K-Drama Klişeleri: Kızın Ayağı Takılınca Neden Hep Erkek Tutar? : Yoksa Kader Ağlarını mı Örüyor?

K-Drama dünyasının en sevilen ve en çok eleştirilen klişeleri! Kızın ayağı takılınca erkeğin tutması, zengin oğlan fakir kız aşkı, hafıza kaybı ve daha fazlası! K-Drama fanları bu listeye bayılacak.

Şubat 21, 2026 - 14:52
Şubat 21, 2026 - 14:52
 0  1
K-Drama Klişeleri: Kızın Ayağı Takılınca Neden Hep Erkek Tutar? : Yoksa Kader Ağlarını mı Örüyor?

1. Kızın Ayağı Takılınca Neden Hep Erkek Tutar? Yer Çekimi Kanunları mı Askıya Alınıyor?

Ya şimdi dürüst olalım, hangi K-Drama izleyicisi bu sahneyi görmedi ki? Kızımız, genellikle sakar ve hayat dolu (ama bir o kadar da tatlı) bir karakter, koşuştururken veya dalgın dalgın yürürken birden ayağı takılıyor. İşte tam o anda, mucizevi bir şekilde, etrafta beliren yakışıklı başrol erkeği onu düşmekten kurtarıyor. Sanki yer çekimi kanunları o an askıya alınıyor, kızımız süzülerek erkeğin kollarına düşüyor. Göz göze gelmeler, yavaş çekimler ve kalbimizin ritmi hızlanıyor! Bu sahne o kadar çok kullanılıyor ki, artık K-Drama izlemenin olmazsa olmazı gibi bir şey oldu. Ama itiraf edelim, her seferinde içten içe eriyoruz. Acaba bu bir tesadüf mü, yoksa kader ağlarını mı örüyor? Bilemiyorum ama bu klişe, K-Drama dünyasının vazgeçilmez bir parçası.

Peki bu sahne neden bu kadar popüler? Bence bunun birkaç sebebi var. Birincisi, romantik bir atmosfer yaratmak için mükemmel bir fırsat. İki karakterin ilk defa yakınlaşması, birbirlerinin gözlerinin içine bakması ve aralarındaki o elektriklenme... İşte bu anlar, dizinin gidişatını tamamen değiştirebiliyor. İkincisi, kız karakterin savunmasız ve yardıma muhtaç olduğu bir anı temsil ediyor. Bu da erkek karakterin kahramanlık duygusunu tetikliyor ve onu koruma içgüdüsüyle hareket etmeye teşvik ediyor. Üçüncüsü ise, tamamen görsel bir şölen! O yavaş çekimler, romantik müzik ve yakışıklı oppamızın karizmatik bakışları... Kim hayır diyebilir ki?

Tabii ki bu klişenin eleştirildiği noktalar da var. Bazı izleyiciler, bu sahnenin kadın karakterleri güçsüz ve bağımlı göstermeye yönelik olduğunu düşünüyor. Ayrıca, gerçek hayatta böyle bir şeyin yaşanma ihtimalinin çok düşük olduğunu ve bu durumun beklentileri yükselttiğini savunuyorlar. Ama ne olursa olsun, K-Drama klişeleri arasında en çok sevilenlerden biri olduğu kesin. Belki de hepimiz, bir gün başımıza böyle romantik bir olayın gelmesini umut ediyoruzdur, kim bilir?

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu sahnenin en komik versiyonları, erkek karakterin de sakar olduğu ve ikisinin birlikte yere kapaklandığı anlar! Tam bir karmaşa ama bir o kadar da eğlenceli.

Mood Önerisi: Red Velvet - "Russian Roulette" (Bu şarkı, o heyecanlı ve tatlı bekleyişi mükemmel anlatıyor.)


