Sadece Netflix Üzerinden İzleyebileceğiniz En İyi Animeler: Anime Tayfasına Özel Seçkiler!

Netflix'teki en iyi animeler listesi! K-Pop ve K-Drama fandomunun anime zevkine hitap eden, kaçırılmaması gereken yapımlar. Favori animeni bul, yeni dünyalara yelken aç!

Şubat 21, 2026 - 13:55
Şubat 21, 2026 - 13:55
 0  0
Sadece Netflix Üzerinden İzleyebileceğiniz En İyi Animeler: Anime Tayfasına Özel Seçkiler!

1. Attack on Titan (Shingeki no Kyojin)

Arkadaşlar, Attack on Titan'ı bilmeyen kaldı mı ya? Tamam, K-Pop ve K-Drama dünyasında yaşıyoruz ama bu anime resmen bir fenomen! Eren Yeager'ın titanlara karşı verdiği mücadele, insanlığın hayatta kalma çabası... Abi, bu nasıl bir gerilim, nasıl bir aksiyon! İlk başladığımda "Ne izliyorum ben?" demiştim ama sonra resmen bağımlısı oldum. Özellikle o müzikler yok mu, kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor. Opening'i ezberledim, karaoke'de falan söylüyorum. Levi'ye de ayrı bir parantez açmak lazım. O karizmatik duruşu, o dövüş yeteneği... Resmen biasım oldu. Animeyi izlerken sürekli "Acaba bu bölüm kim ölecek?" diye stres oluyorum. Ama işte o yüzden de bu kadar sürükleyici. Netflix'te tüm sezonları var, maraton yapmaya değer. Ama uyarayım, gece izlerseniz uyuyamazsınız, aklınızda titanlar fink atar.

Attack on Titan sadece aksiyon değil, aynı zamanda derin mesajlar da içeriyor. Savaşın acımasızlığı, insanlığın içindeki karanlık, özgürlük arayışı... Dizi bittikten sonra bile uzun süre etkisinden çıkamayacaksınız. Bir de finali konuşalım mı? Netizenler ikiye bölündü resmen. Kimisi beğendi, kimisi yerden yere vurdu. Ama bence finaliyle de unutulmaz bir anime olmayı başardı. Mangasını okuyanlar zaten biliyordur ama animeyi ilk defa izleyenler için büyük sürprizler var. Hazır olun, çünkü bu anime sizi derinden sarsacak.

Kozmik Not: Levi'nin temizlik takıntısı gerçek hayatta da var mı acaba? Merak ediyorum, yurdu falan pırıl pırıl mı tutuyor? Bir de o kısacık boyuyla nasıl o kadar havalı olabiliyor, çözemedim gitti.

Mood Önerisi: Gerilim dolu bir gece, yanına bolca atıştırmalık, ışıkları kapat ve Attack on Titan dünyasına dalış yap. Ama yalnız izleme, yoksa korkarsın valla!


2. Violet Evergarden

Şimdi biraz daha duygusal bir şeyler izleyelim mi? Violet Evergarden, kalbi paramparça olanlar için birebir. Savaşın ardından duygularını kaybetmiş bir genç kız olan Violet'in, "Auto Memories Doll" olarak çalışmaya başlaması ve insanların duygularını mektuplara dökmesi... Abi, bu nasıl bir hikaye! Her bölümünde gözyaşlarıma hakim olamıyorum. Violet'in o güzelim yüzü, o masum bakışları... Onun duyguları öğrenme çabası, insanlarla kurduğu bağlar... Resmen kalbime dokunuyor. Kyoto Animation'ın çizimleri de muazzam. Manzaralar, karakterlerin detayları... Her şey o kadar güzel ki, adeta bir sanat eseri izliyorum. Müzikleri de ayrı bir olay. Özellikle o piyano melodileri, beni alıp uzaklara götürüyor.

