Anime Dünyasının En "Kötü Şanslı" Karakterleri (Touma): Şanssızlıkta Masterclass!

Anime dünyasının en şanssız karakterleri kimler? Touma'dan daha beteri var mı? En talihsiz anime karakterleri listesi ve K-Pop'la şans dileme ritüelleri!

Mart 15, 2026 - 08:03
Mart 15, 2026 - 08:04
 0  0
Anime Dünyasının En "Kötü Şanslı" Karakterleri (Touma): Şanssızlıkta Masterclass!

1. Touma Kamijou: Şanssızlığın Yürüyen Abidesi

Touma Kamijou, "A Certain Magical Index" serisinin bel kemiği. Ama bu bel kemiği sürekli kırılıyor sanki! Bu çocuğun hayatı baştan aşağı şanssızlık üzerine kurulu. Düşünsene, elini attığı her olayda terslik çıkıyor. Yok efendim, otomat bozulur, yok efendim, üzerine saksı düşer, yok efendim, kızlar tarafından kovalanırken yanlışlıkla bir olaya karışır... Ama durun, daha bitmedi! Bu şanssızlık sadece gündelik hayatla sınırlı değil. Büyücülerle, bilim adamlarıyla, meleklerle falan da uğraşıyor sürekli. Resmen "Ben ne günah işledim?" diye bağırmak için yaratılmış. Ama işte tam da bu yüzden seviyoruz onu. Touma'nın bu bitmek bilmeyen şanssızlığı, seriye inanılmaz bir komedi unsuru katıyor. Tabii ki bir de "Imagine Breaker" yeteneği var. Bu yetenek sayesinde tüm doğaüstü güçleri yok edebiliyor. Ama ne fayda? Şanssızlığı bu yeteneği bile gölgede bırakıyor.

Touma'nın hayatı o kadar karmaşık ki, bazen düşünüyorum bu çocuk bir K-Drama'da doğsa kesin başrol olurdu. Hani şu sürekli ağlayan, başına gelmeyen kalmayan ama sonunda zengin ve yakışıklı bir oppa bulan kızlardan. Ama Touma'nın oppası yok, sadece bolca bela var. Yine de pes etmiyor, her seferinde kalkıp savaşıyor. İşte bu azmi de ona hayran olmamızı sağlıyor. Bir de şu var, Touma ne kadar şanssız olsa da, etrafındaki insanlara yardım etmekten asla vazgeçmiyor. Kendi hayatı perişan ama başkalarının hayatını kurtarmak için her şeyi yapmaya hazır. Bu da onu sadece şanssız değil, aynı zamanda inanılmaz derecede kahraman yapıyor.

Kozmik Not: Touma'nın şanssızlığı o kadar meşhur ki, fandom arasında "Touma laneti" diye bir şey var. Hatta bazı fanlar, Touma'yı cosplay yaparken yanlarında uğur getirsin diye K-Pop idollerinin fotoğraflarını taşıyorlarmış. Garip ama işe yarıyor mu, bilemiyorum!

Mood Önerisi: Touma'nın maceralarını izlerken yanınızda bolca atıştırmalık bulundurun. Çünkü hem gülecek hem de şaşkınlıktan ağzınız açık kalacak. Bir de belki şans getirsin diye en sevdiğiniz K-Pop şarkısını çalabilirsiniz.


2. Misaki Mei: Göz Bandının Ardındaki Lanet

"Another" animesinin gizemli güzeli Misaki Mei. Tek gözü bandajlı, solgun teni ve sessiz tavırlarıyla tam bir gotik lolita. Ama bu görünümün ardında acı dolu bir geçmiş ve lanetli bir sır yatıyor. Yomiyama Kuzey Ortaokulu'nda okurken, sınıf arkadaşları onu "yok sayıyor". Çünkü Misaki, lanetli bir sınıfa mensup ve bu lanet yüzünden sürekli ölümler yaşanıyor. Misaki'nin sol gözü, aslında bir bebek gözü ve bu göz sayesinde ölüme yakın olanları ayırt edebiliyor. Ama bu yetenek ona sadece acı veriyor, çünkü sürekli ölümle burun buruna geliyor. Misaki'nin şanssızlığı sadece lanetle sınırlı değil. Ailesiyle ilgili de bir sürü sorun yaşamış. İkiz kız kardeşi ölmüş, annesi onu terk etmiş ve yapay bebekler yapan bir akrabasıyla yaşıyor. Hayatı tam bir trajedi.

