Pixar Filmleri En İyiler Sıralaması: Duygu Patlaması Alarmı! ????
En iyi Pixar filmleri listesiyle kalbinizden vurulmaya hazır olun! Oyuncak Hikayesi'nden Coco'ya, duygusal animasyon şöleni burada! K-Drama OST'leri eşliğinde izleyin, pişman olmazsınız!
1. Oyuncak Hikayesi (1995): Nostalji Bombası!
Arkadaşlar, kabul edelim: Oyuncak Hikayesi olmadan Pixar, Pixar olmazdı. Bu film, sadece bir animasyon değil, resmen çocukluğumuzun soundtrack'i! Woody'nin Andy'ye olan bağlılığı, Buzz Lightyear'ın kendini sorgulama krizleri... Hepsi o kadar gerçek ki, oyuncaklarınıza sarılıp onlardan özür dileme isteği geliyor insanın. İlk filmin o büyülü atmosferi, 90'lar nostaljisiyle birleşince, tekrar tekrar izlemekten bıkılmıyor. Hele bir de "You've Got a Friend in Me" şarkısı yok mu? Resmen friendship goals dedirtiyor. Benim bias'ım kesinlikle Buzz Lightyear. O havalı duruşu, "Sonsuza kadar ve ötesi!" sloganı... Tam bir karizma abidesi! Ama Woody'nin o kovboy şapkası ve sadakati de takdire şayan. Bu film, sadece çocuklar için değil, içindeki çocuğu hala yaşatan herkes için bir başyapıt.
Filmin başarısı o kadar büyük ki, devam filmleriyle de bizi mest etmeye devam etti. Her bir karakterin gelişimini izlemek, onlarla birlikte büyümek gibi. Oyuncak Hikayesi 3'ün son sahnesi ise resmen gözyaşı seline neden olmuştu. Andy'nin oyuncaklarını Bonnie'ye devretmesi... O an, hepimiz kendi çocukluğumuzla vedalaşıyormuş gibi hissettik. Pixar, bu filmle sadece animasyon dünyasına değil, tüm sinema dünyasına damgasını vurdu. Ve hala, üzerinden yıllar geçmesine rağmen, ilk günkü gibi taze ve etkileyici.
Şimdi de Toy Story 5 geliyor diyorlar. Umarım bozmazlar efsaneyi. Andy'siz bir Oyuncak Hikayesi düşünmek bile zor ama Pixar bizi şaşırtmaya devam ediyor. Belki de yeni bir nesil oyuncaklarla tanışırız, kim bilir? Ama ne olursa olsun, Oyuncak Hikayesi her zaman kalbimizde özel bir yere sahip olacak. Hatta bu filmi izlerken K-Drama OST'leri dinlemek de ayrı bir hava katıyor. Özellikle de ballad tarzı parçalar, duygu yoğunluğunu tavan yaptırıyor.
Kozmik Not: Woody ve Buzz'ın dostluğu, gerçek hayatta da mümkün olabilir mi? Bence evet! Hatta bazı idol gruplarının üyeleri arasındaki bağ da aynen böyle. Birbirlerine destek oluyorlar, zor zamanlarda yan yana duruyorlar... Tam bir "You've Got a Friend in Me" durumu!
Mood Önerisi: Yanınızda bolca mendil bulundurun ve en yakın arkadaşınızla birlikte izleyin. Nostalji krizine hazır olun!
2. Kayıp Balık Nemo (2003): Okyanusun Derinliklerindeki Aşk
Kayıp Balık Nemo, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda yürek ısıtan bir baba-oğul hikayesi. Marlin'in Nemo'yu bulmak için okyanusta verdiği mücadele, resmen "Baba olmak bunu gerektirir!" dedirtiyor. Nemo'nun o minik yüzgeçleriyle koca okyanusta kaybolması, Marlin'in çaresizliği... İzlerken resmen içim parçalanmıştı. Ama Marlin'in Dory ile tanışması, maceranın seyrini değiştiriyor. Dory'nin hafıza sorunları, filme hem komedi hem de dram katıyor. "Sadece yüzmeye devam et, sadece yüzmeye devam et..." Bu replik, hayata karşı umudunu kaybetmemek için bir mantra gibi!