2. Zengin Oğlan Fakir Kız Aşkı: Cinderella'nın Modern Versiyonu mu?

K-Drama dünyasının en bilinen ve en çok kullanılan klişelerinden biri de zengin oğlan fakir kız aşkı. Genellikle, yakışıklı, zengin ve bir o kadar da kibirli bir chaebol (büyük holding sahibi) var. Bir de hayatla mücadele eden, dürüst, çalışkan ve kalbi temiz bir kızımız. Bu ikilinin yolları bir şekilde kesişiyor ve olaylar gelişiyor. İlk başta birbirlerinden nefret etseler de, zamanla birbirlerine aşık oluyorlar. Tabii ki bu aşkın önünde birçok engel var: Ailelerin karşı çıkması, zengin kızın kıskançlık krizleri, sosyal sınıf farklılıkları... Ama aşk, her zaman galip geliyor! Bu hikaye, Cinderella masalının modern bir versiyonu gibi, değil mi?

Bu klişe neden bu kadar çok seviliyor? Bence bunun en büyük sebebi, umut vaat etmesi. Hepimiz, hayatımızda bir mucize olmasını ve bizi sıradanlığımızdan kurtaracak birinin gelmesini isteriz. Zengin oğlan fakir kız aşkı, bu umudu besliyor. Ayrıca, bu hikayeler genellikle duygusal ve sürükleyici oluyor. İki karakterin birbirlerine ulaşmak için verdikleri mücadele, izleyicileri derinden etkiliyor. Bir de tabii ki yakışıklı oppamızın karizması ve kızımızın tatlılığı da cabası! Bu ikiliyi izlerken, kendimizi onların yerine koyuyor ve aşkın büyüsüne kapılıyoruz.

Ancak bu klişenin eleştirildiği noktalar da var. Bazı izleyiciler, bu hikayelerin gerçekçi olmadığını ve sosyal sınıf farklılıklarını görmezden geldiğini düşünüyor. Ayrıca, kadın karakterlerin genellikle pasif ve erkeğin kurtarıcılığını bekleyen figürler olarak tasvir edilmesini eleştiriyorlar. Ama ne olursa olsun, zengin oğlan fakir kız aşkı, K-Drama dünyasının en sevilen ve en çok izlenen hikayelerinden biri olmaya devam ediyor. Belki de hepimiz, hayatımızda böyle bir aşkın mümkün olduğuna inanmak istiyoruzdur.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu klişenin en sevdiğim versiyonları, zengin oğlanın aslında fakir gibi davranıp kızın kalbini kazanmaya çalıştığı hikayeler! Tam bir ters köşe.

Mood Önerisi: IU - "Through the Night" (Bu şarkı, o imkansız aşkın hüznünü ve umudunu mükemmel anlatıyor.)


3. Hafıza Kaybı: Unutulmaz Aşklar mı, Yoksa Senaryo Tembelliği mi?

K-Drama dünyasında hafıza kaybı, adeta bir kurtarıcı gibi! Senaristler, hikayeyi çıkmaza soktuklarında veya karakterlerin arasındaki sorunları çözmekte zorlandıklarında, hemen hafıza kaybı kartını oynuyorlar. Genellikle, başrol karakterlerden biri bir kaza geçiriyor ve geçmişini unutuyor. Bu durum, yeni bir başlangıç yapma veya eski hataları telafi etme fırsatı sunuyor. Ama aynı zamanda, aşkın ve ilişkilerin ne kadar kırılgan olduğunu da gösteriyor. Hafıza kaybı, K-Drama dünyasında hem çok sevilen hem de çok eleştirilen bir klişe.

Bu klişe neden bu kadar sık kullanılıyor? Bence bunun en büyük sebebi, dramatik bir etki yaratması. Bir karakterin geçmişini unutması, izleyicilerde büyük bir merak uyandırıyor. Acaba neler olmuştu? Karakter, eski hayatına dönebilecek mi? Aşkı hatırlayacak mı? Bu sorular, izleyicileri ekran başına kilitlemeye yetiyor. Ayrıca, hafıza kaybı, karakterlerin değişim ve gelişim göstermesi için de bir fırsat sunuyor. Geçmişini unutan bir karakter, yeni bir kimlik inşa edebilir, eski hatalarından ders çıkarabilir ve daha iyi bir insan olabilir.

