En İyi "Vampir" Animeleri (Hellsing, Castlevania)! : Dişler keskin, kanlar kırmızı!

K-Drama ve K-Pop dünyasının vampir temalı animeleri! Hellsing'den Castlevania'ya en kanlı ve gotik yapımlar. Oppalar ve unniyler bu karanlık dünyaya bayılacak!

Şubat 21, 2026 - 15:14
Şubat 21, 2026 - 15:14
 0  0
En İyi "Vampir" Animeleri (Hellsing, Castlevania)! : Dişler keskin, kanlar kırmızı!

1. Hellsing: Alucard'ın Şov Zamanı!

Hellsing... Ah, Hellsing! Bu animeyi anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Alucard diye bir karakter var, bildiğin vampirlerin vampiri. Hani vampir dediğin biraz karizmatik, biraz gizemli olur ya, Alucard hepsini tokatlar. Adam bildiğin ölüm makinesi! Silahları desen ayrı bir olay, kocaman, abartı ve tam Alucard'lık.

Hikaye de acayip sarıyor. Hellsing Örgütü var, İngiltere'yi vampirlerden ve diğer doğaüstü yaratıklardan koruyorlar. Başlarında da Integra Hellsing diye bir kadın var, tam patron tipi. Soğuk, mesafeli ama gerektiğinde Alucard'ı bile hizaya sokuyor. Sonra Seras Victoria var, eski bir polis memuru, Alucard tarafından vampire dönüştürülüyor. İlk başta biraz bocalamasına rağmen sonradan o da coşuyor. Hellsing'in en sevdiğim yanı, aksiyonun hiç düşmemesi. Bir bölüm bitiyor, "Acaba şimdi ne olacak?" diye meraktan çatlıyorsun. Hele o savaş sahneleri yok mu? Kan, vahşet, abartı... Tam benim kafadan!

Animasyon kalitesi de efsane. Özellikle Alucard'ın dönüşümleri, o karanlık ve gotik atmosfer... İnsanı içine çekiyor resmen. Müzikler de cabası. Ağır metal, gotik rock... Tam vampir temasına uygun. Hellsing'i izlerken kendimi bir rock konserinde gibi hissediyorum. Eğer vampir temalı, bol aksiyonlu ve karanlık bir anime arıyorsanız, Hellsing'e kesinlikle bir şans vermelisiniz. Pişman olmayacaksınız, garanti veriyorum!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Alucard'ın o meşhur gülüşü var ya, işte o gülüşe düşmeyen kız var mı merak ediyorum. Netizenler bu konuda ikiye bölünmüş durumda, kimisi "çok creepy", kimisi "çok seksi" diyor. Bence ikisi de doğru!

Mood Önerisi: Gece yarısı, kulaklıklar takılı, ışıklar kapalı... Hellsing'e böyle başlanmalı!


2. Castlevania: Orta Çağ Vampir Savaşı!

Castlevania... Netflix'in bu anime uyarlaması, bildiğin oyun efsanesini canlandırdı. Oyunu oynayanlar zaten bilir, hikaye çok sağlam. Dracula var, karısı cadı diye yakılınca insanlığa savaş açıyor. Haklı mı haksız mı tartışılır ama sonuçta ortalık kan gölüne dönüyor. Sonra Trevor Belmont var, vampir avcısı bir aileden geliyor. Alkolik, serseri ama bir o kadar da yetenekli. Sypha Belnades var, büyücü. O da Trevor'a katılıyor ve birlikte Dracula'yı durdurmaya çalışıyorlar.

Castlevania'nın en sevdiğim yanı, karakterlerin derinliği. Trevor sadece bir vampir avcısı değil, geçmişiyle yüzleşmeye çalışan bir adam. Sypha sadece bir büyücü değil, dünyaya farklı bir bakış açısı getiren bir kadın. Dracula ise sadece kötü bir adam değil, acı çeken ve intikam almak isteyen bir baba. Animasyon kalitesi de çok iyi. Özellikle savaş sahneleri çok akıcı ve detaylı. Müzikler de cabası. Orta Çağ temasına uygun, epik ve dramatik. Castlevania'yı izlerken kendimi bir tarih kitabının içinde gibi hissediyorum.

