The Boys (Dizi) Gibi Süper Kahramanların Kötü Olduğu 10 Anime: Süper Güçler, Süper Sorunlar!

Süper kahramanların karanlık yüzünü gösteren anime önerileri! The Boys dizisi hayranları, bu listeye bayılacaksınız. K-Pop dünyasının yaramaz çocukları gibi süper güçlerle gelen sorumluluklar, ihanetler ve bolca aksiyon!

Şubat 21, 2026 - 13:42
Şubat 21, 2026 - 13:42
 0  0
The Boys (Dizi) Gibi Süper Kahramanların Kötü Olduğu 10 Anime: Süper Güçler, Süper Sorunlar!

1. One-Punch Man

One-Punch Man, süper kahramanlık temasını alıp resmen ti'ye alıyor! Saitama, o kadar güçlü ki tek yumrukla her şeyi hallediyor. Ama bu durum, onun için tam bir sıkıntı kaynağı! Düşünsene, her savaşı tek saniyede bitiriyorsun, motivasyon sıfır! Bu anime, süper kahramanların ne kadar sıkıcı ve anlamsız olabileceğini gözler önüne seriyor. Sürekli "Acaba bugün ne yapsam?" diye düşünen bir süper kahraman... Daha ne olsun? Visual olarak da efsane, dövüş sahneleri resmen şölen!

Saitama'nın bu umursamaz tavırları, aslında süper kahramanlığın ne kadar absürt bir şey olduğunu vurguluyor. Herkes dünyayı kurtarmak için canını dişine takarken, Saitama indirim kovalıyor, market fişlerini kontrol ediyor. Bu durum, süper kahraman mitini yerle bir ediyor. Bir de yan karakter Genos var ki, Saitama'ya olan hayranlığı ve sürekli onu takip etmesi tam bir komedi unsuru. İkilinin arasındaki dinamik, animenin en eğlenceli yanlarından biri.

One-Punch Man sadece aksiyon değil, aynı zamanda derinlemesine karakter analizleri de sunuyor. Süper güçlerin insanları nasıl etkilediği, kahramanlık kavramının ne anlama geldiği gibi konuları mizahi bir dille işliyor. Bu animeyi izledikten sonra süper kahramanlara bakış açınız kesinlikle değişecek! Belki de süper güçlere sahip olmak, aslında o kadar da havalı bir şey değildir, kim bilir? İzleyin ve karar verin!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Saitama'nın kel kafası bile karizmatik yahu! Bu kadar güçle bu kadar mütevazı olmak da ayrı bir olay.

Mood Önerisi: Canın sıkkınsa, hayata biraz mizah katmak istiyorsan bu anime tam sana göre!


2. My Hero Academia (Biraz Taraf Değiştirmece)

My Hero Academia'da kahramanlık okulu falan filan, tamam. Ama işin içine biraz daha derinlemesine bakınca, kahraman olmanın da bir sürü karanlık tarafı olduğunu görüyorsun. Sürekli bir rekabet, kıskançlık, popüler olma çabası... Sanki K-Pop idollerinin stajyerlik günleri gibi! Bir sürü genç yetenek, en iyi olmak için birbirini yiyor. Bu durum, kahramanlık idealinin ne kadar yıpratıcı olabileceğini gösteriyor.

Baş karakter Midoriya'nın bile sürekli bir baskı altında olduğunu görüyoruz. Herkes ondan bir şeyler bekliyor, sürekli kendini kanıtlamak zorunda hissediyor. Bu durum, süper güçlere sahip olmanın sadece eğlenceli bir şey olmadığını, aynı zamanda büyük bir sorumluluk getirdiğini de ortaya koyuyor. Bir de işin içine kötü karakterler girince, durum daha da karmaşıklaşıyor. Kötülerin de kendi motivasyonları, kendi hikayeleri var. Bu durum, iyilik ve kötülük kavramlarının ne kadar göreceli olduğunu gösteriyor.

My Hero Academia, sadece aksiyon sahneleriyle değil, aynı zamanda karakterlerin iç dünyasına yaptığı yolculuklarla da dikkat çekiyor. Kahramanların da hatalar yapabileceğini, zayıf anları olabileceğini gösteriyor. Bu durum, onları daha insani ve daha gerçekçi kılıyor. Sürekli "En iyisi ben olacağım!" diye bağıran karakterler yerine, kendi sınırlarını ve eksikliklerini kabul eden karakterleri görmek, animenin en güzel yanlarından biri.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bakugo'nun patlama efektiyle tripleri... Tam bir K-Pop starı egosu! Ama o özünde iyi çocuk, biliyoruz.

