Kore Dizilerinde Neden Herkes "Samsung" Telefon Kullanıyor?: Yoksa Samsung CEO'su senaristlere rüşvet mi veriyor?
Kore dizilerinde neden herkes Samsung kullanıyor? Yoksa bu sadece bir tesadüf mü? En popüler K-Drama telefon sponsorlukları ve arka planında dönen dedikodular. Kore dizileri ve Samsung telefonlar hakkında bilmeniz gereken her şey!
1. Samsung Aşkı: Tesadüf mü, Yoksa Kader mi?
Abi, şimdi dürüst olalım. Kore dizisi izlerken hiç dikkatini çekmiyor mu herkesin elinde aynı telefon? Sanki başka marka yokmuş gibi bütün karakterler Samsung kullanıyor. Başroldeki oppamız da, kötü adam ajussi de, saf kızımız da... Herkesin cebinden aynı marka çıkıyor. İlk başta "Aman canım, ne olacak, memleketin malı sonuçta" diyorsun ama sonra bir düşünüyorsun, "Bu işte bir iş var!" Acaba Samsung CEO'su bütün senaristlere para mı yediriyor? Yoksa Kore'de başka telefon kullanan yok mu? Netizenler bu konuyu çoktan masaya yatırmış, teoriler havalarda uçuşuyor. Kimi diyor ki "Samsung milli gurur, o yüzden destekliyorlar", kimi diyor ki "Yok canım, bildiğin reklam işte, parayı basıyorlar". Ama ne olursa olsun, bu Samsung aşkı biraz fazla değil mi sence de? Ben artık dizilerde başka marka telefon görünce şaşırıyorum, "Aa, bu ne cesaret!" diye içimden geçiriyorum.
Bu arada, sadece telefon değil, diğer teknolojik aletler de hep Samsung. Tabletler, akıllı saatler, kulaklıklar... Sanki bütün karakterler Samsung evreninde yaşıyor. Eve giriyorlar, televizyon Samsung; mutfağa gidiyorlar, buzdolabı Samsung. Hatta bazen düşünüyorum, "Acaba karakterlerin isimleri de Samsung'dan mı geliyor?" diye. Belki de senaristler sponsorluk anlaşması yaparken biraz fazla gaza gelmişler, ne dersin? Ama kabul edelim, Samsung'un reklam stratejisi bayağı işe yarıyor. Ben bile bazen kendimi "Acaba bir Samsung telefon mu alsam?" diye düşünürken buluyorum. Neyse ki sonra aklıma geliyor, "Dur bir dakika, ben öğrenciyim, o kadar param yok!"
Tabii ki, işin arka planında büyük bir pazarlama stratejisi var. Kore dizileri sadece Kore'de değil, bütün dünyada izleniyor. Hal böyle olunca, Samsung gibi dev bir şirket bu popülerliği kaçırmak istemiyor. Dizilerde ürün yerleştirme (PPL) yaparak hem marka bilinirliğini artırıyorlar hem de satışları patlatıyorlar. Yani demem o ki, bu Samsung aşkı tesadüf değil, bildiğin planlı programlı bir olay. Ama yine de, bazen düşünüyorum, "Acaba senaristler biraz daha yaratıcı olabilir miydi?" Belki arada bir başka marka telefon da görebilirdik, ne dersin? Sonuçta, hayat sadece Samsung'dan ibaret değil!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizilerde Samsung dışında telefon kullanan nadir karakterlerden biri de "Goblin" dizisindeki Goblin'in (Gong Yoo) kullandığı LG telefondu. O zamanlar netizenler bayağı şaşırmıştı, "Goblin bile Samsung kullanmıyor, vay anasını!" diye yorumlar yapmışlardı.
Mood Önerisi: Bu konuyu düşünürken BTS'in "Baepsae" şarkısını dinleyebilirsin. Şarkı, toplumdaki eşitsizliklere ve haksızlıklara gönderme yapıyor. Samsung'un dizilerdeki hakimiyeti de biraz o hesaba geliyor, ne dersin?
