Solo Leveling Benzeri "Necromancer" (Ölü Çağıran) Temalı Manhwalar!: Ruhunuzu Doyuracak Karanlık Hikayeler

Solo Leveling hayranı mısın? O zaman bu "necromancer" temalı manhwalar tam sana göre! K-Pop dedikoduları, K-Drama önerileri ve daha fazlası için takipte kal!

Şubat 21, 2026 - 13:52
Şubat 21, 2026 - 13:52
 0  0
Solo Leveling Benzeri "Necromancer" (Ölü Çağıran) Temalı Manhwalar!: Ruhunuzu Doyuracak Karanlık Hikayeler

1. The Second Coming of Gluttony

Ya şimdi bu manhwa'ya nasıl başlasam bilemiyorum. Bildiğiniz üzere, Solo Leveling'i bitirdikten sonra içimde kocaman bir boşluk oluştu. Neyse ki, 'The Second Coming of Gluttony' imdadıma yetişti. Ana karakterimiz Seol Jihu, tam bir kumar bağımlısı ve hayatı dibe vurmuş durumda. Ama bir gün, rüyasında gördüğü bir tanrıça ona ikinci bir şans veriyor ve onu 'Paradise' denilen bir dünyaya gönderiyor. Burada da işler pek yolunda gitmiyor, çünkü Seol Jihu'nun yetenekleri başlarda pek parlak değil. Ama sonra ne oluyor dersiniz? Gizli bir yeteneği keşfediyor: Geleceği görme yeteneği! Bu yeteneği sayesinde hem hayatta kalmayı öğreniyor, hem de inanılmaz güçlü bir necromancer oluyor.

Manhwanın çizimleri de aşırı iyi. Özellikle savaş sahneleri o kadar dinamik ki, resmen gözlerim şenlendi. Hikaye de sürekli ters köşelerle dolu olduğu için bir an bile sıkılmıyorsunuz. Seol Jihu'nun Paradise'daki macerası, dostlukları, düşmanlıkları ve tabii ki o epik necromancer güçleri... Kesinlikle kaçırmamanız gereken bir yapım. Özellikle Solo Leveling'deki o karanlık ve güçlü atmosfere bayılanlar, bu manhwa'ya da aşık olacaklar.

Tabii ki, Seol Jihu'nun karakter gelişimi de takdire şayan. Başlarda tam bir loserken, zamanla Paradise'ın en güçlü kahramanlarından biri haline geliyor. Bu süreçte yaşadığı zorluklar, yaptığı fedakarlıklar ve kazandığı dostluklar, hikayeyi daha da anlamlı kılıyor. Kısacası, 'The Second Coming of Gluttony' sadece bir aksiyon manhwası değil, aynı zamanda insanın kendini aşma hikayesi.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Seol Jihu'nun Paradise'daki lakabı "Gluttony" (Oburluk). Çünkü geleceği görme yeteneğini kullanmak için sürekli bir şeyler tüketmesi gerekiyor. Bildiğin oburix gibi takılıyor.

Mood Önerisi: Bu manhwa'yı okurken yanınızda bolca atıştırmalık bulundurun. Seol Jihu gibi siz de oburix moduna girebilirsiniz.


2. Tomb Raider King

Şimdi de size öyle bir manhwa'dan bahsedeceğim ki, resmen mezar soyguncularının K-Pop versiyonu gibi! 'Tomb Raider King', Seo Juheon adında bir adamın hikayesini anlatıyor. Seo Juheon, antik eserleri yağmalayan bir şirkette çalışıyor ve sürekli patronları tarafından sömürülüyor. Ama bir gün, ihanete uğrayıp öldürülüyor. Ancak ölmeden önce, eline geçirdiği gizemli bir eser sayesinde geçmişe dönüyor. Geçmişe döndüğünde, gelecekteki tüm mezarların ve eserlerin yerini biliyor. Tabii ki, bu bilgiyi kullanarak kendi şirketini kuruyor ve dünyanın en ünlü mezar soyguncusu oluyor.

Manhwanın en sevdiğim yanı, ana karakterin aşırı zeki ve kurnaz olması. Seo Juheon, sadece mezarları soymakla kalmıyor, aynı zamanda rakiplerini de alt etmek için zekasını kullanıyor. Ayrıca, manhwanın çizimleri de çok detaylı. Özellikle antik eserlerin ve mezarların tasarımları, resmen bir sanat eseri gibi. Hikaye de sürekli yeni mezarlar ve eserlerle dolu olduğu için bir an bile sıkılmıyorsunuz.