Filmin animasyon kalitesi ise o dönem için resmen devrim niteliğindeydi. Okyanusun derinliklerindeki renkler, balıkların hareketleri, mercan resiflerinin canlılığı... Hepsi o kadar gerçekçi ki, sanki suyun altındaymış gibi hissediyorsunuz. Özellikle de Avustralya'daki mercan resiflerinin tasviri, büyüleyici! Filmde yer alan diğer karakterler de unutulmaz. Crush'ın o rahat tavırları, Gill'in liderlik vasıfları, Nigel'ın yardımseverliği... Hepsi Nemo'nun macerasında önemli bir rol oynuyor.
Kayıp Balık Nemo, sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de birçok mesaj içeriyor. Aile bağlarının önemi, engelleri aşma gücü, farklılıklara saygı... Bu film, her yaştan izleyiciye dokunmayı başarıyor. Hatta bu filmi izlerken K-Drama'lardaki aile temalı sahneleri hatırladım. Özellikle de "Reply 1988" dizisindeki aile bağları, Kayıp Balık Nemo'daki Marlin-Nemo ilişkisine çok benziyor. Bir de şunu eklemeden geçemeyeceğim: Dory'nin unutkanlığı, bazı idollerin sahne arkasındaki hallerini hatırlatıyor. Sürekli bir şeyleri unutuyorlar, ama yine de her zaman güler yüzlüler!
Kozmik Not: Dory'nin "Sadece yüzmeye devam et" mottosu, idollerin zorlu antrenman süreçlerinde kendilerine söyledikleri bir şey olabilir mi? Bence kesinlikle! Pes etmeden çalışmaya devam etmek, başarıya ulaşmanın anahtarı!
Mood Önerisi: Rahat bir koltuğa oturun, yanınıza atıştırmalık bir şeyler alın ve okyanusun derinliklerine doğru bir maceraya atılın!
3. Ters Yüz (2015): Duygusal Zeka Dersleri
Ters Yüz, Pixar'ın en yaratıcı ve en duygusal filmlerinden biri. Bu film, duygularımızı somut karakterler olarak canlandırarak, iç dünyamızı anlamamıza yardımcı oluyor. Riley'nin hayatındaki değişikliklerle baş etmeye çalışırken, Neşe, Üzüntü, Öfke, Tiksinti ve Korku'nun maceralarını izliyoruz. Her bir duygunun kendine özgü karakteri ve tepkileri, filme ayrı bir renk katıyor. Neşe'nin pozitif enerjisi, Üzüntü'nün melankolisi, Öfke'nin sinirleri, Tiksinti'nin seçiciliği ve Korku'nun endişeleri... Hepsi o kadar tanıdık ki, sanki kendi iç seslerimizi dinliyormuş gibi hissediyoruz.
Filmin en önemli mesajı, her duygunun değerli olduğu ve hayatımızda bir amacı olduğu. Üzüntü'nün Riley'nin iyiliği için önemli olduğunu anlamamız, duygusal zekamızın gelişmesine katkıda bulunuyor. Ayrıca, Riley'nin hayal dünyasının tasviri de çok etkileyici. Uzun Süreli Hafıza'dan Düşünce Treni'ne, Soyut Düşünce'den Hayal Adası'na kadar her bir mekan, yaratıcılığın sınırlarını zorluyor. Filmde yer alan müzikler de duygusal yoğunluğu artırıyor. Özellikle de "Lava" şarkısı, aşkın ve özlemin en güzel anlatımlarından biri.
