Quentin Tarantino Filmleri İzleme Sırası: Pulp Fiction'dan Kill Bill'e Efsaneye Yolculuk!
Quentin Tarantino filmlerini doğru sırayla izle, Pulp Fiction'dan Kill Bill'e aksiyon ve gerilim dolu bir K-Drama maratonuna hazırlan! Tarantino evrenine dalış rehberi.
1. Reservoir Dogs (1992)
Tarantino'nun ilk uzun metrajlı filmi olan Reservoir Dogs, tam bir indie efsanesi! Abi, bu filmi ilk izlediğimde "Vay anasını, bu adam ne yapmış böyle!" demiştim. Altı soyguncunun, bir elmas soygununun ardından yaşadıklarını anlatıyor. Ama olay soygunun kendisinde değil, sonrasında yaşanan gerilimde. Birbirlerine güvenmeyen, paranoyak herifler bir depoda toplanıyor ve olaylar çığırından çıkıyor. Mr. Blonde'un o meşhur işkence sahnesi... Hala tüylerim diken diken oluyor. O sahneye eşlik eden müzik seçimi de ayrı bir olay zaten.
Filmdeki diyaloglar da efsane. Tarantino'nun kaleminden çıkan o kendine has, uzun ve absürt sohbetler... Adamlar soygun yapacaklar ama önce Madonna'nın "Like a Virgin" şarkısını tartışıyorlar. Böyle bir absürtlük başka nerede bulunur? Bir de şu renk kodlu isimler olayı var. Mr. White, Mr. Pink, Mr. Blonde... Kimse gerçek adını kullanmıyor. Bu da karakterler arasındaki güvensizliği ve anonimliği vurguluyor.
Filmin düşük bütçeyle çekildiğini de unutmamak lazım. Ama Tarantino, kısıtlı imkanlara rağmen harika bir iş çıkarmış. Tek bir mekanda geçen sahneler, flashback'lerle destekleniyor ve hikaye hiç sıkmıyor. Hatta daha da meraklandırıyor. Reservoir Dogs, Tarantino'nun kariyerinin başlangıcı olsa da, onun stilini ve yeteneğini net bir şekilde ortaya koyuyor. İzlemeyen kaldıysa hemen başlasın derim, pişman olmazsınız.
Kozmik Not: Filmdeki meşhur "torture dance" sahnesi, aslında senaryoda yokmuş. Michael Madsen o kadar doğaçlama yapmış ki, sahne efsaneleşmiş!
Mood Önerisi: Kendinizi gergin ve şüpheci hissettiğiniz bir günde izleyin. Film, paranoyak ruh halinizi katlayacak!
2. Pulp Fiction (1994)
Pulp Fiction... Ah, Pulp Fiction! Tarantino'nun başyapıtı, sinema tarihinin en ikonik filmlerinden biri. Bu film çıktığında ortalığı resmen kasıp kavurmuştu. Lineer olmayan hikaye anlatımı, unutulmaz karakterler, akılda kalıcı diyaloglar... Her şeyiyle kusursuz bir film. John Travolta ve Samuel L. Jackson'ın canlandırdığı Jules ve Vincent karakterleri, iki gangster olarak Los Angeles sokaklarında dolaşıyor ve birbirinden tuhaf olaylar yaşıyorlar.
Filmin en sevdiğim sahnelerinden biri, Jules'un "Ezekiel 25:17" ayetini okuduğu sahne. Samuel L. Jackson o kadar karizmatik ki, adamın her söylediğine inanıyorsun. Bir de Mia Wallace'ın (Uma Thurman) aşırı doz uyuşturucu aldığı sahne var. O sahnenin gerginliği ve atmosferi... İnanılmaz! Tarantino, bu sahnede izleyiciyi resmen koltuğuna yapıştırıyor. Dans yarışması sahnesi de unutulmaz. John Travolta'nın o dans figürleri... Efsane!
Pulp Fiction, sadece bir gangster filmi değil, aynı zamanda pop kültürüne göndermelerle dolu bir yapım. Tarantino, filmin her köşesine kendi zevklerini ve referanslarını serpiştirmiş. Filmdeki müzikler de ayrı bir olay. Surf rock'tan soul'a, her türden müzik var ve hepsi filme çok yakışıyor. Pulp Fiction'ı izlemeyen biri, sinema kültüründen bir şeyler kaçırıyor demektir. Kesinlikle izlenmesi gereken bir başyapıt.
Kozmik Not: Mia Wallace karakterinin saç modeli, Anna Karina'nın 1960'lardaki stilinden ilham alınmış!
Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla toplanıp, bolca pizza ve içecekle birlikte izleyin. Film, sohbetlerinize malzeme olacak!