Mood Önerisi: Hem eğlenmek hem de biraz düşünmek istiyorsan, My Hero Academia tam senlik!


3. Death Note

Death Note, süper güçler olmasa da, Light Yagami'nin elindeki ölüm defteri sayesinde adeta bir süper kahraman gibi davranmasını konu alıyor. Kötüleri kendi adalet anlayışına göre cezalandırıyor, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışıyor. Ama bu durum, onu giderek daha da karanlık bir yola sürüklüyor. İyi niyetle başlayan bu yolculuk, zamanla bir güç zehirlenmesine dönüşüyor.

Light, kendini Tanrı gibi görmeye başlıyor ve herkesi kendi kontrolü altında tutmak istiyor. Bu durum, onun aslında ne kadar tehlikeli birine dönüştüğünü gösteriyor. L'in zekasıyla Light'ın zekası sürekli çatışıyor. İzlerken kimin kazanacağını merak ediyorsun. Sürekli bir gerilim, sürekli bir strateji savaşı... Bu durum, Death Note'u sadece bir anime değil, aynı zamanda bir zeka oyunu haline getiriyor.

Death Note, adalet kavramını sorgulayan, ahlaki değerleri tartışmaya açan bir yapım. İzlerken sürekli "Acaba ben olsam ne yapardım?" diye düşünüyorsun. Güç eline geçtiğinde ne kadar ileri gidebilirsin? Kendi adalet anlayışın ne kadar doğru? Bu sorular, Death Note'u sadece eğlenceli bir anime değil, aynı zamanda düşündürücü bir deneyim haline getiriyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Light'ın o psikopat gülüşü... Tam bir villain karizması! Ama yine de sevilmiyor değil hani.

Mood Önerisi: Beyin fırtınası yapmak, gerilim dolu anlar yaşamak istiyorsan, Death Note'u kaçırma!


4. Code Geass

Code Geass'ta Lelouch, Geass adı verilen bir güç elde ediyor ve bu güç sayesinde insanlara istediğini yaptırabiliyor. Amacı, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek. Ama bu amacı gerçekleştirirken kullandığı yöntemler, onu giderek daha da karanlık bir yola sürüklüyor. Tıpkı Death Note'taki Light gibi, Lelouch da iyi niyetle başlıyor ama zamanla güç zehirlenmesine yakalanıyor.

Lelouch'un stratejik zekası, onu rakiplerinden her zaman bir adım önde tutuyor. Ama bu zeka, aynı zamanda onun en büyük düşmanı haline geliyor. Sürekli planlar yapmak, sürekli insanları manipüle etmek, onu giderek daha da yalnızlaştırıyor. Bir de işin içine siyasi entrikalar girince, durum daha da karmaşıklaşıyor. Lelouch, sadece düşmanlarıyla değil, aynı zamanda kendi vicdanıyla da savaşmak zorunda kalıyor.

Code Geass, siyasi mesajlar içeren, derinlemesine karakter analizleri sunan bir yapım. İzlerken sürekli "Acaba doğru olanı mı yapıyor?" diye düşünüyorsun. Güç elinde olduğunda ne kadar ileri gidebilirsin? Amacına ulaşmak için hangi fedakarlıkları yapabilirsin? Bu sorular, Code Geass'ı sadece eğlenceli bir anime değil, aynı zamanda düşündürücü bir deneyim haline getiriyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Lelouch'un o karizmatik duruşu, o zeki bakışları... Tam bir lider! Ama o maskenin ardında ne kadar acı var, kim bilir?

Mood Önerisi: Siyasi entrikalar, stratejik savaşlar izlemekten hoşlanıyorsan, Code Geass'ı mutlaka izlemelisin!


5. Attack on Titan (Shingeki no Kyojin)

Attack on Titan'da Eren Yeager, titanlara karşı intikam almak için yemin ediyor ve asker oluyor. Ama zamanla titanların sadece düşman olmadığını, aynı zamanda kendi içinde de bir sürü karanlık sır barındırdığını öğreniyor. Bu durum, onun tüm dünya görüşünü değiştiriyor. Eren, iyi niyetle başladığı bu yolda, giderek daha da acımasız birine dönüşüyor.

Eren'in titan güçlerini kontrol etme çabası, onun en büyük sınavı oluyor. Sürekli bir iç savaş, sürekli bir mücadele... Bu durum, Eren'i giderek daha da yıpratıyor. Bir de işin içine siyasi entrikalar girince, durum daha da karmaşıklaşıyor. Eren, sadece titanlarla değil, aynı zamanda kendi hükümetiyle de savaşmak zorunda kalıyor.

