Türkiye'de Yasaklanması Gereken Ama Yayınlanan Tartışmalı Animeler!: Yok artık, bu ne rezillik?!
Türkiye'de yayınlanan en tartışmalı animeler! K-Pop dünyası şokta! Bu animeler gerçekten yasaklanmalı mı? Yoksa abartıyor muyuz? Tüm dedikodular burada!
1. Death Note: Deftere isim yaz, istediğin adam ölsün!
Ya şimdi Death Note'u bilmeyen yoktur herhalde, değil mi? Ryuk denen ölüm tanrısı, defterini bizim zeki ama biraz da sorunlu Light Yagami'ye düşürüyor. Light da bu defteri alıp dünyadaki tüm suçluları temizlemeye karar veriyor. Eee, sonra ne oluyor? Tabii ki işler çığırından çıkıyor! Light, kendini tanrı sanmaya başlıyor, L denen dünyanın en iyi dedektifiyle kedi fare oyunu oynuyor falan... Anlat anlat bitmez. Ama asıl mesele şu: Bu anime, şiddeti ve adaleti kendi eline almayı o kadar normalleştiriyor ki, insan ister istemez "Acaba ben de mi bir defter bulsam?" diye düşünmüyor değil! Özellikle ergenlik çağındaki bünyeler için tehlikeli sular bence. Bir de bu animenin fanları da bir alem. "Light haklıydı!" falan diye dolaşıyorlar ortalıkta. Yok artık Lebron James!
Düşünsenize, elinizde böyle bir güç olsa ne yapardınız? Ben ilk önce bütün anti'leri silerdim herhalde. Ya da en azından bir güzel trolllerdim. Ama sonra işin ciddiyetini anlayıp defteri bir kenara atardım herhalde. Çünkü güç, sorumluluk getirir derler. Ama Light'ta o sorumluluk bilinci pek yoktu sanki. O yüzden de sonu pek iç açıcı olmadı. Ama kabul edelim, anime efsane. İzlerken resmen tırnaklarımı yedim. Ama yine de, biraz tehlikeli bir mesajı var gibi geliyor bana. Özellikle de Türkiye gibi adaletin pek de tıkırında işlemediği bir ülkede.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Light Yagami'nin zekasına hayranım ama ahlaki pusulası biraz bozuk sanki. L desen tam bir dahi ama o da biraz tuhaf. Yani ikisi de aslında anti-kahraman gibi bir şey. Belki de o yüzden bu kadar sevdik bu animeyi, kim bilir?
Mood Önerisi: Gece yarısı, tek başınayken izleyin. Ama sonra gidip hemen bir komedi animesi açın, yoksa depresyona girebilirsiniz.
2. Attack on Titan: Devler insanları yiyor, daha ne olsun?
Attack on Titan... Ah, AoT! Bu animeyi ilk izlediğimde resmen şok olmuştum. Devler var, insanlar var, devler insanları yiyor... Yani, daha ne kadar karanlık olabilirsin ki? Ama sonra hikaye derinleştikçe, aslında meselenin sadece devler ve insanlar olmadığını anlıyorsun. Politik entrikalar, savaşlar, ihanetler... Hepsi bir arada. Ama tabii ki, animenin en büyük çekiciliği o vahşet dolu sahneleri. Devlerin insanları çıtır çıtır yediği sahneler... Midem bulanıyor ama bir yandan da gözümü alamıyorum. Tuhaf bir bağımlılık yaptı bende.
Bu animenin Türkiye'de yasaklanması gerektiğini düşünenler var. Çünkü çok fazla şiddet içeriyor. Özellikle de çocukların psikolojisi için zararlı olabileceği söyleniyor. Ben de bu konuda biraz kararsızım. Bir yandan, şiddet içeren içeriklerin yaş sınırına dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama bir yandan da, AoT'nin sadece şiddetten ibaret olmadığını düşünüyorum. Arkasında çok derin bir hikaye var. Ve bu hikaye, insanlığın karanlık yönlerini gözler önüne seriyor. Yani, aslında biraz eğitici bile olabilir. Tabii, doğru yaşta izlenirse.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Levi Ackerman... Ah Levi! O nasıl bir karizma ya? Hem çok güçlü, hem de çok cool. Ama bir o kadar da yalnız ve acı dolu. Keşke ona bir sarılabilsem.
Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla toplanıp izleyin. Ama yanınızda bolca atıştırmalık bulundurun. Çünkü gerilimden acıkacaksınız.