'Tomb Raider King'de necromancer teması direkt olarak yok, ama Seo Juheon'un antik eserleri kullanarak ölüleri diriltebildiği ve onlara hükmedebildiği bazı bölümler var. Bu bölümler, manhwaya ayrı bir hava katıyor. Ayrıca, Seo Juheon'un ekibi de birbirinden ilginç karakterlerden oluşuyor. Her birinin farklı yetenekleri ve uzmanlık alanları var. Bu sayede, ekip olarak mezarları soyarken ortaya çıkan dinamik, hikayeyi daha da eğlenceli hale getiriyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Seo Juheon'un en sevdiği antik eserlerden biri, Mısır tanrısı Anubis'in heykeli. Anubis, ölülerin koruyucusu ve ahiret yolculuğunda rehberlik eden bir tanrı. Seo Juheon, Anubis'in heykelini kullanarak ölülerle iletişim kurabiliyor.

Mood Önerisi: Bu manhwa'yı okurken Indiana Jones filmlerini de izleyebilirsiniz. İkisinin de atmosferi birbirine çok benziyor.


3. Solo Necromancy

Adı üstünde, 'Solo Necromancy'! İşte tam aradığımız necromancer temalı manhwa! Lee Jinwoo adında bir gencin hikayesini anlatıyor. Lee Jinwoo, bir oyun bağımlısı ve hayatını sadece oyun oynayarak geçiriyor. Ama bir gün, oynadığı oyunda bir hata oluşuyor ve Lee Jinwoo, oyunun dünyasına hapsoluyor. Oyunun dünyasında, zayıf ve güçsüz bir necromancer olarak yeniden doğuyor. Ancak Lee Jinwoo, oyun bilgisi sayesinde hızlı bir şekilde güçleniyor ve dünyanın en güçlü necromancer'ı olmaya karar veriyor.

Manhwanın en sevdiğim yanı, ana karakterin sürekli gelişmesi ve güçlenmesi. Lee Jinwoo, her yeni bölümde daha da güçlü yetenekler öğreniyor ve daha da tehlikeli düşmanlarla karşılaşıyor. Ayrıca, manhwanın çizimleri de çok akıcı. Özellikle Lee Jinwoo'nun büyüler kullandığı sahneler, resmen görsel bir şölen. Hikaye de sürekli yeni görevler ve maceralarla dolu olduğu için bir an bile sıkılmıyorsunuz.

'Solo Necromancy'de necromancer teması sonuna kadar işlenmiş durumda. Lee Jinwoo, ölüleri diriltmekle kalmıyor, aynı zamanda onlara hükmediyor ve onları kendi ordusu olarak kullanıyor. Ayrıca, manhwanın dünyası da çok detaylı ve ilgi çekici. Farklı ırklar, farklı krallıklar ve farklı büyülü yaratıklarla dolu. Bu sayede, manhwa okuyucuyu tamamen içine çekiyor ve gerçek dünyayı unutturuyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Lee Jinwoo'nun en sevdiği büyülerden biri, "Skeleton Summon" (İskelet Çağırma). Bu büyü sayesinde, ölü iskeletleri diriltebiliyor ve onları kendi hizmetine alabiliyor. İskeletler, Lee Jinwoo'nun en sadık ve en güvenilir yardımcıları.

Mood Önerisi: Bu manhwa'yı okurken, favori K-Pop grubunuzun karanlık temalı şarkılarını dinleyebilirsiniz. Atmosferi daha da yoğunlaştıracaktır. Mesela Dreamcatcher falan iyi gider.


4. The Undead King: A Zombie Apocalypse Begins With Me

Zombi temasına necromancer sosu eklenmiş bir manhwa arıyorsanız, 'The Undead King' tam size göre! Ana karakterimiz, bir zombi kıyameti sırasında hayatta kalmaya çalışan sıradan bir insan. Ama bir gün, zombiler tarafından ısırılıyor ve zombiye dönüşmek üzereyken, gizemli bir güç tarafından kurtarılıyor. Bu güç, ona ölüleri kontrol etme yeteneği veriyor ve onu 'Undead King' yapıyor. Artık ana karakterimiz, zombileri kontrol ederek hem hayatta kalmaya çalışıyor, hem de insanlığı kurtarmaya çalışıyor.