3. Jackie Brown (1997)
Jackie Brown, Tarantino'nun diğer filmlerine göre biraz daha az bilinen bir yapım. Ama bence kesinlikle underrated bir film. Pam Grier'in başrolde olduğu bu film, bir uçuş görevlisinin uyuşturucu kaçakçılığına bulaşmasını ve sonrasında yaşanan olayları anlatıyor. Film, diğer Tarantino filmlerine göre daha sakin ve olgun bir havaya sahip. Ama yine de Tarantino'nun kendine has tarzını taşıyor.
Pam Grier, Jackie Brown rolünde harikalar yaratıyor. Onun o karizmatik duruşu, zekası ve soğukkanlılığı... İzlemeye değer. Filmdeki diğer karakterler de çok iyi yazılmış. Samuel L. Jackson'ın canlandırdığı Ordell Robbie karakteri, tam bir psikopat. Robert De Niro'nun canlandırdığı Louis Gara karakteri ise, tam bir kaybeden. Bu iki karakterin arasındaki dinamik de filme ayrı bir renk katıyor.
Jackie Brown, sadece bir suç filmi değil, aynı zamanda bir aşk hikayesi. Jackie ve Max Cherry (Robert Forster) arasındaki ilişki, filmin en dokunaklı anlarından biri. İki yaşlı insanın birbirlerine destek olması ve aşkı yeniden keşfetmesi... Gerçekten çok güzel. Jackie Brown, Tarantino'nun farklı bir yönünü gösteren, kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
Kozmik Not: Pam Grier, 1970'lerdeki blaxploitation filmlerinin kraliçesiydi. Tarantino, onu bu filmle yeniden zirveye taşıdı!
Mood Önerisi: Kendinizi nostaljik ve melankolik hissettiğiniz bir günde izleyin. Film, sizi geçmişe götürecek!
4. Kill Bill: Volume 1 (2003)
Kill Bill: Volume 1... Tarantino'nun intikam destanının ilk bölümü! Uma Thurman'ın canlandırdığı Gelin karakteri, düğün günü eski nişanlısı Bill ve onun ölümcül suikast timi tarafından saldırıya uğruyor. Komadan uyandığında, tek bir amacı var: İntikam! Gelin, tek tek o suikast timinin üyelerini avlıyor ve onları acımasızca öldürüyor. Film, baştan sona aksiyon dolu.
Uma Thurman, Gelin rolünde adeta bir savaş tanrıçasına dönüşüyor. Onun o dövüş sahneleri, kılıç kullanışı... İnanılmaz! Filmdeki animasyon sekansı da çok etkileyici. O sekans, Gelin'in geçmişini ve intikam arzusunu daha iyi anlamamızı sağlıyor. Bir de O-Ren Ishii'nin (Lucy Liu) hikayesi var. Onun o trajik geçmişi, karakterine ayrı bir derinlik katıyor.
Kill Bill: Volume 1, sadece bir intikam filmi değil, aynı zamanda bir saygı duruşu. Tarantino, bu filmde Uzakdoğu dövüş sanatları filmlerine ve spaghetti westernlere göndermeler yapıyor. Filmdeki müzikler de çok iyi seçilmiş. Japon rock'ından western temalarına, her türden müzik var ve hepsi filme çok yakışıyor. Kill Bill: Volume 1, Tarantino'nun en eğlenceli ve aksiyon dolu filmlerinden biri.
Kozmik Not: Uma Thurman, hamile olduğu için filmin çekimleri ertelenmiş. Tarantino, onu beklemeye karar vermiş!
Mood Önerisi: Kendinizi güçlü ve enerjik hissettiğiniz bir günde izleyin. Film, size intikam duygusu aşılayacak!
5. Kill Bill: Volume 2 (2004)
Kill Bill: Volume 2, Tarantino'nun intikam destanının ikinci ve son bölümü. Gelin, intikam yolculuğuna devam ediyor ve sonunda Bill ile yüzleşiyor. Bu film, Volume 1'e göre daha diyalog ağırlıklı ve karakter odaklı. Gelin'in Bill ile olan ilişkisi, geçmişi ve intikam arzusunun nedenleri daha detaylı bir şekilde anlatılıyor.
Uma Thurman, Gelin rolünde yine harikalar yaratıyor. Onun o duygusal anları, Bill ile olan konuşmaları... Çok etkileyici. David Carradine'in canlandırdığı Bill karakteri de çok iyi yazılmış. Bill, sadece kötü bir adam değil, aynı zamanda Gelin'in eski nişanlısı ve kızının babası. Bu da karakterine ayrı bir karmaşıklık katıyor. Daryl Hannah'ın canlandırdığı Elle Driver karakteri ise, tam bir psikopat. Onun o tek gözüyle bile insanı ürkütmeyi başarıyor.
