Geçmişe Yolculuk ve Zaman Kayması İçeren Kore Dizileri: Paralel Evrenlere Kafa Atıyoruz!
Geçmişe yolculuk temalı Kore dizileri mi arıyorsun? En iyi zaman kayması içeren K-Dramalar, paralel evrenler, favori idollerin oynadığı diziler ve dizi önerileri burada!
1. Queen In Hyun's Man: Tarihi Aşkın Modern Yansıması
Ya şimdi bu dizi varya, tam bir klasik! "Queen In Hyun's Man" (İnHyun Kraliçesi'nin Adamı) benim için zaman yolculuğu konulu K-Dramaların atası falan. Hikaye şöyle: Joseon döneminde yaşayan alim Kim Bung Do, bir tılsım sayesinde 2012 yılına ışınlanıyor. Orada da Choi Hee Jin adında, kraliçe In Hyun'u canlandıran bir oyuncuyla tanışıyor. Romantizm desen var, aksiyon desen var, entrika desen gani. Ama en önemlisi, adamın Joseon'dan getirdiği o tarihi hava, modern Seul'le müthiş bir kontrast oluşturuyor. Düşünsene, bir yanda cep telefonuyla selfie çeken kızlar, diğer yanda elinde kılıcıyla dolaşan bir alim! İzlerken hem gülmekten kırıldım, hem de "Acaba gerçek hayatta da böyle bir şey mümkün mü?" diye düşünmeden edemedim. Dizinin başrol oyuncuları Ji Hyun Woo ve Yoo In Na'nın gerçek hayatta da sevgili olması, diziye ayrı bir tat katmıştı. Hatta Ji Hyun Woo'nun askerden döndükten sonra Yoo In Na'ya yaptığı o canlı yayın itirafı hala aklımda. Ah, o zamanlar ne ship'ler dönmüştü be!
Dizideki o tılsım meselesi de çok iyi işlenmişti. Kim Bung Do'nun her tehlikeden kurtulmak için tılsımı kullanması, olayları daha da heyecanlı hale getiriyordu. Ama asıl mesele, bu tılsımın gücünün sınırlı olmasıydı. Yani adam her istediğinde zamanda yolculuk yapamıyordu. Bu da dizinin gerilimini artırıyordu. Bir de unutmadan, Choi Hee Jin'in o şapşal halleri, Kim Bung Do'nun ciddi tavırlarıyla tam bir zıtlık oluşturuyordu. Ama işte zıtlıklar birbirini çeker derler ya, aynen öyle oldu. İkisi de birbirine sırılsıklam aşık oldu. Dizinin sonu da tam bir ters köşe olmuştu. Kim Bung Do'nun Joseon'a dönmesiyle her şeyin sil baştan başlaması, beni bayağı üzmüştü. Ama sonra bir mucize oldu ve mutlu sonla bitti.
"Queen In Hyun's Man" bence sadece bir zaman yolculuğu dizisi değil, aynı zamanda aşkın zamana meydan okuyabileceğini gösteren bir yapım. Eğer hala izlemediyseniz, bence hemen başlayın. Pişman olmayacaksınız! Hem belki siz de kendinizi bir anda Joseon döneminde bulursunuz, kim bilir?
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizideki o tılsım varya, keşke bende de olsa! İlk işim BTS konserine ışınlanmak olurdu. Ya da belki de direkt biasımın yanına... Şaka şaka, o kadar da değil. Ama bir düşününce, fena fikir değilmiş aslında.
Mood Önerisi: Bu diziyi izlerken yanınızda bolca atıştırmalık bulundurun. Çünkü bölümler o kadar akıcı ki, ne ara bittiğini anlamayacaksınız bile! Bir de mendil bulundurmayı unutmayın, bazı sahnelerde gözleriniz dolabilir.
