Müzik Grubu Kurma Hikayesi Olan Animeler: Fandom Kalbi Erimelik!
Müzik grubu kurma temalı en iyi animeler! K-Pop gruplarından ilham alan, idol olma hayalleriyle dolu anime önerileri. BTS, Blackpink fandomu buraya!
1. Carole & Tuesday: Uzay Çağında Indie Rüzgarı
Abi Carole & Tuesday'i anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Tamam, konu müzik grubu kurmak falan ama olay sadece o değil. Mars'ta geçen bir hikaye düşün, yapay zekanın müzik piyasasına hükmettiği bir gelecek. İşte bu ortamda, iki farklı geçmişe sahip kızımız, Carole ve Tuesday, bir araya geliyor ve indie müzikle ortalığı kasıp kavurmaya karar veriyorlar. Carole klavye delisi, Tuesday de gitarıyla tam bir rock star havasında. İkisinin uyumu o kadar iyi ki, sanki sahnede gerçek bir enerji patlaması yaşanıyor.
Bu animenin en sevdiğim yanı, müziklerin inanılmaz kaliteli olması. Bildiğin dünyaca ünlü müzisyenler şarkı yapmış. Her bölüm ayrı bir konser gibi. Görsel olarak da çok iyi, karakter tasarımları falan aşırı özgün. Ama beni en çok etkileyen şey, hikayenin derinliği. Müzik endüstrisindeki yapaylığa, popüler kültürün dayatmalarına falan gönderme yapıyorlar. Sanki K-Pop sektörüne de bir taş atıyorlar gibi hissettim izlerken.
Hele bir de Angelia var, tam bir visual kraliçe. Ama onun hikayesi biraz daha karanlık, ailesi tarafından sürekli baskı altında tutuluyor. Sonra DJ Ertegun var, o da ayrı bir karakter. Yani bu anime sadece müzikle ilgili değil, aynı zamanda karakterlerin kişisel gelişimlerini, hayata karşı duruşlarını falan da çok iyi anlatıyor. İzlerken hem eğleniyorsun, hem de bir şeyler düşünüyorsun. Tam kafa açmalık anime.
Kozmik Not: Carole & Tuesday'in müzikleri o kadar iyi ki, Spotify'da falan sürekli dinliyorum. Hatta animeyi izledikten sonra resmen indie müziklere sardım. Resmen hayatımı değiştirdi diyebilirim.
Mood Önerisi: Kulaklıkları tak, ışıkları kapat ve kendini müziğe bırak. Bu anime tam gece gece dinlenmelik.
2. Beck: Mongolian Chop Squad: Rock'n Roll Rüyaları
Şimdi de geliyoruz Beck'e. Bu anime, müzik grubu kurma hikayesi denince akla ilk gelenlerden. Hikaye, sıkıcı bir hayatı olan Yukio "Koyuki" Tanaka adında bir lise öğrencisinin, Ryusuke Minami adında karizmatik bir gitaristle tanışmasıyla başlıyor. Ryusuke, Koyuki'yi kendi rock grubuna dahil ediyor ve Koyuki'nin hayatı bir anda değişiyor. Müzikle tanışıyor, sahne tozunu yutuyor ve hayallerinin peşinden koşmaya başlıyor.
Beck'in en sevdiğim yanı, müzik tutkusunu çok iyi yansıtması. Koyuki'nin gitara ilk dokunduğu anı, ilk konser heyecanını falan resmen yaşıyorsun. Grubun diğer üyeleri de ayrı ayrı karakterler. Her birinin müzikle ilgili farklı bir geçmişi, farklı bir hayali var. Birlikte müzik yaparken yaşadıkları zorluklar, başarılar, hayal kırıklıkları falan hepsi çok gerçekçi anlatılmış.
Bu animenin müzikleri de efsane. Özellikle opening şarkısı " হিট ইন দ্য USA" hala dilime dolanır. Animeyi izledikten sonra Beck'in şarkılarını dinlemeye başladım ve resmen rock müzikle aram düzeldi. Hatta bir ara gitar kursuna bile yazılmayı düşündüm. Ama sonra üşendim tabii. Neyse, Beck müzik grubu kurma hikayesi seven herkesin mutlaka izlemesi gereken bir anime.