Misaki'nin karakteri o kadar etkileyici ki, izlerken hem ona acıyorsunuz hem de ondan korkuyorsunuz. Çünkü onun laneti etrafındaki herkese zarar veriyor. Ama aynı zamanda çok da güçlü bir karakter. Lanete rağmen hayata tutunmaya çalışıyor ve sevdiklerini korumak için her şeyi yapmaya hazır. Misaki'nin hikayesi, K-Drama'lardaki "kaderci" karakterlere benziyor. Hani doğuştan şanssız olan ve kaderini değiştirmek için savaşan karakterler. Misaki de kendi kaderini değiştirmek için mücadele ediyor ve bu mücadele onu daha da güçlü yapıyor. Onun hikayesi, umutsuzluğun içinde bile bir umut ışığı olduğunu gösteriyor.

Kozmik Not: Misaki'nin göz bandı, fandom arasında popüler bir cosplay aksesuarı. Ama dikkatli olun, Misaki'nin laneti size de bulaşabilir! Şaka bir yana, Misaki'nin göz bandı onun gizemini ve acısını simgeliyor. Bu yüzden cosplay yaparken bu detayı atlamamak önemli.

Mood Önerisi: Misaki'nin hikayesini izlerken karanlık ve gotik bir atmosfere ihtiyacınız olacak. Mum ışığı, tütsü ve biraz da melankolik K-Pop şarkıları işinizi görecektir. Ama sakın yalnız izlemeyin, yoksa Misaki'nin laneti size de musallat olabilir!


3. Ken Kaneki: Ghoul Olmak da Dert, İnsan Kalmak da

Tokyo Ghoul'un baş karakteri Ken Kaneki. Üniversite öğrencisiyken bir randevuda başına gelmeyen kalmıyor. Gittiği kız bir ghoul çıkıyor ve onu yemeye çalışıyor. Ama sonra bir kaza oluyor ve Kaneki, kızın organlarıyla hayatta kalıyor. Sonuç olarak yarı ghoul oluyor ve hayatı tamamen değişiyor. Artık hem insanların hem de ghoul'ların dünyasına ait değil. İnsan olarak yaşayamıyor çünkü ghoul'ların etini yemek zorunda, ghoul olarak da yaşayamıyor çünkü insan kalbi taşıyor. Kaneki'nin hayatı sürekli bir seçim yapmak zorunda kalmakla geçiyor. İnsan mı olacak, ghoul mu olacak? İyi mi olacak, kötü mü olacak? Bu seçimler onu sürekli zor durumda bırakıyor ve psikolojisini alt üst ediyor.

Kaneki'nin hikayesi, K-Pop idollerinin yaşadığı zorluklara benziyor. İdoller de sürekli bir imaj çizmek zorunda ve kendi benlikleriyle imajları arasında sıkışıp kalıyorlar. Kaneki de aynı durumda. Sürekli bir maske takmak zorunda ve gerçek kimliğini saklamak zorunda. Bu da onu çok yalnız ve mutsuz yapıyor. Ama Kaneki, bu zorluklara rağmen pes etmiyor ve kendi yolunu bulmaya çalışıyor. Hem insanlara hem de ghoul'lara yardım etmek için elinden geleni yapıyor. İşte bu yüzden Kaneki, sadece şanssız değil, aynı zamanda çok da güçlü bir karakter.

Kozmik Not: Kaneki'nin saç rengi, fandom arasında tartışma konusu. İlk başta siyah olan saçları, daha sonra beyazlaşıyor. Bu değişim, Kaneki'nin yaşadığı travmaları ve psikolojik değişimleri simgeliyor. Bazı fanlar, Kaneki'nin saç rengini K-Pop idollerinin comeback'lerindeki saç renklerine benzetiyor. Hatta bazıları, Kaneki'nin beyaz saçlarını görünce "Comeback geliyor!" diye espri yapıyor.

Mood Önerisi: Kaneki'nin hikayesini izlerken karanlık ve kasvetli bir atmosfere ihtiyacınız olacak. Rock müzik, mum ışığı ve biraz da acı kahve işinizi görecektir. Ama sakın yalnız izlemeyin, yoksa Kaneki'nin depresyonu size de bulaşabilir!