2. Rooftop Prince: Damdan Düşen Veliaht
"Rooftop Prince" (Çatı Katı Prensi) varya, tam bir efsane! Bu diziyi izlemeyen K-Drama fanı var mıdır, bilemiyorum. Ama varsa, hemen izlemeli! Hikaye şöyle: Joseon döneminde veliaht prens olan Lee Gak, çok sevdiği eşini kaybediyor. Karısının ölümünün ardındaki sır perdesini aralamak isterken, bir anda 2012 yılına ışınlanıyor. Yanında da sadık adamları var tabii. Ama sorun şu ki, modern Seul'e adapte olmakta zorlanıyorlar. Düşünsene, bir yanda akıllı telefonlar, internet, modern kıyafetler, diğer yanda kılıç kuşanmış, geleneksel kıyafetler giyen bir veliaht prens ve adamları! Tam bir komedi şöleni! Ama dizinin sadece komedi olduğunu düşünmeyin. İçinde dram da var, romantizm de var, entrika da var. Yani tam bir K-Drama klasiği!
Lee Gak'ın 2012 yılında tanıştığı Park Ha karakteri de çok tatlıydı. Park Ha, hem çalışkan, hem de çok iyi kalpli bir kızdı. Lee Gak ve adamlarına kol kanat geriyor, onlara modern dünyaya adapte olmaları için yardım ediyordu. Tabii bu süreçte ikisi arasında bir aşk filizleniyor. Ama bu aşkın önünde büyük engeller var. Çünkü Lee Gak, aslında Joseon döneminden gelmiş bir prens. Park Ha ise modern bir kız. İkisinin bir araya gelmesi imkansız gibi görünüyor. Ama aşk, imkansızı başarmak için vardır derler ya, aynen öyle oluyor. Dizinin sonu da tam bir ters köşe olmuştu. Lee Gak'ın Joseon'a geri dönmesi, beni çok üzmüştü. Ama sonra bir mucize oldu ve mutlu sonla bitti.
"Rooftop Prince" bence sadece bir zaman yolculuğu dizisi değil, aynı zamanda aşkın ve kaderin gücünü gösteren bir yapım. Eğer hala izlemediyseniz, bence hemen başlayın. Pişman olmayacaksınız! Hem belki siz de çatı katınızda bir veliaht prensle karşılaşırsınız, kim bilir? Yoochun'un oyunculuğu da efsaneydi bu arada. O ağlama sahnelerinde benim de içim parçalanmıştı resmen.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizideki o veliaht prensin adamları varya, tam bir komedi unsuru! Özellikle o uzun saçlı olanın halleri beni gülmekten öldürüyordu. Keşke benim de öyle sadık adamlarım olsa!
Mood Önerisi: Bu diziyi izlerken yanınızda bolca ramen bulundurun. Çünkü dizide sürekli ramen yiyorlar ve canınız çekecek. Bir de rahat bir koltukta oturun, çünkü bölümler o kadar akıcı ki, yerinizden kalkmak istemeyeceksiniz.
3. Faith (The Great Doctor): İdolün Gücü Adına!
"Faith" (İnanç) dizisi, Lee Min Ho oppamızın tarihi dizi denemesi olarak tarihe geçti. Şimdi, itiraf ediyorum, ilk duyduğumda biraz şüpheyle yaklaşmıştım. Lee Min Ho'yu hep modern rollerde görmeye alışmıştık. Ama ne yalan söyleyeyim, adam yine yapmış yapacağını! Hikaye şöyle: Goryeo döneminde yaşayan bir savaşçı olan Choi Young, yaralı kraliçeyi iyileştirmek için 2012 yılına gidiyor ve Yoo Eun Soo adında bir doktoru kaçırıyor. Yoo Eun Soo da mecburen Goryeo dönemine gidiyor ve orada türlü maceralar yaşıyor.
Dizinin en sevdiğim yanı, Choi Young'un o karizmatik duruşuydu. Adam resmen savaşçı olmak için doğmuş! Ama Yoo Eun Soo ile arasındaki o tatlı atışmalar da çok hoşuma gitmişti. Yoo Eun Soo, modern bir doktor olarak Goryeo dönemine adapte olmakta zorlanıyor ama bir yandan da Choi Young'a aşık oluyor. Tabii bu aşkın önünde büyük engeller var. Çünkü Choi Young, krala ve kraliçeye sadık bir savaşçı. Yoo Eun Soo ise bambaşka bir dünyadan gelmiş bir kız. İkisinin bir araya gelmesi imkansız gibi görünüyor. Ama aşk, imkansızı başarmak için vardır derler ya, aynen öyle oluyor.
