Finn Wolfhard Oynadığı Filmler: Stranger Things'in Yıldızı Beyaz Perdede!
Finn Wolfhard'ın en iyi filmleri ve Stranger Things'den sonraki projeleri! K-Pop hayranları için genç yıldızın kariyerine yakından bakış.
1. It (O): Pennywise'tan Kaçarken Bile Cool
Abi, Finn Wolfhard'ı ilk kez It'te gördüğümde "Bu çocuk kesinlikle bir şeyler başaracak" demiştim. Richie Tozier rolünde o kadar doğaldı ki, sanki Stephen King'in kitabından fırlamış gibiydi. Hem komik, hem de Pennywise'tan tırsmış halleriyle kalbimizi çaldı resmen. Korku filmi olmasına rağmen, Finn'in esprileri sayesinde ara sıra kahkaha krizlerine girdik. Özellikle o meşhur "Beep beep, Richie!" repliği hala kulaklarımda çınlıyor. Makyajı abartı bulsam da Pennywise'ın hakkını yemeyeyim, bayağı ürkütücüydü. Ama Richie, o palyaçoyla bile dalga geçmeyi başardı ya, helal olsun! Finn'in oyunculuğu o kadar iyiydi ki, sanki biz de Losers Club'ın bir parçasıymışız gibi hissettik. O bisiklet sahnesi, o terk edilmiş ev, o kanalizasyon... Hepsi gözümde canlanıyor. Ve tabii ki, o final sahnesi... Richie'nin Pennywise'a karşı son sözleri... Tüylerim diken diken olmuştu. It, sadece bir korku filmi değil, aynı zamanda arkadaşlık, cesaret ve çocuklukla ilgili bir hikaye. Finn de bu hikayenin en önemli parçalarından biriydi, net!
Bias Kontrolü: Richie Tozier karakteri o kadar sevildi ki, bazı fanlar Finn'i gerçek hayatta da Richie gibi sanıyor. Aman diyim, çocukcağızın özel hayatına saygı duyalım.
Mood Önerisi: Arkadaşlarınla toplanıp pizza eşliğinde izlemek için ideal. Ama ışıkları açık tutmayı unutmayın!
2. Stranger Things: Mike Wheeler Olarak Büyüdüğüne Şahit Olduk
Stranger Things'te Mike Wheeler rolüyle Finn Wolfhard, sadece oyunculuğunu değil, aynı zamanda fiziksel olarak da nasıl büyüdüğünü gözler önüne serdi. İlk sezonda daha minik bir çocukken, son sezonda neredeyse bir yetişkin olmuştu. Mike'ın Eleven'la olan ilişkisi, dizinin en tatlı ve en dokunaklı yanlarından biriydi. O ilk bakışma, o el ele tutuşma, o ilk öpücük... Resmen eridim! Finn'in Millie Bobby Brown'la olan kimyası o kadar iyiydi ki, bazı fanlar ikilinin gerçek hayatta da birlikte olmasını istedi. Ama neyse ki, bu sadece bir diziydi. Mike'ın arkadaşlarına olan bağlılığı, ailesine olan sevgisi, Upside Down'daki yaratıklara karşı gösterdiği cesaret... Hepsi takdire şayandı. Özellikle Will'i kurtarmak için yaptığı fedakarlıklar, beni duygulandırmıştı. Finn, Mike karakterini o kadar iyi canlandırdı ki, sanki o rol için doğmuş gibiydi. Stranger Things, sadece bir bilim kurgu dizisi değil, aynı zamanda büyüme, arkadaşlık ve aşkla ilgili bir hikaye. Finn de bu hikayenin en önemli kahramanlarından biriydi, kesinlikle!
Bias Kontrolü: Finn ve Millie'nin gerçek hayattaki arkadaşlığı, diziye yansıyor. Set arkası fotoğraflarına bakınca, resmen eriyorum!
Mood Önerisi: Battaniyeni al, sıcak çikolatanı yap ve Stranger Things maratonuna başla. Ama dikkat et, bir başlayınca bırakmak zor!
3. The Goldfinch: Dram Kralı Olmaya Aday
The Goldfinch'te Finn Wolfhard, genç Boris Pavlikovsky rolünde karşımıza çıktı. Bu film, Stranger Things ve It'ten sonra Finn'in farklı bir yönünü görmemizi sağladı. Boris, sorunlu bir geçmişe sahip, alkol ve uyuşturucu bağımlısı bir genç. Finn, bu karmaşık karakteri o kadar iyi canlandırdı ki, resmen ağzım açık kaldı. Boris'in umursamaz tavırları, alaycı gülüşleri, içindeki acıyı gizleme çabası... Hepsi çok gerçekçiydi. Film genel olarak biraz yavaş ilerlese de, Finn'in performansı sayesinde sıkılmadan izledim. Özellikle Theo Decker'la olan arkadaşlığı, filmin en dokunaklı yanlarından biriydi. Boris, Theo'ya hayata tutunması için yardım etti, ona yeni bir bakış açısı kazandırdı. Finn, Boris karakterini o kadar iyi canlandırdı ki, sanki o rol için doğmuş gibiydi. The Goldfinch, sadece bir dram filmi değil, aynı zamanda kayıp, yas ve umutla ilgili bir hikaye. Finn de bu hikayenin en önemli parçalarından biriydi, tartışmasız!