4. Subaru Natsuki: Ölüm Döngüsünde Sıkışmak

Re:Zero'nun ana karakteri Subaru Natsuki, birdenbire kendini fantastik bir dünyada buluyor. Ama bu dünya hiç de göründüğü kadar masum değil. Subaru, sürekli ölüyor ve her öldüğünde zamanı geri sarıyor. Ama bu yetenek ona sadece acı veriyor, çünkü her ölümünde yaşadığı travmaları hatırlıyor. Subaru, sevdiklerini kurtarmak için defalarca ölüyor ve her seferinde daha da çaresiz hissediyor. Onun hayatı tam bir kabus. Sürekli aynı döngüyü yaşamak zorunda ve bu döngüden kurtulmanın bir yolunu bulamıyor. Subaru'nun şanssızlığı sadece ölüm döngüsüyle sınırlı değil. Aynı zamanda çok da beceriksiz bir karakter. Savaşmayı bilmiyor, büyü yapamıyor ve zeki de değil. Tek yeteneği, ölüm döngüsünü kullanmak ve bu yetenek de ona sadece acı veriyor.

Subaru'nun hikayesi, K-Pop idollerinin yaşadığı zorlu antrenman süreçlerine benziyor. İdoller de sürekli aynı hareketleri tekrar tekrar yapmak zorunda ve bu süreçte çok yoruluyorlar. Ama Subaru gibi onlar da pes etmiyor ve hayallerine ulaşmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Subaru'nun azmi ve kararlılığı, K-Pop idollerinin azmi ve kararlılığına benziyor. Bu yüzden Subaru, sadece şanssız değil, aynı zamanda çok da ilham verici bir karakter.

Kozmik Not: Subaru'nun ölüm döngüsü, fandom arasında popüler bir teori konusu. Bazı fanlar, Subaru'nun her ölümünde farklı bir evrene geçtiğini düşünüyor. Bazıları ise, Subaru'nun ölüm döngüsünün bir lanet olduğunu ve bu laneti bozmanın bir yolunun olduğunu iddia ediyor. Bu teoriler, Re:Zero'nun gizemini ve karmaşıklığını daha da artırıyor.

Mood Önerisi: Subaru'nun hikayesini izlerken gerilim dolu bir atmosfere ihtiyacınız olacak. Dramatik müzik, loş ışık ve biraz da gerilim filmi işinizi görecektir. Ama sakın yalnız izlemeyin, yoksa Subaru'nun çaresizliği size de bulaşabilir!


5. Accelerator: Güçlü Ama Yalnız

A Certain Magical Index serisinin en güçlü esper'i Accelerator. Ama bu güç ona mutluluk getirmiyor. Aksine, onu daha da yalnızlaştırıyor. Accelerator, doğuştan gelen yeteneği sayesinde her türlü vektörü kontrol edebiliyor. Bu yetenek onu neredeyse yenilmez yapıyor. Ama aynı zamanda, onu insanlardan uzaklaştırıyor. Çünkü insanlar ondan korkuyor ve ona yaklaşmaya çekiniyor. Accelerator, sürekli bir savaşın içinde ve bu savaşta yalnız başına mücadele ediyor. Onun hayatı, güç ve yalnızlık arasında sıkışıp kalmakla geçiyor.

Accelerator'ın hikayesi, K-Pop idollerinin yaşadığı şöhretin karanlık yüzüne benziyor. İdoller de çok popüler ve başarılılar ama aynı zamanda çok yalnızlar. Sürekli hayranlarının ilgisiyle karşılaşıyorlar ama gerçek arkadaşlıklar kurmakta zorlanıyorlar. Accelerator gibi onlar da şöhretin bedelini ödüyorlar. Ama Accelerator, bu yalnızlığa rağmen pes etmiyor ve kendi yolunu bulmaya çalışıyor. Kötü bir karakter olmasına rağmen, iyilik yapmak için çabalıyor ve sevdiklerini korumak için elinden geleni yapıyor. İşte bu yüzden Accelerator, sadece güçlü değil, aynı zamanda çok da karmaşık bir karakter.