3. Tokyo Ghoul: Yamyamlar ama havalılar!
Tokyo Ghoul, vampirlerin günümüz versiyonu gibi bir şey. Ama vampirler yerine "ghoul"lar var. Bunlar insan etiyle besleniyorlar ama normal insanlar gibi de yaşayabiliyorlar. Tabii ki, bu durum iki taraf arasında büyük bir gerilime neden oluyor. Hikayenin baş karakteri Kaneki, bir kaza sonucu ghoul organları naklediliyor ve yarı ghoul oluyor. Sonra da ghoul'ların dünyasına adım atıyor. İşte ondan sonra işler karışıyor. Kaneki, hem insan hem de ghoul dünyasına ait olmaya çalışıyor. Ama bu hiç de kolay olmuyor.
Bu animede de bolca şiddet var. Ghoul'lar birbirlerini yiyorlar, insanları avlıyorlar falan... Ama AoT kadar vahşi değil bence. Daha çok psikolojik bir gerilim var. Kaneki'nin iç dünyasındaki çatışmalar, kimliğini arayışı... Bunlar animenin en ilgi çekici yanları. Ama tabii ki, şiddet sevenler için de bolca aksiyon var. Bir de ghoul'ların tasarımları çok havalı. Özellikle de maskeleri ve kaguneleri (ghoul'ların silahları) çok karizmatik.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Kaneki'nin saçları beyazladığında resmen aşık olmuştum. O nasıl bir dönüşüm ya? Bir de o parmak çıtlatması... Offf!
Mood Önerisi: Yağmurlu bir günde, battaniyenin altına girip izleyin. Yanınızda sıcak bir çikolata da olsun.
4. Mirai Nikki (Future Diary): Ölümüne günlük tutmak!
Mirai Nikki, biraz psikopatça bir anime. 12 tane farklı karakter var ve her birinin geleceği gösteren bir günlüğü var. Sonra bu 12 kişi, bir tanrı olma yarışına giriyorlar. Tek amaçları, hayatta kalmak ve tanrı olmak. Ama bu yarışta her şey mübah. İhanet, cinayet, manipülasyon... Ne ararsan var. Animenin baş karakteri Yukiteru, biraz pasif ve ürkek bir çocuk. Ama Yuno denen psikopat bir kız ona aşık oluyor ve onu korumaya başlıyor. İşte o andan itibaren işler iyice çığırından çıkıyor.
Yuno Gasai... Anime tarihinin en psikopat karakterlerinden biri olabilir. Yukiteru'ya olan aşkı o kadar saplantılı ki, onun için her şeyi yapabilir. Hatta öldürebilir bile. Bu anime, aşkın karanlık yönlerini çok iyi bir şekilde işliyor. Ama tabii ki, şiddet de bolca var. Sonuçta, ölümüne bir yarış var ortada. Herkes birbirini öldürmeye çalışıyor. Bu yüzden, hassas bünyeler için pek uygun değil.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Yuno'nun "Yuki!" diye bağırması hala kulaklarımda çınlıyor. O nasıl bir saplantı ya? Ama bir yandan da çok çekici. Yani, ne yalan söyleyeyim, biraz korkutucu ama bir o kadar da büyüleyici.
Mood Önerisi: Gerilim dolu bir anime izlemek istiyorsanız, Mirai Nikki tam size göre. Ama izledikten sonra biraz rahatlamanız gerekebilir.
5. Elfen Lied: Lucy'nin intikamı soğuk yenir!
Elfen Lied, biraz üzücü bir anime. Lucy denen bir kız var. Ama bu kız normal bir insan değil. "Diclonius" denen, kafasında boynuzları olan özel bir tür. Lucy, telekinetik güçlere sahip ve bu güçleri kullanarak insanları öldürüyor. Hikaye, Lucy'nin bir laboratuvardan kaçmasıyla başlıyor. Kaçarken kafasına bir kurşun yiyor ve hafızasını kaybediyor. Sonra da Kouta denen bir üniversite öğrencisi onu buluyor ve evine alıyor. İşte o andan itibaren, Lucy'nin geçmişiyle yüzleşmesi ve intikam alması başlıyor.
Bu animede de bolca şiddet ve kan var. Lucy, insanları acımasızca öldürüyor. Ama bir yandan da, onun geçmişini ve acılarını gördükçe ona acımaya başlıyorsun. Elfen Lied, şiddetin nedenlerini ve sonuçlarını sorgulayan bir anime. Ama tabii ki, şiddet sevenler için de bolca aksiyon var. Bir de animenin müzikleri çok güzel. Özellikle de açılış şarkısı "Lilium" çok duygusal.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Lucy'nin o masum yüzü ve acımasızlığı arasındaki tezat beni çok etkilemişti. Bir de o "Nyuu" demesi çok tatlı değil mi?