Ters Yüz, sadece duygusal bir film değil, aynı zamanda psikolojik bir derinliğe sahip. Çocukların ve yetişkinlerin duygusal gelişimine katkıda bulunabilecek birçok mesaj içeriyor. Hatta bu filmi izlerken K-Drama'lardaki karakterlerin duygusal iniş çıkışlarını düşündüm. Özellikle de "It's Okay to Not Be Okay" dizisindeki karakterlerin duygusal travmalarıyla baş etme süreçleri, Ters Yüz'deki duyguların mücadelesine çok benziyor. Bir de şunu eklemeden geçemeyeceğim: Öfke'nin o sinirli halleri, bazı idollerin kameralar arkasındaki hallerini hatırlatıyor. Yoğun programlar, stresli ortamlar... Elbette onlar da bazen sinirleniyorlar!
Kozmik Not: Ters Yüz'deki duyguların her biri, idollerin sahnede sergiledikleri farklı yönleri temsil ediyor olabilir mi? Bence evet! Neşe'nin enerjisi, Üzüntü'nün melankolisi, Öfke'nin karizması, Tiksinti'nin cool tavırları ve Korku'nun şaşkınlığı... Hepsi bir arada, sahnede mükemmel bir performans sergiliyorlar!
Mood Önerisi: Yanınızda en sevdiğiniz atıştırmalıkları bulundurun ve duygusal bir yolculuğa çıkmaya hazır olun!
4. Yukarı Bak (2009): Balonlarla Uçan Hayaller
Yukarı Bak, Pixar'ın en dokunaklı ve en ilham verici filmlerinden biri. Carl ve Ellie'nin aşk hikayesiyle başlayan film, Carl'ın Ellie'nin hayalini gerçekleştirmek için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Carl'ın binlerce balonla evini uçurarak Güney Amerika'ya gitmesi, resmen "Aşk için her şey yapılır!" dedirtiyor. Ellie'nin o defteri, Carl'ın hayallerini takip etmesi... İzlerken resmen gözlerim dolmuştu. Ama filmin sadece romantik bir hikaye olmadığını da belirtmek gerekiyor. Russell'ın Carl'a arkadaşlık etmesi, Kevin'ın sevimli halleri, Dug'ın konuşan tasması... Hepsi Carl'ın hayatına renk katıyor.
Filmin animasyon kalitesi ise yine Pixar'ın zirvesinde olduğunu gösteriyor. Güney Amerika'nın o muhteşem manzaraları, Angel Şelalesi'nin ihtişamı, balonlarla uçan evin görsel şöleni... Hepsi o kadar gerçekçi ki, sanki oradaymış gibi hissediyorsunuz. Ayrıca, filmde yer alan müzikler de duygusal yoğunluğu artırıyor. Özellikle de ana tema müziği, Carl ve Ellie'nin aşkını en güzel şekilde yansıtıyor.
Yukarı Bak, sadece bir animasyon değil, aynı zamanda hayatın anlamını sorgulayan bir felsefi yapıt. Hayallerin peşinden gitmenin önemi, arkadaşlığın değeri, yaşlılıkla yüzleşme... Bu film, her yaştan izleyiciye dokunmayı başarıyor. Hatta bu filmi izlerken K-Drama'lardaki yaşlı karakterlerin hayat hikayelerini düşündüm. Özellikle de "Dear My Friends" dizisindeki yaşlıların dostluğu ve hayata tutunma çabaları, Yukarı Bak'taki Carl-Russell ilişkisine çok benziyor. Bir de şunu eklemeden geçemeyeceğim: Carl'ın o huysuz halleri, bazı idollerin kamera arkasındaki hallerini hatırlatıyor. Yoğun programlar, yorgunluk... Elbette onlar da bazen huysuzlaşıyorlar!
Kozmik Not: Carl'ın Ellie'nin hayalini gerçekleştirmek için verdiği mücadele, idollerin hayranları için yaptıkları fedakarlıkları temsil ediyor olabilir mi? Bence kesinlikle! Konserler, albümler, sosyal medya paylaşımları... Hepsi hayranlarını mutlu etmek için!