Kozmik Not: Beck'in müzikleri o kadar akılda kalıcı ki, animeyi izlemesen bile şarkılarını dinlemiş olabilirsin. Özellikle " হিট ইন দ্য USA" şarkısı, anime dünyasında efsaneleşmiş durumda.
Mood Önerisi: Enerjin düşükse, motivasyona ihtiyacın varsa Beck'i izle. Bu anime sana hayallerinin peşinden koşma cesareti verecek.
3. Given: Kalpleri Titreten Melodiler
Given... Ah, Given! Kalbimi en derinden etkileyen animelerden biri. Hikaye, gitar çalmayı bırakan Ritsuka Uenoyama adında bir lise öğrencisinin, Mafuyu Sato adında hüzünlü bir gençle tanışmasıyla başlıyor. Mafuyu'nun elinde kırık bir gitar var ve Uenoyama, ona gitar çalmayı öğretmeye karar veriyor. Bu süreçte, ikisi arasında duygusal bir bağ oluşuyor ve Uenoyama, Mafuyu'nun geçmişindeki sırları öğreniyor.
Given sadece bir müzik grubu kurma hikayesi değil, aynı zamanda kayıp, yas ve aşk temalarını da işliyor. Mafuyu'nun geçmişi o kadar acı dolu ki, onunla birlikte ağlamamak elde değil. Ama aynı zamanda Uenoyama'nın ona destek olması, ona müzikle yeniden bağlanması çok güzel bir şey. Grubun diğer üyeleri Haruki ve Akihiko da ayrı ayrı hikayelere sahip ve onların da kendi sorunlarıyla mücadele ettiklerini görüyoruz.
Bu animenin müzikleri de çok özel. Özellikle Mafuyu'nun söylediği şarkılar, insanın içini titretiyor. Ses tonu o kadar duygusal ki, sanki tüm acısını, tüm özlemini şarkılarına yansıtmış gibi. Animeyi izledikten sonra Given'in müziklerini sürekli dinledim ve resmen bağımlısı oldum. Hatta bir ara Mafuyu gibi şarkı söylemeyi bile denedim ama pek başarılı olamadım. Neyse, Given müzik ve duygusallık seven herkesin mutlaka izlemesi gereken bir anime.
Kozmik Not: Given'ın müzikleri o kadar etkileyici ki, animeyi izlemesen bile şarkılarını dinlemeni tavsiye ederim. Özellikle Mafuyu'nun sesini duyduğunda resmen tüylerin diken diken olacak.
Mood Önerisi: Romantik, hüzünlü bir şeyler izlemek istiyorsan Given tam sana göre. Ama yanına bol bol mendil almayı unutma!
4. Nana: Punk Rock ve Hayatın Sillesi
Nana... Efsane! İki farklı Nana'nın hikayesi. Nana Komatsu, aşkı arayan, saf ve kırılgan bir kız. Nana Osaki ise punk rock hayalleri olan, güçlü ve bağımsız bir kadın. İkisi de Tokyo'ya gitmek için aynı trende karşılaşıyorlar ve tesadüfen aynı daireyi paylaşmaya başlıyorlar. Biri aşkı ararken, diğeri müzik hayallerinin peşinden koşuyor. Ama ikisi de hayatın zorluklarıyla mücadele etmek zorunda kalıyor.
Nana sadece bir müzik grubu kurma hikayesi değil, aynı zamanda arkadaşlık, aşk, kayıp ve hayallerin peşinden gitme temalarını da işliyor. Nana Osaki'nin grubu Black Stones'un müzikleri o kadar havalı ki, resmen punk rock'a aşık oldum. Nana Komatsu'nun aşk hayatı ise tam bir dram. Sürekli yanlış adamlara aşık oluyor ve kalbi kırılıyor. Ama ikisi de birbirlerine destek oluyor ve hayatta kalmaya çalışıyorlar.
Bu animenin en sevdiğim yanı, karakterlerin çok gerçekçi olması. Her birinin kusurları var, hatalar yapıyorlar ve hayatın zorluklarıyla mücadele ediyorlar. Ama aynı zamanda birbirlerine çok bağlılar ve birbirlerini destekliyorlar. Animeyi izledikten sonra Nana'nın müziklerini dinlemeye başladım ve resmen bağımlısı oldum. Hatta bir ara Nana Osaki gibi giyinmeyi bile denedim ama pek beceremedim. Neyse, Nana hayatın gerçeklerini ve hayallerin peşinden gitmeyi seven herkesin mutlaka izlemesi gereken bir anime.