Violet Evergarden sadece duygusal bir anime değil, aynı zamanda insanın kendini bulma yolculuğunu da anlatıyor. Violet'in geçmişiyle yüzleşmesi, hatalarından ders çıkarması ve yeni bir hayata başlaması... İzlerken kendimden de bir şeyler buluyorum. Bir de Gilbert'a ne demeli? Violet'e olan sevgisi, onu koruma çabası... Ship'im gerçek oldu sandım ama sonra olanlar... Ah, kalbim acıyor! Netizenler de bu animeye bayılıyor. Özellikle o final bölümü yok mu, herkes mendilleri hazırlamış. Bence bu animeyi izlemeyen çok şey kaybeder.

Kozmik Not: Violet'in eldivenleri neden hep aynı model? Acaba dolabında yüzlercesi mi var? Bir de o saç örgüsü nasıl yapılıyor, kuaförlere sormak lazım.

Mood Önerisi: Yağmurlu bir gün, sıcak bir fincan çay, battaniye ve Violet Evergarden. Hazır mendilleri de unutma, lazım olacak.


3. Demon Slayer (Kimetsu no Yaiba)

Aksiyon severler buraya! Demon Slayer, son yılların en popüler animelerinden biri. Tanjiro Kamado'nun ailesini iblisler tarafından katledilmesinin ardından, iblise dönüşen kız kardeşi Nezuko'yu insanlığa geri döndürme çabası... Abi, bu nasıl bir aksiyon, nasıl bir macera! Ufotable'ın animasyonları da muazzam. Dövüş sahneleri, efektler... Her şey o kadar canlı ki, adeta kendimi dövüşün içinde hissediyorum. Tanjiro'nun o azmi, o kararlılığı... Resmen idolüm oldu. Nezuko'ya da ayrı bir parantez açmak lazım. O küçük haliyle bile ne kadar güçlü, ne kadar sevimli! İkisinin arasındaki kardeşlik bağı da çok etkileyici.

Demon Slayer sadece aksiyon değil, aynı zamanda derin duygular da içeriyor. Ailenin önemi, kayıplarla başa çıkma, umudu kaybetmeme... İzlerken hem eğleniyorum hem de duygulanıyorum. Bir de o Hashiralar yok mu? Her biri ayrı bir karakter, ayrı bir yetenek. Favorim Giyu Tomioka, o cool duruşuyla beni benden alıyor. Netizenler de bu animeye bayılıyor. Özellikle o "Hinokami Kagura" tekniği yok mu, herkesi mest etti. Bence bu animeyi izlemeyen çok şey kaybeder. Bir de filmi var, "Mugen Train". Onu da mutlaka izleyin, çünkü aksiyonun dozu orada daha da artıyor.

Kozmik Not: Nezuko'nun bambu ağzıyla konuşamaması çok üzücü değil mi? Acaba ne düşünüyor, ne hissediyor? Bir de Tanjiro'nun o küpeleri neden hep aynı? Aile yadigarı falan mı?

Mood Önerisi: Arkadaşlarla toplanın, bolca pizza ve Demon Slayer maratonu yapın. Ama dövüş sahnelerinde gaza gelip birbirinize saldırmayın!


4. Your Lie in April (Shigatsu wa Kimi no Uso)

Müzik ve dram sevenler için harika bir anime önerim var: Your Lie in April. Piyano dehası Kousei Arima'nın, annesinin ölümünden sonra piyano çalmayı bırakması ve hayatına renk katan kemancı Kaori Miyazono ile tanışması... Abi, bu nasıl bir hikaye! Her bölümünde gözyaşlarıma hakim olamıyorum. Kaori'nin o enerjisi, o neşesi... Kousei'nin hayatına yeniden müzik katması... Resmen kalbime dokunuyor. A-1 Pictures'ın çizimleri de muazzam. Müzik sahneleri, karakterlerin duyguları... Her şey o kadar güzel ki, adeta bir konser izliyorum. Müzikleri de ayrı bir olay. Özellikle Chopin ve Debussy'nin eserleri, beni alıp uzaklara götürüyor.

Your Lie in April sadece müzik ve dram değil, aynı zamanda aşk ve kayıp temalarını da işliyor. Kousei ve Kaori'nin arasındaki ilişki, onların birbirlerine destek olmaları, hayata tutunmaları... İzlerken kendimden de bir şeyler buluyorum. Bir de o final bölümü yok mu, herkes mendilleri hazırlamış. Netizenler de bu animeye bayılıyor. Özellikle o "Your Lie in April" ifadesi yok mu, herkesin kalbine dokundu. Bence bu animeyi izlemeyen çok şey kaybeder. Ama uyarayım, izlerken çok duygulanacaksınız, hazırlıklı olun.