Kozmik Not: Accelerator'ın saç rengi, fandom arasında popüler bir tartışma konusu. İlk başta beyaz olan saçları, daha sonra siyaha dönüyor. Bu değişim, Accelerator'ın yaşadığı travmaları ve psikolojik değişimleri simgeliyor. Bazı fanlar, Accelerator'ın saç rengini K-Pop idollerinin imaj değişikliklerine benzetiyor. Hatta bazıları, Accelerator'ın siyah saçlarını görünce "Yeni bir dönem başlıyor!" diye espri yapıyor.

Mood Önerisi: Accelerator'ın hikayesini izlerken aksiyon dolu bir atmosfere ihtiyacınız olacak. Hızlı tempolu müzik, parlak ışık ve biraz da enerji içeceği işinizi görecektir. Ama sakın yalnız izlemeyin, yoksa Accelerator'ın öfkesi size de bulaşabilir!


6. Guts: Kaderin Tokadı Hiç Bitmiyor

Berserk'in efsanevi karakteri Guts, doğduğu andan itibaren şanssızlıkla lanetlenmiş gibi. Annesi onu bir ağacın altında ölü bulmuş, paralı askerler tarafından büyütülmüş ve sürekli savaşın içinde kalmış. En yakın arkadaşı Griffith tarafından ihanete uğramış ve kolunu kaybetmiş. Sevdiği kadın Casca akıl sağlığını yitirmiş. Guts'ın hayatı tam bir trajedi. Sürekli acı çekiyor ve sevdiklerini korumak için savaşıyor. Ama kader ona sürekli tokat atıyor ve onu daha da çaresiz bırakıyor. Guts'ın şanssızlığı sadece kişisel değil, aynı zamanda evrensel. Onun dünyası karanlık ve acımasız bir dünya. Tanrılar insanlara zulmediyor, şeytanlar kol geziyor ve umut diye bir şey yok. Guts, bu karanlık dünyada bir umut ışığı olmaya çalışıyor ama kader ona sürekli engel oluyor.

Guts'ın hikayesi, K-Pop idollerinin yaşadığı zorlu rekabet ortamına benziyor. İdoller de sürekli bir yarışın içindeler ve başarılı olmak için çok çalışmak zorundalar. Ama bazen, ne kadar çalışsalar da başarılı olamıyorlar ve hayallerinden vazgeçmek zorunda kalıyorlar. Guts gibi onlar da kaderin tokadını yiyorlar. Ama Guts, bu zorluklara rağmen pes etmiyor ve savaşmaya devam ediyor. Onun azmi ve kararlılığı, K-Pop idollerinin azmi ve kararlılığına benziyor. Bu yüzden Guts, sadece şanssız değil, aynı zamanda çok da ilham verici bir karakter.

Kozmik Not: Guts'ın kılıcı, fandom arasında efsanevi bir obje. Dragon Slayer olarak bilinen bu kılıç, o kadar büyük ve ağır ki, normal bir insanın kullanamayacağı söyleniyor. Bazı fanlar, Guts'ın kılıcını K-Pop idollerinin sahne kostümlerine benzetiyor. Hatta bazıları, Guts'ın kılıcını taşırken çektiği acıyı, idollerin yüksek topuklu ayakkabılarla dans ederken çektiği acıya benzetiyor.

Mood Önerisi: Guts'ın hikayesini izlerken karanlık ve epik bir atmosfere ihtiyacınız olacak. Metal müzik, mum ışığı ve biraz da savaş filmi işinizi görecektir. Ama sakın yalnız izlemeyin, yoksa Guts'ın öfkesi size de bulaşabilir!


7. Shinji Ikari: Robot da Kullansan Depresyon Geçmiyor

Neon Genesis Evangelion'un travmatik baş karakteri Shinji Ikari, babası tarafından devasa robotlara (Evangelion) binip Angel adı verilen yaratıklarla savaşmaya zorlanıyor. Daha ergenlik bunalımından çıkamamışken, dünyanın kaderi omuzlarına yükleniyor. Shinji, içine kapanık, özgüvensiz ve sürekli depresif bir karakter. Robot kullanmak istemiyor, savaşmak istemiyor, kimseyle iletişim kurmak istemiyor. Ama babası onu sürekli zorluyor ve onu daha da mutsuz ediyor. Shinji'nin şanssızlığı sadece robot kullanmakla sınırlı değil. Aynı zamanda duygusal olarak da çok yalnız. Kimse onu anlamıyor, kimse ona destek olmuyor. Onun hayatı tam bir kabus.