Kozmik Not: Nana'nın müzikleri o kadar efsane ki, animeyi izlemesen bile şarkılarını dinlemeni tavsiye ederim. Özellikle Black Stones'un "Rose" şarkısı, anime dünyasında efsaneleşmiş durumda.
Mood Önerisi: Asi ruhunu ortaya çıkarmak, hayallerinin peşinden gitmek istiyorsan Nana tam sana göre. Ama yanına bol bol sigara almayı unutma! (Şaka şaka, sigara içmeyin!)
5. White Album 2: Aşk Üçgeninin Acı Melodisi
White Album 2... Ah, bu anime beni ne kadar ağlatmıştı! Hikaye, Haruki Kitahara adında bir lise öğrencisinin, Setsuna Ogiso ve Kazusa Touma adında iki güzel kızla tanışmasıyla başlıyor. Haruki, okul festivali için bir müzik grubu kurmak istiyor ve bu iki kız da ona yardım etmeyi kabul ediyor. Birlikte müzik yaparken, aralarında karmaşık bir aşk üçgeni oluşuyor.
White Album 2 sadece bir müzik grubu kurma hikayesi değil, aynı zamanda aşk, kıskançlık, ihanet ve pişmanlık temalarını da işliyor. Haruki'nin iki kız arasında kalması, ikisini de mutlu etmeye çalışması çok acı verici. Setsuna'nın sürekli gülümsemesine rağmen içindeki acıyı saklaması, Kazusa'nın duygularını ifade etmekte zorlanması çok dokunaklı. Grubun müzikleri de çok güzel ama hikayenin acısı yüzünden dinlemek biraz zor oluyor.
Bu animenin en sevdiğim yanı, karakterlerin duygularını çok iyi yansıtması. Her birinin acısını, kıskançlığını, pişmanlığını hissedebiliyorsun. Animeyi izledikten sonra White Album 2'nin müziklerini dinlemeye başladım ve resmen depresyona girdim. Hatta bir ara Haruki gibi iki kız arasında kalmayı bile hayal ettim ama sonra vazgeçtim. Neyse, White Album 2 aşk acısı çekmeyi seven herkesin mutlaka izlemesi gereken bir anime.
Kozmik Not: White Album 2'nin müzikleri o kadar duygusal ki, animeyi izlemesen bile şarkılarını dinlemeni tavsiye ederim. Ama yanına bol bol mendil almayı unutma!
Mood Önerisi: Aşk acısı çekmek, depresyona girmek istiyorsan White Album 2 tam sana göre. Ama yalnız izlememeni tavsiye ederim!
6. Zombie Land Saga: Zombi İdoller ve Kurtuluş
Şimdi de biraz daha farklı bir şeyler deneyelim. Zombie Land Saga! Bu anime, zombi olan yedi kızın idol grubu kurmasını konu alıyor. Evet, yanlış duymadın, ZOMBİ İDOLLER! Hikaye, Sakura Minamoto adında bir lise öğrencisinin, bir trafik kazasında ölmesiyle başlıyor. On yıl sonra zombi olarak uyanıyor ve Kotaro Tatsumi adında çılgın bir yapımcı tarafından idol grubu kurmaya zorlanıyor.
Zombie Land Saga sadece bir müzik grubu kurma hikayesi değil, aynı zamanda komedi, aksiyon ve dram temalarını da işliyor. Zombi kızların idol olarak başarılı olmaya çalışması çok komik. Konserlerde kafalarının kopması, vücut parçalarının düşmesi falan resmen kahkaha krizine sokuyor. Ama aynı zamanda kızların geçmişleri, hayalleri ve birbirleriyle olan bağları da çok dokunaklı. Grubun müzikleri de çok eğlenceli ve akılda kalıcı.
Bu animenin en sevdiğim yanı, absürtlüğü ve komedisi. Zombi idol fikri o kadar saçma ki, izlerken resmen gülüyorum. Ama aynı zamanda kızların birbirlerine destek olması, hayallerinin peşinden koşması çok ilham verici. Animeyi izledikten sonra Zombie Land Saga'nın müziklerini dinlemeye başladım ve resmen bağımlısı oldum. Hatta bir ara zombi makyajı yapmayı bile denedim ama pek beceremedim. Neyse, Zombie Land Saga absürt komedi ve idol müzik seven herkesin mutlaka izlemesi gereken bir anime.