Kozmik Not: Kaori'nin kemanı neden hep renkli? Acaba farklı farklı renklerde kemanları mı var? Bir de Kousei'nin o kulaklığı neden hep aynı model? Sponsoru falan mı var?

Mood Önerisi: Hüzünlü bir gün, sıcak bir fincan kahve, battaniye ve Your Lie in April. Hazır mendilleri de unutma, lazım olacak.


5. Haikyu!!

Spor animelerini sevenler buraya! Haikyu!!, lise voleybol takımının hikayesini anlatıyor. Hinata Shoyo'nun, Küçük Dev'i örnek alarak voleybolcu olma hayali ve Karasuno Lisesi'ne girmesi... Abi, bu nasıl bir enerji, nasıl bir heyecan! Production I.G'nin animasyonları da muazzam. Voleybol sahneleri, karakterlerin hareketleri... Her şey o kadar canlı ki, adeta kendimi maçın içinde hissediyorum. Hinata'nın o azmi, o kararlılığı... Resmen idolüm oldu. Kageyama'ya da ayrı bir parantez açmak lazım. O yeteneği, o soğuk duruşu... İkisinin arasındaki rekabet de çok eğlenceli.

Haikyu!! sadece voleybol değil, aynı zamanda arkadaşlık ve takım ruhunu da anlatıyor. Karasuno takımının birbirine destek olması, zorlukların üstesinden gelmesi... İzlerken kendimden de bir şeyler buluyorum. Bir de o rakipler yok mu? Her biri ayrı bir karakter, ayrı bir yetenek. Favorim Oikawa Tooru, o gülüşüyle beni benden alıyor. Netizenler de bu animeye bayılıyor. Özellikle o "Hinata-Kageyama hızlı hücumu" yok mu, herkesi mest etti. Bence bu animeyi izlemeyen çok şey kaybeder. Bir de sezonları var, hepsini arka arkaya izleyin, çünkü aksiyon hiç bitmiyor.

Kozmik Not: Hinata'nın boyu neden hep aynı? Acaba hiç uzamıyor mu? Bir de Kageyama'nın o somurtkan yüzü neden hep aynı? Acaba hiç gülmüyor mu?

Mood Önerisi: Arkadaşlarla toplanın, bolca atıştırmalık ve Haikyu!! maratonu yapın. Ama voleybol sahnelerinde gaza gelip birbirinize pas atmayın!


6. Fruits Basket

Romantik komedi ve dram sevenler için harika bir anime önerim var: Fruits Basket. Tooru Honda'nın, Sohma ailesinin sırrını öğrenmesi ve onlarla yaşamaya başlaması... Abi, bu nasıl bir hikaye! Her bölümünde hem gülüyorum hem de ağlıyorum. Tooru'nun o iyiliği, o saflığı... Sohma ailesinin sırrını çözmeye çalışması... Resmen kalbime dokunuyor. TMS Entertainment'ın çizimleri de muazzam. Karakterlerin duyguları, manzaralar... Her şey o kadar güzel ki, adeta bir peri masalı izliyorum. Müzikleri de ayrı bir olay. Özellikle o opening şarkısı yok mu, beni alıp uzaklara götürüyor.

Fruits Basket sadece romantik komedi değil, aynı zamanda aile ve travma temalarını da işliyor. Sohma ailesinin geçmişi, onların yaşadığı zorluklar, birbirlerine destek olmaları... İzlerken kendimden de bir şeyler buluyorum. Bir de o Sohma erkekleri yok mu? Her biri ayrı bir karakter, ayrı bir yakışıklılık. Favorim Kyo Sohma, o sinirli haliyle bile beni benden alıyor. Netizenler de bu animeye bayılıyor. Özellikle o "Zodyak laneti" yok mu, herkesin kalbine dokundu. Bence bu animeyi izlemeyen çok şey kaybeder. Bir de yeniden yapımı var, onu da mutlaka izleyin, çünkü hikaye orada daha detaylı anlatılıyor.