Attack on Titan, savaşın acımasızlığını, insanlığın karanlık yüzünü gözler önüne seren bir yapım. İzlerken sürekli "Acaba bu savaşın bir kazananı olacak mı?" diye düşünüyorsun. İntikam almak için ne kadar ileri gidebilirsin? Kendi insanlığına ne kadar yabancılaşabilirsin? Bu sorular, Attack on Titan'ı sadece eğlenceli bir anime değil, aynı zamanda düşündürücü bir deneyim haline getiriyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Eren'in o intikam dolu bakışları... Tam bir badass! Ama o gözlerdeki çaresizliği de görmek mümkün.

Mood Önerisi: Aksiyon dolu, gerilim dolu anlar yaşamak istiyorsan, Attack on Titan'ı kaçırma!


6. Devilman Crybaby

Devilman Crybaby, Akira Fudo'nun şeytan güçlerini elde etmesiyle başlıyor. Amacı, insanlığı şeytanlardan korumak. Ama bu amacı gerçekleştirirken kullandığı yöntemler, onu giderek daha da karanlık bir yola sürüklüyor. Akira, şeytan güçlerini kontrol etmeye çalışırken, aynı zamanda kendi insanlığıyla da savaşmak zorunda kalıyor. Bu durum, onu giderek daha da yalnızlaştırıyor.

Akira'nın en yakın arkadaşı Ryo Asuka'nın gerçek kimliği ortaya çıktığında, durum daha da karmaşıklaşıyor. Ryo, aslında şeytanların lideri ve insanlığı yok etmek istiyor. Akira, hem şeytanlara karşı savaşmak hem de en yakın arkadaşını durdurmak zorunda kalıyor. Bu durum, onu giderek daha da çaresiz hissettiriyor.

Devilman Crybaby, şiddet dolu sahneleriyle, karanlık atmosferiyle dikkat çeken bir yapım. İzlerken sürekli "Acaba insanlık kurtulabilecek mi?" diye düşünüyorsun. Şeytan güçlerine sahip olmak ne anlama geliyor? Kendi insanlığına ne kadar yabancılaşabilirsin? Bu sorular, Devilman Crybaby'i sadece eğlenceli bir anime değil, aynı zamanda düşündürücü bir deneyim haline getiriyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Akira'nın o şeytani dönüşümü... Tam bir görsel şölen! Ama o dönüşümün ardındaki acıyı da hissetmek mümkün.

Mood Önerisi: Karanlık, şiddet dolu, psikolojik gerilim izlemekten hoşlanıyorsan, Devilman Crybaby'i mutlaka izlemelisin!


7. Psycho-Pass

Psycho-Pass'ta Sibyl Sistemi adı verilen bir sistem, insanların suç işleme potansiyelini ölçüyor ve suç işlemeden önce onları yakalıyor. Akane Tsunemori, bu sistemin mükemmel olduğuna inanarak polis oluyor. Ama zamanla sistemin kusurlarını görmeye başlıyor ve kendi adalet anlayışını sorgulamaya başlıyor. Bu durum, onu giderek daha da karanlık bir yola sürüklüyor.

Akane'nin en yakın arkadaşı Shogo Makishima'nın sistem tarafından suçlu olarak görülmemesi, onun tüm dünya görüşünü değiştiriyor. Makishima, suç işlemeyen ama toplum için tehlikeli olan bir birey. Bu durum, Akane'yi sistemin ne kadar adil olduğunu sorgulamaya itiyor.

Psycho-Pass, distopik bir gelecekte geçen, felsefi soruları gündeme getiren bir yapım. İzlerken sürekli "Acaba özgürlük mü, güvenlik mi daha önemli?" diye düşünüyorsun. Suç işleme potansiyeline göre insanları yargılamak ne kadar doğru? Kendi adalet anlayışın ne kadar güvenilir? Bu sorular, Psycho-Pass'ı sadece eğlenceli bir anime değil, aynı zamanda düşündürücü bir deneyim haline getiriyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Makishima'nın o karizmatik duruşu, o zeki bakışları... Tam bir anti-kahraman! Ama onun da haklı olduğu noktalar var, değil mi?

Mood Önerisi: Felsefi sorular, distopik gelecekler izlemekten hoşlanıyorsan, Psycho-Pass'ı mutlaka izlemelisin!