Ancak bu klişenin eleştirildiği noktalar da var. Bazı izleyiciler, hafıza kaybının senaryo yazarlarının tembelliği olduğunu ve hikayeyi kolay yoldan çözmeye çalıştıklarını düşünüyor. Ayrıca, gerçek hayatta hafıza kaybının bu kadar sık yaşanmadığını ve bu durumun beklentileri yükselttiğini savunuyorlar. Ama ne olursa olsun, hafıza kaybı, K-Drama dünyasının vazgeçilmez bir parçası olmaya devam ediyor. Belki de hepimiz, geçmişimizden kurtulup yeni bir başlangıç yapma hayali kuruyoruzdur.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu klişenin en sinir bozucu versiyonları, karakterin sadece kötü anıları unutup iyi anıları hatırlaması! Tam bir seçici hafıza.

Mood Önerisi: BTS - "The Truth Untold" (Bu şarkı, o unutulmuş anıların acısını ve özlemini mükemmel anlatıyor.)


4. Üçgen Aşklar: Kalbimiz Hangi Tarafa Kayacak?

Ah, o meşhur aşk üçgenleri! K-Drama dünyasının olmazsa olmazı. Bir başrol kızımız, iki yakışıklı oppa arasında kalıyor. Birisi her zaman yanında olan, sevecen ve anlayışlı "iyi çocuk". Diğeri ise soğuk, mesafeli ama bir o kadar da çekici "kötü çocuk". Kızımız, kalbinin sesini dinlemekte zorlanıyor. İzleyiciler de aynı şekilde! Hangi tarafı destekleyeceğimize karar vermek, adeta bir savaş sebebi. Takımlar kuruluyor, teoriler üretiliyor ve sosyal medya yıkılıyor. Aşk üçgenleri, K-Drama dünyasının en heyecanlı ve en tartışmalı konularından biri.

Bu klişe neden bu kadar ilgi çekiyor? Bence bunun en büyük sebebi, rekabet duygusunu tetiklemesi. İki yakışıklı oppanın kızın kalbini kazanmak için verdiği mücadele, izleyicileri adeta büyülüyor. Hangi tarafın daha çok şansı var? Kız, kimi seçecek? Bu sorular, izleyicileri ekran başına kilitlemeye yetiyor. Ayrıca, aşk üçgenleri, karakterlerin farklı yönlerini keşfetmeleri için de bir fırsat sunuyor. Kız, iki farklı erkek arasında seçim yaparken, kendi değerlerini ve arzularını daha iyi anlıyor.

Ancak bu klişenin eleştirildiği noktalar da var. Bazı izleyiciler, aşk üçgenlerinin gereksiz yere uzatıldığını ve hikayeyi yavaşlattığını düşünüyor. Ayrıca, kızın sürekli olarak iki erkek arasında gidip gelmesinin sinir bozucu olduğunu savunuyorlar. Ama ne olursa olsun, aşk üçgenleri, K-Drama dünyasının en sevilen ve en çok konuşulan konularından biri olmaya devam ediyor. Belki de hepimiz, hayatımızda böyle bir seçim yapmak zorunda kalmaktan korkuyoruzdur.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu klişenin en acımasız versiyonları, kızın hiçbirini seçmeyip kendi yoluna gitmesi! Kalbimiz kırılıyor ama aynı zamanda gurur duyuyoruz.

Mood Önerisi: Sunmi - "Siren" (Bu şarkı, o karmaşık duyguları ve iç savaşı mükemmel anlatıyor.)


5. İkinci Erkek Sendromu: Neden Kimse Onları Sevmiyor?

K-Drama dünyasının en acıklı figürlerinden biri de "ikinci erkek". Genellikle, başrol kızımıza ilk görüşte aşık olan, sevecen, anlayışlı ve her zaman yanında olan bir karakter. Ama ne yazık ki, kızın kalbi başrol erkeğine ait. İkinci erkek, tüm çabalarına rağmen kızın dikkatini çekmeyi başaramıyor. İzleyiciler, ona acıyor, onu destekliyor ve onun için üzülüyor. Ama sonunda, ikinci erkek hep kaybediyor. Bu duruma, "ikinci erkek sendromu" deniyor ve K-Drama izleyicileri arasında oldukça yaygın bir durum.