Manhwanın en sevdiğim yanı, zombi temasının farklı bir şekilde işlenmesi. Genellikle zombi hikayelerinde insanlar zombilerden kaçmaya çalışırken, bu manhwa'da ana karakter zombileri kontrol ediyor ve onları kendi ordusu olarak kullanıyor. Ayrıca, manhwanın çizimleri de çok gerçekçi. Özellikle zombi tasarımları, resmen insanın kanını donduruyor. Hikaye de sürekli yeni zombi türleri ve tehlikelerle dolu olduğu için bir an bile sıkılmıyorsunuz.

'The Undead King'de necromancer teması, zombi temasının üzerine inşa edilmiş durumda. Ana karakterimiz, zombileri kontrol etmekle kalmıyor, aynı zamanda onlara yeni yetenekler kazandırabiliyor ve onları daha da güçlendirebiliyor. Ayrıca, manhwanın dünyası da çok karanlık ve umutsuz. İnsanlık neredeyse yok olmuş durumda ve hayatta kalanlar da sürekli birbirleriyle savaşıyor. Bu atmosfer, manhwaya ayrı bir gerilim katıyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Ana karakterimizin zombi ordusunun en güçlü üyesi, 'Queen Zombie' (Kraliçe Zombi). Queen Zombie, diğer zombilerden çok daha zeki ve güçlü ve ana karakterimize sadık bir şekilde hizmet ediyor.

Mood Önerisi: Bu manhwa'yı okurken, The Walking Dead dizisini de izleyebilirsiniz. İkisinin de atmosferi birbirine çok benziyor. Ama bizdeki zombiler daha karizma, orası kesin.


5. I am the Sorcerer King

Bu manhwa'da necromancer teması biraz daha farklı işleniyor. Lee SungHoon adında bir avcı, geçirdiği bir kaza sonucu 10 yıl sonrasına gidiyor. Gelecekte, dünya canavarlar tarafından istila edilmiş durumda ve insanlar hayatta kalmak için mücadele ediyor. Lee SungHoon, gelecekteki bu kaotik dünyada, geçmişteki oyun karakterinin yeteneklerini kullanarak hayatta kalmaya çalışıyor. Oyun karakteri, bir 'Sorcerer King' yani büyücü kral ve Lee SungHoon, bu yetenekleri kullanarak hem canavarlarla savaşıyor, hem de insanlığa umut oluyor.

Manhwanın en sevdiğim yanı, ana karakterin geçmişteki oyun yeteneklerini kullanarak gelecekteki dünyaya adapte olması. Lee SungHoon, her yeni bölümde daha da güçlü büyüler öğreniyor ve daha da tehlikeli canavarlarla karşılaşıyor. Ayrıca, manhwanın çizimleri de çok dinamik. Özellikle Lee SungHoon'un büyüler kullandığı sahneler, resmen bir görsel şölen. Hikaye de sürekli yeni görevler ve maceralarla dolu olduğu için bir an bile sıkılmıyorsunuz.

'I am the Sorcerer King'de necromancer teması, büyücülük temasının bir parçası olarak işleniyor. Lee SungHoon, ölüleri diriltmekle kalmıyor, aynı zamanda onlara hükmediyor ve onları kendi ordusu olarak kullanıyor. Ayrıca, manhwanın dünyası da çok detaylı ve ilgi çekici. Farklı boyutlardan gelen canavarlar, farklı büyülü yaratıklar ve farklı insan topluluklarıyla dolu. Bu sayede, manhwa okuyucuyu tamamen içine çekiyor ve gerçek dünyayı unutturuyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Lee SungHoon'un en sevdiği büyülerden biri, "Summon Undead Legion" (Ölümsüz Lejyonu Çağırma). Bu büyü sayesinde, ölümsüz askerlerden oluşan bir ordu çağırabiliyor ve onları kendi hizmetine alabiliyor. Ölümsüz lejyonu, Lee SungHoon'un en güçlü ve en sadık müttefikleri.

Mood Önerisi: Bu manhwa'yı okurken, League of Legends veya Dota 2 gibi MOBA oyunlarını da oynayabilirsiniz. İkisinin de atmosferi birbirine çok benziyor. Hele bir de Karthus mainsen tadından yenmez.