Dizinin en büyük artılarından biri de diyalogları. Küfürler havada uçuşuyor ama hiç sırıtmıyor. Karakterlerin kişiliklerini yansıtıyor. Hele o Trevor'ın alaycı tavırları yok mu? Bayılıyorum! Castlevania, sadece bir vampir animesi değil, aynı zamanda bir dram, bir macera ve bir aşk hikayesi. Eğer farklı bir şeyler arıyorsanız, Castlevania'ya kesinlikle bir şans vermelisiniz.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Trevor'ın o dağınık saçları ve umursamaz tavırları... Oppalarımızdan birine çok benziyor ama şimdi ismini vermeyeyim. Netizenler zaten tahmin etmiştir!

Mood Önerisi: Yağmurlu bir günde, battaniye altında, sıcak çikolatayla... Castlevania'ya böyle keyif çıkarılır!


3. Vampire Knight: Aşk Üçgeni ve Vampir Okulu!

Vampire Knight... Ah, bu anime beni gençliğime götürüyor. Bir vampir okulu düşünün, gündüz insanlar okuyor, gece vampirler. Yuuki Cross diye bir kız var, okulun koruyucusu. Bir de Zero Kiryu var, o da koruyucu ama vampirlerden nefret ediyor çünkü ailesi vampirler tarafından öldürülmüş. Sonra Kaname Kuran var, safkan bir vampir ve Yuuki'ye aşık. İşte olaylar burada karışıyor. Bir aşk üçgeni, bir sürü sır ve bolca dram.

Vampire Knight'ın en sevdiğim yanı, karakterlerin çekiciliği. Yuuki saf ve masum, Zero karanlık ve gizemli, Kaname ise karizmatik ve güçlü. Hangi tarafta olacağınıza karar vermek zor. Animasyon kalitesi de güzel. Özellikle vampirlerin gözleri parladığında çok etkileyici oluyor. Müzikler de cabası. Romantik, dramatik ve biraz da gotik. Vampire Knight'ı izlerken kendimi bir aşk romanının içinde gibi hissediyorum.

Ancak, Vampire Knight'ın bazı eksikleri de var. Hikaye bazen çok yavaş ilerliyor ve bazı karakterler biraz klişe. Ama yine de, eğer romantik vampir hikayelerini seviyorsanız, Vampire Knight'a bir şans vermelisiniz. Özellikle Kaname'nin o cool tavırlarına hayran kalacaksınız. Unniler, bu anime tam size göre!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Kaname'nin Yuuki'ye olan aşkı o kadar yoğun ki, bazen "Bu adam saplantılı mı?" diye düşünmeden edemiyorum. Ama yine de, ship'im gerçek olsun istiyorum!

Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla birlikte, bolca dedikodu yaparak... Vampire Knight'a böyle yorum yapılır!


4. Seraph of the End: Vampir Kıyameti!

Seraph of the End... Vampirler dünyayı ele geçirmiş, insanlar da onlara hizmet ediyor. Yuichiro Hyakuya diye bir çocuk var, yetimhanede yaşıyor ve vampirlerden nefret ediyor. Bir gün, yetimhanesi vampirler tarafından basılıyor ve tüm ailesi öldürülüyor. Yuichiro intikam almak için yemin ediyor ve Ay Şeytanı Birliği'ne katılıyor. Burada vampirlere karşı savaşmak için eğitiliyor ve yeni arkadaşlar ediniyor.

Seraph of the End'in en sevdiğim yanı, aksiyonun hiç düşmemesi. Vampirlerle insanlar arasındaki savaşlar çok heyecanlı ve kanlı. Karakterler de çok karizmatik. Yuichiro intikam hırsıyla yanıp tutuşan bir kahraman, Mikaela Hyakuya ise Yuichiro'nun en yakın arkadaşı ve aynı zamanda bir vampir. İkisi arasındaki ilişki çok karmaşık ve duygusal. Animasyon kalitesi de çok iyi. Özellikle vampirlerin güçleri çok etkileyici bir şekilde görselleştirilmiş. Müzikler de cabası. Epik, dramatik ve biraz da gotik. Seraph of the End'i izlerken kendimi bir savaş alanında gibi hissediyorum.