Kill Bill: Volume 2, sadece bir intikam filmi değil, aynı zamanda bir aşk hikayesi. Gelin'in Bill'e olan aşkı ve nefreti, filmin en önemli temalarından biri. Filmdeki dövüş sahneleri de çok iyi koreografiye edilmiş. Gelin ve Bill arasındaki son dövüş sahnesi, gerilim dolu ve duygusal bir final sunuyor. Kill Bill: Volume 2, Tarantino'nun en duygusal ve karmaşık filmlerinden biri.
Kozmik Not: Kill Bill filmlerindeki kılıç dövüşleri, ünlü koreograf Yuen Woo-ping tarafından tasarlanmış!
Mood Önerisi: Kendinizi karmaşık duygular içinde hissettiğiniz bir günde izleyin. Film, size aşkın ve nefretin sınırlarını sorgulatacak!
6. Death Proof (2007)
Death Proof, Tarantino'nun Grindhouse projesi için çektiği bir film. Kurt Russell'ın canlandırdığı Stuntman Mike karakteri, ölümcül bir arabayla kadınları avlayan bir psikopat. Film, iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde, Mike bir grup kadını arabasıyla ezerek öldürüyor. İkinci bölümde ise, Mike'ın karşısına kendisinden daha sert kadınlar çıkıyor.
Kurt Russell, Stuntman Mike rolünde harikalar yaratıyor. Onun o psikopat gülüşü, arabasıyla yaptığı tehlikeli hareketler... İzlemeye değer. Filmdeki kadın karakterler de çok iyi yazılmış. Rosario Dawson, Tracie Thoms ve Mary Elizabeth Winstead gibi yetenekli oyuncular, karakterlerine ayrı bir renk katıyor. Filmdeki araba takip sahneleri de çok heyecanlı.
Death Proof, Tarantino'nun diğer filmlerine göre daha basit bir yapım. Ama yine de Tarantino'nun kendine has tarzını taşıyor. Filmdeki diyaloglar, müzikler ve atmosfer... Hepsi çok iyi. Death Proof, Tarantino'nun en eğlenceli ve aksiyon dolu filmlerinden biri. Özellikle araba filmlerini sevenler için kaçırılmaması gereken bir yapım.
Kozmik Not: Tarantino, Death Proof filminde kendi arabasını kullanmış!
Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla toplanıp, bolca patlamış mısır ve içecekle birlikte izleyin. Film, size adrenalin dolu bir deneyim yaşatacak!
7. Inglourious Basterds (2009)
Inglourious Basterds, Tarantino'nun 2. Dünya Savaşı'nı anlatan bir filmi. Brad Pitt'in canlandırdığı Teğmen Aldo Raine karakteri, Nazi askerlerini öldürmek için bir grup Amerikan askeriyle birlikte Fransa'ya gidiyor. Film, gerçek tarihi olaylardan sapıyor ve Tarantino'nun kendine has üslubuyla alternatif bir tarih yaratıyor.
Brad Pitt, Aldo Raine rolünde harikalar yaratıyor. Onun o güney aksanı, karizmatik duruşu... İzlemeye değer. Christoph Waltz'ın canlandırdığı Albay Hans Landa karakteri ise, tam bir şeytan. Onun o kibar tavırları, zekası ve acımasızlığı... İnsanı ürkütüyor. Mélanie Laurent'in canlandırdığı Shosanna Dreyfus karakteri de çok etkileyici. Onun o intikam arzusu, filmin en önemli temalarından biri.
Inglourious Basterds, sadece bir savaş filmi değil, aynı zamanda bir intikam hikayesi. Tarantino, bu filmde Nazi Almanyası'na karşı duyduğu nefreti dile getiriyor. Filmdeki diyaloglar, müzikler ve atmosfer... Hepsi çok iyi. Inglourious Basterds, Tarantino'nun en başarılı ve eleştirmenlerce beğenilen filmlerinden biri.
Kozmik Not: Christoph Waltz, bu filmdeki performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazanmış!
Mood Önerisi: Kendinizi tarihle ilgili hissettiğiniz bir günde izleyin. Film, size 2. Dünya Savaşı'nı farklı bir perspektiften gösterecek!
8. Django Unchained (2012)
Django Unchained, Tarantino'nun köleliği anlatan bir western filmi. Jamie Foxx'un canlandırdığı Django Freeman karakteri, bir ödül avcısı olan Dr. King Schultz (Christoph Waltz) tarafından kölelikten kurtarılıyor. Birlikte, Django'nun karısını kötü bir plantasyon sahibinden kurtarmak için yola çıkıyorlar.
