En Korkunç Junji Ito Animeleri ve Mangaları! (Uykularınız Kaçacak)

Junji Ito'nun en dehşet verici anime ve mangaları! Korku sever K-Drama ve K-Pop fanları buraya! Kabuslar görmeye hazır olun.

Şubat 23, 2026 - 14:48
Şubat 23, 2026 - 14:48
 0  1
En Korkunç Junji Ito Animeleri ve Mangaları! (Uykularınız Kaçacak)

1. Uzumaki: Kasaba Sarmalı

Ya şimdi Uzumaki'yi anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum ki! Bildiğin spiral manyaklığı! Sadece bir kasaba düşünün, tamam mı? Bu kasabada yaşayan herkes, her şey spiral şekillerine takıntılı hale geliyor. Saçlardan tut, hortumlara, hatta insanların bedenleri bile spiral şeklinde bükülmeye başlıyor. Tam bir delilik! Anlatılmaz yaşanır dedikleri cinsten. Mangası zaten efsane, anime uyarlaması da fena değil ama mangadaki o detayları yakalaması imkansız gibi. Özellikle Kirie Goshima karakterinin çaresizliği ve Shuuichi Saito'nun sürekli bir şeylerin ters gittiğini anlaması ama engel olamaması... Ah, kalbim acıyor! Junji Ito'nun kafasının içini çok merak ediyorum. Bu kadar karanlık ve twisted fikirler nasıl çıkıyor aklından? Neyse, Uzumaki'ye geri dönersek, kesinlikle okuyun veya izleyin. Ama yalnız izlemeyin, gece de izlemeyin. Sonra kabus görmeyin demedi demeyin.

Bu arada, animenin müzikleri de çok ürkütücü. Özellikle o spiral sesleri... Tüylerim diken diken oluyor sadece düşününce bile. Bir de Uzumaki'nin live-action filmi vardı, onu da izlemiştim zamanında. Ama açıkçası manga ve animenin yanına bile yaklaşamaz. Çünkü görsel efektler o kadar iyi değil ve atmosferi tam olarak yansıtamamışlar. Ama yine de Junji Ito'nun dünyasına girmek için bir alternatif olabilir. Yani, eğer mideniz kaldırırsa tabii. Çünkü bazı sahneler gerçekten çok mide bulandırıcı. Özellikle o insan vücutlarının spiral şeklinde büküldüğü sahneler... Offf, düşman başına!

Son olarak, Uzumaki'nin en sevdiğim yanı, sadece korkutucu olmaması. Aynı zamanda çok da düşündürücü. İnsanların takıntılarının, saplantılarının nelere yol açabileceğini çok iyi anlatıyor. Bir de toplumun baskısı, dışlanma korkusu gibi temaları da işlemiş. Yani, sadece bir korku hikayesi değil, aynı zamanda bir sosyal eleştiri de var içinde. Bu yüzden Uzumaki, benim için Junji Ito'nun en iyi eserlerinden biri.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Uzumaki'deki spiral takıntısı, aslında Junji Ito'nun kendi spiral fobisinden kaynaklanıyormuş! Düşünsenize, kendi korkunuzu bir sanat eserine dönüştürüyorsunuz. İşte bu tam bir sanatçı işi!

Mood Önerisi: Karanlık ve yağmurlu bir gecede, battaniyenin altına girip, yanınızda bolca atıştırmalıkla izleyin. Ama ışıkları açık tutmayı unutmayın!


2. Tomie: Ölümsüz Güzellik

Ah Tomie, ah! Güzelliğiyle herkesi kendine aşık eden, sonra da onları delirtip öldüren o lanetli kız! Tomie'nin olayı şu: Öldürülüyor, parçalanıyor, ama sonra tekrar tekrar diriliyor. Her seferinde farklı bir kişiliği, farklı bir çekiciliği var. Erkekler ona deli oluyor, kadınlar onu kıskanıyor. Ama sonunda hepsi Tomie'nin gazabına uğruyor. Mangası tam bir başyapıt. Junji Ito'nun çizimlerindeki o dehşet ve güzellik dengesi inanılmaz. Özellikle Tomie'nin gözleri... Hem çok çekici, hem de çok ürkütücü. Sanki ruhunuzu okuyor gibi.