Mood Önerisi: Yanınızda sevdikleriniz olsun ve hayallerinizin peşinden gitmeye karar verin!
5. Ratatuy (2007): Mutfaktaki Küçük Devrim
Ratatuy, Pixar'ın en lezzetli ve en ilginç filmlerinden biri. Remy'nin bir şef olma hayaliyle Paris'e gitmesi, Linguini ile işbirliği yapması... İzlerken resmen ağzım sulanmıştı! Remy'nin o minik burnuyla yemekleri koklaması, Linguini'nin sakarlıkları, Colette'in sert ama sevecen tavırları... Hepsi filme ayrı bir renk katıyor. Filmin en önemli mesajı, yeteneğin nereden geldiğinin önemli olmadığı ve herkesin hayallerini gerçekleştirebileceği. Remy'nin bir fare olmasına rağmen mükemmel bir şef olması, bu mesajı en güzel şekilde yansıtıyor.
Filmin animasyon kalitesi ise yine Pixar'ın ustalığını konuşturuyor. Paris'in o romantik atmosferi, mutfaktaki hareketlilik, yemeklerin görsel şöleni... Hepsi o kadar gerçekçi ki, sanki oradaymış gibi hissediyorsunuz. Özellikle de yemeklerin dokusu, renkleri ve sunumu, büyüleyici! Filmde yer alan müzikler de filme Fransız bir hava katıyor. Özellikle de ana tema müziği, Remy'nin macerasını en güzel şekilde yansıtıyor.
Ratatuy, sadece bir animasyon değil, aynı zamanda yemek kültürüne bir saygı duruşu. Yemek yapmanın sanatsal bir ifade biçimi olduğunu, lezzetin sırrının sadece malzemelerde değil, aynı zamanda tutkuda da gizli olduğunu anlatıyor. Hatta bu filmi izlerken K-Drama'lardaki yemek programlarını düşündüm. Özellikle de "Youn's Kitchen" programındaki şeflerin yemek yapma tutkusu, Ratatuy'daki Remy'nin tutkusuna çok benziyor. Bir de şunu eklemeden geçemeyeceğim: Linguini'nin sakarlıkları, bazı idollerin sahne arkasındaki hallerini hatırlatıyor. Dans ederken düşüyorlar, eşyalara çarpıyorlar... Ama yine de her zaman gülüyorlar!
Kozmik Not: Remy'nin Linguini ile işbirliği yapması, idollerin grup olarak çalışmasının önemini temsil ediyor olabilir mi? Bence kesinlikle! Herkesin farklı yetenekleri var ve bu yetenekler bir araya gelince mükemmel bir sonuç ortaya çıkıyor!
Mood Önerisi: En sevdiğiniz yemeği hazırlayın ve mutfakta bir şef gibi hissedin!
6. Sevimli Canavarlar (2001): Korkunun Tatlı Yüzü
Sevimli Canavarlar, Pixar'ın en eğlenceli ve en yaratıcı filmlerinden biri. Sully ve Mike'ın çocukları korkutarak enerji topladığı Canavarlar Şirketi'nde yaşanan maceraları anlatıyor. Boo'nun yanlışlıkla canavarlar dünyasına gelmesi, Sully ve Mike'ın onu korumak için verdiği mücadele... İzlerken hem korktum hem de çok güldüm! Sully'nin o kocaman cüssesi, Mike'ın tek gözü, Boo'nun kahkahaları... Hepsi filme ayrı bir renk katıyor. Filmin en önemli mesajı, korkunun aslında bir enerji kaynağı olabileceği ve farklılıkların zenginlik olduğu.
