Kore Dizilerindeki En İyi "Breakup" (Ayrılık) Sahneleri!: Kalbimiz paramparça oldu, ama bayılıyoruz!
En unutulmaz K-Drama ayrılık sahneleri! Hangi dizilerde gözyaşlarına boğulduk? Favori ayrılık OST'lerimiz neler? İşte en acı dolu, en etkileyici K-Drama ayrılık anları!
1. Goblin - Kim Go Eun'un Gözyaşları Sel Oldu!
Goblin... Ah, Goblin! Bu dizi zaten baştan sona bir efsane. Ama o ayrılık sahnesi yok mu? Ji Eun Tak (Kim Go Eun) ile Kim Shin (Gong Yoo) arasındaki o veda... Kalbime saplanan hançeri hala hissediyorum. Kim Go Eun'un oyunculuğu o kadar gerçekçiydi ki, sanırsın kız kendi ayrılığını yaşıyor. Gözlerinden akan her damla yaş, benim de içimi dağladı. O sahnedeki atmosfer, müzik, Gong Yoo'nun o çaresiz bakışları... Unutulur gibi değil. Netizenler o hafta sonu Goblin yüzünden depresyona girmişti, eminim. Benim biasım Gong Yoo olmasına rağmen Kim Go Eun o sahnede resmen döktürmüştü. Kızın oyunculuk yeteneği tartışılmaz. O sahneyi izlerken "Ben niye bu kadar duygusalım ya?" diye kendime sordum durdum. Resmen dizi karakteriyle empati kurdum. Sanki ben ayrılıyormuşum gibi hissettim. O kadar ki, o sahneden sonra gidip Goblin OST'lerini loop'a aldım. Özellikle de Crush'ın "Beautiful" şarkısını... Off, o şarkı da ayrı bir dert. Neyse, Goblin'i izlemeyen varsa hemen başlasın. Ama mendillerinizi hazırlayın, çünkü gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız.
Bias Kontrolü: Gong Yoo'nun o sahnede giydiği kazağı hala arıyorum. Nerede bulabilirim bilen varsa DM'den yazsın lütfen!
Mood Önerisi: Battaniye, sıcak çikolata ve bolca mendil eşliğinde izlenir. Yanınızda sizi teselli edecek bir arkadaşınızın olması da faydalı olabilir.
2. Crash Landing on You - İsviçre'deki O Veda!
Crash Landing on You... Kuzey Koreli bir asker ve Güney Koreli bir varisin imkansız aşkı! Dizi boyunca zaten diken üstündeydik, "Acaba kavuşacaklar mı?" diye. Ama o İsviçre'deki ayrılık sahnesi... Off, beni benden aldı. Ri Jeong Hyeok (Hyun Bin) ile Yoon Se Ri (Son Ye Jin) arasındaki o bakışmalar, o son sözler... Resmen içim parçalandı. İkisinin de birbirine ne kadar aşık olduğunu o kadar net görüyorduk ki, ayrılmaları daha da acı vericiydi. Hyun Bin'in o karizmatik duruşunun altında yatan çaresizliği hissettim. Son Ye Jin desen zaten duygusal sahnelerin kraliçesi. İkisinin de oyunculuğu o kadar uyumlu ki, resmen ekrana kilitlendim. O sahnedeki arka plan müziği de cabası. İsviçre'nin o güzel manzarası, ayrılığın acısını daha da derinleştirdi. Netizenler o sahneden sonra "Bu nasıl bir senaryo ya? Kalbimizi paramparça ettiler!" diye isyan etmişti. Bence de haklılardı. Ama kabul edelim, o ayrılık sahnesi diziyi efsane yapan anlardan biriydi. Dizi bittikten sonra bile o sahneyi tekrar tekrar izledim. Hala da izlerim. Hyun Bin ve Son Ye Jin'in gerçek hayatta evlenmesi de bu dizinin bize verdiği en güzel hediye oldu.