Ancak, Seraph of the End'in bazı eksikleri de var. Hikaye bazen çok karmaşıklaşıyor ve bazı karakterler biraz unutuluyor. Ama yine de, eğer aksiyon dolu vampir hikayelerini seviyorsanız, Seraph of the End'e bir şans vermelisiniz. Özellikle Yuichiro'nun o kararlı bakışlarına hayran kalacaksınız.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Yuichiro ve Mikaela arasındaki bromance o kadar güçlü ki, bazı netizenler onları shiplemeden duramıyor. Ben de onlardan biriyim!

Mood Önerisi: Gergin bir şekilde, tırnaklarınızı yiyerek... Seraph of the End'e böyle dalınır!


5. Blood+: Vampir Avcısı ve Kaderin Sırrı!

Blood+... Saya Otonashi diye bir kız var, normal bir hayat yaşıyor ama aslında bir vampir avcısı. Hafızasını kaybetmiş ve geçmişini hatırlamıyor. Bir gün, Chiroptera adı verilen vampir benzeri yaratıklar ortaya çıkıyor ve Saya'nın hayatı değişiyor. Saya, geçmişini öğrenmek ve Chiroptera'ları yok etmek için bir maceraya atılıyor.

Blood+'ın en sevdiğim yanı, hikayenin gizemli olması. Saya'nın geçmişi, Chiroptera'ların kökeni... Her şey bir sır perdesiyle örtülü. Karakterler de çok ilginç. Saya güçlü ve kararlı bir kadın, Hagi ise Saya'nın sadık hizmetkarı ve aynı zamanda bir Chiroptera. İkisi arasındaki ilişki çok özel ve duygusal. Animasyon kalitesi de güzel. Özellikle Saya'nın kılıç dövüşleri çok etkileyici bir şekilde görselleştirilmiş. Müzikler de cabası. Epik, dramatik ve biraz da gotik. Blood+'ı izlerken kendimi bir dedektif gibi hissediyorum.

Ancak, Blood+'ın bazı eksikleri de var. Hikaye bazen çok yavaş ilerliyor ve bazı karakterler biraz sıkıcı. Ama yine de, eğer gizemli vampir hikayelerini seviyorsanız, Blood+'a bir şans vermelisiniz. Özellikle Saya'nın o kararlı bakışlarına hayran kalacaksınız.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Hagi'nin Saya'ya olan bağlılığı o kadar büyük ki, bazen "Bu adam platonik mi takılıyor?" diye düşünmeden edemiyorum. Ama yine de, ship'im gerçek olsun istiyorum!

Mood Önerisi: Düşünceli bir şekilde, notlar alarak... Blood+'a böyle kafa yorulur!


6. Devil May Cry: Dante'nin Şeytani Eğlencesi!

Devil May Cry... Dante diye bir adam var, şeytan avcısı. Babası efsanevi bir şeytan olan Sparda ve annesi bir insan. Dante, Devil May Cry adında bir dükkan işletiyor ve şeytanları avlayarak para kazanıyor. Bir gün, Trish adında bir kadın Dante'nin dükkanına geliyor ve ona bir görev veriyor: Mundus adlı güçlü bir şeytanı durdurmak.

Devil May Cry'ın en sevdiğim yanı, aksiyonun hiç düşmemesi. Dante'nin şeytanlarla savaşları çok heyecanlı ve abartılı. Karakterler de çok karizmatik. Dante alaycı ve umursamaz bir tavıra sahip ama aslında iyi bir kalbi var. Trish ise gizemli ve güçlü bir kadın. Animasyon kalitesi de çok iyi. Özellikle Dante'nin silahları ve hareketleri çok etkileyici bir şekilde görselleştirilmiş. Müzikler de cabası. Rock, metal ve biraz da gotik. Devil May Cry'ı izlerken kendimi bir video oyununun içinde gibi hissediyorum.

Ancak, Devil May Cry'ın bazı eksikleri de var. Hikaye bazen çok basit ve bazı karakterler biraz klişe. Ama yine de, eğer aksiyon dolu şeytan avı hikayelerini seviyorsanız, Devil May Cry'a bir şans vermelisiniz. Özellikle Dante'nin o cool tavırlarına hayran kalacaksınız.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dante'nin o beyaz saçları ve kırmızı ceketi... Oppalarımızdan birine çok benziyor ama şimdi ismini vermeyeyim. Netizenler zaten tahmin etmiştir!