Mood Önerisi: Duygusal ve karanlık bir anime izlemek istiyorsanız, Elfen Lied'i deneyebilirsiniz. Ama yanınızda bolca mendil bulundurun.
6. Corpse Party: Okulda kabus yaşamak!
Corpse Party... Adı bile yeterince korkutucu değil mi? Bu anime, bir grup öğrencinin yanlışlıkla lanetli bir okula gitmesiyle başlıyor. Bu okulda, geçmişte korkunç şeyler yaşanmış. Ve bu öğrencilerin ruhları hala okulda dolaşıyor. Öğrenciler, okulda mahsur kalıyorlar ve hayatta kalmak için birbirleriyle işbirliği yapmak zorunda kalıyorlar. Ama tabii ki, işler hiç de kolay olmuyor. Okulda sürekli olarak hayaletler ve kötü ruhlar ortaya çıkıyor. Ve öğrenciler, teker teker ölmeye başlıyorlar.
Bu anime, tam bir korku ve gerilim şöleni. Sürekli olarak bir şeyler oluyor ve izleyiciyi sürekli tetikte tutuyor. Kan, şiddet, işkence... Ne ararsan var. Ama animenin en korkutucu yanı, psikolojik gerilimi. Öğrencilerin çaresizliği, umutsuzluğu ve birbirlerine olan güvensizlikleri... Bunlar animenin atmosferini çok daha karanlık hale getiriyor. Eğer kolay kolay korkmayan biriyseniz, Corpse Party'yi deneyebilirsiniz. Ama hassas bünyeler için pek uygun değil.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu animede hiçbir karakteri sevemedim. Hepsi birbirinden gıcık ve aptalca kararlar veriyorlar. Ama belki de o yüzden bu kadar korkunç, kim bilir?
Mood Önerisi: Karanlık bir odada, kulaklıkla izleyin. Ama yanınızda bir arkadaşınız olsun, yoksa çok korkabilirsiniz.
7. Goblin Slayer: Goblin avlamak bu kadar mı acımasız olur?
Goblin Slayer, adından da anlaşılacağı gibi, goblin avlayan bir adamın hikayesini anlatıyor. Ama bu anime, bildiğimiz fantastik animelerden biraz farklı. Burada goblinler, sadece küçük ve zayıf yaratıklar değiller. Aynı zamanda çok tehlikeli ve acımasızlar. Goblin Slayer, goblinleri yok etmek için her şeyi yapıyor. Hatta bazen çok acımasız yöntemler kullanıyor. Bu yüzden, bu anime de tartışmalara neden olmuş durumda.
Bu animede de bolca şiddet var. Goblinler, köyleri basıyorlar, insanları öldürüyorlar ve kadınlara tecavüz ediyorlar. Goblin Slayer da onlara aynı şekilde karşılık veriyor. Bu yüzden, bu anime, şiddeti normalleştirdiği ve kadın düşmanı olduğu gerekçesiyle eleştiriliyor. Ama animenin savunucuları da var. Onlar, animenin sadece goblinlerin ne kadar tehlikeli olduğunu göstermeye çalıştığını ve Goblin Slayer'ın da sadece kendini ve başkalarını korumaya çalıştığını savunuyorlar. Yani, bu konuda iki farklı görüş var.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Goblin Slayer'ın o zırhı ve soğuk tavırları beni biraz ürkütüyor. Ama bir yandan da, onun kararlılığına hayranım. Bir de o rahibe kız çok tatlı değil mi?
Mood Önerisi: Aksiyon dolu bir anime izlemek istiyorsanız, Goblin Slayer'ı deneyebilirsiniz. Ama izlemeden önce, animenin içeriği hakkında biraz araştırma yapın.
8. Redo of Healer: İntikam pornosu mu, sanat mı?
Redo of Healer... Bu anime, tartışmaların en büyüğü olabilir. Hikaye, Keyaru denen bir şifacının, diğer kahramanlar tarafından kullanılması ve istismar edilmesiyle başlıyor. Keyaru, daha sonra zamanı geri alma gücünü elde ediyor ve intikam almak için geçmişe dönüyor. İşte o andan itibaren, işler iyice çığırından çıkıyor. Keyaru, onu istismar eden herkesi acımasızca cezalandırıyor. Ve bu cezalar, genellikle cinsel şiddet içeriyor.
