Bridgerton Tarzı Dönem ve Aşk Dizileri: Romantizm Krizine Girenler Buraya!

Bridgerton benzeri dönem dizileri ve aşk temalı K-Drama önerileri. Tarihi romantizm, kostümler, entrikalar ve tutkulu aşk hikayeleri arayanlar için kaçırılmaması gereken yapımlar. Kore dizileri ve tarihi aşk dizileri hakkında her şey!

Şubat 28, 2026 - 05:31
Şubat 28, 2026 - 05:31
 0  2
Bridgerton Tarzı Dönem ve Aşk Dizileri: Romantizm Krizine Girenler Buraya!

1. "The Red Sleeve": Sarayda Aşkın En Dramatik Hali

Ya senaristler bu diziyi yazarken kalplerimizi söküp yerine ne koydular anlamadım! "The Red Sleeve", Joseon döneminde geçiyor ve bir kral ile bir saray hizmetlisinin (bildiğin köle yani, düşünün dramı) arasındaki imkansız aşkı anlatıyor. Ama öyle bildiğin aşk değil, yani kızımız Sung Deok-im, bildiğin prensin bütün ilgisine rağmen kendi özgürlüğünden vazgeçmek istemiyor. Düşünsene, bir yanda seni deli gibi seven bir kral, diğer yanda kendi ayaklarının üzerinde durma isteği. Lee Jun-ho'nun oyunculuğu zaten dillere destan, o bakışlar, o çaresizlik... Resmen eridim bittim! Lee Se-young da rolünün hakkını o kadar iyi vermiş ki, Deok-im'in kararlılığına hayran kalmamak elde değil.

Dizi sadece aşkla da sınırlı değil; saray entrikaları, politik oyunlar, taht kavgaları falan derken resmen Game of Thrones'un Joseon versiyonunu izliyor gibi hissediyorsun. Ama tabii ki işin romantizm boyutu ağır basıyor. Özellikle final bölümü... Abi o nasıl bir finaldi ya? Hala etkisinden çıkamadım. Mendiller hazır olsun, çünkü gözyaşlarına boğulmaya garanti veriyorum. Hele o son sahne yok mu? Resmen kalbime hançer saplandı sandım.

Bu diziyi izlerken bir yandan tarihe doyuyorsun, bir yandan da aşkın en acı ve en güzel hallerini görüyorsun. Kostümler, mekanlar, müzikler... Her şey o kadar özenli ki, resmen Joseon dönemine ışınlanıyorsun. Eğer Bridgerton'daki o tarihi atmosferi ve aşkı sevdiyseniz, "The Red Sleeve"i kesinlikle kaçırmayın derim. Pişman olmazsınız, aksine favori dizileriniz arasına gireceğine eminim.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Junho'nun askerden döndükten sonraki ilk projesi olması da ayrı bir olay. Adam resmen küllerinden doğdu! O karizma, o oyunculuk... Offf!

Mood Önerisi: Yağmurlu bir günde, battaniye altında, sıcak çikolata eşliğinde izleyin. Hazır mendilleri de unutmayın!


2. "Queen In Hyun's Man": Zamanda Yolculukla Gelen Aşk

Şimdi size öyle bir dizi anlatacağım ki, zamanda yolculuk konseptini alıp romantizmle harmanlamışlar, ortaya tam bir şaheser çıkmış. "Queen In Hyun's Man" dizisinde, Joseon döneminde yaşayan bir bilim adamı (Ji Hyun-woo) gizemli bir tılsım sayesinde günümüze geliyor ve burada bir aktrisle (Yoo In-na) tanışıyor. Tabii ki, aralarında bir aşk başlıyor. Ama bu aşk, bildiğiniz aşklardan değil; bir yanda tarihi bir adam, diğer yanda modern bir kadın. İkisinin de farklı dünyaları var, farklı sorunları var. Ama aşk, tüm engelleri aşıyor.

Dizinin en sevdiğim yanı, o tatlı mı tatlı romantik komedi havası. Ji Hyun-woo'nun günümüz dünyasına adapte olmaya çalışırken yaşadığı komik olaylar, Yoo In-na'nın o şapşal halleri... Resmen kahkahadan kırılıyorsun. Ama aynı zamanda, dizinin duygusal anları da çok etkileyici. İki karakterin birbirlerine duyduğu özlem, ayrılık acısı... Kalbine dokunuyor resmen. Özellikle o ayrılık sahneleri yok mu? Gözlerimden yaşlar sel oldu aktı.