Filmin animasyon kalitesi ise yine Pixar'ın sınırları zorladığını gösteriyor. Canavarlar dünyasının o renkli atmosferi, çocukların odalarındaki detaylar, Sully'nin kürkünün gerçekçiliği... Hepsi o kadar etkileyici ki, sanki oradaymış gibi hissediyorsunuz. Özellikle de kahkaha enerjisinin keşfedilmesi, filmin en yaratıcı anlarından biri. Filmde yer alan müzikler de filme eğlenceli bir hava katıyor. Özellikle de ana tema müziği, Sully ve Mike'ın macerasını en güzel şekilde yansıtıyor.
Sevimli Canavarlar, sadece bir animasyon değil, aynı zamanda önyargıları kırmaya çalışan bir yapıt. Farklılıkların korkulacak bir şey olmadığını, aksine bizi zenginleştirdiğini anlatıyor. Hatta bu filmi izlerken K-Drama'lardaki farklı kültürlerden gelen karakterlerin dostluklarını düşündüm. Özellikle de "Crash Landing on You" dizisindeki Güney Koreli ve Kuzey Koreli askerlerin arkadaşlığı, Sevimli Canavarlar'daki Sully-Boo ilişkisine çok benziyor. Bir de şunu eklemeden geçemeyeceğim: Mike'ın o komik halleri, bazı idollerin varyete şovlarındaki hallerini hatırlatıyor. Sürekli şakalar yapıyorlar, komik mimikler sergiliyorlar... Amaçları sadece hayranlarını güldürmek!
Kozmik Not: Sully'nin Boo'yu korumak için verdiği mücadele, idollerin hayranlarını korumak için yaptıkları fedakarlıkları temsil ediyor olabilir mi? Bence kesinlikle! Kötü yorumlara karşı duruyorlar, dedikodulara engel olmaya çalışıyorlar... Çünkü hayranları onlar için çok değerli!
Mood Önerisi: Karanlık bir odada, yanınızda en sevdiğiniz peluş oyuncağınızla birlikte izleyin ve korkunun tatlı yüzüyle tanışın!
7. Süper Aile (2004): Kahramanlık Genlerde Var!
Süper Aile, Pixar'ın en aksiyon dolu ve en eğlenceli filmlerinden biri. Süper güçlere sahip bir ailenin emeklilikten dönerek dünyayı kurtarmaya çalışmasını anlatıyor. Mr. Incredible'ın kasları, Elastigirl'ün esnekliği, Violet'in görünmezlik yeteneği, Dash'in hızı, Jack-Jack'in süper güçleri... Hepsi filme ayrı bir renk katıyor. Filmin en önemli mesajı, ailenin her şeyden önemli olduğu ve birlikteyken her şeyin üstesinden gelinebileceği.
Filmin animasyon kalitesi ise yine Pixar'ın aksiyon sahnelerindeki ustalığını gösteriyor. Süper güçlerin kullanımı, patlamalar, kovalamacalar... Hepsi o kadar gerçekçi ki, sanki bir çizgi romanın içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Özellikle de Elastigirl'ün helikopteri kurtardığı sahne, filmin en aksiyon dolu anlarından biri. Filmde yer alan müzikler de filme heyecan katıyor. Özellikle de ana tema müziği, Süper Aile'nin macerasını en güzel şekilde yansıtıyor.
Süper Aile, sadece bir animasyon değil, aynı zamanda aile değerlerine vurgu yapan bir yapıt. Aile bireylerinin birbirlerine destek olması, zor zamanlarda birlikte hareket etmesi, birbirlerini olduğu gibi kabul etmesi... Bu film, her yaştan izleyiciye dokunmayı başarıyor. Hatta bu filmi izlerken K-Drama'lardaki aile dizilerini düşündüm. Özellikle de "Reply" serisindeki ailelerin sıcaklığı ve samimiyeti, Süper Aile'deki aile bağlarına çok benziyor. Bir de şunu eklemeden geçemeyeceğim: Jack-Jack'in süper güçleri, bazı idollerin sahne arkasındaki yeteneklerini hatırlatıyor. Şarkı söyleyebiliyorlar, dans edebiliyorlar, oyunculuk yapabiliyorlar... Sanki süper güçleri var!
