hikayeleri olmadan da K-Dramalar aynı tadı vermezdi. Belki de bu yüzden senaristler bu klişeden vazgeçemiyorlar. Ne diyelim, geçmişi unutmak zor!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı psikologlara göre, K-Dramalardaki talihsiz çocukluk hikayeleri, insanların travmalarla başa çıkma yöntemlerini ve iyileşme süreçlerini yansıtıyor olabilirmiş. Yani geçmiş, geleceği şekillendirebilir mi?

Mood Önerisi: Eğer talihsiz çocukluk temalı bir K-Drama izliyorsanız, yanınıza bolca mendil ve sıcak bir içecek alın. Çünkü o sahneler sizi hem üzecek hem de duygulandıracak. Bir de karakterlere destek olmaya hazırlanın!


6. Hastalıklar: Ölümcül Olmak Zorunda mı?

K-Dramalarda bir karakter hastalanırsa mutlaka ölümcül bir hastalığı olmak zorunda mı? Sanki grip, nezle gibi basit hastalıklar yasakmış gibi. Ya kanser, ya kalp hastalığı, ya da nadir görülen bir genetik hastalık. Ama kabul edelim, o ölümcül hastalık hikayeleri olmadan da K-Dramalar biraz eksik kalırdı. Çünkü o ölümcül hastalıklar sayesinde karakterlerin hayatın değerini daha iyi anladıklarını, sevdiklerine daha çok değer verdiklerini görüyoruz. Ve tabii ki onlara daha çok sempati duyuyoruz. Ama merak ediyorum, o hastalık sahnelerini çekerken oyuncular ne hissediyor acaba? Yoksa onlar da rol gereği mi o kadar solgun görünüyorlar? Bir de o karakterlerin hastalıklarıyla mücadele çabaları çok etkileyici oluyor. Sanki birer savaşçı gibi son ana kadar pes etmiyorlar. Sonuç: Daha güçlü ve daha ilham verici karakterler!

Hastalık klişesi o kadar yaygın ki, artık bir karakterin öksürdüğünü duyarsak direkt "Kesin ölümcül bir hastalığı vardır" diye düşünüyoruz. Sanki senaristler de bu durumu bildikleri için bazen bizi şaşırtmak için başka yöntemler deniyorlar ama sonuç yine aynı yere çıkıyor: Dram! Ama dürüst olmak gerekirse, o ölümcül hastalık hikayeleri olmadan da K-Dramalar aynı tadı vermezdi. Belki de bu yüzden senaristler bu klişeden vazgeçemiyorlar. Ne diyelim, sağlık her şeyin başı!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı tıp uzmanlarına göre, K-Dramalardaki hastalıkların tasviri bazen gerçekçi olmayabiliyor. Yani senaristler dramatik etki yaratmak için tıbbi gerçekleri göz ardı edebiliyorlar.

Mood Önerisi: Eğer hastalık temalı bir K-Drama izliyorsanız, yanınıza bolca mendil ve sıcak bir içecek alın. Çünkü o sahneler sizi hem üzecek hem de duygulandıracak. Bir de karakterlere destek olmaya hazırlanın!


7. Kader Ağları: Tesadüf mü, Yoksa Yazgı mı?

K-Dramalarda karakterler sürekli tesadüfen karşılaşıyorlar. Sanki Seul o kadar büyük bir şehir değilmiş gibi. Ya çocukluk arkadaşı çıkıyorlar, ya aynı okulda okuyorlar, ya da aynı işte çalışıyorlar. Ama kabul edelim, o tesadüfler olmadan da K-Dramalar biraz sıkıcı olurdu. Çünkü o tesadüfler sayesinde karakterler arasındaki bağ güçleniyor, aşklar başlıyor, sırlar ortaya çıkıyor. Ama merak ediyorum, gerçek hayatta da bu kadar çok tesadüf yaşanıyor mu? Yoksa senaristler sadece dramatik etki yaratmak için mi bu kadar çok tesadüf kullanıyorlar? Bir de o karakterlerin tesadüfen karşılaşma anları çok komik oluyor. Sanki birbirlerini uzun zamandır tanıyorlarmış gibi davranıyorlar ama aslında daha yeni tanışıyorlar. Sonuç: Daha da büyük bir tesadüf!

