Melekler ve Şeytanların Savaşı Konulu Animeler: Cennet mi Cehennem mi, Yoksa İkisi de mi?
K-Pop dedikoduları, K-Drama önerileri, anime dünyasından melek ve şeytan temalı yapımlar! BTS'in yeni şarkısı, Blackpink üyelerinin favori animeleri ve daha fazlası burada!
1. Angel Beats!: Gözyaşların Sel Olacak, Hazır Ol!
Angel Beats!… Ah, beynimdeki o travmatik anılar yine canlandı. Tamam, tamam, sakin oluyorum. Bu anime, ölümden sonraki hayatta geçen bir hikaye. Ama bildiğin cennet-cehennem olaylarından çok daha farklı. Ölen gençlerin pişmanlıklarını gidermeye çalıştığı bir tür araf gibi düşünebilirsin. Yalnız, bu çocukların hepsi birbirinden sorunlu. Yani dram, aksiyon, komedi ne ararsan var.
Hikayenin baş kahramanı Otonashi, hafızasını kaybetmiş bir şekilde bu dünyada uyanıyor. Sonra bir de bakıyor ki, elinde silah olan çılgın bir kız (Yurippe) var ve Tanrı'ya savaş açmışlar! Tabii Otonashi başta hiçbir şey anlamıyor, "Ben neyim, neredeyim, kimim?" triplerinde takılıyor. Ama sonra yavaş yavaş taşlar yerine oturmaya başlıyor. Yurippe ve ekibi, Tanrı'ya karşı savaşırken, bir yandan da kendi geçmişleriyle yüzleşiyorlar. Aralarında aşklar, arkadaşlıklar, ihanetler… Yok yok, her şey var bu animede. Özellikle de finali… Ağlamaktan gözlerim şişmişti resmen.
Angel Beats! sadece aksiyon ve dramdan ibaret değil. Aynı zamanda karakterlerin gelişimini de çok güzel işlemişler. Her birinin ayrı ayrı hikayesi var ve bu hikayeler, onların neden o dünyada olduğunu anlamamızı sağlıyor. Mesela Hinata var, beyzbolcu olmak isteyen ama trafik kazasında ölen bir çocuk. Ya da Yui, yatağa mahkum bir şekilde hayatını geçiren ve birçok şeyi deneyimleyemeden ölen bir kız. Bu karakterlerin hikayeleri, insanın içini burkuyor ve hayatın değerini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Angel Beats! izledikten sonra "Boşa geçen her saniyeme yanarım!" diye tribe girebilirsin, benden söylemesi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Angel Beats!'in müzikleri de efsane! Özellikle "My Soul, Your Beats!" opening'i, hala telefonumda duruyor. Ayrıca, anime içindeki "Girls Dead Monster" grubunun şarkıları da çok iyi.
Mood Önerisi: Bu animeyi izlerken yanına bolca mendil almayı unutma. Bir de dert ortağı olacak bir arkadaş bulursan, tadından yenmez.
2. Ao no Exorcist (Blue Exorcist): Şeytan Kanı Taşıyan İdol Olur Mu? Olur!
Şimdi de sıra geldi Ao no Exorcist'e. Bu anime, şeytanların ve insanların bir arada yaşadığı bir dünyada geçiyor. Ama tabii ki, bu birliktelik pek de huzurlu değil. Rin Okumura, şeytanların kralı Satan'ın oğlu olduğunu öğreniyor! Şok üstüne şok! Normalde böyle bir şey öğrensen, dünyan başına yıkılır değil mi? Ama Rin, pes etmek yerine şeytan avcısı olmaya karar veriyor.
Rin'in şeytan avcısı olma yolculuğu hiç de kolay değil. Bir yandan şeytan güçlerini kontrol etmeye çalışıyor, bir yandan da okulda diğer şeytan avcısı adaylarıyla rekabet ediyor. Tabii ki, bu süreçte bolca aksiyon, macera ve komedi de var. Rin'in ikiz kardeşi Yukio da şeytan avcısı ve Rin'e bu konuda destek oluyor. Ama aralarındaki ilişki de pek de sorunsuz değil. Yukio, Rin'den daha yetenekli ve bu durum, aralarında kıskançlığa neden oluyor. Klasik kardeş çekişmesi işte.