"Faith" bence sadece bir zaman yolculuğu dizisi değil, aynı zamanda inancın ve aşkın gücünü gösteren bir yapım. Eğer hala izlemediyseniz, bence hemen başlayın. Pişman olmayacaksınız! Lee Min Ho'nun o kılıç sallama sahneleri varya, hala aklımda. Adam resmen dövüş sanatlarında ustalaşmış! Bir de dizinin OST'leri çok güzeldi. Özellikle o epik müzikler, sahneleri daha da etkileyici hale getiriyordu.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Lee Min Ho oppamızın o uzun saçları varya, beni benden alıyordu! Keşke o saç stilini günlük hayatta da kullansa! Ama neyse, her haliyle yakışıklı zaten.
Mood Önerisi: Bu diziyi izlerken yanınızda bolca su bulundurun. Çünkü susayacaksınız. Bir de rahat bir pozisyonda oturun, çünkü bölümler o kadar uzun ki, yorulabilirsiniz.
4. Signal: Telsizle Gelen Geçmiş
"Signal" dizisi, zaman yolculuğu temasını farklı bir boyuta taşıyor. Bu dizide geçmişe gidip gelme yok. Onun yerine, geçmişteki bir dedektifle telsiz aracılığıyla iletişim kuruluyor. Hikaye şöyle: Günümüzdeki bir profilci olan Park Hae Young, gizemli bir telsiz buluyor. Bu telsiz aracılığıyla 15 yıl önceki bir dedektif olan Lee Jae Han ile iletişim kuruyor. İkisi birlikte çözülmemiş davaları çözmeye çalışıyor. Ama geçmişi değiştirmek, geleceği de etkiliyor. Yani her hareketleri, zincirleme bir reaksiyona neden oluyor.
Dizinin en sevdiğim yanı, o gerilim dolu atmosferiydi. Her bölüm, adeta bir film gibiydi. Olaylar o kadar karmaşık ve sürprizlerle dolu ki, bir sonraki adımda ne olacağını kestirmek mümkün değil. Bir de dizideki karakterlerin derinliği çok iyi işlenmişti. Park Hae Young'un o travmatik geçmişi, Lee Jae Han'ın o idealist duruşu, Cha Soo Hyun'un o azimli tavırları... Hepsi de ayrı ayrı çok etkileyiciydi. Dizinin senaryosu da çok zekice yazılmıştı. Geçmiş ve gelecek arasındaki bağlantılar, olayların örgüsü, karakterlerin motivasyonları... Her şey kusursuz bir şekilde bir araya getirilmişti.
"Signal" bence sadece bir polisiye dizisi değil, aynı zamanda adaletin ve umudun önemini vurgulayan bir yapım. Eğer hala izlemediyseniz, bence hemen başlayın. Pişman olmayacaksınız! Dizinin sonu da tam bir açık kapı bırakmıştı. Acaba ikinci sezon gelecek mi? Merakla bekliyoruz!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizideki o telsiz varya, keşke bende de olsa! İlk işim biasımla iletişim kurmak olurdu. Ona hayranı olduğumu söyler, belki de bir düet yapma fırsatı yakalardım. Şaka şaka, o kadar da değil. Ama bir düşününce, fena fikir değilmiş aslında.
Mood Önerisi: Bu diziyi izlerken yanınızda bolca kahve bulundurun. Çünkü uykusuz kalacaksınız. Bir de not defteri ve kalem bulundurun, çünkü olayları takip etmekte zorlanabilirsiniz.
5. Tomorrow With You: Aşkın Zaman Döngüsü
"Tomorrow With You" dizisi, zaman yolculuğu temasını romantizmle harmanlayan bir yapım. Hikaye şöyle: Yoo So Joon adında bir adam, geleceği görebilme yeteneğine sahip. Gelecekte kendisinin mutsuz bir hayat yaşayacağını öğrenince, Song Ma Rin adında bir kadınla evleniyor. Amacı, geleceğini değiştirmek. Ama evlilikleri, beklediği gibi gitmiyor. Zamanla birbirlerine aşık oluyorlar ama kader, onların peşini bırakmıyor.