Mood Önerisi: Eğlenerek, gülerek... Devil May Cry'a böyle keyif çıkarılır!


7. Karin: Vampir Kızın Komik Günlüğü!

Karin... Karin Maaka diye bir kız var, vampir ama diğer vampirlerden farklı. Kan emmek yerine kan üretmek zorunda. Eğer kanını emmezse, burnu kanamaya başlıyor ve kontrolünü kaybediyor. Karin, normal bir hayat yaşamaya çalışıyor ama bu durumu onu sürekli komik durumlara sokuyor. Bir gün, Kenta Usui adında bir çocuk Karin'in sınıfına geliyor ve Karin ona aşık oluyor. Ancak, Kenta'nın Karin'in sırrını öğrenmesi işleri daha da karıştırıyor.

Karin'in en sevdiğim yanı, komik olması. Karin'in sakarlıkları ve tuhaf vampir özellikleri beni sürekli güldürüyor. Karakterler de çok sevimli. Karin utangaç ve saf bir kız, Kenta ise nazik ve anlayışlı bir çocuk. Animasyon kalitesi de güzel. Özellikle Karin'in kanadığı sahneler çok komik bir şekilde görselleştirilmiş. Müzikler de cabası. Romantik, komik ve biraz da gotik. Karin'i izlerken kendimi bir romantik komedinin içinde gibi hissediyorum.

Ancak, Karin'in bazı eksikleri de var. Hikaye bazen çok basit ve bazı karakterler biraz klişe. Ama yine de, eğer komik vampir hikayelerini seviyorsanız, Karin'e bir şans vermelisiniz. Özellikle Karin'in o utangaç tavırlarına hayran kalacaksınız.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Karin ve Kenta arasındaki aşk o kadar tatlı ki, bazen "Keşke benim de böyle bir aşkım olsa" diye düşünmeden edemiyorum. Ship'im gerçek oldu!

Mood Önerisi: Rahatlayarak, gülerek... Karin'e böyle keyif çıkarılır!


8. Dance in the Vampire Bund: Vampir Kraliçenin Dansı!

Dance in the Vampire Bund... Mina Tepes diye bir kız var, vampirlerin kraliçesi. İnsanlarla vampirler arasında bir barış anlaşması yapmak için Japonya'ya geliyor ve Vampire Bund adında bir yapay ada kuruyor. Akira Kaburagi Regendorf diye bir çocuk var, Mina'nın koruyucusu. Akira aslında bir kurt adam ve Mina'ya sadık bir şekilde hizmet ediyor. İnsanlar ve vampirler arasındaki ilişkiler çok karmaşık ve gergin ve Mina sürekli düşmanlarla savaşmak zorunda kalıyor.

Dance in the Vampire Bund'ın en sevdiğim yanı, hikayenin politik olması. İnsanlar ve vampirler arasındaki ilişkiler, güç dengeleri ve önyargılar çok iyi bir şekilde işlenmiş. Karakterler de çok ilginç. Mina güçlü ve kararlı bir kraliçe, Akira ise sadık ve cesur bir koruyucu. Animasyon kalitesi de güzel. Özellikle Mina'nın güçleri çok etkileyici bir şekilde görselleştirilmiş. Müzikler de cabası. Epik, dramatik ve biraz da gotik. Dance in the Vampire Bund'ı izlerken kendimi bir politika arenasında gibi hissediyorum.

Ancak, Dance in the Vampire Bund'ın bazı eksikleri de var. Hikaye bazen çok karmaşıklaşıyor ve bazı karakterler biraz unutuluyor. Ama yine de, eğer politik vampir hikayelerini seviyorsanız, Dance in the Vampire Bund'a bir şans vermelisiniz. Özellikle Mina'nın o kararlı bakışlarına hayran kalacaksınız.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Mina ve Akira arasındaki ilişki o kadar derin ki, bazen "Bu ikisi sevgili mi?" diye düşünmeden edemiyorum. Ama yine de, ship'im gerçek olsun istiyorum!