Tomie'nin anime uyarlamaları da var, ama hiçbiri mangadaki o etkiyi yaratamıyor. Çünkü animede Tomie'nin o gizemli ve karanlık havası kayboluyor. Bir de Tomie'nin live-action filmleri var, onlar da fena değil. Özellikle Miho Kanno'nun oynadığı Tomie filmi, oldukça başarılı. Ama yine de mangayı okuduktan sonra izlemenizi tavsiye ederim. Çünkü mangadaki detayları kaçırmamak önemli. Mesela, Tomie'nin vücudundan çıkan yeni Tomie'ler... O sahneler gerçekten çok rahatsız edici. Ama aynı zamanda çok da etkileyici. Junji Ito, korkuyu çok farklı bir şekilde ele alıyor. Sadece jump scare'lerle değil, aynı zamanda psikolojik gerilimle de korkutuyor.

Tomie'nin en sevdiğim yanı, sadece bir korku hikayesi olmaması. Aynı zamanda güzellik takıntısı, kıskançlık, ego gibi temaları da işlemiş. İnsanların güzelliğe olan saplantısının nelere yol açabileceğini çok iyi anlatıyor. Bir de Tomie'nin karakteri çok ilginç. Hem çok çekici, hem de çok kötücül. Sanki bir iblis gibi. Ama aynı zamanda çok da yalnız. Çünkü kimse onu gerçekten sevmiyor, sadece güzelliğine aşık oluyorlar. Bu yüzden Tomie, benim için çok karmaşık ve etkileyici bir karakter.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Tomie karakteri, aslında Junji Ito'nun lise yıllarındaki bir kız arkadaşından esinlenilmiş! Junji Ito, o kızın güzelliğinden çok etkilenmiş ve onu bir ölümsüz güzellik olarak tasvir etmiş. Vay be, demek ki ilham perisi bazen böyle karanlık olabiliyor!

Mood Önerisi: Gece yarısı, tek başınıza, loş ışıkta okuyun veya izleyin. Ama aynaya bakmaktan kaçının. Kim bilir, belki aynada Tomie'yi görürsünüz!


3. Souichi'nin Günlüğü: Lanetli Çocuk

Souichi... Ah, Souichi! Ağzında çivilerle dolaşan, insanları lanetleyen o küçük velet! Souichi, Junji Ito'nun en komik ve en korkunç karakterlerinden biri. Sürekli insanlara lanet okuyor, onlara zarar vermeye çalışıyor. Ama genellikle kendi beceriksizliği yüzünden başarısız oluyor. Mangası tam bir kahkaha ve dehşet karışımı. Özellikle Souichi'nin yüz ifadeleri çok komik. O küçücük suratında o kadar çok nefret ve kıskançlık var ki, gülmekten kendinizi alamıyorsunuz.

Souichi'nin anime uyarlaması da var, ama animede Souichi'nin o komik ve korkunç dengesi tam olarak yakalanamamış. Çünkü animede Souichi'nin daha çok kötücül tarafı ön plana çıkarılmış. Ama yine de izlenebilir. Bir de Souichi'nin live-action filmi var, onu da izlemiştim zamanında. Ama açıkçası manga ve animenin yanına bile yaklaşamaz. Çünkü görsel efektler o kadar iyi değil ve atmosferi tam olarak yansıtamamışlar. Ama yine de Junji Ito'nun dünyasına girmek için bir alternatif olabilir.

Souichi'nin en sevdiğim yanı, sadece komik ve korkutucu olmaması. Aynı zamanda çocukluk travmaları, aile ilişkileri gibi temaları da işlemiş. Souichi'nin neden bu kadar kötücül olduğunu, neden insanlara zarar vermek istediğini anlamaya çalışıyorsunuz. Bir de Souichi'nin ailesi çok ilginç. Özellikle abisi Yuichi... Yuichi, Souichi'nin tam tersi. Çok iyi kalpli, çok anlayışlı. Ama Souichi'yi bir türlü değiştiremiyor. Bu yüzden Souichi, benim için çok karmaşık ve etkileyici bir karakter.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Souichi karakteri, aslında Junji Ito'nun kendi çocukluğundan esinlenilmiş! Junji Ito, çocukken çok yaramaz ve huysuzmuş. Hatta bir keresinde ağzına çivi bile almış! İşte bu yüzden Souichi, Junji Ito'nun bir nevi alter egosu gibi!

Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla birlikte izleyin veya okuyun. Bol bol kahkaha atın ve Souichi'ye acıyın. Ama sakın ona lanet okumayın, sonra size de bulaşır!


4. Ölümcül Güzellik: Yüzdeki Delikler

Şimdi bu mangayı okurken resmen "Neler oluyor ya?" diye bağırmıştım. Düşünsenize, insanlar birdenbire yüzlerinde deliklerle doğmaya başlıyor. Ve bu delikler, o kişiyi daha da güzel yapıyor. Ama bu güzellik lanetli. Çünkü o deliklere böcekler giriyor, parazitler ürüyor ve sonunda o kişi ölüyor. Tam bir kabus senaryosu! Junji Ito, yine yapmış yapacağını. Bu sefer güzellik takıntısını çok farklı bir şekilde ele almış. Güzellik uğruna insanların nelere katlanabileceğini, ne kadar ileri gidebileceğini çok iyi anlatıyor.

Bu manganın anime uyarlaması yok bildiğim kadarıyla. Ama umarım bir gün yapılır. Çünkü bu hikaye, görsel olarak çok etkileyici olabilir. Özellikle o yüzdeki delikler ve böcekler... Offf, midem bulanıyor sadece düşününce bile. Ama aynı zamanda çok da merak ediyorum. Acaba animede bu sahneleri nasıl gösterecekler? Umarım çok gerçekçi yaparlar. Çünkü bu hikayenin etkisini yaratması için, görselliğin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu manganın en sevdiğim yanı, sadece korkutucu olmaması. Aynı zamanda güzellik algısı, toplumun baskısı gibi temaları da işlemiş. İnsanların neden güzel olmak istediğini, neden dış görünüşe bu kadar önem verdiğini sorguluyorsunuz. Bir de bu hikayede, insanların çaresizliği çok iyi anlatılmış. O yüzlerindeki deliklerle doğan insanlar, ne yapacaklarını bilemiyorlar. Hem güzel olmak istiyorlar, hem de ölmekten korkuyorlar. Bu yüzden bu hikaye, benim için çok dokunaklı ve düşündürücü.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu mangadaki yüzdeki delikler fikri, aslında Junji Ito'nun bir rüyasından esinlenilmiş! Junji Ito, bir gece rüyasında insanların yüzlerinde delikler görmüş ve bu rüyadan çok etkilenmiş. İşte bu yüzden bu manga, Junji Ito'nun en kişisel eserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Mood Önerisi: Yüzünüzü bol bol nemlendirin ve cilt bakımınıza özen gösterin. Ama sakın yüzünüzde delik açmaya çalışmayın! Şaka bir yana, bu mangayı okuduktan sonra güzellik algınızın değişeceğine eminim.


5. Amigara Fay Hattı Hatası: Deliklere Hapsedilmek

Bu manga, resmen klostrofobi kabusu! Düşünsenize, bir dağda bir fay hattı keşfediliyor. Ve bu fay hattında, insanların beden şekillerine uygun delikler var. İnsanlar, bu deliklere girmeye başlıyor ve deliklerin içinde kayboluyorlar. Tam bir delilik! Junji Ito, yine yapmış yapacağını. Bu sefer insanın bilinmeyene olan merakını ve ölüm korkusunu çok farklı bir şekilde ele almış.

Bu manganın anime uyarlaması yok bildiğim kadarıyla. Ama umarım bir gün yapılır. Çünkü bu hikaye, görsel olarak çok etkileyici olabilir. Özellikle o delikler ve insanların deliklerin içinde kaybolması... Offf, içim daralıyor sadece düşününce bile. Ama aynı zamanda çok da merak ediyorum. Acaba animede bu sahneleri nasıl gösterecekler? Umarım çok gerçekçi yaparlar. Çünkü bu hikayenin etkisini yaratması için, görselliğin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu manganın en sevdiğim yanı, sadece korkutucu olmaması. Aynı zamanda insanın doğayla olan ilişkisi, kadercilik gibi temaları da işlemiş. İnsanların neden o deliklere girmek istediğini, neden kaderlerine boyun eğdiğini sorguluyorsunuz. Bir de bu hikayede, insanların çaresizliği çok iyi anlatılmış. O deliklere giren insanlar, geri dönemeyeceklerini biliyorlar. Ama yine de girmeye devam ediyorlar. Bu yüzden bu hikaye, benim için çok dokunaklı ve düşündürücü.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu mangadaki delikler fikri, aslında Junji Ito'nun bir fobisinden esinlenilmiş! Junji Ito, küçükken dar ve karanlık yerlerden çok korkarmış. İşte bu yüzden bu manga, Junji Ito'nun en kişisel eserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Mood Önerisi: Geniş ve ferah bir yerde okuyun veya izleyin. Sakın dar ve karanlık yerlere girmeyin. Yoksa siz de o deliklere çekilebilirsiniz!