Bias Kontrolü: Hyun Bin'in o sahnede taktığı saat markasını araştırdım. Meğer ne kadar da pahalıymış! Ama yakışıyor be!
Mood Önerisi: Romantik komedi havasında başlasa da, ayrılık sahnesi için hazırlıklı olun. Yanınızda bir kutu dondurma bulundurmanız tavsiye edilir.
3. Boys Over Flowers - Jan Di ve Jun Pyo'nun Kavgalı Ayrılığı!
Boys Over Flowers... Lise aşkı, zengin oğlan fakir kız klişesi, ama yine de efsane! Gu Jun Pyo (Lee Min Ho) ve Geum Jan Di (Ku Hye Sun) arasındaki o inişli çıkışlı ilişki... Kaç kere ayrılıp barıştılar sayamadım. Ama o kavgalı ayrılık sahnesi... Klasik bir ayrılık sahnesi olsa da, ergenlik dönemimde beni çok etkilemişti. Lee Min Ho'nun o sinirli halleri, Ku Hye Sun'un o dik başlı duruşu... İkisinin de birbirini ne kadar sevdiğini biliyorduk ama gururları yüzünden ayrı düşmeleri çok acıydı. O sahnede Jun Pyo'nun Jan Di'ye bağırması, Jan Di'nin de ona karşılık vermesi... Resmen ergenlik draması yaşanıyordu. Netizenler o zamanlar "Bu nasıl bir aşk ya? Sürekli kavga ediyorlar!" diye yorum yapmıştı. Ama kabul edelim, o kavgalar da dizinin tuzu biberiydi. Boys Over Flowers'ı izlerken resmen lise aşkımı yaşamış gibi hissettim. O ayrılık sahnesinden sonra gidip en yakın arkadaşımla dertleşmiştim. Neyse ki benim aşk hayatım Jan Di ve Jun Pyo kadar karmaşık değildi. Ama o dizi sayesinde aşkın her türlü zorluğa rağmen ayakta kalabileceğine inanmıştım.
Bias Kontrolü: Lee Min Ho'nun o kıvırcık saçları... O zamanlar çok modaydı ama şimdi bakınca biraz komik geliyor. Ama yakışıklı çocuk, ne yapsa yakışıyor!
Mood Önerisi: Nostalji yapmak isteyenler için ideal. Yanınızda bolca atıştırmalık bulundurun ve kendinizi ergenlik yıllarınıza bırakın.
4. Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo - Hae Soo'nun Çaresizliği!
Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo... Tarihi dizi sevenler buraya! IU (Lee Ji Eun) ve Lee Joon Gi'nin başrollerini paylaştığı bu dizi, beni resmen ağlatma rekorları kırdı. Hae Soo'nun Wang So'dan (Lee Joon Gi) ayrılmak zorunda kaldığı o sahne... Kalbim bin parçaya bölündü. Hae Soo'nun çaresizliği, Wang So'nun öfkesi... İkisinin de birbirine olan aşkı o kadar büyüktü ki, ayrılmaları daha da acı vericiydi. O sahnede IU'nun oyunculuğu beni resmen büyüledi. Gözlerinden akan yaşlar, içindeki acıyı o kadar net yansıtıyordu ki, ben de onunla birlikte ağladım. Lee Joon Gi desen zaten duygusal sahnelerin ustası. Onun o acı dolu bakışları, içindeki fırtınaları o kadar iyi anlatıyordu ki, resmen ekrana kilitlendim. Netizenler o sahneden sonra "Bu nasıl bir senaryo ya? Niye bu kadar acımasızlar?" diye isyan etmişti. Bence de haklılardı. Ama kabul edelim, o ayrılık sahnesi diziyi unutulmaz yapan anlardan biriydi. Dizi bittikten sonra bile o sahneyi tekrar tekrar izledim. Hala da izlerim. IU ve Lee Joon Gi'nin kimyası o kadar iyiydi ki, gerçek hayatta da birlikte olmalarını çok istemiştim.