Tesadüf klişesi o kadar yaygın ki, artık bir karakterin bir yerde tanıdık bir yüz gördüğünü duyarsak direkt "Kesin geçmişten bir bağlantısı vardır" diye düşünüyoruz. Sanki senaristler de bu durumu bildikleri için bazen bizi şaşırtmak için başka yöntemler deniyorlar ama sonuç yine aynı yere çıkıyor: Kader! Ama dürüst olmak gerekirse, o tesadüfler olmadan da K-Dramalar aynı tadı vermezdi. Belki de bu yüzden senaristler bu klişeden vazgeçemiyorlar. Ne diyelim, kader ağlarını örüyor!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı felsefecilere göre, K-Dramalardaki tesadüfler, insanların kader ve özgür irade arasındaki ilişkiyi sorgulamalarına neden oluyor olabilirmiş. Yani hayat, bir dizi tesadüften mi ibaret?

Mood Önerisi: Eğer tesadüf temalı bir K-Drama izliyorsanız, yanınıza bolca kahve ve atıştırmalık alın. Çünkü o sahneler sizi hem şaşırtacak hem de heyecanlandıracak. Bir de kendi hayatınızdaki tesadüfleri düşünmeye hazırlanın!


8. Omuzda Ağlama: Neden Hep O Omuz?

K-Dramalarda karakterler üzüldüklerinde hep aynı omuzda ağlıyorlar. Sanki başka omuz yokmuş gibi. Ama kabul edelim, o omuzda ağlama sahneleri olmadan da K-Dramalar biraz eksik kalırdı. Çünkü o omuzda ağlama sahneleri sayesinde karakterler arasındaki duygusal bağ güçleniyor, birbirlerine destek oluyorlar, rahatlıyorlar. Ama merak ediyorum, o omuzları oynayan oyuncular ne hissediyor acaba? Yoksa onlar da rol gereği mi o kadar sabırlılar? Bir de o karakterlerin omuzda ağlama anları çok dokunaklı oluyor. Sanki tüm dertlerini o omuza bırakıyorlarmış gibi. Sonuç: Daha güçlü ve daha mutlu karakterler!

Omuzda ağlama klişesi o kadar yaygın ki, artık bir karakterin üzgün olduğunu görürsek direkt "Kesin bir omuz bulup ağlayacak" diye düşünüyoruz. Sanki senaristler de bu durumu bildikleri için bazen bizi şaşırtmak için başka yöntemler deniyorlar ama sonuç yine aynı yere çıkıyor: Duygu! Ama dürüst olmak gerekirse, o omuzda ağlama sahneleri olmadan da K-Dramalar aynı tadı vermezdi. Belki de bu yüzden senaristler bu klişeden vazgeçemiyorlar. Ne diyelim, bir omuz her şeye değer!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı ilişki uzmanlarına göre, K-Dramalardaki omuzda ağlama sahneleri, insanların duygusal destek arayışını ve yakınlık ihtiyacını yansıtıyor olabilirmiş. Yani bir omuz, her şeyi değiştirebilir mi?

Mood Önerisi: Eğer omuzda ağlama temalı bir K-Drama izliyorsanız, yanınıza bolca mendil ve sıcak bir içecek alın. Çünkü o sahneler sizi hem üzecek hem de duygulandıracak. Bir de sevdiklerinize sarılmaya hazırlanın!


9. Sarhoşluk Halleri: Komik mi, Utanç Verici mi?

K-Dramalarda karakterler sarhoş olduklarında hep komik şeyler yapıyorlar. Sanki sarhoşken normal davranmak yasakmış gibi. Ya saçmalıyorlar, ya kavga çıkarıyorlar, ya da aşklarını itiraf ediyorlar. Ama kabul edelim, o sarhoşluk sahneleri olmadan da K-Dramalar biraz eğlencesiz olurdu. Çünkü o sarhoşluk sahneleri sayesinde karakterlerin gerçek kişiliklerini görüyoruz, içlerindeki duyguları dışa vuruyorlar, rahatlıyorlar. Ama merak ediyorum, o sarhoşluk sahnelerini çekerken oyuncular ne hissediyor acaba? Yoksa onlar da rol gereği mi o kadar kontrolsüzler? Bir de o karakterlerin sarhoşken yaptıkları şeyler yüzünden sonradan utanmaları çok komik oluyor. Sanki hiçbir şey hatırlamıyorlarmış gibi davranıyorlar ama aslında her şeyi hatırlıyorlar. Sonuç: Daha da büyük bir utanç!