Bu diziyi izlerken hem eğleniyorsun, hem de aşkın ne kadar güçlü bir duygu olduğunu görüyorsun. Zamanda yolculuk konsepti de diziye ayrı bir hava katmış. Acaba tılsım bir sonraki sefer onu nereye götürecek, ne gibi sürprizlerle karşılaşacak diye merak ediyorsun. Eğer Bridgerton'daki o romantizmi ve tarihi atmosferi seviyorsanız, "Queen In Hyun's Man"i kesinlikle izlemelisiniz. Hem eğlenceli, hem de duygusal bir dizi arayanlar için tam bir cevher.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu dizi, Ji Hyun-woo ve Yoo In-na'nın gerçek hayatta da sevgili olmasına vesile olmuştu. Dizi aşkı gerçeğe dönüştü resmen! Ama maalesef ayrıldılar, o ayrı konu...

Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla toplanıp, pizza eşliğinde izleyin. Bol bol dedikodu yapmayı da unutmayın!


3. "Mr. Sunshine": Vatan Aşkı ve İmkansız Romantizm

"Mr. Sunshine"... Ah, bu dizi beni benden aldı. Joseon döneminin sonlarında, bir Amerikan askeri ile soylu bir ailenin kızının arasındaki aşkı anlatıyor. Ama bu aşk, öyle basit bir aşk değil. Çünkü bir yanda vatan sevgisi, diğer yanda imkansız bir aşk var. Choi Eugene (Lee Byung-hun), çocukken Amerika'ya kaçmak zorunda kalmış ve Amerikan ordusunda yükselmiş bir adam. Go Ae-shin (Kim Tae-ri) ise ülkesini korumak için her şeyi yapmaya hazır, soylu bir kadın. İkisinin de farklı amaçları var, farklı idealleri var. Ama aşk, onları bir araya getiriyor.

Dizinin atmosferi o kadar etkileyici ki, resmen Joseon dönemine ışınlanıyorsun. Kostümler, mekanlar, müzikler... Her şey o kadar özenli ki, gözlerini alamıyorsun. Ama dizinin en sevdiğim yanı, karakterlerin derinliği. Choi Eugene'in o soğuk ve mesafeli duruşunun altında yatan acıları, Go Ae-shin'in o güçlü ve kararlı kişiliği... Her biri ayrı ayrı hayranlık uyandırıyor.

Bu diziyi izlerken bir yandan tarihe doyuyorsun, bir yandan da aşkın ne kadar fedakarlık gerektirdiğini görüyorsun. "Mr. Sunshine", sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda bir vatanseverlik destanı. Eğer Bridgerton'daki o tarihi atmosferi ve aşkı sevdiyseniz, "Mr. Sunshine"i kesinlikle izlemelisiniz. Ama uyarmadı demeyin, mendillerinizi hazırlayın çünkü gözyaşlarına boğulmaya garanti veriyorum.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Lee Byung-hun'un karizması... Adam yaşlanmıyor mu ne? Resmen şarap gibi, yıllar geçtikçe daha da güzelleşiyor!

Mood Önerisi: Yalnız başınıza, karanlık bir odada izleyin. Duygularınızı serbest bırakın ve kendinizi hikayeye bırakın!


4. "Rookie Historian Goo Hae-ryung": Kalıpları Kıran Kadın ve Aşk

"Rookie Historian Goo Hae-ryung" dizisi, Joseon döneminde kadınların tarihçi olmasına odaklanıyor. Goo Hae-ryung (Shin Se-kyung) adında, kalıpları yıkan, özgür ruhlu bir kadın, sarayda tarihçi olarak çalışmaya başlıyor. Tabii ki, bu durum başta yadırganıyor ama Hae-ryung, zekası ve azmiyle herkesi etkilemeyi başarıyor. Prens Yi Rim (Cha Eun-woo) ise, dışarıya kapalı bir hayat yaşayan, yalnız bir adam. İkisi karşılaşıyor ve aralarında bir aşk başlıyor. Ama bu aşk, saray entrikaları ve politik oyunlarla dolu bir ortamda filizleniyor.