Ao no Exorcist, sadece aksiyon ve macera sunmakla kalmıyor, aynı zamanda karakterlerin iç dünyalarına da ışık tutuyor. Rin'in şeytan oğlu olması, onu toplumdan dışlanmış hissettiriyor. Kendi kimliğini bulmaya çalışırken, bir yandan da insanlarla bağ kurmaya çalışıyor. Bu durum, onun karakter gelişimini çok etkiliyor. Animenin en sevdiğim yanı da bu zaten. Karakterler sadece dövüşmekle kalmıyor, aynı zamanda kendi iç dünyalarıyla da mücadele ediyorlar.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Rin'in kılıcı Kurikara'ya bayılıyorum! Şeytan güçlerini mühürleyen bu kılıç, Rin'in en önemli silahı. Ayrıca, animenin opening ve ending müzikleri de çok gaz!
Mood Önerisi: Kendini enerjik ve maceraperest hissettiğin bir anda bu animeye başla. Bir de yanına atıştırmalık bir şeyler almayı unutma, çünkü bölümler çok hızlı geçiyor.
3. Devilman Crybaby: Kalbin Dayanacak mı?
Devilman Crybaby… İşte geldik en karanlık, en psikopat animeye. Bu anime, bildiğin melek-şeytan savaşlarından çok daha farklı bir boyutta. İnsanların içindeki şeytanları ortaya çıkaran bir olay örgüsü var. Ve bu şeytanlar, bildiğin sevimli şeytanlardan değil. Bildiğin vahşet abidesi yaratıklar.
Akira Fudo, çok duygusal ve hassas bir genç. Bir gün, en yakın arkadaşı Ryo Asuka tarafından bir partiye çağrılıyor. Bu parti, şeytanların insanlarla birleştiği bir tür ayin gibi bir şey. Akira, bu ayin sırasında bir şeytanla birleşiyor ve Devilman'e dönüşüyor. Ama diğer Devilman'lerden farklı olarak, insan kalbini koruyor. Yani hem şeytan güçlerine sahip, hem de insan duygularına. Bu durum, onu hem çok güçlü, hem de çok kırılgan yapıyor.
Devilman Crybaby, şiddet ve cinsellik konusunda oldukça cesur bir anime. Ama bu sadece bir şov değil. Aynı zamanda insan doğasının karanlık yönlerini de gözler önüne seriyor. İnsanların nasıl kolayca şeytanlaşabileceğini, nasıl vahşete yönelebileceğini gösteriyor. Animenin finali ise tam bir trajedi. Ağlamaktan göz pınarlarım kurudu resmen. Bu animeyi izledikten sonra uzun süre etkisinden çıkamayabilirsin, benden söylemesi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Devilman Crybaby'nin çizim tarzı çok farklı ve kendine özgü. Bazıları sevmeyebilir ama bence animeye ayrı bir hava katmış. Ayrıca, animenin müzikleri de çok iyi. Özellikle de "Crybaby" şarkısı, beni benden alıyor.
Mood Önerisi: Bu animeyi izlerken yalnız olmayı tercih et. Çünkü bazı sahneler çok rahatsız edici olabilir. Bir de hassas bir dönemdeysen, bu animeyi ertelemeyi düşünebilirsin.
4. High School DxD: Ecchi Cenneti mi, Yoksa Gerçekten İyi mi?
Tamam, tamam, biliyorum. High School DxD denince akla ilk gelen şey ecchi sahneleri. Ama aslında bu anime, melekler, şeytanlar ve düşmüş melekler arasındaki savaş üzerine kurulu bir hikayeye sahip. Issei Hyodo, kızlar konusunda şanssız bir lise öğrencisi. Bir gün, okulun en güzel kızlarından biri olan Rias Gremory tarafından kurtarılıyor. Sonra bir de öğreniyor ki, Rias bir şeytan ve Issei de onun hizmetkarı olmak zorunda!
Issei'nin hayatı, Rias'ın hizmetkarı olduktan sonra tamamen değişiyor. Bir yandan şeytan güçlerini kontrol etmeye çalışıyor, bir yandan da Rias'ın dikkatini çekmeye çalışıyor. Tabii ki, bu süreçte bolca komik olay ve ecchi sahne de yaşanıyor. Ama animenin ilerleyen bölümlerinde, melekler ve şeytanlar arasındaki savaş daha da derinleşiyor. Issei, sadece Rias'ı değil, aynı zamanda dünyayı da kurtarmak zorunda kalıyor.
