K-Pop İdollerinin En Sevdiği Filmler!: Kozmik Kankadan Film Listesi!

K-Pop idollerinin en sevdiği filmler listesi! BTS, Blackpink, Stray Kids ve daha birçok grubun üyelerinin favori filmleri, film önerileri ve sinema zevkleri bu yazıda. Kore dizileri ve K-Pop dünyasının en güncel dedikoduları için takipte kalın!

Şubat 21, 2026 - 14:47
Şubat 21, 2026 - 14:47
 0  2
K-Pop İdollerinin En Sevdiği Filmler!: Kozmik Kankadan Film Listesi!

1. BTS'ten RM: "Eternal Sunshine of the Spotless Mind"

Namjoonie'm ya, zevkine kurban! "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" gibi karmaşık, duygusal bir filmi sevmesi beni hiç şaşırtmadı. Zaten o da şarkılarında, sözlerinde hep derin anlamlar arayan, düşünen bir insan. Bu film, hafızanın silinmesi gibi çılgın bir konuyu ele alıyor ama aslında aşkın, ayrılığın ve unutmanın ne kadar zor olduğuna dair çok şey anlatıyor. RM'in bu filmi sevmesi, onun da hayatın karmaşıklığına ve duygusal derinliğine ne kadar önem verdiğini gösteriyor bence. Ayrıca, filmin görsel anlatımı da çok etkileyici; Namjoon'un sanata olan düşkünlüğünü düşünürsek, bu da filmi sevmesinde etkili olmuş olabilir. Bir de şu var, BTS üyelerinin birbirlerine olan bağlılığı, "Eternal Sunshine"daki o vazgeçmeme, unutmamaya çalışma çabasıyla örtüşüyor gibi. Bilemiyorum, belki de ben çok anlam yüklüyorum ama RM'in bu film seçiminde kesinlikle bir şeyler var!

Bu arada, RM'in İngilizce konuşma aksanına da bayılıyorum. Bir röportajında filmi anlatırken resmen eridim. Adam hem zeki, hem karizmatik, hem de müthiş bir lider. Daha ne olsun? Neyse, konumuza dönelim. "Eternal Sunshine", sadece bir bilim kurgu filmi değil, aynı zamanda aşkın ve insan ilişkilerinin karmaşıklığını anlatan derin bir yapım. RM'in bu filmi sevmesi, onun da bu konulara ne kadar kafa yorduğunu gösteriyor. Belki de bu yüzden şarkılarında bu kadar içten ve dokunaklı sözler yazabiliyor. Sonuç olarak, RM'in film zevki bile ne kadar özel ve düşünceli olduğunu kanıtlıyor. Bias'ım diye demiyorum ama adamda her şey var!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: RM'in bu filmi sevdiğini öğrendiğimden beri, filmi her izlediğimde aklıma o geliyor. Artık film benim için tamamen onunla özdeşleşti. Hatta bir ara filmi onun gibi izlemeye çalıştım; notlar aldım, replikleri ezberledim. Tam bir fan girl'lük işte!

Mood Önerisi: Yağmurlu bir günde, battaniye altında, sıcak çikolata eşliğinde izleyin. Yanınızda bolca mendil bulundurmayı unutmayın!


2. Blackpink'ten Jisoo: "Roman Holiday"

Jisoo'nun "Roman Holiday"i sevmesi tam bir klasik güzellik hareketi! Tamam mı? Audrey Hepburn'ün o ikonik zarafeti, Roma'nın büyüleyici atmosferi... Jisoo'nun da benzer bir havası var zaten, hem çok zarif hem de inanılmaz çekici. Filmde bir prensesin Roma sokaklarında özgürce dolaşması, sıradan bir hayatı deneyimlemesi anlatılıyor. Jisoo da sahnede o kadar güçlü, o kadar cool duruyor ki, özel hayatında da biraz rahatlamak, farklı şeyler deneyimlemek istemesi çok doğal. Ayrıca, filmin romantik komedi olması da Jisoo'nun eğlenceli kişiliğini yansıtıyor gibi. Yani hem duygusal, hem de güldüren bir film. Bence Jisoo'nun film seçimleri, onun hem sanatsal zevkini hem de kişiliğini çok güzel yansıtıyor.