Dizinin en sevdiğim yanı, kadın karakterin güçlü ve bağımsız olması. Hae-ryung, sadece aşkla ilgilenen bir kadın değil, aynı zamanda kendi idealleri olan, ülkesi için bir şeyler yapmak isteyen bir kadın. Shin Se-kyung'un oyunculuğu da çok başarılı. Hae-ryung'un o kararlılığını, zekasını ve cesaretini çok iyi yansıtıyor. Cha Eun-woo ise, prens rolüne çok yakışmış. O masum ve kırılgan duruşu, insanı derinden etkiliyor.

Bu diziyi izlerken hem eğleniyorsun, hem de tarihte kadınların rolü üzerine düşünüyorsun. "Rookie Historian Goo Hae-ryung", sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda bir kadınların güçlenmesi hikayesi. Eğer Bridgerton'daki o tarihi atmosferi ve aşkı sevdiyseniz, "Rookie Historian Goo Hae-ryung"i kesinlikle izlemelisiniz. Hem romantik, hem de ilham verici bir dizi arayanlar için tam bir şölen.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Cha Eun-woo'nun visual'ı... Adam resmen bir heykel! Gözlerim bayram etti.

Mood Önerisi: Hafta sonu, pijamalarınızı giyip, kahvenizi alıp izleyin. Kendinizi şımartın!


5. "Love in the Moonlight": Sahte Kimlik, Gerçek Aşk

Bu dizi tam bir klasik! "Love in the Moonlight" dizisinde, Ra-on (Kim Yoo-jung) adında bir kız, erkek kılığına girerek erkeklere aşk dersleri veriyor. Bir gün, Prens Lee Yeong (Park Bo-gum) ile tanışıyor ve sarayda hadım olarak çalışmaya başlıyor. Tabii ki, prens Ra-on'un gerçek kimliğini bilmiyor ve ona aşık oluyor. Ama bu aşk, imkansız bir aşk çünkü Ra-on bir kız ve prensin hadımı.

Dizinin en sevdiğim yanı, o tatlı mı tatlı romantik komedi havası. Park Bo-gum'un o şımarık prens halleri, Kim Yoo-jung'un o sevimli ve sakar halleri... Resmen kahkahadan kırılıyorsun. Ama aynı zamanda, dizinin duygusal anları da çok etkileyici. İki karakterin birbirlerine duyduğu aşk, ayrılık acısı... Kalbine dokunuyor resmen. Özellikle o gizli aşk sahneleri yok mu? İçim kıpır kıpır oluyor.

Bu diziyi izlerken hem eğleniyorsun, hem de aşkın ne kadar karmaşık bir duygu olduğunu görüyorsun. "Love in the Moonlight", sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda bir kimlik arayışı hikayesi. Eğer Bridgerton'daki o romantizmi ve tarihi atmosferi seviyorsanız, "Love in the Moonlight"i kesinlikle izlemelisiniz. Hem eğlenceli, hem de duygusal bir dizi arayanlar için tam bir ziyafet.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Park Bo-gum'un o gülüşü... Adamın gülüşüyle dünya aydınlanıyor resmen!

Mood Önerisi: Sevgilinizle birlikte, romantik bir akşam yemeği sonrası izleyin. Aşkınızı tazeleyin!


6. "100 Days My Prince": Hafızasını Kaybeden Prens ve Aşk

"100 Days My Prince" dizisi, hafızasını kaybeden bir prensin hikayesini anlatıyor. Prens Lee Yul (Do Kyung-soo - D.O), bir suikast girişiminden sonra hafızasını kaybediyor ve sıradan bir köylü olarak yaşamaya başlıyor. Bu sırada, Hong-shim (Nam Ji-hyun) adında bir kızla tanışıyor ve evlenmek zorunda kalıyor. Tabii ki, ikisi de birbirlerine aşık oluyor. Ama Lee Yul'un gerçek kimliği ortaya çıkınca, her şey değişiyor.

Dizinin en sevdiğim yanı, o komik ve romantik atmosferi. D.O'nun hafızasını kaybettikten sonraki halleri, Nam Ji-hyun ile olan atışmaları... Resmen kahkahadan kırılıyorsun. Ama aynı zamanda, dizinin duygusal anları da çok etkileyici. İki karakterin birbirlerine duyduğu aşk, ayrılık acısı... Kalbine dokunuyor resmen. Özellikle o hafızasının geri geldiği an yok mu? Tüylerim diken diken oldu.