Dizinin en sevdiğim yanı, Yoo So Joon ve Song Ma Rin arasındaki o karmaşık ilişkiydi. İkisi de birbirini seviyor ama bir yandan da gelecek kaygısı yaşıyorlar. Yoo So Joon, geleceği değiştirmek için çabalarken, Song Ma Rin de ona destek olmaya çalışıyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, kader onları bir araya getirmeye çalışıyor. Dizinin senaryosu da çok iyi yazılmıştı. Zaman döngüsü, karakterlerin motivasyonları, olayların örgüsü... Her şey kusursuz bir şekilde bir araya getirilmişti.
"Tomorrow With You" bence sadece bir romantik dizi değil, aynı zamanda kaderin ve aşkın gücünü sorgulayan bir yapım. Eğer hala izlemediyseniz, bence hemen başlayın. Pişman olmayacaksınız! Dizinin sonu da tam bir ters köşe olmuştu. Yoo So Joon'un geleceği değiştirmek için yaptığı fedakarlık, beni çok etkilemişti.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizideki o zaman yolculuğu yeteneği varya, keşke bende de olsa! İlk işim biasımın gelecekteki halini görmek olurdu. Acaba evlenmiş mi, çocuğu var mı? Merak ediyorum! Şaka şaka, o kadar da değil. Ama bir düşününce, fena fikir değilmiş aslında.
Mood Önerisi: Bu diziyi izlerken yanınızda bolca çikolata bulundurun. Çünkü duygusal anlar yaşayacaksınız. Bir de sevdiklerinizle birlikte izleyin, çünkü aşkın önemini hatırlayacaksınız.
6. Live Up To Your Name: Tıp Tarihine Zaman Yolculuğu
"Live Up To Your Name" (Adına Yakışır Yaşa) dizisi, tıbbi drama ve zaman yolculuğu temasını bir araya getiren ilginç bir yapım. Hikaye şöyle: Joseon döneminde yaşayan bir akupunktur uzmanı olan Heo Im, bir kaza sonucu 2017 yılına ışınlanıyor. Orada da Choi Yeon Kyung adında bir modern tıp doktoruyla tanışıyor. İkisi birlikte çalışarak hastalara şifa dağıtmaya çalışıyor. Ama farklı tıp anlayışları, aralarında çatışmalara neden oluyor.
Dizinin en sevdiğim yanı, Heo Im'in o geleneksel tıp bilgisiyle modern tıbba meydan okumasıydı. Adam, akupunkturla mucizeler yaratıyor ama modern tıp doktorları ona inanmıyor. Choi Yeon Kyung da başta ona şüpheyle yaklaşıyor ama zamanla onun yeteneklerine hayran kalıyor. İkisi birlikte çalışarak birçok hastayı iyileştiriyor. Ama bu süreçte birbirlerine aşık oluyorlar. Tabii bu aşkın önünde büyük engeller var. Çünkü Heo Im, Joseon döneminden gelmiş bir adam. Choi Yeon Kyung ise modern bir doktor. İkisinin bir araya gelmesi imkansız gibi görünüyor. Ama aşk, imkansızı başarmak için vardır derler ya, aynen öyle oluyor.
"Live Up To Your Name" bence sadece bir tıbbi drama değil, aynı zamanda geleneksel ve modern tıbbın uyumunu vurgulayan bir yapım. Eğer hala izlemediyseniz, bence hemen başlayın. Pişman olmayacaksınız! Dizideki o akupunktur sahneleri varya, beni çok etkilemişti. Acaba ben de akupunktur yaptırsam mı?
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizideki o Joseon dönemi kıyafetleri varya, çok havalıydı! Keşke ben de öyle giyinebilsem! Ama neyse, modern kıyafetlerle de idare edeceğiz artık.
Mood Önerisi: Bu diziyi izlerken yanınızda bolca bitki çayı bulundurun. Çünkü rahatlayacaksınız. Bir de tıp kitaplarına göz atın, çünkü yeni şeyler öğreneceksiniz.