Kozmik Not: Süper Aile'nin birlikte dünyayı kurtarması, idol gruplarının birlikte sahnede performans sergilemesinin önemini temsil ediyor olabilir mi? Bence kesinlikle! Herkesin farklı yetenekleri var ve bu yetenekler bir araya gelince muhteşem bir gösteri ortaya çıkıyor!
Mood Önerisi: Ailenizle birlikte izleyin ve süper güçlerinizi keşfedin!
8. Arabalar (2006): Yarış Pistlerinin Hızı ve Tutkusu
Arabalar, Pixar'ın en hızlı ve en heyecanlı filmlerinden biri. Şimşek McQueen'in Piston Kupası'nı kazanma hayaliyle Radiator Springs'e gelmesi, burada yeni arkadaşlar edinmesi... İzlerken resmen gaza geldim! Şimşek McQueen'in o kırmızı rengi, Mater'in paslı hali, Sally'nin güzelliği... Hepsi filme ayrı bir renk katıyor. Filmin en önemli mesajı, kazanmaktan daha önemli şeylerin olduğu ve dostluğun her şeyden değerli olduğu.
Filmin animasyon kalitesi ise yine Pixar'ın araba detaylarındaki ustalığını gösteriyor. Yarış pistlerinin hızı, Radiator Springs'in atmosferi, arabaların hareketleri... Hepsi o kadar gerçekçi ki, sanki bir yarışın içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Özellikle de yarış sahneleri, filmin en heyecan verici anlarından biri. Filmde yer alan müzikler de filme rock'n'roll bir hava katıyor. Özellikle de ana tema müziği, Şimşek McQueen'in macerasını en güzel şekilde yansıtıyor.
Arabalar, sadece bir animasyon değil, aynı zamanda küçük bir kasabanın sıcaklığını ve samimiyetini anlatan bir yapıt. Dostluğun, dayanışmanın ve birlikte hareket etmenin önemini vurguluyor. Hatta bu filmi izlerken K-Drama'lardaki köy hayatını anlatan dizileri düşündüm. Özellikle de "Hometown Cha-Cha-Cha" dizisindeki köy halkının sıcaklığı ve samimiyeti, Arabalar'daki Radiator Springs halkına çok benziyor. Bir de şunu eklemeden geçemeyeceğim: Mater'in paslı hali, bazı idollerin sahne arkasındaki rahat hallerini hatırlatıyor. Makyajsız, bakımsız... Ama yine de çok sevimli!
Kozmik Not: Şimşek McQueen'in yarış pistlerinde gösterdiği azim, idollerin sahnede gösterdiği performansı temsil ediyor olabilir mi? Bence kesinlikle! Durmadan çalışıyorlar, ter döküyorlar... Amaçları sadece hayranlarına en iyi performansı sunmak!
Mood Önerisi: Araba sürerken dinleyeceğiniz en sevdiğiniz şarkıları hazırlayın ve yola çıkın!
9. Cesur (2012): İskoçya'nın Asi Kızı
Cesur, Pixar'ın en feminist ve en epik filmlerinden biri. Merida'nın prenseslikten kaçarak kendi kaderini çizmeye çalışmasını anlatıyor. Merida'nın okçuluk yeteneği, asi ruhu, annesiyle olan çatışması... Hepsi filme ayrı bir renk katıyor. Filmin en önemli mesajı, kendi hayatımızın kontrolünü elimizde tutmanın ve geleneklere karşı gelmenin mümkün olduğu.
Filmin animasyon kalitesi ise yine Pixar'ın İskoçya manzaralarındaki ustalığını gösteriyor. Dağların ihtişamı, ormanların gizemi, kalelerin heybeti... Hepsi o kadar gerçekçi ki, sanki İskoçya'daymış gibi hissediyorsunuz. Özellikle de Merida'nın saçlarının gerçekçiliği, filmin en dikkat çekici detaylarından biri. Filmde yer alan müzikler de filme İskoç bir hava katıyor. Özellikle de gayda sesleri, filmin atmosferini tamamlıyor.