Shinji'nin hikayesi, K-Pop idollerinin yaşadığı psikolojik baskıya benziyor. İdoller de sürekli kameraların önünde olmak zorundalar ve her zaman mükemmel görünmek zorundalar. Ama bu baskı onları çok yoruyor ve psikolojik sorunlar yaşamalarına neden oluyor. Shinji gibi onlar da duygusal olarak yalnız hissediyorlar ve kimseye güvenemiyorlar. Ama Shinji, bu zorluklara rağmen pes etmiyor ve kendi yolunu bulmaya çalışıyor. Kendini kabul etmeye çalışıyor, başkalarıyla iletişim kurmaya çalışıyor ve hayata tutunmaya çalışıyor. İşte bu yüzden Shinji, sadece şanssız değil, aynı zamanda çok da güçlü bir karakter.

Kozmik Not: Shinji'nin "Get in the robot, Shinji!" repliği, fandom arasında efsanevi bir meme. Bu replik, Shinji'nin babası tarafından sürekli zorlanmasını ve manipüle edilmesini simgeliyor. Bazı fanlar, bu repliği K-Pop şirketlerinin idollerine yaptığı baskıya benzetiyor. Hatta bazıları, "Get in the comeback, [idolün adı]!" diye espri yapıyor.

Mood Önerisi: Shinji'nin hikayesini izlerken depresif ve düşündürücü bir atmosfere ihtiyacınız olacak. Ambient müzik, loş ışık ve biraz da terapi işinizi görecektir. Ama sakın yalnız izlemeyin, yoksa Shinji'nin depresyonu size de bulaşabilir!


8. Lucy: Dikkat Et, O Bir Diclonius!

Elfen Lied'ın ana karakteri Lucy, Diclonius adı verilen, kafasında boynuzları olan ve telekinetik güçlere sahip bir türün üyesi. İnsanlar tarafından dışlanmış ve işkence görmüş. Bu yüzden insanlığa karşı büyük bir nefret besliyor. Lucy, kaçtığı laboratuvarda önüne çıkan herkesi öldürüyor ve intikam almak için yemin ediyor. Ama Lucy'nin içinde iki farklı kişilik var. Bir yanda acımasız bir katil olan Lucy, diğer yanda Kouta'ya aşık olan masum bir kız olan Nyu. Lucy, bu iki kişilik arasında sıkışıp kalıyor ve kendiyle savaşıyor. Onun hayatı tam bir trajedi.

Lucy'nin hikayesi, K-Pop idollerinin yaşadığı imaj çatışmasına benziyor. İdoller de sürekli bir imaj çizmek zorunda ve kendi benlikleriyle imajları arasında sıkışıp kalıyorlar. Lucy gibi onlar da iki farklı kişilik arasında gidip geliyorlar. Bir yanda sevimli ve masum bir imaj, diğer yanda seksi ve karizmatik bir imaj. İdoller, bu iki imajı bir arada tutmakta zorlanıyorlar ve bazen kendi kimliklerini kaybediyorlar. Ama Lucy, bu zorluklara rağmen pes etmiyor ve kendi yolunu bulmaya çalışıyor. Kouta'ya olan aşkı onu değiştiriyor ve onu daha iyi bir insan yapıyor. İşte bu yüzden Lucy, sadece şanssız değil, aynı zamanda çok da umut verici bir karakter.

Kozmik Not: Lucy'nin kafasındaki boynuzlar, fandom arasında popüler bir cosplay aksesuarı. Bu boynuzlar, Lucy'nin Diclonius olduğunu ve insanlardan farklı olduğunu simgeliyor. Bazı fanlar, bu boynuzları K-Pop idollerinin saç stillerine benzetiyor. Hatta bazıları, Lucy'nin boynuzlarını görünce "Yeni bir konsept geliyor!" diye espri yapıyor.

Mood Önerisi: Lucy'nin hikayesini izlerken şiddet dolu ve duygusal bir atmosfere ihtiyacınız olacak. Rock müzik, loş ışık ve biraz da mendil işinizi görecektir. Ama sakın yalnız izlemeyin, yoksa Lucy'nin öfkesi size de bulaşabilir!