7. Splash Splash LOVE: Yağmurla Gelen Aşk
"Splash Splash LOVE" (Şıp Şıp Aşk) dizisi, kısa ama etkileyici bir zaman yolculuğu hikayesi. Hikaye şöyle: Lise öğrencisi olan Dan Bi, matematik sınavından kaçmak için bir su birikintisine atlıyor ve Joseon dönemine ışınlanıyor. Orada da Kral Lee Do ile tanışıyor. Dan Bi, matematik bilgisi sayesinde krala yardım ediyor ve ikisi arasında bir aşk başlıyor.
Dizinin en sevdiğim yanı, Dan Bi'nin o şapşal halleriydi. Kız, modern bir lise öğrencisi olarak Joseon dönemine adapte olmakta zorlanıyor ama bir yandan da krala yardım etmeye çalışıyor. Kral Lee Do da başta ona şüpheyle yaklaşıyor ama zamanla onun zekasına hayran kalıyor. İkisi birlikte ülkeyi yönetmeye çalışıyor. Ama bu süreçte birbirlerine aşık oluyorlar. Tabii bu aşkın önünde büyük engeller var. Çünkü Dan Bi, modern bir kız. Kral Lee Do ise Joseon döneminin kralı. İkisinin bir araya gelmesi imkansız gibi görünüyor. Ama aşk, imkansızı başarmak için vardır derler ya, aynen öyle oluyor.
"Splash Splash LOVE" bence sadece bir romantik dizi değil, aynı zamanda eğitimin ve aşkın gücünü vurgulayan bir yapım. Eğer hala izlemediyseniz, bence hemen başlayın. Pişman olmayacaksınız! Dizinin sonu da tam bir tatlı sürpriz olmuştu. Dan Bi'nin modern dünyaya geri dönmesiyle her şeyin sil baştan başlaması, beni üzmüştü ama sonra bir mucize oldu ve mutlu sonla bitti.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizideki o Joseon dönemi kıyafetleri varya, çok sevimliydi! Keşke ben de öyle giyinebilsem! Ama neyse, modern kıyafetlerle de idare edeceğiz artık.
Mood Önerisi: Bu diziyi izlerken yanınızda bolca şeker bulundurun. Çünkü tatlı anlar yaşayacaksınız. Bir de sevdiklerinizle birlikte izleyin, çünkü aşkın önemini hatırlayacaksınız.
8. Tunnel: Geçmişten Gelen Cinayetler
"Tunnel" (Tünel) dizisi, zaman yolculuğu ve polisiye temasını bir araya getiren gerilim dolu bir yapım. Hikaye şöyle: 1986 yılında bir seri katili yakalamaya çalışan dedektif Park Gwang Ho, bir tünelde kayboluyor ve 2017 yılına ışınlanıyor. 2017 yılında da aynı seri katil vakasıyla karşılaşıyor. Park Gwang Ho, geçmişe dönmek ve katili yakalamak için mücadele ediyor.
Dizinin en sevdiğim yanı, Park Gwang Ho'nun o eski usul dedektiflik anlayışıyla modern suçlarla mücadele etmesiydi. Adam, teknolojiden anlamıyor ama içgüdüleriyle katilleri yakalamayı başarıyor. 2017 yılındaki dedektifler de başta ona şüpheyle yaklaşıyor ama zamanla onun yeteneklerine hayran kalıyor. Birlikte çalışarak katili yakalamaya çalışıyorlar. Ama bu süreçte Park Gwang Ho'nun geçmişiyle ilgili sırlar ortaya çıkıyor.
"Tunnel" bence sadece bir polisiye dizisi değil, aynı zamanda geçmişin ve geleceğin birbirini nasıl etkilediğini gösteren bir yapım. Eğer hala izlemediyseniz, bence hemen başlayın. Pişman olmayacaksınız! Dizideki o gerilim dolu sahneler varya, beni çok etkilemişti. Acaba ben de bir tünele girsem, zamanda yolculuk yapabilir miyim?
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizideki o 80'ler modası varya, çok komikti! Keşke ben de öyle giyinebilsem! Ama neyse, modern kıyafetlerle de idare edeceğiz artık.
Mood Önerisi: Bu diziyi izlerken yanınızda bolca patlamış mısır bulundurun. Çünkü gerilim dolu anlar yaşayacaksınız. Bir de ışıkları kapatın, çünkü atmosferi daha iyi hissedeceksiniz.