Jamie Foxx, Django Freeman rolünde harikalar yaratıyor. Onun o intikam arzusu, kararlılığı... İzlemeye değer. Christoph Waltz, Dr. King Schultz rolünde yine çok iyi. Onun o kibar tavırları, zekası ve adalete olan inancı... İnsanı etkiliyor. Leonardo DiCaprio'nun canlandırdığı Calvin Candie karakteri ise, tam bir şeytan. Onun o ırkçı düşünceleri, acımasızlığı... İnsanı tiksindiriyor.
Django Unchained, sadece bir western filmi değil, aynı zamanda bir aşk hikayesi. Django'nun karısına olan aşkı ve onu kurtarma çabası, filmin en önemli temalarından biri. Tarantino, bu filmde Amerikan tarihinin karanlık bir dönemine ışık tutuyor. Filmdeki diyaloglar, müzikler ve atmosfer... Hepsi çok iyi. Django Unchained, Tarantino'nun en cesur ve tartışmalı filmlerinden biri.
Kozmik Not: Leonardo DiCaprio, bu filmdeki performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ına aday gösterilmiş!
Mood Önerisi: Kendinizi adalet duygusuyla dolu hissettiğiniz bir günde izleyin. Film, size Amerikan tarihinin karanlık bir dönemini hatırlatacak!
9. The Hateful Eight (2015)
The Hateful Eight, Tarantino'nun kar fırtınası altında geçen bir western filmi. Sekiz yabancı, bir dağ kulübesinde mahsur kalıyor. İçlerinden biri, bir ödül avcısı ve onun mahkumu. Diğerleri ise, farklı nedenlerle kulübede bulunan insanlar. Zamanla, kulübedeki gerilim artıyor ve sırlar ortaya çıkıyor.
Samuel L. Jackson, Binbaşı Marquis Warren rolünde harikalar yaratıyor. Onun o karizmatik duruşu, zekası ve acımasızlığı... İzlemeye değer. Kurt Russell, John Ruth rolünde yine çok iyi. Onun o ödül avcısı tavırları, mahkumuna olan bağlılığı... İnsanı etkiliyor. Jennifer Jason Leigh'in canlandırdığı Daisy Domergue karakteri ise, tam bir şeytan. Onun o kötücül gülüşü, insanı ürkütüyor.
The Hateful Eight, sadece bir western filmi değil, aynı zamanda bir gerilim filmi. Tarantino, bu filmde karakterler arasındaki güvensizliği ve paranoyayı ustaca işliyor. Filmdeki diyaloglar, müzikler ve atmosfer... Hepsi çok iyi. The Hateful Eight, Tarantino'nun en uzun ve en karmaşık filmlerinden biri.
Kozmik Not: Ennio Morricone, bu filmdeki müzikleriyle En İyi Özgün Müzik Oscar'ını kazanmış!
Mood Önerisi: Kendinizi gergin ve şüpheci hissettiğiniz bir günde izleyin. Film, size kapalı bir ortamda yaşanan gerilimi sonuna kadar hissettirecek!
10. Once Upon a Time in Hollywood (2019)
Once Upon a Time in Hollywood, Tarantino'nun 1969 Los Angeles'ını anlatan bir filmi. Leonardo DiCaprio'nun canlandırdığı Rick Dalton karakteri, düşüşte olan bir televizyon yıldızı. Brad Pitt'in canlandırdığı Cliff Booth karakteri ise, Rick'in dublörü ve en yakın arkadaşı. Film, Rick ve Cliff'in Hollywood'daki hayatlarını ve Charles Manson cinayetlerini anlatıyor.
Leonardo DiCaprio, Rick Dalton rolünde harikalar yaratıyor. Onun o duygusal anları, komik tavırları... İzlemeye değer. Brad Pitt, Cliff Booth rolünde yine çok iyi. Onun o karizmatik duruşu, cesareti ve Rick'e olan bağlılığı... İnsanı etkiliyor. Margot Robbie'nin canlandırdığı Sharon Tate karakteri ise, filmin en masum ve trajik karakterlerinden biri.
Once Upon a Time in Hollywood, sadece bir Hollywood filmi değil, aynı zamanda bir nostalji filmi. Tarantino, bu filmde 1969 Los Angeles'ını tüm detaylarıyla canlandırıyor. Filmdeki diyaloglar, müzikler ve kostümler... Hepsi çok iyi. Once Upon a Time in Hollywood, Tarantino'nun en kişisel ve duygusal filmlerinden biri.
Kozmik Not: Brad Pitt, bu filmdeki performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazanmış!
Mood Önerisi: Kendinizi nostaljik ve keyifli hissettiğiniz bir günde izleyin. Film, size Hollywood'un altın çağını hatırlatacak!
Tepkiniz Nedir?