Cesur, sadece bir animasyon değil, aynı zamanda kadınların gücünü ve kendi ayakları üzerinde durabilme yeteneklerini anlatan bir yapıt. Geleneksel rollere karşı çıkan, kendi yolunu çizen bir kadın karakteri merkeze alıyor. Hatta bu filmi izlerken K-Drama'lardaki güçlü kadın karakterleri düşündüm. Özellikle de "Mr. Sunshine" dizisindeki Ae-shin'in cesareti ve kararlılığı, Cesur'daki Merida'ya çok benziyor. Bir de şunu eklemeden geçemeyeceğim: Merida'nın okçuluk yeteneği, bazı idollerin spor dallarındaki yeteneklerini hatırlatıyor. Ok atabiliyorlar, koşabiliyorlar, yüzebiliyorlar... Sanki süper güçleri var!
Kozmik Not: Merida'nın kendi kaderini çizmeye çalışması, idollerin kendi müziklerini yapma ve kendi tarzlarını yaratma çabalarını temsil ediyor olabilir mi? Bence kesinlikle! Şirketlerin kurallarına uymak yerine, kendi istedikleri gibi müzik yapmak istiyorlar!
Mood Önerisi: Yanınızda bir yay ve ok bulundurun ve kendi hedeflerinize doğru nişan alın!
10. Coco (2017): Ölüler Diyarı'nda Müzik Ziyafeti
Coco, Pixar'ın en renkli ve en duygusal filmlerinden biri. Miguel'in müzik hayalleriyle Ölüler Diyarı'na gitmesi, ailesinin geçmişini öğrenmesi... İzlerken resmen Meksika'ya gitmek istedim! Miguel'in gitarı, Mama Coco'nun sevecenliği, Hector'un komik halleri... Hepsi filme ayrı bir renk katıyor. Filmin en önemli mesajı, ailenin ve anıların değerini bilmek, geçmişimize sahip çıkmak.
Filmin animasyon kalitesi ise yine Pixar'ın Meksika kültüründeki ustalığını gösteriyor. Ölüler Diyarı'nın renkli atmosferi, müzik aletlerinin detayları, iskeletlerin hareketleri... Hepsi o kadar gerçekçi ki, sanki bir festivalin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Özellikle de müzik sahneleri, filmin en büyüleyici anlarından biri. Filmde yer alan müzikler de filme Meksika bir hava katıyor. Özellikle de "Remember Me" şarkısı, filmin duygusal yoğunluğunu artırıyor.
Coco, sadece bir animasyon değil, aynı zamanda Meksika kültürüne bir saygı duruşu. Ölüler Günü'nün anlamını, aile bağlarının önemini, müziğin gücünü anlatıyor. Hatta bu filmi izlerken K-Drama'lardaki aile büyüklerine saygı temalı sahneleri düşündüm. Özellikle de "Reply 1988" dizisindeki aile büyüklerinin anıları ve öğütleri, Coco'daki aile geçmişine çok benziyor. Bir de şunu eklemeden geçemeyeceğim: Miguel'in müzik yeteneği, bazı idollerin enstrüman çalma yeteneklerini hatırlatıyor. Gitar çalabiliyorlar, piyano çalabiliyorlar, davul çalabiliyorlar... Sanki süper güçleri var!
Kozmik Not: Miguel'in ailesinin geçmişini öğrenmesi, idollerin kendi köklerine ve geleneklerine sahip çıkma çabalarını temsil ediyor olabilir mi? Bence kesinlikle! Kendi kültürlerini dünyaya tanıtmak için ellerinden geleni yapıyorlar!
Mood Önerisi: Yanınızda bir gitar bulundurun ve en sevdiğiniz şarkıları çalın!
Tepkiniz Nedir?