Bir de şu var, "Roman Holiday"in o siyah beyaz çekimleri, Roma'nın tarihi dokusu... Jisoo'nun da vintage modaya olan ilgisi biliniyor. Belki de filmi bu yüzden de seviyor olabilir. Filmdeki Audrey Hepburn'ün kıyafetleri, saç modeli falan... Hepsi çok şık ve zamansız. Jisoo da her zaman ne giyse yakıştırıyor, her tarzı taşıyabiliyor. Yani demem o ki, Jisoo ve Audrey Hepburn arasında bir vibe benzerliği var bence. İkisi de doğal güzellikleri ve zarif tavırlarıyla dikkat çekiyorlar. Bu arada, Jisoo'nun oyunculuk yeteneği de göz ardı edilemez. "Snowdrop" dizisinde harikalar yarattı. Belki de "Roman Holiday" gibi klasik filmlerden ilham alıyordur, kim bilir?

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Jisoo'nun bu filmi sevdiğini öğrendikten sonra, ben de Roma'ya gitmek için can atıyorum. Hatta bir ara Jisoo gibi giyinip Roma sokaklarında fotoğraf çekmeyi bile düşündüm. Ama sonra "Yok artık, bu kadar da olmaz" dedim kendi kendime. Ama içten içe hala o hayali kuruyorum, itiraf ediyorum.

Mood Önerisi: Kendinizi şımartmak istediğiniz bir günde, güzel bir elbise giyip, şık bir kafede kahve içerken izleyin. Yanınızda mutlaka not defteri bulundurun, ilham verici fikirler gelebilir!


3. Stray Kids'ten Hyunjin: "Call Me by Your Name"

Hyunjin'in "Call Me by Your Name"i sevmesi... Ah, kalbim! Zaten o kadar duygusal, o kadar sanatsal bir çocuk ki, bu film seçimi beni hiç şaşırtmadı. Film, İtalya'da geçen bir yaz aşkını anlatıyor. O güneşin sıcaklığı, o havuzun serinliği, o tutkulu bakışlar... Hyunjin'in de sahne performanslarında o kadar yoğun duygular yaşattığını düşünürsek, bu filmle kesinlikle bir bağ kurmuş olmalı. Ayrıca, filmin müzikleri de çok etkileyici. Hyunjin'in dans yeteneği ve müzik zevki düşünüldüğünde, bu da filmi sevmesinde etkili olmuş olabilir. Bir de şu var, filmdeki karakterlerin birbirlerine olan çekimi, o ilk aşkın heyecanı... Hyunjin'in de flörtöz tavırları ve karizması düşünüldüğünde, filmle kendini özdeşleştirmiş olabileceğini düşünüyorum.

Bu arada, Hyunjin'in saçları da filmdeki Elio'nun saçlarına benziyor biraz. Belki de o yüzden filmi daha çok seviyordur, kim bilir? Şaka bir yana, Hyunjin'in görsel olarak da çok etkileyici olduğunu kabul etmek lazım. Sahneye çıktığı anda bütün dikkatleri üzerine çekiyor. "Call Me by Your Name"deki o İtalyan yazının güzelliği, o doğal ışık, o sıcak renkler... Hyunjin'in de benzer bir estetik anlayışı var bence. Yani demem o ki, Hyunjin'in film seçimi bile ne kadar stil sahibi olduğunu kanıtlıyor. Bias'ım demeyeceğim çünkü bütün Stray Kids üyeleri benim için çok değerli ama Hyunjin'in yeri ayrı, kabul ediyorum.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: "Call Me by Your Name"i izledikten sonra, ben de İtalya'ya gitmek ve orada bir yaz aşkı yaşamak istiyorum. Hatta bir ara Hyunjin'in İtalya'da çekilmiş fotoğraflarına bakıp hayallere daldım. Ama sonra gerçek hayata döndüm ve "Yok canım, o kadar da değil" dedim kendi kendime. Ama içten içe hala o hayali kuruyorum, itiraf ediyorum.

Mood Önerisi: Yaz akşamında, yıldızların altında, bir kadeh şarap eşliğinde izleyin. Yanınızda mutlaka mendil bulundurun, duygulanabilirsiniz!


4. EXO'dan Baekhyun: "Fight Club"

Baekhyun'un "Fight Club"ı sevmesi... İşte bu beni şaşırttı! Yani tamam, Baekhyun'un eğlenceli, muzip bir kişiliği var ama "Fight Club" gibi karanlık, nihilist bir filmi sevmesi ilginç geldi. Film, modern toplumun dayatmalarına, tüketim çılgınlığına ve erkek kimliğinin krizine eleştirel bir bakış açısı sunuyor. Belki de Baekhyun da sahnede o kadar mükemmel, o kadar parıltılı olmak zorunda kalmaktan yorulmuştur ve içten içe bir isyan duygusu besliyordur. Ayrıca, filmin sürpriz sonu da çok çarpıcı. Baekhyun'un da beklenmedik çıkışları ve sürpriz yetenekleri düşünüldüğünde, bu filmle bir bağ kurmuş olabileceğini düşünüyorum.