Peki neden ikinci erkekler hep kaybediyor? Bence bunun birkaç sebebi var. Birincisi, başrol erkeğinin genellikle daha karizmatik, çekici ve gizemli olması. Kızlar, bu tür erkeklere daha çok ilgi duyuyorlar. İkincisi, senaryonun başrol erkeği ve kızın aşkını desteklemesi. İkinci erkek, ne kadar çabalarsa çabalasın, senaryo ona karşı çalışıyor. Üçüncüsü ise, ikinci erkeğin genellikle çok iyi ve mükemmel olması. Kızlar, bu tür erkekleri "arkadaş" olarak görüyorlar ama onlara aşık olmuyorlar.

Ancak bazı durumlarda, ikinci erkekler başrol erkeğinden daha çok seviliyor. Bu genellikle, ikinci erkeğin daha derinlikli, karmaşık ve ilgi çekici bir karakter olarak yazıldığı durumlarda oluyor. İzleyiciler, ikinci erkeğin acısını hissediyor, onunla empati kuruyor ve onun mutlu olmasını istiyor. Ama ne yazık ki, çoğu zaman ikinci erkeğin kaderi değişmiyor. O, hep kaybeden taraf oluyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu klişenin en üzücü versiyonları, ikinci erkeğin kızın mutluluğu için kendi aşkından vazgeçmesi! Kalbimiz bin parçaya ayrılıyor.

Mood Önerisi: Jonghyun - "Lonely" (Bu şarkı, o yalnızlığı ve çaresizliği mükemmel anlatıyor.)


6. Belle Dizisi: Neden Herkes Zengin ve Güzel?

K-Drama dünyasında, karakterlerin güzelliği ve zenginliği adeta bir standart haline gelmiş durumda. Başrol oyuncularının hepsi, kusursuz bir cilde, mükemmel bir vücuda ve pahalı kıyafetlere sahip. Evler lüks, arabalar son model ve hayatlar adeta bir rüya gibi. Bu durum, izleyicilerde hem hayranlık uyandırıyor hem de gerçeklikten uzaklaşma hissi yaratıyor. K-Drama dünyasının "belle dizisi" olarak adlandırılması, bu durumun bir sonucu.

Peki neden K-Drama karakterleri bu kadar güzel ve zengin? Bence bunun birkaç sebebi var. Birincisi, Kore eğlence sektörünün görsel odaklı olması. Oyuncuların görünümü, yeteneklerinden daha çok önemseniyor. İkincisi, markaların reklam stratejileri. Oyuncular, pahalı ürünleri tanıtmak için kullanılıyor ve bu durum, karakterlerin zenginliğini vurguluyor. Üçüncüsü ise, izleyicilerin beklentileri. İzleyiciler, ekranda güzel ve zengin karakterler görmek istiyor ve bu durum, yapımcıları bu yönde hareket etmeye teşvik ediyor.

Ancak bu durumun eleştirildiği noktalar da var. Bazı izleyiciler, K-Drama karakterlerinin gerçekçi olmadığını ve güzellik standartlarını yükselttiğini düşünüyor. Ayrıca, zenginliğin ve lüksün sürekli olarak vurgulanmasının, tüketim kültürünü teşvik ettiğini savunuyorlar. Ama ne olursa olsun, K-Drama dünyasının "belle dizisi" imajı, değişmeyecek gibi görünüyor. Belki de hepimiz, ekranda kusursuz hayatlar görmeyi seviyoruzdur.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu klişenin en komik versiyonları, fakir karakterlerin bile her zaman makyajlı ve bakımlı olması! Gerçekçilik nerede?

Mood Önerisi: BLACKPINK - "Pretty Savage" (Bu şarkı, o kusursuz görünümün arkasındaki gücü ve özgüveni mükemmel anlatıyor.)


7. Sarhoşluk Sahneleri: Kore Kültürünün Vazgeçilmezi mi, Yoksa Komedi Unsuru mu?

K-Drama dünyasında sarhoşluk sahneleri, adeta bir ritüel gibi! Başrol oyuncularından biri, genellikle aşk acısı veya iş stresi yüzünden sarhoş oluyor. Bu durum, karakterlerin gerçek duygularını açığa vurması ve komik durumlara düşmesi için bir fırsat sunuyor. Sarhoş karakterler, olmadık şeyler söylüyor, tuhaf davranışlar sergiliyor ve etraflarındaki insanları güldürüyor. Sarhoşluk sahneleri, K-Drama dünyasında hem komedi unsuru olarak kullanılıyor hem de karakterlerin iç dünyasını yansıtıyor.