Kozmik Not: Sohma erkekleri neden hep hayvanlara dönüşüyor? Acaba hangi hayvana dönüşmek isterdiniz? Bir de Tooru'nun o şapkası neden hep aynı? Aile yadigarı falan mı?

Mood Önerisi: Rahat bir gün, sıcak bir fincan çay, battaniye ve Fruits Basket. Hazır mendilleri de unutma, lazım olacak.


7. Erased (Boku Dake ga Inai Machi)

Gerilim ve gizem sevenler buraya! Erased, Satoru Fujinuma'nın, zamanı geriye sarma yeteneğiyle geçmişe dönerek bir cinayeti çözmeye çalışması... Abi, bu nasıl bir gerilim, nasıl bir gizem! A-1 Pictures'ın çizimleri de muazzam. Atmosfer, karakterlerin duyguları... Her şey o kadar gerçekçi ki, adeta kendimi olayın içinde hissediyorum. Satoru'nun o zekası, o kararlılığı... Resmen idolüm oldu. Kayo Hinazuki'ye de ayrı bir parantez açmak lazım. O yalnızlığı, o çaresizliği... İzlerken içim parçalanıyor.

Erased sadece gerilim ve gizem değil, aynı zamanda çocukluk travmaları ve arkadaşlık temalarını da işliyor. Satoru'nun geçmişiyle yüzleşmesi, Kayo'yu kurtarmaya çalışması, yeni arkadaşlar edinmesi... İzlerken kendimden de bir şeyler buluyorum. Bir de o katil yok mu? Kim olduğunu tahmin etmek imkansız! Netizenler de bu animeye bayılıyor. Özellikle o "Replay" yeteneği yok mu, herkesi mest etti. Bence bu animeyi izlemeyen çok şey kaybeder. Ama uyarayım, izlerken çok gerileceksiniz, hazırlıklı olun.

Kozmik Not: Satoru'nun beresi neden hep aynı? Acaba dolabında yüzlercesi mi var? Bir de Kayo'nun o yalnız bakışları neden hep aynı? Acaba hiç gülmüyor mu?

Mood Önerisi: Karanlık bir gece, ışıkları kapat ve Erased maratonu yap. Ama yalnız izleme, yoksa korkarsın valla!


8. Code Geass

Strateji ve aksiyon sevenler için harika bir anime önerim var: Code Geass. Lelouch Lamperouge'un, Geass adı verilen bir güce sahip olması ve Britannia İmparatorluğu'na karşı savaş açması... Abi, bu nasıl bir zeka, nasıl bir strateji! Sunrise'ın çizimleri de muazzam. Mekalar, karakterlerin tasarımları... Her şey o kadar detaylı ki, adeta bir bilim kurgu filmi izliyorum. Lelouch'un o planları, o manipülasyonları... Resmen idolüm oldu. Zero'ya da ayrı bir parantez açmak lazım. O karizmatik duruşu, o gizemli kimliği... İzlerken hayran kalıyorum.

Code Geass sadece strateji ve aksiyon değil, aynı zamanda adalet ve özgürlük temalarını da işliyor. Lelouch'un idealleri, halkı kurtarma çabası, Britannia İmparatorluğu'na karşı verdiği mücadele... İzlerken kendimden de bir şeyler buluyorum. Bir de o karakterler yok mu? Her biri ayrı bir hikaye, ayrı bir amaç. Favorim C.C., o gizemli geçmişiyle beni benden alıyor. Netizenler de bu animeye bayılıyor. Özellikle o "Geass" gücü yok mu, herkesi mest etti. Bence bu animeyi izlemeyen çok şey kaybeder. Bir de sezonları var, hepsini arka arkaya izleyin, çünkü aksiyon hiç bitmiyor.

Kozmik Not: Lelouch'un o gözü neden hep kapalı? Acaba Geass gücüyle mi ilgili? Bir de C.C.'nin o pizzaya olan düşkünlüğü neden bu kadar fazla? Sponsoru falan mı var?