Bu anime, tecavüzü ve şiddeti normalleştirdiği gerekçesiyle çok fazla eleştiriliyor. Hatta bazı ülkelerde yasaklandı bile. Ama animenin savunucuları da var. Onlar, animenin sadece intikam temasını işlediğini ve Keyaru'nun eylemlerinin haklı olduğunu savunuyorlar. Yani, bu konuda da iki farklı görüş var. Ama genel olarak, Redo of Healer'ın çok tartışmalı bir anime olduğu söylenebilir. Eğer hassas bir bünyeniz varsa, bu animeden uzak durmanızda fayda var.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu animeyi izlerken midem bulandı. Şiddet sahneleri çok rahatsız ediciydi. Ama bir yandan da, Keyaru'nun intikam alma arzusunu anlıyorum. Yani, karmaşık duygular içindeyim.
Mood Önerisi: Bu animeyi kesinlikle tek başınıza izleyin ve izlemeden önce iyice düşünün. Çünkü pişman olabilirsiniz.
9. Highschool DxD: Ecchi cenneti mi, cehennemi mi?
Highschool DxD, tam bir "ecchi" anime. Yani, bolca çıplaklık ve cinsel içerik var. Hikaye, Issei Hyodo denen bir lise öğrencisinin, bir şeytan tarafından öldürülmesiyle başlıyor. Issei, daha sonra Rias Gremory denen güçlü bir şeytan tarafından yeniden canlandırılıyor ve onun hizmetkarı oluyor. İşte o andan itibaren, Issei'nin hayatı değişiyor. Bir yandan şeytanlarla savaşıyor, bir yandan da Rias ve diğer kızlarla flört ediyor.
Bu anime, cinsel objektivizasyonu ve kadın düşmanlığını teşvik ettiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Ama animenin hayranları, animenin sadece eğlenceli ve komik olduğunu savunuyorlar. Yani, bu konuda da iki farklı görüş var. Eğer ecchi animelerden hoşlanıyorsanız, Highschool DxD'yi deneyebilirsiniz. Ama cinsel içerikten rahatsız oluyorsanız, bu animeden uzak durmanızda fayda var.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu animede çok fazla "oppai" var. Yani, göğüsler ön planda. Ama karakterlerin kişilikleri de eğlenceli. Yani, sadece çıplaklıkten ibaret değil.
Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla toplanıp izleyin ve bolca gülün. Ama ailenizle birlikte izlemeyin, yoksa başınız derde girebilir.
10. Prison School: Erkekler hapiste, kızlar gardiyan!
Prison School, biraz absürt bir anime. Hikaye, Hachimitsu Akademisi denen bir okula yeni başlayan 5 erkek öğrencinin, kızlar yurdunu gizlice gözetlemeye çalışırken yakalanmasıyla başlıyor. Bu 5 öğrenci, okulun gizli öğrenci konseyi tarafından hapse atılıyorlar. Ve bu hapiste, kız gardiyanlar tarafından türlü işkencelere maruz kalıyorlar. İşte o andan itibaren, bu 5 öğrencinin hapisten kaçma çabaları başlıyor.
Bu anime, cinsel şiddeti ve aşağılamayı mizahi bir şekilde ele aldığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Ama animenin hayranları, animenin sadece eğlenceli ve absürt olduğunu savunuyorlar. Yani, bu konuda da iki farklı görüş var. Eğer absürt komediden hoşlanıyorsanız, Prison School'u deneyebilirsiniz. Ama cinsel içerikten ve şiddetten rahatsız oluyorsanız, bu animeden uzak durmanızda fayda var. Ama bence bu anime, aslında erkeklerin cinsel objektivizasyonuna bir eleştiri getiriyor. Yani, biraz derinlemesine düşünürseniz, animenin aslında bir mesajı olduğunu görebilirsiniz.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bu animede çok fazla "fan service" var. Yani, izleyicilerin hoşuna gidecek sahneler var. Ama karakterlerin kişilikleri de çok komik. Özellikle de Gakuto'nun o taktikleri çok eğlenceli değil mi?
Mood Önerisi: Kafanızı dağıtmak ve gülmek istiyorsanız, Prison School'u deneyebilirsiniz. Ama ailenizle birlikte izlemeyin, yoksa başınız derde girebilir.
Tepkiniz Nedir?