Bir de şu var, "Fight Club"daki o dövüş sahneleri, o maskülen enerji... Baekhyun'un da kaslı vücudu ve güçlü vokali düşünüldüğünde, bu filmle bir çekim hissetmiş olabilir. Şaka bir yana, Baekhyun'un her türlü konsepti taşıyabildiğini kabul etmek lazım. Hem sevimli, hem de karizmatik olabiliyor. "Fight Club"daki o anarşist ruh, o sisteme karşı duruş... Baekhyun'un da bazen kuralları yıktığını, kendi bildiğini okuduğunu görüyoruz. Yani demem o ki, Baekhyun'un film seçimi bile ne kadar çok yönlü bir sanatçı olduğunu kanıtlıyor. Bias'ım demeyeceğim çünkü bütün EXO üyeleri benim için çok değerli ama Baekhyun'un enerjisi bambaşka, kabul ediyorum.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: "Fight Club"ı izledikten sonra, ben de sisteme karşı gelmek ve kuralları yıkmak istiyorum. Hatta bir ara saçlarımı kazıtmayı bile düşündüm. Ama sonra gerçek hayata döndüm ve "Yok canım, o kadar da değil" dedim kendi kendime. Ama içten içe hala o isyan duygusunu hissediyorum, itiraf ediyorum.

Mood Önerisi: Gergin ve sinirli hissettiğiniz bir günde, yalnız başınıza, karanlık bir odada izleyin. Yanınızda mutlaka stres topu bulundurun, rahatlamanıza yardımcı olabilir!


5. Twice'tan Sana: "The Notebook"

Sana'nın "The Notebook"u sevmesi... Ah, tam bir romantik komedi kraliçesi hareketi! Zaten o kadar tatlı, o kadar sevimli bir kız ki, bu film seçimi beni hiç şaşırtmadı. Film, ömür boyu süren bir aşkı anlatıyor. O ilk görüşte aşk, o zorluklara rağmen vazgeçmeme, o sonsuza dek süren bağlılık... Sana'nın da hayranlarına olan sevgisi, o bitmek bilmeyen enerjisi düşünüldüğünde, bu filmle kesinlikle bir bağ kurmuş olmalı. Ayrıca, filmin duygusal müzikleri de çok etkileyici. Sana'nın da duygusal şarkıları söylerken gözlerinin dolduğunu düşünürsek, bu da filmi sevmesinde etkili olmuş olabilir. Bir de şu var, filmdeki aşkın o masumiyeti, o saflığı... Sana'nın da her zaman pozitif ve neşeli olması düşünüldüğünde, filmle kendini özdeşleştirmiş olabileceğini düşünüyorum.

Bu arada, Sana'nın gülüşü de filmdeki Allie'nin gülüşüne benziyor biraz. Belki de o yüzden filmi daha çok seviyordur, kim bilir? Şaka bir yana, Sana'nın her zaman çok güzel ve çekici olduğunu kabul etmek lazım. Sahneye çıktığı anda bütün kalpleri çalıyor. "The Notebook"daki o romantik atmosfer, o duygusal yoğunluk, o aşkın gücü... Sana'nın da benzer bir aura'sı var bence. Yani demem o ki, Sana'nın film seçimi bile ne kadar romantik ve duygusal bir insan olduğunu kanıtlıyor. Bias'ım demeyeceğim çünkü bütün Twice üyeleri benim için çok değerli ama Sana'nın aegyo'suna bayılıyorum, kabul ediyorum.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: "The Notebook"u izledikten sonra, ben de ömür boyu sürecek bir aşk yaşamak istiyorum. Hatta bir ara Sana gibi giyinip bir göl kenarında fotoğraf çekmeyi bile düşündüm. Ama sonra gerçek hayata döndüm ve "Yok canım, o kadar da değil" dedim kendi kendime. Ama içten içe hala o hayali kuruyorum, itiraf ediyorum.