Bu diziyi izlerken hem eğleniyorsun, hem de aşkın ne kadar güçlü bir duygu olduğunu görüyorsun. "100 Days My Prince", sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda bir kimlik arayışı hikayesi. Eğer Bridgerton'daki o romantizmi ve tarihi atmosferi seviyorsanız, "100 Days My Prince"i kesinlikle izlemelisiniz. Hem eğlenceli, hem de duygusal bir dizi arayanlar için tam bir keyif.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: D.O'nun oyunculuğu... Adam sadece şarkı söylemiyor, oyunculukta da döktürüyor!

Mood Önerisi: Ailenizle birlikte, keyifli bir akşamda izleyin. Birlikte gülüp eğlenin!


7. "The Crowned Clown": Kral ve Soytarısının Tehlikeli Oyunu

"The Crowned Clown" dizisi, Joseon döneminde geçiyor ve tahtın tehlikede olduğu bir dönemde, kralın yerine geçen bir soytarının hikayesini anlatıyor. Kral Lee Heon (Yeo Jin-goo) sürekli suikast girişimleriyle karşı karşıya kalınca, kendisine tıpatıp benzeyen bir soytarı olan Ha Seon'u (yine Yeo Jin-goo) tahta geçiriyor. Tabii ki, bu durum başta çok tehlikeli oluyor ama Ha Seon, kral gibi davranmayı öğreniyor ve halkın sevgisini kazanıyor. Bu sırada, Kraliçe Yoo So-woon (Lee Se-young) ile aralarında bir aşk başlıyor.

Dizinin en sevdiğim yanı, Yeo Jin-goo'nun muhteşem oyunculuğu. Hem kralı, hem de soytarıyı canlandırırken o kadar farklı karakterler ortaya koyuyor ki, hayran kalmamak elde değil. Lee Se-young da kraliçe rolüne çok yakışmış. O asil ve zarif duruşu, insanı büyülüyor.

Bu diziyi izlerken bir yandan tarihe doyuyorsun, bir yandan da aşkın ne kadar tehlikeli olabileceğini görüyorsun. "The Crowned Clown", sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda bir iktidar mücadelesi hikayesi. Eğer Bridgerton'daki o tarihi atmosferi ve entrikaları sevdiyseniz, "The Crowned Clown"i kesinlikle izlemelisiniz. Hem gerilim dolu, hem de romantik bir dizi arayanlar için tam bir şölen.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Yeo Jin-goo'nun gözlerindeki o ifade... Adamın bakışları resmen konuşuyor!

Mood Önerisi: Gerilim dolu bir akşamda, tek başınıza izleyin. Dikkatli olun, arkanızda bir şey varmış gibi hissedebilirsiniz!


8. "Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo": Zamanda Yolculuk ve Kalpleri Kırık Aşklar

Ah, "Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo"... Bu dizi benim için ayrı bir yerde. Goryeo döneminde geçen bu yapımda, Go Ha-jin (IU) adında bir kız, güneş tutulması sırasında zamanda yolculuk yaparak geçmişe gidiyor ve Hae Soo adında bir kızın bedeninde uyanıyor. Sarayda, prensler arasında yaşanan taht kavgalarına dahil oluyor ve prenslere aşık oluyor. Ama bu aşklar, hep hüsranla sonuçlanıyor.

Dizinin en sevdiğim yanı, o görsel şöleni. Kostümler, mekanlar, müzikler... Her şey o kadar özenli ki, gözlerini alamıyorsun. Ama dizinin en çok etkileyen yanı, karakterlerin derinliği. IU'nun Hae Soo'su, Lee Joon-gi'nin 4. Prensi Wang So'su, Kang Ha-neul'un 8. Prensi Wang Wook'u... Her biri ayrı ayrı hayranlık uyandırıyor. Özellikle Lee Joon-gi'nin o karizmatik ve acı dolu duruşu, insanı derinden etkiliyor.

Bu diziyi izlerken bir yandan tarihe doyuyorsun, bir yandan da aşkın ne kadar acımasız olabileceğini görüyorsun. "Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo", sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda bir kader hikayesi. Eğer Bridgerton'daki o tarihi atmosferi ve aşkı sevdiyseniz, "Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo"yu kesinlikle izlemelisiniz. Ama uyarmadı demeyin, mendillerinizi hazırlayın çünkü gözyaşlarına boğulmaya garanti veriyorum.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Lee Joon-gi'nin oyunculuğu... Adam resmen döktürüyor! O acıyı, o çaresizliği o kadar iyi yansıtıyor ki, içim parçalanıyor.