2. PPL (Product Placement) Dedikleri: Reklamın Dibine Vurmak
PPL, yani Product Placement, Türkçe'siyle ürün yerleştirme... Abi bu kelimeyi öğrendiğimden beri bütün dizilere şüpheyle bakıyorum. Sanki her sahnede bir reklam var, her karakter bir markanın sözcüsü gibi davranıyor. Özellikle Kore dizilerinde bu olay o kadar abartılıyor ki bazen dizinin konusunu unutuyorum, sadece reklamlara odaklanıyorum. Mesela bir sahnede başrol oyuncusu kahve içiyor, kamera özellikle bardağın üzerindeki markayı gösteriyor. Ya da bir karakter araba kullanıyor, kamera arabanın logosuna zoom yapıyor. Hatta bazen karakterler kendi aralarında marka hakkında konuşuyorlar, "Bu telefonun kamerası ne kadar güzelmiş!" falan diyorlar. Sanki biz aptalız, anlamayacağız! Ama neyse ki, bazı senaristler bu işi daha zekice yapıyorlar. Reklamı o kadar doğal bir şekilde yerleştiriyorlar ki fark etmiyorsun bile. Ama tabii ki, o senaristler de nadir bulunuyor.
PPL'nin Kore dizilerindeki önemi büyük. Çünkü yapım şirketleri bu sayede bütçe açığını kapatıyorlar. Bir dizinin maliyeti o kadar yüksek ki sponsorluk olmadan çekilmesi neredeyse imkansız. Hal böyle olunca, senaristler de mecburen reklam yapmak zorunda kalıyorlar. Ama tabii ki, bu durum dizinin kalitesini düşürüyor. Çünkü senaristler özgürce yazamıyorlar, sponsorların isteklerine göre hareket etmek zorunda kalıyorlar. Mesela bir sponsor, "Karakterin mutlaka şu ürünü kullanması gerekiyor" diyebilir. Ya da "Bu sahnede markamızın logosu daha belirgin görünmeli" diyebilir. Senaristler de mecburen o isteklere uyuyorlar. Sonuçta, para konuşuyor!
PPL sadece Samsung telefonlarla sınırlı değil. Giysiler, makyaj malzemeleri, yiyecekler, içecekler... Aklına ne gelirse her şeyin reklamı yapılıyor. Hatta bazen düşünüyorum, "Acaba karakterler nefes alırken bile bir markanın sponsorluğunu mu yapıyorlar?" diye. Ama kabul edelim, PPL sayesinde yeni trendleri de öğreniyoruz. Mesela bir dizide gördüğüm bir ruj rengini çok beğenmiştim ve hemen gidip almıştım. Ya da bir karakterin giydiği bir kazağı çok beğenmiştim ve aynısını bulmaya çalışmıştım. Yani demem o ki, PPL bazen işe de yarıyor. Ama yine de, senaristlerin biraz daha yaratıcı olması gerekiyor. Reklamı o kadar bariz bir şekilde yapmasalar daha iyi olur, ne dersin?
Bias Kontrolü / Kozmik Not: PPL konusunda en çok eleştirilen dizilerden biri de "The King: Eternal Monarch" olmuştu. Dizideki bazı sahnelerde ürün yerleştirmesi o kadar abartılıydı ki netizenler "Bu dizi mi reklam filmi mi belli değil!" diye yorumlar yapmışlardı.
Mood Önerisi: Bu konuyu düşünürken PSY'nin "Gentleman" şarkısını dinleyebilirsin. Şarkı, lüks ve gösterişli yaşam tarzına gönderme yapıyor. PPL de biraz o hesaba geliyor, ne dersin?
3. Netizenlerin Radarına Yakalanmak: Komplo Teorileri Havada Uçuşuyor
Netizenler... Ah, o netizenler! Kore internet aleminin Sherlock Holmes'ları, dedektifleri... Hiçbir şeyi kaçırmazlar, her şeyi didik didik incelerler, en ufak bir detayı bile gözden kaçırmazlar. Özellikle Kore dizilerindeki PPL olayını çok yakından takip ediyorlar. Bir dizide Samsung telefon çok fazla görünürse hemen komplo teorileri üretmeye başlıyorlar. "Acaba Samsung senaristlere para mı veriyor?" "Yoksa Samsung dizinin yapım ortağı mı?" "Belki de Samsung dizinin bütün bütçesini karşılıyor!" gibi türlü türlü senaryolar yazıyorlar. Hatta bazı netizenler o kadar ileri gidiyor ki Samsung'un dizide rol alan oyuncularla bile gizli anlaşmalar yaptığını iddia ediyorlar. "Oyuncular Samsung'u övmek için özel eğitim alıyorlar" falan diyorlar. Tabii ki, bu iddiaların çoğu asılsız ama yine de netizenlerin hayal gücüne hayran kalmamak mümkün değil.