Bias Kontrolü: Lee Joon Gi'nin o tarihi kıyafetleri içinde ne kadar karizmatik olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Adam resmen tarihi karakter olarak doğmuş!
Mood Önerisi: Tarihi dram sevenler için kaçırılmaması gereken bir dizi. Yanınızda bolca mendil bulundurun ve duygusal bir yolculuğa çıkmaya hazır olun.
5. Descendants of the Sun - Ölümün Kıyısındaki Ayrılık!
Descendants of the Sun... Askeri drama ve romantizm bir arada! Yoo Shi Jin (Song Joong Ki) ve Kang Mo Yeon (Song Hye Kyo) arasındaki o zorlu aşk... Görevler, tehlikeler, ayrılıklar... Ama o ölümün kıyısındaki ayrılık sahnesi... Beni resmen şok etti. Yoo Shi Jin'in öldüğü haberi geldiğinde Kang Mo Yeon'un yaşadığı o acı... Kalbime bir ok saplandı sanki. Song Hye Kyo'nun oyunculuğu o kadar gerçekçiydi ki, sanırsın kendi sevgilisini kaybetmiş. Gözlerinden akan her damla yaş, benim de içimi dağladı. O sahnedeki atmosfer, müzik, Kang Mo Yeon'un o çaresiz feryatları... Unutulur gibi değil. Netizenler o hafta sonu Descendants of the Sun yüzünden depresyona girmişti, eminim. Benim biasım Song Joong Ki olmasına rağmen Song Hye Kyo o sahnede resmen döktürmüştü. Kızın oyunculuk yeteneği tartışılmaz. O sahneyi izlerken "Ben niye bu kadar duygusalım ya?" diye kendime sordum durdum. Resmen dizi karakteriyle empati kurdum. Sanki ben sevdiğimi kaybetmişim gibi hissettim. Neyse ki Yoo Shi Jin ölmemişti de sonradan geri dönmüştü. Yoksa ben o diziyi bir daha izleyemezdim.
Bias Kontrolü: Song Joong Ki'nin o askeri üniforması içinde ne kadar yakışıklı olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Adam resmen asker olarak doğmuş!
Mood Önerisi: Romantik drama sevenler için ideal. Yanınızda bolca mendil bulundurun ve duygusal bir yolculuğa çıkmaya hazır olun.
6. Weightlifting Fairy Kim Bok Joo - Bok Joo'nun Hayalleriyle Vedası!
Weightlifting Fairy Kim Bok Joo... Sporcu draması ve tatlı bir aşk hikayesi! Kim Bok Joo (Lee Sung Kyung) ve Jung Joon Hyung (Nam Joo Hyuk) arasındaki o destekleyici ilişki... Ama Bok Joo'nun hayalleri için Joon Hyung'dan ayrılmak zorunda kaldığı o sahne... Beni çok etkilemişti. Bok Joo'nun halterci olma hayaliyle aşkı arasında kalması, ikisini birden yürütemeyeceğini anlaması... Çok gerçekçi bir durumdu. Lee Sung Kyung'un oyunculuğu o kadar samimiydi ki, sanırsın kendi hayallerinden vazgeçiyor. Gözlerinden akan her damla yaş, benim de içimi dağladı. O sahnedeki atmosfer, müzik, Bok Joo'nun o kararlı ama üzgün duruşu... Unutulur gibi değil. Netizenler o zamanlar "Bu nasıl bir ayrılık ya? İkisi de birbirini çok seviyor ama ayrı kalmak zorundalar!" diye yorum yapmıştı. Ama kabul edelim, o ayrılık sahnesi diziyi daha da anlamlı kıldı. Weightlifting Fairy Kim Bok Joo'yu izlerken resmen kendi hayallerimi sorgulamıştım. Acaba ben de hayallerim için bazı şeylerden vazgeçmek zorunda kalır mıyım diye düşünmüştüm. Neyse ki böyle bir durumla karşılaşmadım. Ama o dizi sayesinde hayallerimin peşinden gitmek için daha da cesaretlendim.