Mood Önerisi: Ciddi bir şekilde, notlar alarak... Dance in the Vampire Bund'a böyle kafa yorulur!


9. Blood-C: Okul Kızının Kanlı Sırrı!

Blood-C... Saya Kisaragi diye bir kız var, normal bir okul hayatı yaşıyor ama aynı zamanda bir kılıç ustası. Geceleri, Eski Olanlar adı verilen canavarlarla savaşıyor. Saya, kasabasını ve insanları korumak için elinden geleni yapıyor. Ancak, Saya'nın geçmişi ve Eski Olanlar hakkındaki gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkıyor ve Saya'nın hayatı değişiyor.

Blood-C'nin en sevdiğim yanı, aksiyonun hiç düşmemesi. Saya'nın canavarlarla savaşları çok heyecanlı ve kanlı. Karakterler de çok ilginç. Saya güçlü ve kararlı bir kız, Fumito Nanahara ise Saya'nın babası ve aynı zamanda bir rahip. İkisi arasındaki ilişki çok karmaşık ve gizemli. Animasyon kalitesi de güzel. Özellikle Saya'nın kılıç dövüşleri çok etkileyici bir şekilde görselleştirilmiş. Müzikler de cabası. Epik, dramatik ve biraz da gotik. Blood-C'yi izlerken kendimi bir korku filminin içinde gibi hissediyorum.

Ancak, Blood-C'nin bazı eksikleri de var. Hikaye bazen çok karmaşıklaşıyor ve bazı karakterler biraz unutuluyor. Ama yine de, eğer aksiyon dolu vampir hikayelerini seviyorsanız, Blood-C'ye bir şans vermelisiniz. Özellikle Saya'nın o kararlı bakışlarına hayran kalacaksınız.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Saya'nın o okul üniformasıyla canavarlarla savaşması o kadar havalı ki, bazen "Keşke ben de böyle olsam" diye düşünmeden edemiyorum. Girl power!

Mood Önerisi: Gergin bir şekilde, tırnaklarınızı yiyerek... Blood-C'ye böyle dalınır!


10. Shiki: Köyün Üzerindeki Vampir Gölgesi!

Shiki... Sotoba adında küçük bir köyde, gizemli ölümler yaşanmaya başlıyor. Toshio Ozaki diye bir doktor var, ölümlerin nedenini araştırmaya çalışıyor. Natsuno Yuuki diye bir çocuk var, şehirden köye yeni taşınmış ve köy hayatından nefret ediyor. Köydeki ölümlerin nedeni yavaş yavaş ortaya çıkıyor: Köye vampirler gelmiş ve insanları vampire dönüştürüyorlar.

Shiki'nin en sevdiğim yanı, atmosferin gergin olması. Köydeki ölümler, insanların korkuları ve çaresizlikleri çok iyi bir şekilde yansıtılmış. Karakterler de çok ilginç. Toshio Ozaki aklı başında bir doktor, Natsuno Yuuki ise asi ve yalnız bir çocuk. Animasyon kalitesi de güzel. Özellikle vampirlerin görünümleri çok ürkütücü bir şekilde görselleştirilmiş. Müzikler de cabası. Korku, gerilim ve biraz da gotik. Shiki'yi izlerken kendimi bir korku filminin içinde gibi hissediyorum.

Ancak, Shiki'nin bazı eksikleri de var. Hikaye bazen çok yavaş ilerliyor ve bazı karakterler biraz sıkıcı. Ama yine de, eğer gerilim dolu vampir hikayelerini seviyorsanız, Shiki'ye bir şans vermelisiniz. Özellikle köydeki o kasvetli havaya hayran kalacaksınız. Bu anime, K-Drama seven unniylerin bile tüylerini ürpertecek!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Shiki'deki vampirlerin o gotik tarzları o kadar etkileyici ki, bazen "Keşke ben de böyle giyinebilsem" diye düşünmeden edemiyorum. Ama sonra aklıma netizenlerin yorumları geliyor ve vazgeçiyorum!

Mood Önerisi: Karanlıkta, sessizce... Shiki'ye böyle dalınır!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.