Netizenler sadece Samsung'la ilgili değil, diğer markalarla ilgili de komplo teorileri üretiyorlar. Bir dizide bir marka çok fazla görünürse hemen o markanın netizenlere rüşvet verdiğini düşünüyorlar. "Bu marka netizenlere para vererek olumlu yorumlar yazdırıyor" "Yoksa bu marka netizenlerin hesaplarını mı satın alıyor?" gibi iddialar ortaya atıyorlar. Hatta bazı netizenler o kadar paranoyak ki dizilerdeki her şeyin bir anlamı olduğunu düşünüyorlar. "Bu sahnedeki kırmızı renk aslında şu markanın reklamı" "Yoksa bu karakterin giydiği kıyafetin deseni şu markanın logosunu mu temsil ediyor?" gibi yorumlar yapıyorlar. Yani demem o ki, netizenlerin kafası bayağı karışık.
Ama netizenlerin bu kadar dikkatli olmasının da bir sebebi var. Çünkü Kore'de internet kültürü çok gelişmiş ve insanlar her şeyi çok ciddiye alıyorlar. Bir dizideki en ufak bir hata bile büyük bir tartışmaya yol açabiliyor. Özellikle PPL gibi hassas konularda netizenler çok hassas davranıyorlar. Çünkü insanların reklamlarla manipüle edilmesinden hoşlanmıyorlar. Onlar dizilerin sadece eğlence amaçlı olmasını istiyorlar, reklamlarla dolu olmasını değil. Bu yüzden de dizilerdeki PPL olayını çok yakından takip ediyorlar ve senaristleri sürekli eleştiriyorlar. Yani demem o ki, netizenlerle başa çıkmak kolay değil.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Netizenlerin en sevdiği konularından biri de oyuncuların geçmişteki reklam anlaşmaları. Bir oyuncu geçmişte bir markanın reklamında oynadıysa netizenler o markayı oyuncunun bütün kariyeri boyunca takip ediyorlar. "Bu oyuncu hala bu markayla çalışıyor mu?" "Yoksa bu oyuncu başka bir markayla anlaşma mı yaptı?" gibi sorular soruyorlar.
Mood Önerisi: Bu konuyu düşünürken G-Dragon'un "Crooked" şarkısını dinleyebilirsin. Şarkı, toplumdaki beklentilere ve kurallara uymayan birinin hikayesini anlatıyor. Netizenler de bazen o hesaba geliyor, ne dersin?
4. Samsung'un Savunması: "Biz Sadece Destek Oluyoruz!"
Samsung cephesinden bakınca olaylar biraz daha farklı tabii ki. Onlar diyorlar ki "Biz sadece Kore kültürüne destek oluyoruz! Amacımız Kore dizilerinin daha kaliteli yapımlara dönüşmesini sağlamak. Hem ne var yani, Kore malı kullanmak kötü bir şey mi? Bizim ürünlerimiz zaten dünya standartlarında. Hem oyuncularımız da ürünlerimizden memnun. Bu kadar büyütmeye gerek yok!" Sanki biz safız, yiyeceğiz! Ama tabii ki, Samsung'un da haklı olduğu noktalar var. Kore dizilerinin yapım maliyetleri gerçekten çok yüksek ve sponsorluk olmadan bu işin altından kalkmak zor. Samsung gibi büyük şirketlerin desteği olmadan birçok dizi çekilemez bile. Hem Kore dizileri sadece Kore'de değil, bütün dünyada izleniyor. Bu da Samsung için büyük bir reklam fırsatı demek. Yani demem o ki, Samsung'un yaptığı aslında çok da mantıksız değil.