Bias Kontrolü: Nam Joo Hyuk'un o yüzme havuzundaki sahneleri... Off, adamın fiziği resmen olay!
Mood Önerisi: Hayallerinin peşinden gitmek isteyenler için ilham verici bir dizi. Yanınızda bir defter ve kalem bulundurun ve kendi hayallerinizi yazmaya başlayın.
7. It's Okay to Not Be Okay - Moon Gang Tae'nin Kardeşi İçin Fedakarlığı!
It's Okay to Not Be Okay... Ruhsal sorunları olan insanların hikayesi, karanlık ama umut dolu! Moon Gang Tae (Kim Soo Hyun) ve Ko Moon Young (Seo Yea Ji) arasındaki o sıra dışı aşk... Ama Gang Tae'nin kardeşi Sang Tae (Oh Jung Se) için Moon Young'dan ayrılmak zorunda kaldığı o sahne... Beni çok etkilemişti. Gang Tae'nin kardeşine bakmakla aşkı arasında kalması, kardeşini seçmesi... Çok fedakarca bir davranıştı. Kim Soo Hyun'un oyunculuğu o kadar içtendi ki, sanırsın kendi kardeşinden vazgeçiyor. Gözlerinden akan her damla yaş, benim de içimi dağladı. O sahnedeki atmosfer, müzik, Gang Tae'nin o çaresiz ama kararlı duruşu... Unutulur gibi değil. Netizenler o zamanlar "Bu nasıl bir ayrılık ya? Kardeş sevgisi aşkın önüne geçti!" diye yorum yapmıştı. Ama kabul edelim, o ayrılık sahnesi diziyi daha da anlamlı kıldı. It's Okay to Not Be Okay'i izlerken resmen kendi ailemi sorgulamıştım. Acaba ben de ailem için bazı şeylerden vazgeçebilir miyim diye düşünmüştüm. Neyse ki böyle bir durumla karşılaşmadım. Ama o dizi sayesinde ailemin değerini daha da anladım.
Bias Kontrolü: Seo Yea Ji'nin o gotik tarzı... Off, kadın resmen kraliçe!
Mood Önerisi: Ruhsal sorunları olan insanları anlamak isteyenler için aydınlatıcı bir dizi. Yanınızda bir not defteri bulundurun ve dizi hakkında düşüncelerinizi yazın.
8. Hotel del Luna - Jang Man Wol'un Geçmişiyle Yüzleşmesi!
Hotel del Luna... Fantastik bir otel, ölü ruhlar ve geçmişin sırları! Jang Man Wol (IU) ve Goo Chan Sung (Yeo Jin Goo) arasındaki o imkansız aşk... Ama Man Wol'un geçmişiyle yüzleşmek zorunda kaldığı o sahne... Beni çok etkilemişti. Man Wol'un geçmişindeki acılarla başa çıkması, Chan Sung'u bırakmak zorunda kalması... Çok üzücü bir durumdu. IU'nun oyunculuğu o kadar etkileyiciydi ki, sanırsın kendi geçmişiyle yüzleşiyor. Gözlerinden akan her damla yaş, benim de içimi dağladı. O sahnedeki atmosfer, müzik, Man Wol'un o yalnız ve çaresiz duruşu... Unutulur gibi değil. Netizenler o zamanlar "Bu nasıl bir ayrılık ya? Geçmiş aşkın önüne geçti!" diye yorum yapmıştı. Ama kabul edelim, o ayrılık sahnesi diziyi daha da anlamlı kıldı. Hotel del Luna'yı izlerken resmen kendi geçmişimi sorgulamıştım. Acaba ben de geçmişimdeki acılarla yüzleşebilir miyim diye düşünmüştüm. Neyse ki böyle bir durumla karşılaşmadım. Ama o dizi sayesinde geçmişimi affetmenin önemini anladım.