High School DxD, ecchi sahneleriyle ön plana çıksa da, aslında karakterlerin gelişimini de güzel işlemiş. Issei, başta sadece kızlarla ilgilenen bir tipken, zamanla daha sorumluluk sahibi birine dönüşüyor. Rias ise sadece güçlü bir şeytan değil, aynı zamanda Issei'ye destek olan bir lider. Animenin en sevdiğim yanı da bu zaten. Karakterler sadece dış görünüşleriyle değil, aynı zamanda iç dünyalarıyla da ön plana çıkıyorlar.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Rias Gremory'nin oppailerine laf yok! Tamam, tamam, şaka yapıyorum. Ama animenin çizim tarzı gerçekten çok iyi. Karakterler çok çekici ve detaylı çizilmiş. Ayrıca, animenin opening ve ending müzikleri de çok akılda kalıcı.
Mood Önerisi: Bu animeyi izlerken rahat bir ortamda olmaya çalış. Çünkü bazı sahneler çok utandırıcı olabilir. Bir de yanında atıştırmalık bir şeyler bulundurmayı unutma, çünkü bölümler çok hızlı geçiyor.
5. Hataraku Maou-sama! (The Devil is a Part-Timer!): Şeytan Kral Burgerci Olursa…
Hataraku Maou-sama!… İşte geldik en komik, en eğlenceli animeye. Bu anime, şeytan kral Sadao Maou'nun insan dünyasına sürgün edilmesiyle başlıyor. Maou, insan dünyasında güçlerini kaybediyor ve hayatta kalmak için bir fast food restoranında çalışmaya başlıyor.
Maou'nun burgerci olarak geçirdiği günler, tahmin edebileceğin gibi oldukça komik. Bir yandan müşterilerle uğraşıyor, bir yandan da insan dünyasına adapte olmaya çalışıyor. Tabii ki, bu süreçte bolca sakarlık ve yanlış anlaşılma da yaşanıyor. Ama Maou, pes etmek yerine işini en iyi şekilde yapmaya çalışıyor. Hatta o kadar başarılı oluyor ki, restoranın en sevilen çalışanı haline geliyor.
Hataraku Maou-sama!, sadece komedi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda karakterlerin gelişimini de güzel işlemiş. Maou, şeytan kral olmasına rağmen, insanlara karşı saygılı ve yardımsever. İnsan dünyasında geçirdiği zaman, onun bakış açısını değiştiriyor ve daha iyi bir insan (ya da şeytan) olmasına yardımcı oluyor. Animenin en sevdiğim yanı da bu zaten. Karakterler sadece komik değil, aynı zamanda derinlikli ve gerçekçi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Maou'nun "İrasshaimase!" diye bağırmasına bayılıyorum! Ayrıca, animenin opening ve ending müzikleri de çok eğlenceli. Özellikle de opening'i, beni her seferinde gülümsetiyor.
Mood Önerisi: Bu animeyi izlerken neşeli ve rahat bir ruh halinde olmaya çalış. Bir de yanında en sevdiğin burgeri almayı unutma, çünkü animeyi izlerken acıkabilirsin.
6. Owari no Seraph (Seraph of the End): Vampirler vs. İnsanlık, Ama Melekler Nerede?
Owari no Seraph, vampirlerin insanlığı ele geçirdiği bir dünyada geçiyor. İnsanlar, vampirlerin kontrolü altında yaşamak zorunda kalıyor ve sadece bir grup genç, vampirlere karşı savaşmaya karar veriyor. Yuichiro Hyakuya, vampirlerden intikam almak isteyen gençlerden biri.
Yuichiro, vampirlere karşı savaşmak için birliğe katılıyor ve özel bir eğitim alıyor. Bu eğitim sırasında, şeytani silahlar kullanmayı öğreniyor. Tabii ki, bu silahlar sadece vampirlere karşı etkili değil, aynı zamanda Yuichiro'nun içindeki şeytanı da uyandırıyor. Yuichiro, bir yandan vampirlerle savaşırken, bir yandan da kendi içindeki şeytanla mücadele etmek zorunda kalıyor.
Owari no Seraph, sadece aksiyon ve macera sunmakla kalmıyor, aynı zamanda karakterlerin arasındaki bağları da güzel işlemiş. Yuichiro ve Mikaela Hyakuya arasındaki kardeşlik bağı, animenin en önemli temalarından biri. Ayrıca, Yuichiro'nun diğer birlik üyeleriyle kurduğu arkadaşlıklar da çok değerli. Animenin en sevdiğim yanı da bu zaten. Karakterler sadece dövüşmekle kalmıyor, aynı zamanda birbirlerine destek oluyorlar.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Yuichiro'nun şeytani silahı Asuramaru'ya bayılıyorum! Ayrıca, animenin opening ve ending müzikleri de çok epik. Özellikle de opening'i, beni gaza getiriyor.