Peki neden K-Drama'larda bu kadar çok sarhoşluk sahnesi var? Bence bunun birkaç sebebi var. Birincisi, Kore kültüründe alkolün önemli bir yere sahip olması. İş yemekleri, arkadaş buluşmaları ve özel günlerde alkol tüketimi oldukça yaygın. İkincisi, sarhoşluğun karakterlerin duygusal bariyerlerini yıkması. Sarhoş karakterler, normalde söyleyemeyecekleri şeyleri söylüyor ve normalde yapamayacakları şeyleri yapıyorlar. Üçüncüsü ise, komedi potansiyeli. Sarhoş karakterlerin komik halleri, izleyicileri güldürmeye yetiyor.

Ancak bu durumun eleştirildiği noktalar da var. Bazı izleyiciler, sarhoşluğun romantikleştirildiğini ve alkol tüketiminin teşvik edildiğini düşünüyor. Ayrıca, sarhoş karakterlerin davranışlarının bazen kabul edilemez olduğunu ve bu durumun normalleştirildiğini savunuyorlar. Ama ne olursa olsun, sarhoşluk sahneleri, K-Drama dünyasının vazgeçilmez bir parçası olmaya devam ediyor. Belki de hepimiz, sarhoşken daha dürüst ve cesur olduğumuza inanıyoruzdur.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu klişenin en eğlenceli versiyonları, sarhoş karakterlerin karaoke yapması ve dans etmesi! Tam bir şenlik havası.

Mood Önerisi: PSY - "Gangnam Style" (Bu şarkı, o sarhoşken coşma ve eğlenme hissini mükemmel anlatıyor.)


8. Omuzda Uyuma: Romantizmin En Tatlı Hali mi?

K-Drama dünyasının en romantik ve en masum klişelerinden biri de omuzda uyuma. Genellikle, yorgun veya üzgün olan başrol karakterimiz, diğer karakterin omzunda uyuyakalıyor. Bu durum, iki karakter arasındaki yakınlaşma ve güven duygusunu temsil ediyor. Omuzda uyuma, sessiz bir iletişim, karşılıklı destek ve şefkat anlamına geliyor. K-Drama izleyicileri, bu sahnelere bayılıyor ve içten içe eriyor.

Peki neden omuzda uyuma sahneleri bu kadar seviliyor? Bence bunun en büyük sebebi, romantik bir atmosfer yaratması. İki karakterin birbirine yakın olması, birbirlerinin sıcaklığını hissetmesi ve birbirlerine güvenmesi, izleyicilerde büyük bir etki yaratıyor. Ayrıca, omuzda uyuma, karakterlerin savunmasız ve kırılgan olduğu bir anı temsil ediyor. Bu da diğer karakterin koruma içgüdüsünü tetikliyor ve onu daha şefkatli davranmaya teşvik ediyor.

Ancak bu klişenin eleştirildiği noktalar da var. Bazı izleyiciler, omuzda uyuma sahnelerinin gerçekçi olmadığını ve uzun süre o pozisyonda uyumanın rahatsız edici olduğunu düşünüyor. Ayrıca, bu sahnelerin bazen gereksiz yere uzatıldığını ve hikayeyi yavaşlattığını savunuyorlar. Ama ne olursa olsun, omuzda uyuma, K-Drama dünyasının en sevilen ve en çok kullanılan klişelerinden biri olmaya devam ediyor. Belki de hepimiz, hayatımızda böyle bir güven ve yakınlık hissetmek istiyoruzdur.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu klişenin en tatlı versiyonları, karakterin uyandığında diğer karakterin ona baktığını görmesi! Tam bir kalp krizi sebebi.

Mood Önerisi: Crush - "Beautiful" (Bu şarkı, o huzurlu ve güvenli hissi mükemmel anlatıyor.)