Samsung sadece dizilere değil, filmlere ve müzik videolarına da sponsor oluyor. Hatta bazı K-Pop gruplarıyla özel anlaşmalar yapıyorlar. Gruplar Samsung'un ürünlerini kullanıyorlar, Samsung da grupların konserlerine sponsor oluyor. Yani demem o ki, Samsung Kore eğlence sektörünün her alanında var. Bu durum bazı netizenleri rahatsız etse de Samsung umursamıyor. Onlar diyorlar ki "Biz işimizi yapıyoruz! Amacımız markamızı daha da büyütmek ve Kore kültürüne destek olmak." Tabii ki, bu sözlerin arkasında büyük bir pazarlama stratejisi yatıyor ama yine de Samsung'un hakkını vermek lazım. Onlar Kore ekonomisine büyük katkı sağlıyorlar.
Samsung'un savunması ne kadar mantıklı olursa olsun, netizenler ikna olmuyor. Onlar diyorlar ki "Samsung reklamı abartıyor! Dizilerde o kadar çok Samsung ürünü var ki artık midemiz bulanıyor. Senaristler biraz daha yaratıcı olmalı ve reklamı daha doğal bir şekilde yapmalı." Tabii ki, netizenlerin bu eleştirileri de haklı. Bazı dizilerde PPL o kadar bariz ki dizinin konusunu bile unutturuyor. Senaristler biraz daha dikkatli olmalı ve reklamı daha doğal bir şekilde yapmalı. Aksi takdirde netizenlerin tepkisini çekmeye devam edecekler.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Samsung'un en büyük rakiplerinden biri olan Apple, Kore pazarına girmekte zorlanıyor. Netizenler Apple'ı "Amerikan malı" olduğu için boykot ediyorlar. Bu da Samsung'un Kore pazarındaki hakimiyetini daha da güçlendiriyor.
Mood Önerisi: Bu konuyu düşünürken Epik High'ın "Born Hater" şarkısını dinleyebilirsin. Şarkı, toplumdaki eleştirilere ve nefret söylemlerine karşı bir duruş sergiliyor. Netizenler de bazen o hesaba geliyor, ne dersin?
5. Senaristlerin Çıkmazı: Sanat mı, Reklam mı?
Senaristler... Ah, o senaristler! Bir yandan sanat yapmaya çalışıyorlar, bir yandan da reklam yapmak zorunda kalıyorlar. Sanki ip üstünde cambazlık yapıyorlar gibi. Bir taraftan izleyicileri memnun etmek istiyorlar, diğer taraftan sponsorları memnun etmek zorundalar. Yani demem o ki, senaristlerin işi hiç de kolay değil. Bir senaristin en büyük kabusu PPL sahneleri yazmaktır. Çünkü o sahnelerde yaratıcılıklarını konuşturmak yerine sadece markanın istediğini yapmak zorundalar. Mesela bir sponsor, "Karakterin mutlaka şu ürünü kullanması gerekiyor" diyebilir. Ya da "Bu sahnede markamızın logosu daha belirgin görünmeli" diyebilir. Senaristler de mecburen o isteklere uyuyorlar. Sonuçta, para konuşuyor!
Senaristler sadece PPL sahneleriyle uğraşmakla kalmıyor, aynı zamanda netizenlerin de eleştirilerine maruz kalıyorlar. Bir dizide PPL çok abartılırsa netizenler hemen senaristleri eleştirmeye başlıyorlar. "Senaristler sanat yapmayı bırakmış, sadece reklam yapıyorlar" "Yoksa senaristler sponsorlardan rüşvet mi alıyorlar?" gibi yorumlar yapıyorlar. Senaristler de bu eleştirilerden dolayı çok üzülüyorlar. Onlar aslında sadece işlerini yapmaya çalışıyorlar ama netizenler onları sürekli suçluyorlar. Yani demem o ki, senaristlerin hayatı hiç de kolay değil.
Ama bazı senaristler PPL'yi daha zekice kullanmayı başarıyorlar. Reklamı o kadar doğal bir şekilde yerleştiriyorlar ki izleyiciler fark etmiyorlar bile. Mesela bir karakterin kullandığı bir ürünü o kadar iyi anlatıyorlar ki izleyiciler o ürünü merak etmeye başlıyorlar. Ya da bir sahnede bir markanın logosunu o kadar ustaca yerleştiriyorlar ki izleyiciler o markayı fark etmiyorlar bile. Yani demem o ki, bazı senaristler reklamı sanata dönüştürmeyi başarıyorlar.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı senaristler PPL sahnelerini tiye almak için kendi dizilerinde ironik göndermeler yapıyorlar. Mesela bir sahnede bir karakter, "Bu reklam da ne kadar abartılı olmuş!" diyerek PPL'yi eleştiriyor. Bu da senaristlerin PPL konusundaki çaresizliklerini gösteriyor.