9. Eren Yeager: Özgürlüğe Giden Yol Acılarla Dolu

Attack on Titan'ın baş karakteri Eren Yeager, duvarların ardında güven içinde yaşayan bir çocukken, Titanların saldırısıyla hayatı alt üst oluyor. Annesi Titanlar tarafından yeniyor ve Eren, Titanlara karşı intikam yemini ediyor. Eren, Askeri Birliğe katılıyor ve Titanlarla savaşmaya başlıyor. Ama Eren'in içinde de bir Titan gücü var ve bu güç onu hem kurtarıyor hem de lanetliyor. Eren, insanlığın özgürlüğü için savaşıyor ama bu savaşta çok acı çekiyor ve sevdiklerini kaybediyor. Onun hayatı tam bir trajedi.

Eren'in hikayesi, K-Pop idollerinin yaşadığı rekabet ve baskıya benziyor. İdoller de hayallerine ulaşmak için çok çalışmak zorundalar ve bu süreçte çok acı çekiyorlar. Ama Eren gibi onlar da pes etmiyorlar ve hayallerine ulaşmak için savaşıyorlar. Eren'in kararlılığı ve azmi, K-Pop idollerinin kararlılığı ve azmine benziyor. Bu yüzden Eren, sadece şanssız değil, aynı zamanda çok da ilham verici bir karakter.

Kozmik Not: Eren'in Titan formu, fandom arasında popüler bir çizim konusu. Bu form, Eren'in gücünü ve öfkesini simgeliyor. Bazı fanlar, bu formu K-Pop idollerinin sahne performanslarına benzetiyor. Hatta bazıları, Eren'in Titan formunu görünce "Sahne yıkılıyor!" diye espri yapıyor.

Mood Önerisi: Eren'in hikayesini izlerken aksiyon dolu ve epik bir atmosfere ihtiyacınız olacak. Hızlı tempolu müzik, parlak ışık ve biraz da enerji içeceği işinizi görecektir. Ama sakın yalnız izlemeyin, yoksa Eren'in öfkesi size de bulaşabilir!


10. Lain Iwakura: Gerçeklik mi, Sanallık mı?

Serial Experiments Lain'in ana karakteri Lain Iwakura, içine kapanık ve asosyal bir ortaokul öğrencisi. Bir gün, ölen bir sınıf arkadaşından bir e-posta alıyor ve internetin derinliklerine inmeye başlıyor. Lain, Wired adı verilen sanal dünyada kendini buluyor ve gerçeklikle sanallık arasındaki sınırları sorgulamaya başlıyor. Lain'in hayatı tamamen değişiyor ve o, hem gerçek dünyada hem de sanal dünyada var olmaya başlıyor. Ama Lain'in bu çift hayatı onu çok yoruyor ve onu daha da yalnızlaştırıyor. Onun hayatı tam bir muamma.

Lain'in hikayesi, K-Pop idollerinin sosyal medya ile olan ilişkisine benziyor. İdoller de sürekli sosyal medyada var olmak zorundalar ve hayranlarıyla iletişim kurmak zorundalar. Ama sosyal medya, aynı zamanda onların özel hayatlarını da ihlal ediyor ve onları baskı altında tutuyor. Lain gibi onlar da gerçeklikle sanallık arasındaki sınırları sorgulamaya başlıyorlar. Lain'in yaşadığı karmaşa, K-Pop idollerinin yaşadığı karmaşaya benziyor. Bu yüzden Lain, sadece şanssız değil, aynı zamanda çok da düşündürücü bir karakter.

Kozmik Not: Lain'in ayıcığı, fandom arasında popüler bir sembol. Bu ayıcık, Lain'in çocukluğunu ve masumiyetini simgeliyor. Bazı fanlar, bu ayıcığı K-Pop idollerinin peluş oyuncaklarına benzetiyor. Hatta bazıları, Lain'in ayıcığını görünce "Sevimlilik alarmı!" diye espri yapıyor.

Mood Önerisi: Lain'in hikayesini izlerken gizemli ve düşündürücü bir atmosfere ihtiyacınız olacak. Ambient müzik, loş ışık ve biraz da felsefe kitabı işinizi görecektir. Ama sakın yalnız izlemeyin, yoksa Lain'in karmaşası size de bulaşabilir!

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.