Mood Önerisi: Sevgilinizle birlikte, romantik bir akşam yemeğinden sonra, sarılarak izleyin. Yanınızda mutlaka mendil bulundurun, duygulanabilirsiniz!


6. Red Velvet'ten Wendy: "Amelie"

Wendy'nin "Amelie"yi sevmesi... Ah, tam bir entelektüel seçim! Zaten o kadar zeki, o kadar kültürlü bir kız ki, bu film seçimi beni hiç şaşırtmadı. Film, Paris'te yaşayan genç bir kadının hayatını ve insanlara yardım etme çabalarını anlatıyor. O renkli karakterler, o sürreal olaylar, o Paris'in büyülü atmosferi... Wendy'nin de her zaman pozitif olması, insanlara yardım etmeyi sevmesi düşünüldüğünde, bu filmle kesinlikle bir bağ kurmuş olmalı. Ayrıca, filmin müzikleri de çok etkileyici. Wendy'nin de güçlü vokali ve müzik zevki düşünüldüğünde, bu da filmi sevmesinde etkili olmuş olabilir. Bir de şu var, filmdeki Amelie'nin o kendine özgü tarzı, o hayatı farklı bir şekilde görmesi... Wendy'nin de her zaman özgün olması ve kendi yolunu çizmesi düşünüldüğünde, filmle kendini özdeşleştirmiş olabileceğini düşünüyorum.

Bu arada, Wendy'nin saçları da filmdeki Amelie'nin saçlarına benziyor biraz. Belki de o yüzden filmi daha çok seviyordur, kim bilir? Şaka bir yana, Wendy'nin her zaman çok şık ve zarif olduğunu kabul etmek lazım. Sahneye çıktığı anda bütün gözleri üzerine çekiyor. "Amelie"deki o Paris'in büyüsü, o renkli dünya, o hayatın güzelliği... Wendy'nin de benzer bir aura'sı var bence. Yani demem o ki, Wendy'nin film seçimi bile ne kadar sanatsal ve entelektüel bir insan olduğunu kanıtlıyor. Bias'ım demeyeceğim çünkü bütün Red Velvet üyeleri benim için çok değerli ama Wendy'nin sesine hayranım, kabul ediyorum.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: "Amelie"yi izledikten sonra, ben de Paris'e gitmek ve orada insanlara yardım etmek istiyorum. Hatta bir ara Wendy gibi giyinip Paris sokaklarında fotoğraf çekmeyi bile düşündüm. Ama sonra gerçek hayata döndüm ve "Yok canım, o kadar da değil" dedim kendi kendime. Ama içten içe hala o hayali kuruyorum, itiraf ediyorum.

Mood Önerisi: Kendinizi iyi hissetmek istediğiniz bir günde, yalnız başınıza, sıcak bir içecek eşliğinde izleyin. Yanınızda mutlaka bir defter bulundurun, ilham verici fikirler gelebilir!


7. GOT7'dan Jackson: "Rush Hour"

Jackson'ın "Rush Hour"ı sevmesi... İşte tam bir aksiyon adamı hareketi! Zaten o kadar enerjik, o kadar hareketli bir çocuk ki, bu film seçimi beni hiç şaşırtmadı. Film, aksiyon dolu sahneleri, komik diyalogları ve heyecan verici olay örgüsüyle dikkat çekiyor. Jackson'ın da her zaman aktif olması, spor yapmayı sevmesi düşünüldüğünde, bu filmle kesinlikle bir bağ kurmuş olmalı. Ayrıca, filmin müzikleri de çok hareketli. Jackson'ın da rap yeteneği ve müzik zevki düşünüldüğünde, bu da filmi sevmesinde etkili olmuş olabilir. Bir de şu var, filmdeki karakterlerin o cesareti, o kararlılığı... Jackson'ın da her zaman kendine güvenmesi ve hedeflerine ulaşmak için çabalaması düşünüldüğünde, filmle kendini özdeşleştirmiş olabileceğini düşünüyorum.