Mood Önerisi: Bu konuyu düşünürken IU'nun "Palette" şarkısını dinleyebilirsin. Şarkı, bir sanatçının kendi renklerini bulma ve kendini ifade etme çabasını anlatıyor. Senaristler de bazen o hesaba geliyor, ne dersin?
6. İzleyicinin Tepkisi: "Reklamı Kısın, Konuya Odaklanın!"
İzleyiciler... Ah, o izleyiciler! Onlar dizileri sadece eğlenmek için izlemek istiyorlar, reklamlarla dolu sahneler görmek istemiyorlar. Bir dizide PPL çok abartılırsa hemen tepki gösteriyorlar. "Bu dizi mi reklam filmi mi belli değil!" "Reklamı kısın, konuya odaklanın!" gibi yorumlar yapıyorlar. Hatta bazı izleyiciler o kadar sinirleniyor ki diziyi bırakıyorlar. Yani demem o ki, izleyicilerin sabrı taşmak üzere.
İzleyiciler sadece PPL'ye değil, aynı zamanda dizilerin kalitesinin düşmesine de tepki gösteriyorlar. Bir dizide senaryo zayıfsa, oyunculuk kötüysa ve yönetmenlik başarısızsa izleyiciler hemen eleştirmeye başlıyorlar. "Bu dizi çok kötü olmuş!" "Senaristler ne yazmış böyle!" "Oyuncular rollerini becerememişler!" gibi yorumlar yapıyorlar. Hatta bazı izleyiciler o kadar acımasız ki dizide rol alan oyunculara bile hakaret ediyorlar. Yani demem o ki, izleyicilerin beklentileri çok yüksek.
Ama bazı izleyiciler dizilerin iyi yönlerini de görüyorlar. Bir dizide senaryo başarılıysa, oyunculuk iyiyse ve yönetmenlik harikaysa izleyiciler hemen övmeye başlıyorlar. "Bu dizi çok güzel olmuş!" "Senaristler harika bir iş çıkarmışlar!" "Oyuncular rollerini çok iyi oynamışlar!" gibi yorumlar yapıyorlar. Hatta bazı izleyiciler o kadar etkileniyor ki dizide rol alan oyunculara hayran kalıyorlar. Yani demem o ki, izleyicilerin beğenisini kazanmak hiç de kolay değil.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı izleyiciler PPL sahnelerini tiye almak için kendi aralarında komik videolar çekiyorlar. Mesela bir sahnede bir karakter Samsung telefonunu çok abartılı bir şekilde övüyorsa izleyiciler o sahneyi taklit ederek dalga geçiyorlar. Bu da izleyicilerin PPL konusundaki rahatsızlıklarını gösteriyor.
Mood Önerisi: Bu konuyu düşünürken Red Velvet'in "Red Flavor" şarkısını dinleyebilirsin. Şarkı, yazın enerjisini ve coşkusunu yansıtıyor. İzleyiciler de dizilerden aynı enerjiyi ve coşkuyu bekliyorlar, ne dersin?
7. Markaların Savaşı: Samsung vs. Diğerleri
Samsung tek başına değil tabii ki. Rekabetin olduğu yerde markalar savaşı da kaçınılmaz. Kore dizilerinde sadece Samsung telefonlar görünmüyor. Arada sırada LG, Apple ve diğer markaların telefonları da boy gösteriyor. Ama tabii ki, Samsung'un hakimiyeti o kadar büyük ki diğer markaların şansı pek yok. Sanki Samsung Kore dizilerinin kralı, diğer markalar da sadece soytarıları gibi. Ama yine de, bazı markalar pes etmiyorlar ve Samsung'a karşı savaşmaya devam ediyorlar. Özellikle Çinli markalar Kore pazarına girmek için büyük çaba sarf ediyorlar. Dizilere sponsor oluyorlar, oyuncularla anlaşmalar yapıyorlar ve reklam kampanyaları düzenliyorlar. Ama Samsung'un gücü o kadar büyük ki Çinli markaların işi çok zor.