8. Ergo Proxy

Ergo Proxy, Romdo adı verilen bir kubbe şehirde geçiyor. Bu şehirde insanlar ve AutoReiv adı verilen robotlar birlikte yaşıyor. Ancak Cogito Virüsü adı verilen bir virüs, AutoReiv'lerin bilinç kazanmasına ve kontrolden çıkmasına neden oluyor. Lil Meyer, bu olayları araştırmakla görevlendiriliyor ve zamanla şehrin karanlık sırlarını ortaya çıkarıyor.

Lil'in araştırmaları sırasında karşılaştığı Ergo Proxy adlı varlık, tüm dengeleri değiştiriyor. Ergo Proxy, şehrin yaratıcısı ve aynı zamanda yok edicisi. Bu durum, Lil'i kendi varoluşunu sorgulamaya itiyor.

Ergo Proxy, karmaşık hikayesi, felsefi mesajları ve karanlık atmosferiyle dikkat çeken bir yapım. İzlerken sürekli "Acaba gerçeklik nedir?" diye düşünüyorsun. İnsanlık ne anlama geliyor? Robotların bilinç kazanması neyi ifade ediyor? Bu sorular, Ergo Proxy'i sadece eğlenceli bir anime değil, aynı zamanda düşündürücü bir deneyim haline getiriyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Ergo Proxy'nin o gizemli duruşu... Tam bir enigma! Ama o gizemin ardında ne kadar acı var, kim bilir?

Mood Önerisi: Felsefi sorular, karmaşık hikayeler izlemekten hoşlanıyorsan, Ergo Proxy'i mutlaka izlemelisin!


9. From the New World (Shinsekai Yori)

From the New World, insanların telekinetik güçlere sahip olduğu bir gelecekte geçiyor. Bu dünyada insanlar, uyumlu bir şekilde yaşamaya çalışıyor. Ancak bu uyumun ardında karanlık sırlar yatıyor. Saki Watanabe ve arkadaşları, bu sırları ortaya çıkarmak için bir yolculuğa çıkıyor.

Saki ve arkadaşlarının karşılaştığı yaratıklar ve olaylar, onların tüm dünya görüşünü değiştiriyor. İnsanların telekinetik güçleri kontrol altında tutuluyor ve toplumun düzeni sağlanıyor. Ancak bu düzenin bedeli çok ağır.

From the New World, distopik bir gelecekte geçen, toplumsal sorunları gündeme getiren bir yapım. İzlerken sürekli "Acaba özgürlük mü, düzen mi daha önemli?" diye düşünüyorsun. İnsanların güçleri kontrol altında tutulmalı mı? Toplumun düzeni için ne kadar fedakarlık yapılabilir? Bu sorular, From the New World'ü sadece eğlenceli bir anime değil, aynı zamanda düşündürücü bir deneyim haline getiriyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Saki'nin o kararlı duruşu... Tam bir lider! Ama o kararlılığın ardında ne kadar acı var, kim bilir?

Mood Önerisi: Distopik gelecekler, toplumsal sorunlar izlemekten hoşlanıyorsan, From the New World'ü mutlaka izlemelisin!


10. Vinland Saga (Biraz Viking İşleri)

Vinland Saga'da Thorfinn, babasının intikamını almak için yemin ediyor ve bir Viking savaşçısı oluyor. Ama zamanla intikamın anlamsızlığını anlıyor ve farklı bir yol aramaya başlıyor. Thorfinn, iyi niyetle başladığı bu yolda, giderek daha da acımasız birine dönüşüyor. Ama sonunda şiddetten uzak bir hayatın mümkün olduğunu keşfediyor.

Thorfinn'in yolculuğu, onu farklı kültürlerle, farklı insanlarla tanıştırıyor. Savaşın acımasızlığı, intikamın anlamsızlığı, barışın önemi gibi konuları derinlemesine işliyor. Thorfinn, sadece düşmanlarıyla değil, aynı zamanda kendi içindeki şeytanlarla da savaşmak zorunda kalıyor.

Vinland Saga, tarihi bir arka planda geçen, şiddet dolu sahneleriyle dikkat çeken bir yapım. İzlerken sürekli "Acaba şiddetten uzak bir dünya mümkün mü?" diye düşünüyorsun. İntikam almak ne anlama geliyor? Kendi içindeki şeytanlarla nasıl başa çıkabilirsin? Bu sorular, Vinland Saga'yı sadece eğlenceli bir anime değil, aynı zamanda düşündürücü bir deneyim haline getiriyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Thorfinn'in o intikam dolu bakışları... Tam bir savaşçı! Ama o gözlerdeki çaresizliği de görmek mümkün.

Mood Önerisi: Tarihi yapımlar, şiddet dolu sahneler izlemekten hoşlanıyorsan, Vinland Saga'yı kaçırma!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.