Bu arada, Jackson'ın kasları da filmdeki Jackie Chan'in kaslarına benziyor biraz. Belki de o yüzden filmi daha çok seviyordur, kim bilir? Şaka bir yana, Jackson'ın her zaman çok karizmatik ve çekici olduğunu kabul etmek lazım. Sahneye çıktığı anda bütün enerjisiyle herkesi etkiliyor. "Rush Hour"daki o aksiyon dolu sahneler, o komik diyaloglar, o heyecan verici olay örgüsü... Jackson'ın da benzer bir aura'sı var bence. Yani demem o ki, Jackson'ın film seçimi bile ne kadar enerjik ve aksiyon dolu bir insan olduğunu kanıtlıyor. Bias'ım demeyeceğim çünkü bütün GOT7 üyeleri benim için çok değerli ama Jackson'ın rap'ine bayılıyorum, kabul ediyorum.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: "Rush Hour"ı izledikten sonra, ben de aksiyon dolu bir hayat yaşamak istiyorum. Hatta bir ara Jackson gibi dövüş sanatları öğrenmeyi bile düşündüm. Ama sonra gerçek hayata döndüm ve "Yok canım, o kadar da değil" dedim kendi kendime. Ama içten içe hala o hayali kuruyorum, itiraf ediyorum.

Mood Önerisi: Kendinizi enerjik hissetmek istediğiniz bir günde, arkadaşlarınızla birlikte, atıştırmalıklar eşliğinde izleyin. Yanınızda mutlaka stres topu bulundurun, rahatlamanıza yardımcı olabilir!


8. ITZY'den Yeji: "Spirited Away"

Yeji'nin "Spirited Away"i sevmesi... İşte tam bir anime tutkunu hareketi! Zaten o kadar farklı, o kadar kendine özgü bir kız ki, bu film seçimi beni hiç şaşırtmadı. Film, fantastik bir dünyada geçen maceraları, etkileyici görselleri ve derin anlamlarıyla dikkat çekiyor. Yeji'nin de her zaman yaratıcı olması, farklı şeylere ilgi duyması düşünüldüğünde, bu filmle kesinlikle bir bağ kurmuş olmalı. Ayrıca, filmin müzikleri de çok duygusal. Yeji'nin de dans yeteneği ve müzik zevki düşünüldüğünde, bu da filmi sevmesinde etkili olmuş olabilir. Bir de şu var, filmdeki Chihiro'nun o cesareti, o kararlılığı... Yeji'nin de her zaman kendine güvenmesi ve hedeflerine ulaşmak için çabalaması düşünüldüğünde, filmle kendini özdeşleştirmiş olabileceğini düşünüyorum.

Bu arada, Yeji'nin gözleri de filmdeki Chihiro'nun gözlerine benziyor biraz. Belki de o yüzden filmi daha çok seviyordur, kim bilir? Şaka bir yana, Yeji'nin her zaman çok güzel ve çekici olduğunu kabul etmek lazım. Sahneye çıktığı anda bütün dikkatleri üzerine çekiyor. "Spirited Away"deki o fantastik dünya, o etkileyici görseller, o derin anlamlar... Yeji'nin de benzer bir aura'sı var bence. Yani demem o ki, Yeji'nin film seçimi bile ne kadar yaratıcı ve farklı bir insan olduğunu kanıtlıyor. Bias'ım demeyeceğim çünkü bütün ITZY üyeleri benim için çok değerli ama Yeji'nin dansına bayılıyorum, kabul ediyorum.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: "Spirited Away"i izledikten sonra, ben de fantastik bir dünyaya gitmek istiyorum. Hatta bir ara Yeji gibi giyinip anime karakteri gibi davranmayı bile düşündüm. Ama sonra gerçek hayata döndüm ve "Yok canım, o kadar da değil" dedim kendi kendime. Ama içten içe hala o hayali kuruyorum, itiraf ediyorum.

Mood Önerisi: Kendinizi hayal kurmak istediğiniz bir günde, yalnız başınıza, rahat bir koltukta izleyin. Yanınızda mutlaka bir defter bulundurun, yaratıcı fikirler gelebilir!


9. Seventeen'den Mingyu: "Interstellar"

Mingyu'nun "Interstellar"ı sevmesi... İşte tam bir bilim kurgu aşığı hareketi! Zaten o kadar meraklı, o kadar araştırmacı bir çocuk ki, bu film seçimi beni hiç şaşırtmadı. Film, uzayın derinliklerinde geçen maceraları, karmaşık bilimsel teorileri ve duygusal bağlarıyla dikkat çekiyor. Mingyu'nun da her zaman yeni şeyler öğrenmeye açık olması, farklı konulara ilgi duyması düşünüldüğünde, bu filmle kesinlikle bir bağ kurmuş olmalı. Ayrıca, filmin müzikleri de çok etkileyici. Mingyu'nun da müzik zevki ve prodüksiyon bilgisi düşünüldüğünde, bu da filmi sevmesinde etkili olmuş olabilir. Bir de şu var, filmdeki karakterlerin o cesareti, o fedakarlığı... Mingyu'nun da her zaman arkadaşlarına destek olması ve sorumluluk alması düşünüldüğünde, filmle kendini özdeşleştirmiş olabileceğini düşünüyorum.