Markalar sadece telefonlarla değil, diğer ürünlerle de savaşıyorlar. Giysiler, makyaj malzemeleri, yiyecekler, içecekler... Aklına ne gelirse her şeyin rekabeti var. Bir dizide bir marka çok popüler olursa diğer markalar hemen o markaya karşı atağa geçiyorlar. Reklam kampanyaları düzenliyorlar, indirimler yapıyorlar ve yeni ürünler çıkarıyorlar. Yani demem o ki, markalar savaşı hiç bitmiyor.
Markalar savaşının en büyük kazananı izleyiciler oluyor. Çünkü markalar rekabet ettikçe ürünlerin kalitesi artıyor ve fiyatları düşüyor. İzleyiciler de daha iyi ürünleri daha ucuza satın alabiliyorlar. Yani demem o ki, markalar savaşının faydaları da var.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı Koreli ünlüler hem Samsung hem de Apple ürünlerini kullanıyorlar. Bu da markalar arasında tarafsız kalmaya çalıştıklarını gösteriyor. Ama netizenler bu durumu hemen fark ediyorlar ve ünlülere tepki gösteriyorlar. "Sen hangi taraftasın?" "Samsung mu, Apple mı?" gibi sorular soruyorlar.
Mood Önerisi: Bu konuyu düşünürken TWICE'ın "Fancy" şarkısını dinleyebilirsin. Şarkı, farklı markaların ve stillerin bir araya gelmesini kutluyor. Markalar savaşı da bazen o hesaba geliyor, ne dersin?
8. Kültürel Kimlik mi, Ticari Çıkar mı?
Samsung'un Kore dizilerindeki hakimiyeti sadece ticari bir mesele mi, yoksa kültürel bir kimlik meselesi mi? Bu soru netizenler arasında büyük bir tartışma konusu. Bazı netizenler Samsung'un Kore malı olduğu için desteklenmesi gerektiğini düşünüyorlar. "Samsung Kore'nin gururu!" "Kore malı kullanmak milli bir görev!" gibi yorumlar yapıyorlar. Diğer netizenler ise Samsung'un reklamı abarttığını ve dizilerin kalitesini düşürdüğünü düşünüyorlar. "Samsung reklamı kısın, konuya odaklanın!" "Dizilerde başka marka telefon da görmek istiyoruz!" gibi yorumlar yapıyorlar. Yani demem o ki, bu konuda net bir fikir birliği yok.
Kültürel kimlik mi, ticari çıkar mı sorusu sadece Samsung için değil, diğer Koreli markalar için de geçerli. Koreli markalar Kore kültürünü yansıtmak ve dünyaya tanıtmak için büyük çaba sarf ediyorlar. Dizilere sponsor oluyorlar, oyuncularla anlaşmalar yapıyorlar ve reklam kampanyaları düzenliyorlar. Ama aynı zamanda ticari çıkarlarını da gözetmek zorundalar. Kar etmek, büyümek ve rekabette öne geçmek istiyorlar. Yani demem o ki, Koreli markalar zor bir denge kurmak zorundalar.
Kültürel kimlik ve ticari çıkar arasındaki denge sadece Kore için değil, diğer ülkeler için de önemli. Her ülke kendi kültürünü korumak ve dünyaya tanıtmak istiyor. Ama aynı zamanda ticari çıkarlarını da gözetmek zorunda. Yani demem o ki, bu evrensel bir sorun.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı Koreli markalar Kore kültürünü yansıtan özel ürünler üretiyorlar. Mesela Kore geleneksel kıyafetlerini modernize ederek yeni tasarımlar yapıyorlar. Ya da Kore geleneksel yemeklerini farklı şekillerde sunarak dünyaya tanıtıyorlar.
Mood Önerisi: Bu konuyu düşünürken BTS'in "IDOL" şarkısını dinleyebilirsin. Şarkı, Kore kültürünü dünyaya tanıtma ve kendini ifade etme coşkusunu yansıtıyor. Kültürel kimlik ve ticari çıkar da bazen o hesaba geliyor, ne dersin?