9. Go Back Couple: Pişmanlıkların Zaman Yolculuğu
"Go Back Couple" (Geri Dön Çift) dizisi, evliliklerindeki sorunlardan dolayı pişmanlık duyan bir çiftin zaman yolculuğu hikayesini anlatıyor. Hikaye şöyle: Choi Ban Do ve Ma Jin Joo, birbirlerine aşık olarak evleniyorlar ama zamanla evlilikleri sorunlarla doluyor. Bir gün, zamanda geri gidiyorlar ve üniversite yıllarına dönüyorlar. İkisi de geçmişte farklı seçimler yapma fırsatı buluyor.
Dizinin en sevdiğim yanı, Choi Ban Do ve Ma Jin Joo arasındaki o karmaşık ilişkiydi. İkisi de birbirini seviyor ama bir yandan da geçmişteki hatalarını düzeltmek istiyorlar. Geçmişte farklı seçimler yaparak, evliliklerini kurtarmaya çalışıyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, kader onları bir araya getirmeye çalışıyor. Dizinin senaryosu da çok iyi yazılmıştı. Zaman yolculuğu, karakterlerin motivasyonları, olayların örgüsü... Her şey kusursuz bir şekilde bir araya getirilmişti.
"Go Back Couple" bence sadece bir romantik dizi değil, aynı zamanda evliliğin ve aşkın önemini vurgulayan bir yapım. Eğer hala izlemediyseniz, bence hemen başlayın. Pişman olmayacaksınız! Dizinin sonu da tam bir duygusal patlama olmuştu. Choi Ban Do ve Ma Jin Joo'nun birbirlerine yeniden aşık olması, beni çok etkilemişti.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizideki o üniversite yılları varya, çok eğlenceliydi! Keşke ben de üniversiteye geri dönebilsem! Ama neyse, şimdiki halimle de mutluyum.
Mood Önerisi: Bu diziyi izlerken yanınızda bolca dondurma bulundurun. Çünkü duygusal anlar yaşayacaksınız. Bir de sevdiklerinizle birlikte izleyin, çünkü evliliğin önemini hatırlayacaksınız.
10. Familiar Wife: Değişen Hayatlar, Aynı Aşk
"Familiar Wife" (Tanıdık Eş) dizisi, evlilik hayatından memnun olmayan bir adamın zaman yolculuğu yaparak hayatını değiştirme hikayesini anlatıyor. Hikaye şöyle: Cha Joo Hyuk, evliliğinden dolayı mutsuz olan bir bankacıdır. Bir gün, zamanda geri gidiyor ve ilk aşkıyla evleniyor. Ama yeni hayatında da sorunlar yaşamaya başlıyor. Cha Joo Hyuk, gerçek mutluluğun ne olduğunu anlamaya çalışıyor.
Dizinin en sevdiğim yanı, Cha Joo Hyuk'un o pişmanlık dolu halleriydi. Adam, geçmişte farklı seçimler yaparak hayatını değiştirmek istiyor ama yeni hayatında da mutlu olamıyor. Zamanla, gerçek mutluluğun evlilikte değil, kendi içinde olduğunu anlıyor. Dizinin senaryosu da çok iyi yazılmıştı. Zaman yolculuğu, karakterlerin motivasyonları, olayların örgüsü... Her şey kusursuz bir şekilde bir araya getirilmişti.
"Familiar Wife" bence sadece bir fantastik dizi değil, aynı zamanda evliliğin ve mutluluğun ne anlama geldiğini sorgulayan bir yapım. Eğer hala izlemediyseniz, bence hemen başlayın. Pişman olmayacaksınız! Dizinin sonu da tam bir ders niteliğindeydi. Cha Joo Hyuk'un gerçek aşkı bulması, beni çok etkilemişti.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizideki o bankacılık sahneleri varya, çok sıkıcıydı! Keşke ben de bankacı olmasaydım! Ama neyse, her mesleğin zorlukları var.
Mood Önerisi: Bu diziyi izlerken yanınızda bolca meyve bulundurun. Çünkü sağlıklı beslenmeye özen göstereceksiniz. Bir de kendinize zaman ayırın, çünkü mutluluğun ne anlama geldiğini düşüneceksiniz.
Tepkiniz Nedir?