Bu arada, Mingyu'nun uzun boyu da filmdeki astronotların uzun boylarına benziyor biraz. Belki de o yüzden filmi daha çok seviyordur, kim bilir? Şaka bir yana, Mingyu'nun her zaman çok yakışıklı ve karizmatik olduğunu kabul etmek lazım. Sahneye çıktığı anda bütün gözleri üzerine çekiyor. "Interstellar"daki o uzayın derinlikleri, o karmaşık bilimsel teoriler, o duygusal bağlar... Mingyu'nun da benzer bir aura'sı var bence. Yani demem o ki, Mingyu'nun film seçimi bile ne kadar zeki ve meraklı bir insan olduğunu kanıtlıyor. Bias'ım demeyeceğim çünkü bütün Seventeen üyeleri benim için çok değerli ama Mingyu'nun gülüşüne bayılıyorum, kabul ediyorum.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: "Interstellar"ı izledikten sonra, ben de uzaya gitmek ve yeni gezegenler keşfetmek istiyorum. Hatta bir ara Mingyu gibi giyinip astronot gibi davranmayı bile düşündüm. Ama sonra gerçek hayata döndüm ve "Yok canım, o kadar da değil" dedim kendi kendime. Ama içten içe hala o hayali kuruyorum, itiraf ediyorum.

Mood Önerisi: Kendinizi evrenin büyüklüğünü düşünmek istediğiniz bir günde, yalnız başınıza, karanlık bir odada izleyin. Yanınızda mutlaka bir teleskop bulundurun, yıldızları inceleyebilirsiniz!


10. Aespa'dan Karina: "The Matrix"

Karina'nın "The Matrix"i sevmesi... İşte tam bir cyberpunk kraliçesi hareketi! Zaten o kadar futuristik, o kadar cool bir kız ki, bu film seçimi beni hiç şaşırtmadı. Film, sanal gerçeklik, yapay zeka ve insanlığın geleceği gibi konuları ele alıyor. Karina'nın da her zaman teknolojiye ilgi duyması, farklı konseptlere açık olması düşünüldüğünde, bu filmle kesinlikle bir bağ kurmuş olmalı. Ayrıca, filmin aksiyon sahneleri de çok etkileyici. Karina'nın da dans yeteneği ve fiziksel performansı düşünüldüğünde, bu da filmi sevmesinde etkili olmuş olabilir. Bir de şu var, filmdeki Trinity'nin o güçlü, bağımsız karakteri... Karina'nın da her zaman kendine güvenmesi ve kendi yolunu çizmesi düşünüldüğünde, filmle kendini özdeşleştirmiş olabileceğini düşünüyorum.

Bu arada, Karina'nın duruşu da filmdeki Trinity'nin duruşuna benziyor biraz. Belki de o yüzden filmi daha çok seviyordur, kim bilir? Şaka bir yana, Karina'nın her zaman çok güzel ve karizmatik olduğunu kabul etmek lazım. Sahneye çıktığı anda bütün dikkatleri üzerine çekiyor. "The Matrix"deki o sanal gerçeklik, o yapay zeka, o insanlığın geleceği... Karina'nın da benzer bir aura'sı var bence. Yani demem o ki, Karina'nın film seçimi bile ne kadar zeki ve futuristik bir insan olduğunu kanıtlıyor. Bias'ım demeyeceğim çünkü bütün Aespa üyeleri benim için çok değerli ama Karina'nın vokaline bayılıyorum, kabul ediyorum.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: "The Matrix"i izledikten sonra, ben de sanal gerçeklikte yaşamak ve yapay zeka ile iletişim kurmak istiyorum. Hatta bir ara Karina gibi giyinip Matrix karakteri gibi davranmayı bile düşündüm. Ama sonra gerçek hayata döndüm ve "Yok canım, o kadar da değil" dedim kendi kendime. Ama içten içe hala o hayali kuruyorum, itiraf ediyorum.

Mood Önerisi: Kendinizi teknolojiye meraklı hissettiğiniz bir günde, yalnız başınıza, karanlık bir odada izleyin. Yanınızda mutlaka bir bilgisayar bulundurun, filmdeki konuları araştırabilirsiniz!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.