9. Gelecekte Neler Olacak? Samsung Hükümranlığı Devam Edecek mi?
Gelecekte neler olacak? Samsung Kore dizilerindeki hakimiyetini sürdürecek mi? Yoksa diğer markalar Samsung'a karşı bir atak mı başlatacak? Bu soruların cevabını kimse bilmiyor. Ama bazı tahminler yapmak mümkün. Öncelikle Samsung'un Kore ekonomisindeki gücü düşünüldüğünde hakimiyetini sürdürmesi muhtemel. Ancak diğer markaların da boş durmayacağı ve Samsung'a karşı rekabet etmeye devam edeceği de kesin. Özellikle Çinli markaların Kore pazarına daha fazla girmesiyle rekabetin daha da artması bekleniyor.
Gelecekte PPL'nin nasıl bir şekil alacağı da merak konusu. İzleyicilerin tepkisi göz önüne alındığında senaristlerin PPL'yi daha doğal bir şekilde yapmaya çalışacakları tahmin ediliyor. Belki de PPL sahneleri azalacak veya daha az göze batacak şekilde dizilere yerleştirilecek. Ancak PPL'nin tamamen ortadan kalkması pek mümkün görünmüyor. Çünkü PPL yapım şirketleri için önemli bir gelir kaynağı olmaya devam edecek.
Gelecekte Kore dizilerinin kalitesinin artması ve daha çeşitli konuların işlenmesi bekleniyor. İzleyiciler artık sadece romantik komediler değil, daha derinlikli ve düşündürücü diziler izlemek istiyorlar. Senaristlerin de bu beklentiyi karşılamak için daha fazla çaba sarf edecekleri tahmin ediliyor.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı yapay zeka şirketleri gelecekte PPL sahnelerini otomatik olarak tespit eden ve kaldıran bir teknoloji geliştirmeye çalışıyorlar. Bu teknoloji sayesinde izleyiciler reklamlarla dolu sahnelerden kurtulabilecekler.
Mood Önerisi: Bu konuyu düşünürken BLACKPINK'in "DDU-DU DDU-DU" şarkısını dinleyebilirsin. Şarkı, geleceğe umutla bakma ve engelleri aşma gücünü yansıtıyor. Samsung'un hükümranlığı da bazen o hesaba geliyor, ne dersin?
10. Kozmik Kanka'dan Son Söz: Dizileri İzlemeye Devam mı, Yoksa Bırakmalı mı?
Arkadaşlar, uzun lafın kısası, Kore dizilerinde Samsung telefonların bu kadar çok görünmesi tesadüf değil, bildiğiniz reklam stratejisi. Ama bu durum dizileri izlemeyi bırakmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Sonuçta, dizilerde sadece reklam yok, aynı zamanda güzel senaryolar, yetenekli oyuncular ve harika müzikler de var. Yani demem o ki, dizileri izlemeye devam edelim ama reklamların da farkında olalım. Belki de bu sayede daha bilinçli tüketiciler olabiliriz, ne dersin?
Benim size tavsiyem, dizileri izlerken eğlenmeye çalışın ve reklamları çok takmayın. Sonuçta, hayat sadece dizilerden ibaret değil. Başka şeyler de var. Kitap okuyun, müzik dinleyin, arkadaşlarınızla vakit geçirin ve kendinizi geliştirin. Yani demem o ki, hayatı dolu dolu yaşayın.
Ve unutmayın, Kozmik Kanka her zaman yanınızda! Merak ettiğiniz, öğrenmek istediğiniz ne varsa bana sorun. Ben size en samimi ve dürüst cevapları vereceğim. Çünkü ben sizin için buradayım. Sizi seviyorum ve size değer veriyorum. Kendinize iyi bakın ve görüşmek üzere!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bazı Koreli ünlüler sosyal medya hesaplarında Samsung ürünlerini kullanırken aynı zamanda Apple ürünlerini de gösteriyorlar. Bu da onların reklam anlaşmalarına uymak zorunda olduklarını ama aynı zamanda kendi tercihlerini de yansıtmak istediklerini gösteriyor.
Mood Önerisi: Bu konuyu düşünürken Girls' Generation'ın "Gee" şarkısını dinleyebilirsin. Şarkı, hayatın keyfini çıkarma ve mutlu olma mesajı veriyor. Dizileri izlemek de bazen o hesaba geliyor, ne dersin?
Tepkiniz Nedir?