Sarhoşluk klişesi o kadar yaygın ki, artık bir karakterin içki içtiğini görürsek direkt "Kesin komik bir şeyler yapacak" diye düşünüyoruz. Sanki senaristler de bu durumu bildikleri için bazen bizi şaşırtmak için başka yöntemler deniyorlar ama sonuç yine aynı yere çıkıyor: Komedi! Ama dürüst olmak gerekirse, o sarhoşluk sahneleri olmadan da K-Dramalar aynı tadı vermezdi. Belki de bu yüzden senaristler bu klişeden vazgeçemiyorlar. Ne diyelim, içkiyle arayı iyi tutmak lazım!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı sosyologlara göre, K-Dramalardaki sarhoşluk sahneleri, Kore toplumundaki alkol kültürünü ve sosyal normları yansıtıyor olabilirmiş. Yani alkol, bir kaçış mı yoksa bir sorun mu?

Mood Önerisi: Eğer sarhoşluk temalı bir K-Drama izliyorsanız, yanınıza bolca mısır patlağı ve gazlı içecek alın. Çünkü o sahneler sizi hem güldürecek hem de eğlendirecek. Bir de kendinizi içki içmekten alıkoymaya hazırlanın!


10. Mutlu Son Zorunluluğu: Herkes Evlenmek Zorunda mı?

K-Dramalar her zaman mutlu sonla bitmek zorunda mı? Sanki ayrılık, boşanma gibi şeyler yasakmış gibi. Ya evleniyorlar, ya çocuk sahibi oluyorlar, ya da sonsuza kadar mutlu yaşıyorlar. Ama kabul edelim, o mutlu sonlar olmadan da K-Dramalar biraz karamsar olurdu. Çünkü o mutlu sonlar sayesinde karakterlerin tüm zorlukların üstesinden geldiklerini, aşkın ve umudun her zaman kazandığını görüyoruz. Ve tabii ki biz de mutlu oluyoruz. Ama merak ediyorum, gerçek hayatta da her şey bu kadar tozpembe mi? Yoksa senaristler sadece bize güzel bir rüya mı yaşatıyorlar? Bir de o karakterlerin mutlu sonlarına ulaşma çabaları çok etkileyici oluyor. Sanki tüm engelleri aşmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Sonuç: Daha da büyük bir mutluluk!

Mutlu son klişesi o kadar yaygın ki, artık bir dizinin son bölümünü izlerken direkt "Kesin mutlu bitecek" diye düşünüyoruz. Sanki senaristler de bu durumu bildikleri için bazen bizi şaşırtmak için başka yöntemler deniyorlar ama sonuç yine aynı yere çıkıyor: Mutluluk! Ama dürüst olmak gerekirse, o mutlu sonlar olmadan da K-Dramalar aynı tadı vermezdi. Belki de bu yüzden senaristler bu klişeden vazgeçemiyorlar. Ne diyelim, mutlu sonlar herkese lazım!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı eleştirmenlere göre, K-Dramalardaki mutlu son zorunluluğu, izleyicilerin beklentilerini karşılamak ve ticari başarıyı garantilemek amacıyla yapılıyor olabilirmiş. Yani mutluluk, bir pazarlama stratejisi mi?

Mood Önerisi: Eğer mutlu sonlu bir K-Drama izliyorsanız, yanınıza bolca konfeti ve şampanya alın. Çünkü o sahneler sizi hem mutlu edecek hem de coşturacak. Bir de kendi hayatınızdaki mutlulukları kutlamaya hazırlanın!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.