Kozmik Not: Zombie Land Saga'nın müzikleri o kadar eğlenceli ki, animeyi izlemesen bile şarkılarını dinlemeni tavsiye ederim. Özellikle "Franchouchou" şarkısı, anime dünyasında efsaneleşmiş durumda.
Mood Önerisi: Eğlenmek, gülmek, kafanı dağıtmak istiyorsan Zombie Land Saga tam sana göre. Ama yanına bol bol beyin almayı unutma! (Şaka şaka, beyin yemeyin!)
7. Show By Rock!!: Müzikle Dolu Bir Fantastik Dünya
Show By Rock!!... Bu anime, müzikle dolu fantastik bir dünyada geçiyor. Hikaye, Cyan adında utangaç bir kızın, bir müzik yarışmasına katılmasıyla başlıyor. Yarışma sırasında başka bir dünyaya ışınlanıyor ve burada Plasmagica adında bir müzik grubuna katılıyor. Birlikte müzik yaparak kötülere karşı savaşıyorlar ve dünyayı kurtarmaya çalışıyorlar.
Show By Rock!! sadece bir müzik grubu kurma hikayesi değil, aynı zamanda fantastik, macera ve komedi temalarını da işliyor. Kızların müzikle kötülere karşı savaşması çok eğlenceli. Her birinin farklı müzik tarzları var ve birlikte uyum içinde müzik yapmaları çok güzel. Grubun müzikleri de çok renkli ve enerjik.
Bu animenin en sevdiğim yanı, fantastik dünyası ve karakter tasarımları. Her bir karakterin farklı bir hayvan özelliği var ve çok sevimli görünüyorlar. Animeyi izledikten sonra Show By Rock!!'ın müziklerini dinlemeye başladım ve resmen bağımlısı oldum. Hatta bir ara Cyan gibi gitar çalmayı bile denedim ama pek beceremedim. Neyse, Show By Rock!! fantastik ve müzik seven herkesin mutlaka izlemesi gereken bir anime.
Kozmik Not: Show By Rock!!'ın müzikleri o kadar renkli ki, animeyi izlemesen bile şarkılarını dinlemeni tavsiye ederim. Özellikle Plasmagica'nın şarkıları, anime dünyasında efsaneleşmiş durumda.
Mood Önerisi: Eğlenmek, renkli bir şeyler izlemek istiyorsan Show By Rock!! tam sana göre. Ama yanına bol bol şeker almayı unutma!
8. AKB0048: Geleceğin İdolleri ve Özgürlük Mücadelesi
AKB0048... Gelecekte geçen bir idol hikayesi! Hikaye, insanların müzikten mahrum bırakıldığı bir dünyada geçiyor. AKB0048 adında bir idol grubu, galaksiler arası turneler yaparak insanlara müziklerini ulaştırmaya çalışıyor. Nagisa Motomiya adında bir kız, AKB0048'e katılmak için seçmelere katılıyor ve hayallerinin peşinden koşmaya başlıyor.
AKB0048 sadece bir müzik grubu kurma hikayesi değil, aynı zamanda bilim kurgu, aksiyon ve dram temalarını da işliyor. Kızların müzikle insanlara umut vermesi çok güzel. Her birinin farklı yetenekleri var ve birlikte uyum içinde performans sergilemeleri çok etkileyici. Grubun müzikleri de çok enerjik ve akılda kalıcı.
Bu animenin en sevdiğim yanı, bilim kurgu öğeleri ve aksiyon sahneleri. Kızların konserler sırasında savaşması, düşmanları müzikle yenmesi çok eğlenceli. Animeyi izledikten sonra AKB0048'in müziklerini dinlemeye başladım ve resmen bağımlısı oldum. Hatta bir ara Nagisa gibi idol olmayı bile hayal ettim ama sonra vazgeçtim. Neyse, AKB0048 bilim kurgu ve idol müzik seven herkesin mutlaka izlemesi gereken bir anime.
Kozmik Not: AKB0048'in müzikleri o kadar enerjik ki, animeyi izlemesen bile şarkılarını dinlemeni tavsiye ederim. Özellikle "Kibou ni Tsuite" şarkısı, anime dünyasında efsaneleşmiş durumda.