6. Leveling Up, By Only Eating!

Tamam, tamam, biliyorum, bu manhwa'nın başlığı biraz tuhaf. Ama sakın aldanmayın, içinde necromancer teması da var! Ana karakterimiz, Ryu Siwoo adında obur bir genç. Ryu Siwoo, bir MMORPG oyununda 'Gluttony' (Oburluk) sınıfını seçiyor ve oyunda sadece yemek yiyerek seviye atlamaya çalışıyor. Ama bir gün, oyunda yediği bir yemek onu gerçek dünyaya ışınlıyor. Gerçek dünyada, canavarlar ortaya çıkmış ve insanlar hayatta kalmak için mücadele ediyor. Ryu Siwoo, oyun yeteneklerini kullanarak hem hayatta kalmaya çalışıyor, hem de dünyayı kurtarmaya çalışıyor.

Manhwanın en sevdiğim yanı, ana karakterin oburluğunun bir güce dönüşmesi. Ryu Siwoo, ne kadar çok yemek yerse, o kadar çok güçleniyor ve o kadar çok yetenek öğreniyor. Ayrıca, manhwanın çizimleri de çok komik. Özellikle Ryu Siwoo'nun yemek yediği sahneler, resmen karikatür gibi. Hikaye de sürekli yeni yemekler ve maceralarla dolu olduğu için bir an bile sıkılmıyorsunuz.

'Leveling Up, By Only Eating!'de necromancer teması, Ryu Siwoo'nun yediği bazı yemekler sayesinde ortaya çıkıyor. Ryu Siwoo, bazı yemekleri yediğinde ölüleri diriltme veya onlara hükmetme yeteneği kazanıyor. Bu yetenekler, Ryu Siwoo'nun canavarlarla savaşmasına ve insanlığı kurtarmasına yardımcı oluyor. Ayrıca, manhwanın dünyası da çok renkli ve eğlenceli. Farklı yemek kültürleri, farklı canavar türleri ve farklı insan topluluklarıyla dolu. Bu sayede, manhwa okuyucuyu tamamen içine çekiyor ve gerçek dünyayı unutturuyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Ryu Siwoo'nun en sevdiği yemeklerden biri, "Undead Stew" (Ölümsüz Güveç). Bu güveç, ölümsüz yaratıkların etinden yapılıyor ve Ryu Siwoo'ya ölüleri diriltme yeteneği veriyor.

Mood Önerisi: Bu manhwa'yı okurken, Kore mutfağından farklı yemekler deneyebilirsiniz. Ryu Siwoo gibi siz de oburix moduna girebilirsiniz. Ama aman diyorum, ölümsüz güveç falan denemeyin.


7. The Max Level Hero Has Returned

Bir de 'The Max Level Hero Has Returned' var ki, tadından yenmez. Ana karakterimiz, Davey adında bir kahraman. Davey, iblislerle savaşmak için eğitilmiş ve dünyanın en güçlü kahramanı olmuş. Ama iblisleri yendikten sonra, Davey gizemli bir şekilde ortadan kayboluyor. 20 yıl sonra, Davey geri dönüyor. Ama bu sefer, dünyanın çok değiştiğini görüyor. İnsanlar güçlenmiş, yeni teknolojiler geliştirilmiş ve yeni tehlikeler ortaya çıkmış. Davey, eski gücünü kullanarak hem bu yeni dünyaya adapte olmaya çalışıyor, hem de yeni tehlikelerle savaşmaya çalışıyor.

Manhwanın en sevdiğim yanı, ana karakterin hem güçlü, hem de komik olması. Davey, iblislerle savaşırken acımasız bir kahraman, ama günlük hayatta tam bir sakar. Ayrıca, manhwanın çizimleri de çok detaylı. Özellikle savaş sahneleri, resmen bir aksiyon filmi gibi. Hikaye de sürekli yeni düşmanlar ve maceralarla dolu olduğu için bir an bile sıkılmıyorsunuz.