6. Balon Başlı Cesetler: Gökyüzünde Dans Eden Ölüm

Ya şimdi bu manga da tam bir "WTF?" anı yaşatıyor insana. Düşünsenize, ölen insanların kafaları balon gibi şişiyor ve gökyüzünde uçmaya başlıyor. Ve bu balon kafalar, yaşayan insanların peşine düşüyor. Tam bir delilik! Junji Ito, yine yapmış yapacağını. Bu sefer ölüm temasını çok farklı bir şekilde ele almış. Ölümün ne kadar saçma ve anlamsız olabileceğini çok iyi anlatıyor.

Bu manganın anime uyarlaması var. Junji Ito Collection'da bir bölüm olarak yer alıyor. Ama açıkçası mangadaki o etkiyi tam olarak yansıtamamışlar. Çünkü animede balon kafaların o ürkütücü ve grotesk görüntüsü tam olarak yakalanamamış. Ama yine de izlenebilir. Bir de bu manganın live-action filmi yok bildiğim kadarıyla. Ama umarım bir gün yapılır. Çünkü bu hikaye, görsel olarak çok etkileyici olabilir.

Bu manganın en sevdiğim yanı, sadece korkutucu olmaması. Aynı zamanda ölüm sonrası yaşam, yas tutma gibi temaları da işlemiş. İnsanların neden ölüme bu kadar anlam yüklediğini, neden yas tuttuklarını sorguluyorsunuz. Bir de bu hikayede, insanların çaresizliği çok iyi anlatılmış. O balon kafaların peşine düştüğü insanlar, ne yapacaklarını bilemiyorlar. Hem kaçmak istiyorlar, hem de sevdiklerinin balon kafalarını görmek istiyorlar. Bu yüzden bu hikaye, benim için çok dokunaklı ve düşündürücü.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu mangadaki balon kafalar fikri, aslında Junji Ito'nun bir çocukluk anısından esinlenilmiş! Junji Ito, çocukken bir balonun patlamasını görmüş ve bu olaydan çok etkilenmiş. İşte bu yüzden bu manga, Junji Ito'nun en kişisel eserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Mood Önerisi: Gökyüzüne bakın ve bulutları izleyin. Ama sakın balon kafalar görmeye çalışmayın! Şaka bir yana, bu mangayı okuduktan sonra ölümle ilgili düşüncelerinizin değişeceğine eminim.


7. İnsan Sandalyeler: Canlı Mobilyalar

Bu manga, resmen "Yok artık!" dedirtiyor insana. Düşünsenize, bir yazar, bir sandalyeye dönüşüyor ve insanların oturduğu bir eşya haline geliyor. Ve bu sandalyenin içinde, yazarın bilinci hala yaşıyor. Tam bir kabus senaryosu! Junji Ito, yine yapmış yapacağını. Bu sefer insanın nesneleşmesi, kimlik kaybı gibi temaları çok farklı bir şekilde ele almış.

Bu manganın anime uyarlaması var. Junji Ito Collection'da bir bölüm olarak yer alıyor. Ama açıkçası mangadaki o etkiyi tam olarak yansıtamamışlar. Çünkü animede sandalyenin o içsel monologları tam olarak yansıtılamamış. Ama yine de izlenebilir. Bir de bu manganın live-action filmi yok bildiğim kadarıyla. Ama umarım bir gün yapılır. Çünkü bu hikaye, görsel olarak çok etkileyici olabilir. Özellikle sandalyenin içindeki yazarın o çaresizliği...