Mood Önerisi: Enerjik hissetmek, geleceğe umutla bakmak istiyorsan AKB0048 tam sana göre. Ama yanına bol bol ışık çubuğu almayı unutma!
9. Macross Frontier: Müzik, Savaş ve Aşkın Harmonisi
Macross Frontier... Uzayda geçen bir müzik ve savaş hikayesi! Hikaye, Frontier adlı bir uzay kolonisinde geçiyor. Alto Saotome adında bir pilot, Ranka Lee adında bir şarkıcıyla tanışıyor ve hayatı değişiyor. Ranka'nın şarkıları, uzaylılarla savaşta insanlara umut veriyor.
Macross Frontier sadece bir müzik grubu kurma hikayesi değil, aynı zamanda bilim kurgu, aksiyon, romantizm ve dram temalarını da işliyor. Ranka'nın şarkıları, savaşın ortasında insanlara huzur veriyor. Alto'nun pilotluk yetenekleri, koloniyi uzaylılardan koruyor. İkisi arasındaki aşk, hikayeye ayrı bir boyut katıyor.
Bu animenin en sevdiğim yanı, görsel efektleri ve müzikleri. Uzay savaşları o kadar gerçekçi ki, izlerken resmen nefesim kesiliyor. Ranka'nın şarkıları da çok güzel ve duygusal. Animeyi izledikten sonra Macross Frontier'in müziklerini dinlemeye başladım ve resmen bağımlısı oldum. Hatta bir ara Alto gibi pilot olmayı bile hayal ettim ama sonra vazgeçtim. Neyse, Macross Frontier bilim kurgu, aksiyon ve müzik seven herkesin mutlaka izlemesi gereken bir anime.
Kozmik Not: Macross Frontier'in müzikleri o kadar etkileyici ki, animeyi izlemesen bile şarkılarını dinlemeni tavsiye ederim. Özellikle Ranka Lee'nin şarkıları, anime dünyasında efsaneleşmiş durumda.
Mood Önerisi: Aksiyon dolu bir şeyler izlemek, uzayda savaşmak istiyorsan Macross Frontier tam sana göre. Ama yanına bol bol mermi almayı unutma!
10. Sakamichi no Apollon (Kids on the Slope): Cazın Büyülü Dünyası
Sakamichi no Apollon, diğer adıyla Kids on the Slope... Caz müziğin büyülü dünyasına yolculuk! Hikaye, 1960'ların Japonya'sında geçiyor. Kaoru Nishimi adında içine kapanık bir genç, yeni bir şehre taşınıyor ve burada Sentaro Kawabuchi adında bir serseriyle tanışıyor. Sentaro, Kaoru'yu caz müziğiyle tanıştırıyor ve Kaoru'nun hayatı değişiyor.
Sakamichi no Apollon sadece bir müzik grubu kurma hikayesi değil, aynı zamanda dram, romantizm ve arkadaşlık temalarını da işliyor. Kaoru'nun piyano yeteneği, Sentaro'nun davul yeteneği, ikisini bir araya getiriyor ve birlikte caz müziği yapmaya başlıyorlar. Aralarındaki arkadaşlık, zamanla aşka dönüşüyor.
Bu animenin en sevdiğim yanı, atmosferi ve müzikleri. 1960'ların Japonya'sı o kadar güzel yansıtılmış ki, izlerken resmen o döneme gidiyorum. Caz müzikleri de çok etkileyici ve duygusal. Animeyi izledikten sonra Sakamichi no Apollon'un müziklerini dinlemeye başladım ve resmen bağımlısı oldum. Hatta bir ara piyano çalmayı bile denedim ama pek beceremedim. Neyse, Sakamichi no Apollon caz müzik ve duygusal hikayeler seven herkesin mutlaka izlemesi gereken bir anime.
Kozmik Not: Sakamichi no Apollon'un müzikleri o kadar etkileyici ki, animeyi izlemesen bile şarkılarını dinlemeni tavsiye ederim. Özellikle caz standartları, anime dünyasında efsaneleşmiş durumda.
Mood Önerisi: Romantik, duygusal bir şeyler izlemek, caz müziğin büyüsüne kapılmak istiyorsan Sakamichi no Apollon tam sana göre. Ama yanına bol bol kahve almayı unutma!
Tepkiniz Nedir?