Mood Önerisi: Bu animeyi izlerken heyecanlı ve aksiyon dolu bir ruh halinde olmaya çalış. Bir de yanında enerji içeceği bulundurmayı unutma, çünkü bölümler çok hızlı geçiyor.
7. Kamisama Kiss: Tilki Şeytan ve İnsan Kızın Aşkı… Yoksa Melek mi O?
Kamisama Kiss, Nanami Momozono adında evsiz kalan bir lise öğrencisinin hikayesini anlatıyor. Nanami, sokakta tanıştığı bir adam tarafından terk edilmiş bir tapınağa götürülüyor. Sonra bir de öğreniyor ki, bu tapınak artık onun ve kendisi de bir tanrıça!
Nanami'nin tanrıça olarak geçirdiği günler, tahmin edebileceğin gibi oldukça zorlu. Bir yandan tapınağı yönetmeyi öğreniyor, bir yandan da tanrısal güçlerini kontrol etmeye çalışıyor. Tabii ki, bu süreçte bolca komik olay ve aşk da yaşanıyor. Nanami'nin yardımcısı olan tilki şeytan Tomoe ile aralarında bir aşk başlıyor. Ama bu aşk, sadece ikisi arasında değil, aynı zamanda tanrılar ve şeytanlar arasında da bir savaşın fitilini ateşliyor.
Kamisama Kiss, sadece romantizm ve komedi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Japon mitolojisini de güzel işlemiş. Animenin içindeki tanrılar, şeytanlar ve diğer mitolojik yaratıklar, çok renkli ve ilgi çekici. Nanami'nin tanrıça olarak geçirdiği zaman, onun bakış açısını değiştiriyor ve daha güçlü bir kadın olmasına yardımcı oluyor. Animenin en sevdiğim yanı da bu zaten. Karakterler sadece aşık olmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi güçlerini de keşfediyorlar.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Tomoe'nin Nanami'ye olan aşkına bayılıyorum! Ayrıca, animenin opening ve ending müzikleri de çok tatlı. Özellikle de opening'i, beni her seferinde mutlu ediyor.
Mood Önerisi: Bu animeyi izlerken romantik ve huzurlu bir ruh halinde olmaya çalış. Bir de yanında en sevdiğin tatlıyı almayı unutma, çünkü animeyi izlerken canın çekebilir.
8. Soul Eater: Ölüm Meleği mi, Şeytan mı, Yoksa Sadece Havalı mı?
Soul Eater, Death City adında bir şehirde geçiyor ve Shibusen adında bir okulda okuyan öğrencilerin hikayesini anlatıyor. Bu öğrenciler, şeytan ruhlarını avlayarak silah ustası olmaya çalışıyorlar. Maka Albarn ve Soul Eater Evans da bu öğrencilerden ikisi.
Maka ve Soul, birlikte şeytan ruhlarını avlarken, bir yandan da daha güçlü bir ikili olmaya çalışıyorlar. Tabii ki, bu süreçte bolca aksiyon, macera ve komedi de yaşanıyor. Maka'nın zeki ve çalışkan kişiliği ile Soul'un havalı ve umursamaz tavırları, birbirlerini tamamlıyor. Ama ikilinin arasındaki uyum, sadece şeytan ruhlarını avlarken değil, aynı zamanda kişisel sorunlarıyla başa çıkarken de önemli.
Soul Eater, sadece aksiyon ve macera sunmakla kalmıyor, aynı zamanda arkadaşlık ve dayanışma temasını da güzel işlemiş. Maka ve Soul'un yanı sıra, diğer Shibusen öğrencileri de çok renkli ve ilgi çekici. Black Star'ın egosu, Tsubaki Nakatsukasa'nın sakinliği ve Death the Kid'in simetri takıntısı, animenin komedi unsurlarını oluşturuyor. Animenin en sevdiğim yanı da bu zaten. Karakterler sadece dövüşmekle kalmıyor, aynı zamanda birbirlerine destek oluyorlar.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Soul Eater'ın havalı tasarımına bayılıyorum! Ayrıca, animenin opening ve ending müzikleri de çok rock'n roll. Özellikle de opening'i, beni gaza getiriyor.