Bu manganın en sevdiğim yanı, sadece korkutucu olmaması. Aynı zamanda insanın değerini yitirmesi, toplumun dışlaması gibi temaları da işlemiş. İnsanların neden birbirlerini nesneleştirdiğini, neden kimliklerini kaybettiklerini sorguluyorsunuz. Bir de bu hikayede, yazarın çaresizliği çok iyi anlatılmış. O sandalyenin içinde sıkışıp kalan yazar, ne yapacağını bilemiyor. Hem kurtulmak istiyor, hem de insanların onu kullanmasını izlemek zorunda kalıyor. Bu yüzden bu hikaye, benim için çok dokunaklı ve düşündürücü.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu mangadaki insan sandalye fikri, aslında Junji Ito'nun bir röportajında ortaya çıkmış! Junji Ito, bir röportajında insanların eşyalara olan bağımlılığından bahsetmiş ve bu konuyu bir manga hikayesine dönüştürmeye karar vermiş. İşte bu yüzden bu manga, Junji Ito'nun en ilginç eserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Mood Önerisi: Oturduğunuz sandalyeye dikkatlice bakın ve onunla empati kurmaya çalışın. Ama sakın sandalyeye dönüşmeye çalışmayın! Şaka bir yana, bu mangayı okuduktan sonra eşyalara bakış açınızın değişeceğine eminim.


8. Slumber: Uykusuzluk Kabusu

Bu manga, uykusuzluk çekenler için tam bir cehennem! Düşünsenize, bir kadın, uykusuzluk hastalığına yakalanıyor ve sürekli kabuslar görüyor. Ve bu kabuslar, gerçek hayata yansımaya başlıyor. Tam bir delilik! Junji Ito, yine yapmış yapacağını. Bu sefer uyku temasını çok farklı bir şekilde ele almış. Uykunun ne kadar önemli olduğunu, uykusuzluğun nelere yol açabileceğini çok iyi anlatıyor.

Bu manganın anime uyarlaması var. Junji Ito Collection'da bir bölüm olarak yer alıyor. Ama açıkçası mangadaki o etkiyi tam olarak yansıtamamışlar. Çünkü animede kabusların o gerçeküstü ve dehşet verici görüntüsü tam olarak yakalanamamış. Ama yine de izlenebilir. Bir de bu manganın live-action filmi yok bildiğim kadarıyla. Ama umarım bir gün yapılır. Çünkü bu hikaye, görsel olarak çok etkileyici olabilir. Özellikle kabusların içindeki o yaratıklar...

Bu manganın en sevdiğim yanı, sadece korkutucu olmaması. Aynı zamanda psikolojik sorunlar, gerçeklik algısı gibi temaları da işlemiş. İnsanların neden kabuslar gördüğünü, neden gerçeklikle hayali ayırt edemediğini sorguluyorsunuz. Bir de bu hikayede, kadının çaresizliği çok iyi anlatılmış. O kabusların içinde sıkışıp kalan kadın, ne yapacağını bilemiyor. Hem uyanmak istiyor, hem de uykusuz kalmaktan korkuyor. Bu yüzden bu hikaye, benim için çok dokunaklı ve düşündürücü.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu mangadaki uykusuzluk fikri, aslında Junji Ito'nun kendi deneyimlerinden esinlenilmiş! Junji Ito, bir dönem uykusuzluk sorunu yaşamış ve bu sorunu bir manga hikayesine dönüştürmeye karar vermiş. İşte bu yüzden bu manga, Junji Ito'nun en kişisel eserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Mood Önerisi: Rahat bir şekilde uyuyun ve kabus görmemeye çalışın. Ama sakın uykusuz kalmayın! Şaka bir yana, bu mangayı okuduktan sonra uyku düzeninize daha fazla özen göstereceğinize eminim.


9. Şarkı Söyleyen Kadın: Melodinin Laneti

Bu manga da tam bir kulak tırmalayan dehşet! Düşünsenize, bir kadın, sürekli aynı şarkıyı söylüyor ve bu şarkı, insanları delirtiyor. Ve bu şarkıyı duyan herkes, intihar etmeye başlıyor. Tam bir delilik! Junji Ito, yine yapmış yapacağını. Bu sefer müzik temasını çok farklı bir şekilde ele almış. Müziğin ne kadar güçlü olabileceğini, müziğin insanları nasıl etkileyebileceğini çok iyi anlatıyor.