Bias Kontrolü: IU'nun o birbirinden güzel kıyafetleri... Off, kadın resmen moda ikonu!
Mood Önerisi: Fantastik hikayeler sevenler için kaçırılmaması gereken bir dizi. Yanınızda bir fincan çay bulundurun ve geçmişinizi düşünmeye başlayın.
9. Reply 1988 - Choi Taek'in Gizli Aşkı!
Reply 1988... Nostaljik bir mahalle, sıcak dostluklar ve aşk üçgenleri! Choi Taek (Park Bo Gum) ve Sung Deok Sun (Hyeri) arasındaki o karmaşık ilişki... Ama Taek'in Deok Sun'a olan aşkını gizlemek zorunda kaldığı o sahne... Beni çok etkilemişti. Taek'in en yakın arkadaşı Jung Hwan'ı (Ryu Jun Yeol) korumak için aşkından vazgeçmesi... Çok fedakarca bir davranıştı. Park Bo Gum'un oyunculuğu o kadar içtendi ki, sanırsın kendi aşkından vazgeçiyor. Gözlerinden akan her damla yaş, benim de içimi dağladı. O sahnedeki atmosfer, müzik, Taek'in o çaresiz ama kararlı duruşu... Unutulur gibi değil. Netizenler o zamanlar "Bu nasıl bir ayrılık ya? Arkadaşlık aşkın önüne geçti!" diye yorum yapmıştı. Ama kabul edelim, o ayrılık sahnesi diziyi daha da anlamlı kıldı. Reply 1988'i izlerken resmen kendi arkadaşlıklarımı sorgulamıştım. Acaba ben de arkadaşım için aşkımdan vazgeçebilir miyim diye düşünmüştüm. Neyse ki böyle bir durumla karşılaşmadım. Ama o dizi sayesinde arkadaşlığın değerini daha da anladım.
Bias Kontrolü: Park Bo Gum'un o saf ve temiz yüzü... Off, çocuk resmen melek!
Mood Önerisi: Nostalji yapmak isteyenler için ideal. Yanınızda eski fotoğraflarınızı bulundurun ve geçmişinizi hatırlamaya başlayın.
10. My Mister - Lee Ji An'ın Kimseye Güvenememesi!
My Mister... Karanlık bir hayat, zorlu bir ilişki ve umudun arayışı! Lee Ji An (IU) ve Park Dong Hoon (Lee Sun Kyun) arasındaki o karmaşık ilişki... Ama Ji An'ın kimseye güvenememesi, Dong Hoon'dan ayrılmak zorunda kalması... Beni çok etkilemişti. Ji An'ın geçmişindeki travmalarla başa çıkması, Dong Hoon'a veda etmesi... Çok üzücü bir durumdu. IU'nun oyunculuğu o kadar etkileyiciydi ki, sanırsın kendi travmalarıyla yüzleşiyor. Gözlerinden akan her damla yaş, benim de içimi dağladı. O sahnedeki atmosfer, müzik, Ji An'ın o yalnız ve çaresiz duruşu... Unutulur gibi değil. Netizenler o zamanlar "Bu nasıl bir ayrılık ya? Güvensizlik aşkın önüne geçti!" diye yorum yapmıştı. Ama kabul edelim, o ayrılık sahnesi diziyi daha da anlamlı kıldı. My Mister'ı izlerken resmen kendi travmalarımı sorgulamıştım. Acaba ben de travmalarımla başa çıkabilir miyim diye düşünmüştüm. Neyse ki böyle bir durumla karşılaşmadım. Ama o dizi sayesinde kendime güvenmenin önemini anladım.
Bias Kontrolü: Lee Sun Kyun'un o olgun ve karizmatik duruşu... Off, adam resmen baba figürü!
Mood Önerisi: Karanlık ve derin hikayeler sevenler için kaçırılmaması gereken bir dizi. Yanınızda bir günlük bulundurun ve dizi hakkında düşüncelerinizi yazın.
Tepkiniz Nedir?