'The Max Level Hero Has Returned'de necromancer teması, Davey'nin bazı yetenekleri sayesinde ortaya çıkıyor. Davey, ölüleri diriltme veya onlara hükmetme yeteneğine sahip değil, ama ölülerin ruhlarıyla iletişim kurabiliyor ve onlardan bilgi alabiliyor. Bu yetenek, Davey'nin düşmanlarını alt etmesine ve dünyayı kurtarmasına yardımcı oluyor. Ayrıca, manhwanın dünyası da çok zengin ve çeşitli. Farklı ırklar, farklı kültürler ve farklı büyülü yaratıklarla dolu. Bu sayede, manhwa okuyucuyu tamamen içine çekiyor ve gerçek dünyayı unutturuyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Davey'nin en yakın arkadaşlarından biri, 'Ghost King' (Hayalet Kral). Ghost King, ölü bir kralın ruhu ve Davey'ye savaş taktikleri konusunda yardımcı oluyor.

Mood Önerisi: Bu manhwa'yı okurken, epik savaş müzikleri dinleyebilirsiniz. Davey gibi siz de kendinizi bir kahraman gibi hissedebilirsiniz.


8. Return of the 8th Class Mage

Şimdi de size zaman yolculuğu temalı bir necromancer manhwası önereceğim: 'Return of the 8th Class Mage'. Ana karakterimiz, Ian Page adında bir büyücü. Ian Page, 8. sınıf bir büyücü ve hayatını büyü öğrenmeye adamış. Ama bir gün, ihanete uğrayıp öldürülüyor. Ancak ölmeden önce, Ian Page zamanda geri dönüyor. Geçmişe döndüğünde, daha genç ve güçsüz bir büyücü olarak yeniden doğuyor. Ian Page, geçmişteki deneyimlerini kullanarak hızlı bir şekilde güçleniyor ve gelecekteki ihanetin intikamını almaya karar veriyor.

Manhwanın en sevdiğim yanı, ana karakterin hem zeki, hem de acımasız olması. Ian Page, geçmişteki hatalarından ders çıkarıyor ve gelecekteki düşmanlarını alt etmek için her şeyi yapıyor. Ayrıca, manhwanın çizimleri de çok detaylı. Özellikle büyü sahneleri, resmen bir görsel şölen. Hikaye de sürekli yeni büyüler ve maceralarla dolu olduğu için bir an bile sıkılmıyorsunuz.

'Return of the 8th Class Mage'de necromancer teması, Ian Page'in kullandığı büyüler sayesinde ortaya çıkıyor. Ian Page, ölüleri diriltme veya onlara hükmetme yeteneğine sahip değil, ama ölülerin ruhlarını manipüle edebiliyor ve onlardan bilgi alabiliyor. Bu yetenek, Ian Page'in düşmanlarını alt etmesine ve intikamını almasına yardımcı oluyor. Ayrıca, manhwanın dünyası da çok zengin ve çeşitli. Farklı büyü okulları, farklı büyülü yaratıklar ve farklı insan topluluklarıyla dolu. Bu sayede, manhwa okuyucuyu tamamen içine çekiyor ve gerçek dünyayı unutturuyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Ian Page'in en sevdiği büyülerden biri, "Soul Drain" (Ruh Eme). Bu büyü sayesinde, düşmanlarının ruhlarını emebiliyor ve onların güçlerini çalabiliyor.

Mood Önerisi: Bu manhwa'yı okurken, Harry Potter filmlerini de izleyebilirsiniz. İkisinin de atmosferi birbirine çok benziyor. Ama bizimki daha karanlık, orası kesin.


9. Skeleton Soldier Couldn't Protect the Dungeon

Bu manhwa'da ana karakterimiz bir iskelet asker! 'Skeleton Soldier Couldn't Protect the Dungeon', bir iskelet askerin hikayesini anlatıyor. İskelet asker, bir zindanı korumakla görevli. Ama bir gün, zindana bir grup maceracı saldırıyor ve iskelet asker öldürülüyor. Ancak ölmeden önce, iskelet asker zamanda geri dönüyor. Geçmişe döndüğünde, daha zayıf ve güçsüz bir iskelet olarak yeniden doğuyor. İskelet asker, geçmişteki deneyimlerini kullanarak hem zindanı korumaya çalışıyor, hem de daha güçlü olmaya çalışıyor.

Manhwanın en sevdiğim yanı, ana karakterin hem komik, hem de azimli olması. İskelet asker, sürekli ölüyor ve yeniden diriliyor, ama asla pes etmiyor. Ayrıca, manhwanın çizimleri de çok sevimli. Özellikle iskelet askerin ifadeleri, resmen karikatür gibi. Hikaye de sürekli yeni düşmanlar ve maceralarla dolu olduğu için bir an bile sıkılmıyorsunuz.