Bu manganın anime uyarlaması var. Junji Ito Collection'da bir bölüm olarak yer alıyor. Ama açıkçası mangadaki o etkiyi tam olarak yansıtamamışlar. Çünkü animede şarkının o rahatsız edici ve hipnotik etkisi tam olarak yakalanamamış. Ama yine de izlenebilir. Bir de bu manganın live-action filmi yok bildiğim kadarıyla. Ama umarım bir gün yapılır. Çünkü bu hikaye, görsel olarak çok etkileyici olabilir. Özellikle şarkıyı duyan insanların o trans hali...

Bu manganın en sevdiğim yanı, sadece korkutucu olmaması. Aynı zamanda toplumsal histeri, manipülasyon gibi temaları da işlemiş. İnsanların neden başkalarının etkisi altında kaldığını, neden toplu intiharların yaşandığını sorguluyorsunuz. Bir de bu hikayede, kadının çaresizliği çok iyi anlatılmış. O şarkıyı söylemek zorunda kalan kadın, ne yapacağını bilemiyor. Hem insanları kurtarmak istiyor, hem de şarkıyı söylemekten kaçamıyor. Bu yüzden bu hikaye, benim için çok dokunaklı ve düşündürücü.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu mangadaki şarkı fikri, aslında Junji Ito'nun bir şehir efsanesinden esinlenilmiş! Junji Ito, bir şehir efsanesinde bahsedilen lanetli bir şarkıdan çok etkilenmiş ve bu konuyu bir manga hikayesine dönüştürmeye karar vermiş. İşte bu yüzden bu manga, Junji Ito'nun en ürkütücü eserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Mood Önerisi: Sevdiğiniz müzikleri dinleyin ve mutlu olmaya çalışın. Ama sakın lanetli şarkılar dinlemeyin! Şaka bir yana, bu mangayı okuduktan sonra müzik zevkinizin değişeceğine eminim.


10. Sümüklü Böcek Kız: Dönüşüm Kabusu

Bu manga, iğrençlik sınırlarını zorluyor! Düşünsenize, bir kız, sümüklü böceğe dönüşmeye başlıyor. Ve bu dönüşüm, onu hem fiziksel olarak, hem de psikolojik olarak etkiliyor. Tam bir delilik! Junji Ito, yine yapmış yapacağını. Bu sefer vücut korkusu temasını çok farklı bir şekilde ele almış. Vücudumuzun ne kadar kırılgan olduğunu, vücudumuzun nasıl değişebileceğini çok iyi anlatıyor.

Bu manganın anime uyarlaması var. Junji Ito Collection'da bir bölüm olarak yer alıyor. Ama açıkçası mangadaki o etkiyi tam olarak yansıtamamışlar. Çünkü animede sümüklü böceğe dönüşümün o tiksindirici ve rahatsız edici görüntüsü tam olarak yakalanamamış. Ama yine de izlenebilir. Bir de bu manganın live-action filmi yok bildiğim kadarıyla. Ama umarım bir gün yapılır. Çünkü bu hikaye, görsel olarak çok etkileyici olabilir. Özellikle sümüklü böceğe dönüşen kızın o çaresizliği...

Bu manganın en sevdiğim yanı, sadece korkutucu olmaması. Aynı zamanda kimlik krizi, dış görünüş kaygısı gibi temaları da işlemiş. İnsanların neden dış görünüşe bu kadar önem verdiğini, neden kimliklerini kaybettiklerini sorguluyorsunuz. Bir de bu hikayede, kızın çaresizliği çok iyi anlatılmış. O sümüklü böceğe dönüşen kız, ne yapacağını bilemiyor. Hem insanlıktan çıkmak istemiyor, hem de dönüşümden kaçamıyor. Bu yüzden bu hikaye, benim için çok dokunaklı ve düşündürücü.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu mangadaki sümüklü böcek fikri, aslında Junji Ito'nun bir fobisinden esinlenilmiş! Junji Ito, sümüklü böceklerden çok korkarmış ve bu korkusunu bir manga hikayesine dönüştürmeye karar vermiş. İşte bu yüzden bu manga, Junji Ito'nun en rahatsız edici eserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Mood Önerisi: Kendinizi sevin ve vücudunuzla barışık olun. Ama sakın sümüklü böceğe dönüşmeye çalışmayın! Şaka bir yana, bu mangayı okuduktan sonra vücudunuza daha fazla özen göstereceğinize eminim.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.