Mood Önerisi: Bu animeyi izlerken enerjik ve maceraperest bir ruh halinde olmaya çalış. Bir de yanında en sevdiğin rock şarkısını çalmayı unutma, çünkü animeyi izlerken coşabilirsin.
9. Gabriel DropOut: Cennetten Kovulan Melek Mi, Yoksa Sadece Tembel Mi?
Gabriel DropOut, Gabriel White Tenma adında cennetten dünyaya inen bir meleğin hikayesini anlatıyor. Gabriel, dünyaya insanları mutlu etmek için geliyor. Ama bir de bakıyor ki, internet ve oyunlar çok daha eğlenceli! Gabriel, kısa sürede tembel ve asosyal birine dönüşüyor.
Gabriel'in dünyaya adapte olma süreci, tahmin edebileceğin gibi oldukça komik. Bir yandan melek olduğunu unutuyor, bir yandan da insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyor. Tabii ki, bu süreçte bolca sakarlık ve yanlış anlaşılma da yaşanıyor. Gabriel'in en yakın arkadaşları olan iblisler Vignette April Tsukinose ve Satanichia McDowell Kurumizawa da onunla birlikte dünyaya iniyor. Ama onlar, Gabriel'in aksine, dünyaya adapte olmakta daha başarılılar.
Gabriel DropOut, sadece komedi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda arkadaşlık ve sorumluluk temasını da güzel işlemiş. Gabriel'in tembelliği, onun arkadaşlarıyla olan ilişkilerini etkiliyor. Ama zamanla, arkadaşları sayesinde daha sorumluluk sahibi birine dönüşüyor. Animenin en sevdiğim yanı da bu zaten. Karakterler sadece komik değil, aynı zamanda derinlikli ve gerçekçi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Gabriel'in tembelliğine bayılıyorum! Ayrıca, animenin opening ve ending müzikleri de çok eğlenceli. Özellikle de opening'i, beni her seferinde gülümsetiyor.
Mood Önerisi: Bu animeyi izlerken rahat ve keyifli bir ruh halinde olmaya çalış. Bir de yanında en sevdiğin atıştırmalığı almayı unutma, çünkü animeyi izlerken acıkabilirsin.
10. Black Butler (Kuroshitsuji): Şeytan Uşak ve Küçük Lordun Anlaşması
Black Butler, Viktorya dönemi İngiltere'sinde geçiyor ve Ciel Phantomhive adında genç bir lordun hikayesini anlatıyor. Ciel, ailesinin ölümünden sonra Phantomhive malikanesinin başına geçiyor ve Kraliçe Victoria'nın gizli görevlerini yerine getiriyor. Ama Ciel'in en büyük sırrı, şeytan uşağı Sebastian Michaelis ile yaptığı anlaşma.
Sebastian, Ciel'e ailesinin intikamını almasına yardım etmek için ruhunu almayı kabul ediyor. Tabii ki, bu anlaşma sadece Ciel'in intikamını almasına yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda Kraliçe'nin görevlerini yerine getirmesine de yardımcı oluyor. Sebastian'ın şeytani güçleri ve Ciel'in zekası, birlikte çözülemeyecek hiçbir suç bırakmıyor. Ama Ciel, intikamını aldıktan sonra Sebastian'ın ruhunu alacağını biliyor. Bu durum, ikilinin arasındaki ilişkiyi karmaşık hale getiriyor.
Black Butler, sadece gizem ve aksiyon sunmakla kalmıyor, aynı zamanda karakterlerin arasındaki bağları da güzel işlemiş. Ciel ve Sebastian arasındaki ilişki, animenin en önemli temalarından biri. Ayrıca, Phantomhive malikanesinin diğer çalışanları olan Bardroy, Finny ve Mey-Rin de çok renkli ve ilgi çekici. Animenin en sevdiğim yanı da bu zaten. Karakterler sadece suç çözmekle kalmıyor, aynı zamanda birbirlerine destek oluyorlar.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Sebastian'ın "Yes, my lord" demesine bayılıyorum! Ayrıca, animenin opening ve ending müzikleri de çok gotik. Özellikle de opening'i, beni havaya sokuyor.
Mood Önerisi: Bu animeyi izlerken gizemli ve karanlık bir ruh halinde olmaya çalış. Bir de yanında en sevdiğin çayı demlemeyi unutma, çünkü animeyi izlerken keyiflenebilirsin.
Tepkiniz Nedir?