'Skeleton Soldier Couldn't Protect the Dungeon'da necromancer teması, ana karakterin doğası gereği var. İskelet asker, ölü bir varlık ve ölülerin gücünü kullanabiliyor. Ayrıca, iskelet asker zamanla yeni yetenekler öğreniyor ve ölüleri diriltme veya onlara hükmetme yeteneği kazanıyor. Bu yetenekler, iskelet askerin zindanı korumasına ve daha güçlü olmasına yardımcı oluyor. Ayrıca, manhwanın dünyası da çok fantastik ve eğlenceli. Farklı zindanlar, farklı canavarlar ve farklı maceracılarla dolu. Bu sayede, manhwa okuyucuyu tamamen içine çekiyor ve gerçek dünyayı unutturuyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: İskelet askerin en yakın arkadaşlarından biri, 'Dark Elf' (Kara Elf). Dark Elf, zindanda yaşayan ve iskelet askere yardım eden gizemli bir elf.

Mood Önerisi: Bu manhwa'yı okurken, fantastik macera oyunları oynayabilirsiniz. İskelet asker gibi siz de kendinizi bir zindanda hissedebilirsiniz.


10. Arifureta: From Commonplace to World's Strongest

Son olarak, 'Arifureta: From Commonplace to World's Strongest' var. Bu manhwa (aslında light novel ve anime uyarlaması da var), Nagumo Hajime adında sıradan bir öğrencinin hikayesini anlatıyor. Nagumo Hajime ve sınıf arkadaşları, başka bir dünyaya çağrılıyor. Bu dünyada, her birine farklı yetenekler veriliyor. Nagumo Hajime'ye verilen yetenek, 'Synergist' (Sinerjist) yani eşya yaratma yeteneği. Ancak bu yetenek, diğer yeteneklere göre çok daha zayıf olduğu için Nagumo Hajime, sınıf arkadaşları tarafından dışlanıyor. Bir gün, bir zindanda mahsur kalıyor ve hayatta kalmak için mücadele etmek zorunda kalıyor. Bu süreçte, Nagumo Hajime hem fiziksel, hem de zihinsel olarak değişiyor ve dünyanın en güçlü kahramanı olmaya karar veriyor.

Manhwanın en sevdiğim yanı, ana karakterin zayıflıktan güçlülüğe uzanan yolculuğu. Nagumo Hajime, başlangıçta çok güçsüz ve çaresiz, ama zamanla kendi sınırlarını aşıyor ve inanılmaz bir güce ulaşıyor. Ayrıca, manhwanın çizimleri de çok etkileyici. Özellikle Nagumo Hajime'nin kullandığı silahlar ve büyüler, resmen bir teknoloji harikası. Hikaye de sürekli yeni düşmanlar ve maceralarla dolu olduğu için bir an bile sıkılmıyorsunuz.

'Arifureta: From Commonplace to World's Strongest'de necromancer teması, Nagumo Hajime'nin bazı yetenekleri sayesinde ortaya çıkıyor. Nagumo Hajime, ölüleri diriltme veya onlara hükmetme yeteneğine sahip değil, ama ölümsüz yaratıklar yaratabiliyor ve onları kendi ordusu olarak kullanabiliyor. Bu yetenekler, Nagumo Hajime'nin düşmanlarını alt etmesine ve dünyayı kurtarmasına yardımcı oluyor. Ayrıca, manhwanın dünyası da çok fantastik ve teknolojik. Farklı ırklar, farklı kültürler ve farklı büyülü yaratıklarla dolu. Bu sayede, manhwa okuyucuyu tamamen içine çekiyor ve gerçek dünyayı unutturuyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Nagumo Hajime'nin en yakın arkadaşlarından biri, 'Yue' adında bir vampir. Yue, Nagumo Hajime'ye sadık bir şekilde hizmet ediyor ve ona savaşta yardımcı oluyor. Ayrıca, Yue ve Nagumo Hajime arasında romantik bir ilişki var.

Mood Önerisi: Bu manhwa'yı okurken, aksiyon ve macera filmleri izleyebilirsiniz. Nagumo Hajime gibi siz de kendinizi bir kahraman gibi hissedebilirsiniz.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.