Bias Kontrolü: Finn'in Rus aksanıyla konuşması, bazı fanları çileden çıkardı. Ama bence çocuk gayet iyi başarmış.
Mood Önerisi: Yağmurlu bir günde, tek başına oturup düşünmek için ideal. Yanında bir kutu mendil bulundurmayı unutma!
4. The Addams Family (Seslendirme): Çizgi Filmde Bile Tarz Sahibi
Finn Wolfhard, The Addams Family'de Pugsley Addams'ı seslendirerek animasyon dünyasına da adım attı. Pugsley, Addams ailesinin yaramaz ve maceraperest oğlu. Finn, Pugsley'nin enerjisini ve çılgınlığını sesine yansıtmayı başardı. Film genel olarak çok başarılı olmasa da, Finn'in seslendirmesi sayesinde Pugsley karakteri daha da sevimli hale geldi. Özellikle Wednesday'le olan atışmaları, filmin en komik anlarından biriydi. Finn, Pugsley karakterini o kadar iyi seslendirdi ki, sanki o rol için doğmuş gibiydi. The Addams Family, sadece bir animasyon filmi değil, aynı zamanda aile, farklılık ve kabulle ilgili bir hikaye. Finn de bu hikayenin en önemli parçalarından biriydi, bence!
Bias Kontrolü: Finn'in seslendirme yeteneği, bazı fanları şaşırttı. Ama bence çocuk her şeyi yapabilir.
Mood Önerisi: Ailenle birlikte izlemek için ideal. Ama dikkat et, Addams ailesi gibi olmak isteyebilirsiniz!
5. Ghostbusters: Afterlife: Nostalji Rüzgarları Estiriyor
Ghostbusters: Afterlife'ta Finn Wolfhard, Trevor Spengler rolünde karşımıza çıktı. Bu film, 80'lerin efsanevi Ghostbusters serisine bir saygı duruşu niteliğinde. Trevor, ailesiyle birlikte dedesinin eski evine taşınan bir genç. Evde garip olaylar yaşanmaya başlayınca, Trevor ve arkadaşları Ghostbusters'ın mirasını keşfediyor. Finn, Trevor karakterini o kadar iyi canlandırdı ki, sanki o rol için doğmuş gibiydi. Özellikle dedesinin hayalet avcısı olduğunu öğrendiği sahne, beni duygulandırmıştı. Finn, Ghostbusters: Afterlife ile hem eski hayranları memnun etti, hem de yeni neslin kalbini kazandı. Film sadece bir bilim kurgu filmi değil, aynı zamanda aile, arkadaşlık ve mirasla ilgili bir hikaye. Finn de bu hikayenin en önemli kahramanlarından biriydi, kesinlikle!
Bias Kontrolü: Finn'in filmdeki arabayla olan sahneleri, bazı fanları heyecanlandırdı. Çocuk tam bir araba tutkunuymuş.
Mood Önerisi: Arkadaşlarınla toplanıp patlamış mısır eşliğinde izlemek için ideal. Ama dikkat et, hayalet avcısı olmak isteyebilirsiniz!
6. The Turning: Gerilim Sevenler Buraya!
The Turning, Henry James'in "The Turn of the Screw" adlı romanından uyarlanan bir korku filmi. Finn Wolfhard, Miles Fairchild rolünde, sorunlu bir genci canlandırıyor. Film, Kate adında genç bir öğretmenin, Fairchild malikanesinde yaşayan iki yetim çocuğa bakıcılık yapmasını konu alıyor. Miles, davranışlarıyla Kate'i sürekli tedirgin ediyor ve malikanede tuhaf olaylar yaşanmaya başlıyor. Finn, Miles'ın gizemli ve ürkütücü havasını başarıyla yansıtıyor. Film genel olarak eleştirmenlerden karışık yorumlar alsa da, Finn'in performansı övgü topladı. The Turning, psikolojik gerilim sevenler için karanlık ve rahatsız edici bir deneyim sunuyor. Finn'in bu filmdeki performansı, onun farklı türlerdeki rolleri başarıyla üstlenebildiğini gösteriyor.