Mood Önerisi: Yalnız başınıza, karanlık bir odada izleyin. Duygularınızı serbest bırakın ve kendinizi hikayeye bırakın!


9. "Sungkyunkwan Scandal": Erkek Kılığına Giren Kız ve Aşk Üçgeni

"Sungkyunkwan Scandal" dizisi, Joseon döneminde geçiyor ve erkek kılığına girerek Sungkyunkwan Üniversitesi'ne giren bir kızın hikayesini anlatıyor. Kim Yoon-hee (Park Min-young), ailesine bakmak için erkek kılığına giriyor ve sınavlarda başarılı olarak üniversiteye girmeyi başarıyor. Burada, Lee Sun-joon (Park Yoo-chun), Moon Jae-shin (Yoo Ah-in) ve Goo Yong-ha (Song Joong-ki) ile tanışıyor. Tabii ki, aralarında bir aşk üçgeni başlıyor.

Dizinin en sevdiğim yanı, o eğlenceli ve romantik atmosferi. Park Min-young'un erkek kılığına girdiği haller, diğer karakterlerle olan atışmaları... Resmen kahkahadan kırılıyorsun. Ama aynı zamanda, dizinin duygusal anları da çok etkileyici. Kim Yoon-hee'nin gerçek kimliğini saklamaya çalışırken yaşadığı zorluklar, aşk üçgeninde yaşadığı karmaşa... Kalbine dokunuyor resmen.

Bu diziyi izlerken hem eğleniyorsun, hem de aşkın ne kadar karmaşık bir duygu olduğunu görüyorsun. "Sungkyunkwan Scandal", sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda bir kimlik arayışı hikayesi. Eğer Bridgerton'daki o romantizmi ve tarihi atmosferi seviyorsanız, "Sungkyunkwan Scandal"ı kesinlikle izlemelisiniz. Hem eğlenceli, hem de duygusal bir dizi arayanlar için tam bir şölen.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Song Joong-ki'nin o şımarık ve eğlenceli halleri... Adamın karizması beni benden alıyor!

Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla toplanıp, pizza eşliğinde izleyin. Bol bol dedikodu yapmayı da unutmayın!


10. "Bossam: Steal the Fate": Kaderi Değiştiren Kaçırılma ve Aşk

"Bossam: Steal the Fate" dizisi, Joseon döneminde dul kadınların yeniden evlenmelerinin yasak olduğu bir dönemde geçiyor. Ba-woo (Jung Il-woo), geçimini sağlamak için "bossam" adı verilen bir yöntemle dul kadınları kaçırarak zenginlere satıyor. Bir gün, yanlışlıkla prensesin (Kwon Yuri) kaçırılmasına neden oluyor ve hayatı tamamen değişiyor. İkisi de birbirlerine aşık oluyor ama bu aşk, imkansız bir aşk çünkü prenses dul ve Ba-woo bir kaçak.

Dizinin en sevdiğim yanı, o gerilim dolu ve romantik atmosferi. Jung Il-woo'nun o sert ve kararlı duruşu, Kwon Yuri'nin o asil ve cesur halleri... Resmen hayran kalıyorsun. Ama aynı zamanda, dizinin duygusal anları da çok etkileyici. İki karakterin birbirlerine duyduğu aşk, ayrılık acısı... Kalbine dokunuyor resmen.

Bu diziyi izlerken bir yandan tarihe doyuyorsun, bir yandan da aşkın ne kadar fedakarlık gerektirdiğini görüyorsun. "Bossam: Steal the Fate", sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda bir kader hikayesi. Eğer Bridgerton'daki o tarihi atmosferi ve aşkı sevdiyseniz, "Bossam: Steal the Fate"i kesinlikle izlemelisiniz. Hem gerilim dolu, hem de romantik bir dizi arayanlar için tam bir ziyafet.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Kwon Yuri'nin oyunculuğu... Kızımız resmen parlıyor! Hem güzel, hem de yetenekli.

Mood Önerisi: Yalnız başınıza, sessiz bir ortamda izleyin. Kendinizi hikayeye bırakın ve duygularınızı serbest bırakın!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.