Mood Önerisi: Arkadaşlarla toplanın, bolca atıştırmalık ve Code Geass maratonu yapın. Ama strateji oyunlarında gaza gelip birbirinize hile yapmayın!


9. Angel Beats!

Dram ve aksiyon sevenler için harika bir anime önerim var: Angel Beats! Ölümden sonraki hayatta geçen olayları anlatıyor. Otonashi Yuzuru'nun, ölümden sonraki hayatta uyanması ve SSS (Shinda Sekai Sensen) adlı örgüte katılması... Abi, bu nasıl bir hikaye! Her bölümünde hem gülüyorum hem de ağlıyorum. Otonashi'nin o iyiliği, o saflığı... SSS üyelerinin geçmişlerini öğrenmeye çalışması... Resmen kalbime dokunuyor. P.A. Works'ün çizimleri de muazzam. Karakterlerin duyguları, manzaralar... Her şey o kadar güzel ki, adeta bir cennet izliyorum. Müzikleri de ayrı bir olay. Özellikle o "My Soul, Your Beats!" opening şarkısı yok mu, beni alıp uzaklara götürüyor.

Angel Beats! sadece dram ve aksiyon değil, aynı zamanda pişmanlık ve kabullenme temalarını da işliyor. SSS üyelerinin geçmişleriyle yüzleşmesi, hayatta yapamadıklarını gerçekleştirmeye çalışması, birbirlerine destek olmaları... İzlerken kendimden de bir şeyler buluyorum. Bir de o karakterler yok mu? Her biri ayrı bir hikaye, ayrı bir amaç. Favorim Kanade Tachibana, o sessizliğiyle beni benden alıyor. Netizenler de bu animeye bayılıyor. Özellikle o "Hand Sonic" tekniği yok mu, herkesi mest etti. Bence bu animeyi izlemeyen çok şey kaybeder. Ama uyarayım, izlerken çok duygulanacaksınız, hazırlıklı olun.

Kozmik Not: Kanade neden hep yalnız? Acaba hiç arkadaşı yok mu? Bir de Otonashi'nin o hafızası neden hep kayıp? Acaba geçmişte ne yaşadı?

Mood Önerisi: Hüzünlü bir gün, sıcak bir fincan çay, battaniye ve Angel Beats!. Hazır mendilleri de unutma, lazım olacak.


10. Devilman Crybaby

Karanlık ve psikolojik animeleri sevenler buraya! Devilman Crybaby, Akira Fudo'nun, şeytan güçlerini elde etmesi ve insanlığı şeytanlardan korumaya çalışması... Abi, bu nasıl bir vahşet, nasıl bir psikoloji! Science SARU'nun çizimleri de muazzam. Karakterlerin ifadeleri, atmosfer... Her şey o kadar çarpıcı ki, adeta bir kabus izliyorum. Akira'nın o dönüşümü, o çaresizliği... Resmen içim parçalanıyor. Ryo Asuka'ya da ayrı bir parantez açmak lazım. O zekası, o manipülasyonları... İzlerken hem hayran kalıyorum hem de korkuyorum.

Devilman Crybaby sadece karanlık ve psikolojik değil, aynı zamanda insan doğası ve ahlak temalarını da işliyor. İnsanların şeytanlara dönüşmesi, birbirlerine olan güvensizlikleri, dünyanın sonu... İzlerken kendimden de bir şeyler buluyorum. Bir de o şiddet sahneleri yok mu? Çok rahatsız edici! Netizenler de bu animeye bayılıyor. Özellikle o "Devilman" dönüşümü yok mu, herkesi mest etti. Bence bu animeyi izlemeyen çok şey kaybeder. Ama uyarayım, izlerken çok etkileneceksiniz, hazırlıklı olun.

Kozmik Not: Akira'nın o kasları neden hep aynı? Acaba spor salonundan mı çıkmıyor? Bir de Ryo'nun o sırıtışı neden hep aynı? Acaba hiç üzülmüyor mu?

Mood Önerisi: Yalnız bir gece, ışıkları kapat ve Devilman Crybaby maratonu yap. Ama uyarmadı deme, sonra kabuslar görebilirsin!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.