Bias Kontrolü: Finn'in bu filmdeki "kötü çocuk" imajı, bazı fanları şaşırttı. Ama bence ona her rol yakışıyor.
Mood Önerisi: Tek başınıza, gece geç saatlerde izlemek için ideal. Ama uyumakta zorlanabilirsiniz, uyarmadı demeyin!
7. Dog Days: Romantik Komedi Denemesi
Dog Days, iç içe geçmiş hayatları olan bir grup insanın ve sevimli köpeklerinin hikayesini anlatan bir romantik komedi. Finn Wolfhard, Tyler adında genç bir pizzacı rolünde karşımıza çıkıyor. Tyler, Maya adında bir kıza aşık ve onun dikkatini çekmek için elinden geleni yapıyor. Film, hafif ve eğlenceli bir atmosfere sahip. Finn'in performansı da filmin genel havasına uygun olarak sevimli ve sempatik. Dog Days, romantik komedi sevenler için keyifli bir seyirlik sunuyor. Finn'in bu filmdeki rolü, onun komedi yeteneğini de sergilemesine olanak tanıyor.
Bias Kontrolü: Finn'in pizza dağıtırkenki halleri, bazı fanları güldürdü. Bence ona pizzacı rolü de yakışmış.
Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla birlikte, hafta sonu keyfi yapmak için ideal. Yanınızda mutlaka patlamış mısır bulundurun!
8. When You Finish Saving the World: Yönetmen Koltuğunda Jesse Eisenberg, Başrolde Finn!
Jesse Eisenberg'in yönetmenliğini yaptığı "When You Finish Saving the World", anne-oğul ilişkisini farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. Finn Wolfhard, Ziggy adında, sosyal medyada müzik yaparak ünlenen bir genci canlandırıyor. Julianne Moore ise Ziggy'nin annesi Evelyn'i oynuyor. Film, anne ve oğlun birbirleriyle iletişim kurmakta zorlanmalarını ve farklı dünya görüşlerine sahip olmalarını konu alıyor. Finn, Ziggy'nin egoist ve bencil tavırlarını başarıyla yansıtıyor. Film genel olarak eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı. "When You Finish Saving the World", aile ilişkilerine dair düşündürücü bir yapım. Finn'in bu filmdeki performansı, onun oyunculuk kariyerinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Bias Kontrolü: Finn'in filmdeki müzik performansları, bazı fanları etkiledi. Bence onun şarkıcılık yeteneği de var.
Mood Önerisi: Tek başınıza, sakin bir akşamda izlemek için ideal. Film bittikten sonra ailenizle iletişim kurmayı unutmayın!
9. Hell of a Summer: Yönetmen Koltuğunda da Finn Wolfhard Var!
Finn Wolfhard sadece oyunculuğuyla değil, yönetmenliğiyle de adından söz ettiriyor. "Hell of a Summer", Finn Wolfhard'ın yönetmen koltuğuna oturduğu bir korku-komedi filmi. Film, bir yaz kampında yaşanan tuhaf olayları konu alıyor. Finn, hem yönetmenliğini yaptığı hem de rol aldığı bu filmle yeteneklerini sergiliyor. Film hakkında henüz çok fazla detay bilinmese de, Finn'in hayranları tarafından merakla bekleniyor. "Hell of a Summer", Finn Wolfhard'ın kariyerinde yeni bir sayfa açacağa benziyor.
Bias Kontrolü: Finn'in yönetmenlik denemesi, bazı fanları heyecanlandırdı. Bence o her alanda başarılı olabilir.
Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla birlikte, yazın son günlerini kutlamak için ideal. Film çıktıktan sonra yorumlarınızı bekliyorum!
10. Yakın Gelecekteki Projeler: Finn Wolfhard Dur Durak Bilmiyor!
Finn Wolfhard, gelecekte de birçok projede yer almaya hazırlanıyor. Oyuncunun rol alacağı yeni filmler ve diziler şimdiden merak konusu. Finn'in farklı türlerdeki projelerde yer alarak oyunculuk yeteneğini geliştirmesi, hayranları tarafından takdirle karşılanıyor. Finn Wolfhard, genç yaşına rağmen Hollywood'da önemli bir yer edinmeyi başardı. Oyuncunun gelecekteki projeleri, onun kariyerinde yeni zirvelere ulaşmasını sağlayabilir.
Bias Kontrolü: Finn'in gelecekteki projeleri hakkında dedikodular bitmiyor. Bence o her projede başarılı olacak.
Mood Önerisi: Finn'in yeni projelerini takip etmek için sabırsızlanıyorum. Siz de takipte kalın ve gelişmelerden haberdar olun!
Tepkiniz Nedir?