9. Ortak Geçmiş: Kader Ağlarını mı Örüyorlar?

K-Drama dünyasında, başrol oyuncularının ortak bir geçmişe sahip olması, oldukça sık karşılaşılan bir durum. Genellikle, karakterler çocukluklarında bir olay yaşamışlar ve yolları ayrılmış. Yıllar sonra, tesadüfen tekrar karşılaşıyorlar ve birbirlerine aşık oluyorlar. Bu durum, kaderin bir cilvesi olarak yorumlanıyor ve izleyicilerde büyük bir heyecan uyandırıyor. Ortak geçmiş, karakterlerin arasındaki bağları güçlendiriyor ve aşklarını daha anlamlı hale getiriyor.

Peki neden ortak geçmişe sahip karakterler bu kadar ilgi çekiyor? Bence bunun en büyük sebebi, kader inancını beslemesi. Hepimiz, hayatımızda tesadüflerin önemli bir rol oynadığına inanmak istiyoruz. Ortak geçmişe sahip karakterler, kaderin onları bir araya getirdiğine dair bir kanıt sunuyor. Ayrıca, bu durum, karakterlerin birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlıyor. Ortak bir geçmişe sahip olmak, aynı deneyimleri paylaşmak ve aynı acıları çekmek, karakterler arasındaki empatiyi artırıyor.

Ancak bu klişenin eleştirildiği noktalar da var. Bazı izleyiciler, ortak geçmişin senaryo yazarlarının kolaycılığı olduğunu ve hikayeyi daha ilginç hale getirmek için kullanıldığını düşünüyor. Ayrıca, gerçek hayatta böyle bir şeyin yaşanma ihtimalinin çok düşük olduğunu ve bu durumun beklentileri yükselttiğini savunuyorlar. Ama ne olursa olsun, ortak geçmiş, K-Drama dünyasının en sevilen ve en çok kullanılan klişelerinden biri olmaya devam ediyor. Belki de hepimiz, hayatımızda böyle anlamlı tesadüfler yaşamak istiyoruzdur.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu klişenin en şaşırtıcı versiyonları, karakterlerin aslında kardeş olduklarını öğrenmeleri! Tam bir dram.

Mood Önerisi: Ailee - "I Will Go to You Like the First Snow" (Bu şarkı, o kaderin cilvesini ve aşkın gücünü mükemmel anlatıyor.)


10. Mutlu Son: Her Şey Güzel Bitecek mi?

K-Drama dünyasında mutlu son, adeta bir zorunluluk gibi! İzleyiciler, dizinin sonunda karakterlerin mutlu olmasını ve tüm sorunların çözülmesini bekliyor. Aşklar evlilikle taçlanıyor, düşmanlar barışıyor ve hayatlar düzene giriyor. Mutlu son, izleyicilere umut veriyor ve onlara her şeyin güzel biteceğine dair bir inanç aşılıyor. K-Drama dünyasının "mutlu son" takıntısı, bazen eleştirilse de, izleyicilerin beklentilerini karşılamaya devam ediyor.

Peki neden K-Drama'larda mutlu son bu kadar önemli? Bence bunun en büyük sebebi, izleyicilerin rahatlamasını sağlaması. Dizi boyunca karakterlerin yaşadığı zorluklar, izleyicileri de etkiliyor. Mutlu son, bu zorlukların sona erdiğini ve karakterlerin hak ettikleri mutluluğa kavuştuklarını gösteriyor. Ayrıca, mutlu son, izleyicilere umut veriyor ve onlara kendi hayatlarında da her şeyin güzel bitebileceğine dair bir inanç aşılıyor.

Ancak bazı durumlarda, mutlu sonlar tatmin edici olmayabiliyor. Bu genellikle, senaryonun aceleye getirilmesi veya karakterlerin gelişiminin tamamlanmaması durumunda yaşanıyor. İzleyiciler, mutlu sonun gerçekçi olmadığını ve karakterlerin hak ettikleri mutluluğa ulaşmadıklarını düşünüyorlar. Ama ne olursa olsun, mutlu son, K-Drama dünyasının en önemli unsurlarından biri olmaya devam ediyor. Belki de hepimiz, hayatımızın sonunda mutlu olmak istiyoruzdur.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu klişenin en beklenmedik versiyonları, karakterlerin aslında paralel evrende mutlu olmaları! Tam bir zihin karmaşası.

Mood Önerisi: TWICE - "What is Love?" (Bu şarkı, o aşkın mutluluğunu ve umudunu mükemmel anlatıyor.)


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.