Gerçek Hayattan Esinlenilen 12 Anime Mekanı ve Konumları! (Japonya Turu): Anime Evrenine Biletin Cepte!
Anime hayranları buraya! Japonya'da gerçek hayattan esinlenilmiş anime mekanlarını keşfetmeye hazır mısınız? Favori animelerinizin dünyasına adım atın!
1. Spirited Away – Dogo Onsen (Ehime)
Abi Dogo Onsen'e gitmeden Spirited Away fanı olunmaz, net! Chihiro'nun o büyülü dünyaya adım attığı yer var ya, işte burası birebir onun ilham kaynağı. Ehime'de bulunan bu onsen (kaplıca), sadece mimarisiyle değil, atmosferiyle de seni içine çekiyor. İçeri girince sanki Yubaba'nın hamamında kaybolmuş gibi hissediyorsun. Özellikle gece ışıklandırmasıyla tam bir görsel şölen! Bir de etrafta dolaşan kedilere dikkat et, belki onlar da ruh dünyasından gelmişlerdir, kim bilir?
Dogo Onsen'in tarihi de çok eski. 3000 yıllık bir geçmişi olduğu söyleniyor. Efsaneye göre, bir tanrı iyileştirici sularını keşfetmiş ve o zamandan beri şifa dağıtmaya devam ediyor. Günümüzde ise sadece anime fanlarının değil, sağlık ve huzur arayanların da uğrak noktası olmuş durumda. Onsenin içindeki hamamlar, özel odalar ve dinlenme alanları da cabası. Hatta İmparatorluk Ailesi için ayrılmış özel bir bölüm bile var. Kendini şımartmak isteyenlere duyurulur!
Buraya kadar gelmişken sadece onseni görmek olmaz tabii. Ehime'nin diğer güzelliklerini de keşfetmek lazım. Matsuyama Kalesi, Ishiteji Tapınağı ve Shimanami Kaido bisiklet yolu görülmeye değer yerlerden sadece birkaçı. Yemek konusunda da mideniz bayram edecek. Taze deniz ürünleri, yerel ramen çeşitleri ve portakal tatlıları mutlaka denenmeli. Unutmadan, dönüşte sevdiklerinize Dogo Onsen temalı hediyelik eşyalardan almayı da ihmal etmeyin.
Kozmik Not: Dogo Onsen'in efsanelerle dolu olduğunu biliyor muydunuz? Rivayete göre, bir beyaz balık bacağını burada iyileştirmiş ve böylece onsenin şifalı suları keşfedilmiş. Bu yüzden Dogo Onsen'de balık figürlerine sıkça rastlayabilirsiniz.
Mood Önerisi: Rahatlatıcı bir müzik eşliğinde, sıcak bir fincan çay ile bu onsenin büyülü atmosferini hayal edin. Joe Hisaishi'nin Spirited Away soundtrack'i tam da bu ana yakışır!
2. Your Name – Hida (Gifu)
Ağlamak istiyorum ama ağlayamıyorum... Çünkü burası o kadar güzel ki! Your Name filminin kalbi resmen Hida'da atıyor. Taki ve Mitsuha'nın kaderlerinin kesiştiği, o muhteşem manzaraların olduğu yer. Özellikle Hida Furukawa İstasyonu, filmi izleyen herkesin içini titretir. Trenden iner inmez sanki Taki ile aynı durakta bekliyormuşsun gibi hissediyorsun. Etrafta dolaşırken Mitsuha'nın ayak izlerini takip ediyormuş gibi oluyorsun.
Hida sadece istasyonuyla değil, geleneksel evleri, sakin sokakları ve yemyeşil doğasıyla da büyüleyici bir yer. Şehirde gezerken eski Japonya'nın ruhunu hissediyorsun. Ahşap işçiliğiyle ünlü olan Hida'da, el yapımı hediyelik eşyalar bulmak da mümkün. Ayrıca yöresel lezzetleri de mutlaka tatmalısın. Özellikle Hida beef (Hida sığırı) denenmeye değer. Yumuşacık eti ve eşsiz lezzetiyle damağında unutulmaz bir tat bırakacak.
Hida'ya gitmişken sadece şehir merkezinde kalmak olmaz. Yakınlardaki Shirakawa-go köyünü de ziyaret etmelisin. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bu köy, geleneksel Gassho-zukuri evleriyle ünlü. Kışın karla kaplı hali ise tam bir kartpostal güzelliğinde. Ayrıca Hida Dağları'nda doğa yürüyüşleri yapabilir, şelaleleri ve gölleri keşfedebilirsin. Doğa ile iç içe huzurlu bir kaçamak yapmak isteyenler için ideal bir yer.
Kozmik Not: Filmin yönetmeni Makoto Shinkai, Hida'yı o kadar gerçekçi bir şekilde yansıtmış ki, bazı hayranlar filmin çekildiği yerleri bulmak için adeta dedektif gibi çalışmışlar. Hatta filmde görünen bazı evlerin sahipleri, evlerinin önünde fotoğraf çekilmek isteyen turistlerden dolayı şikayetçi olmuşlar.
Mood Önerisi: Yıldızların altında, kulaklıklarını tak ve RADWIMPS'in Your Name soundtrack'ini dinle. O duygusal anları yeniden yaşa ve Hida'nın büyülü atmosferine kendini bırak.
3. Neon Genesis Evangelion – Hakone (Kanagawa)
Evangelion fanları, toplanın! NERV'in merkezi, Third Impact'in yaşandığı yer... Hakone! Tokyo'nun yanı başında bulunan bu dağlık bölge, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda Evangelion'un ikonik mekanlarıyla da ünlü. Hakone'ye gelirken sanki bir EVA pilotu gibi hissediyorsun. Özellikle Ashinoko Gölü'ne bakarken, o devasa mecha'ların savaştığı sahneleri hayal ediyorsun.
Hakone, sadece anime fanları için değil, doğa severler için de bir cennet. Volkanik aktivitenin olduğu Owakudani bölgesinde, kükürt kokusu eşliğinde kaynar suları görebilirsin. Hakone Açık Hava Müzesi ise modern sanat eserleriyle doğayı bir araya getiriyor. Ayrıca Hakone'nin meşhur onsenlerinde rahatlayabilir, Japon hamam kültürünü deneyimleyebilirsin. Özellikle kış aylarında kar manzarası eşliğinde sıcak suya girmek, bambaşka bir keyif.
Hakone'ye ulaşım da oldukça kolay. Tokyo'dan trenle veya otobüsle rahatlıkla gidebilirsin. Bölgede dolaşmak için ise Hakone Free Pass almanı öneririm. Bu pass ile otobüs, tren, teleferik ve tekne gibi ulaşım araçlarını sınırsız kullanabilirsin. Ayrıca birçok müze ve turistik mekanda da indirimlerden faydalanabilirsin. Unutmadan, dönüşte sevdiklerinize Hakone'nin meşhur siyah yumurtalarından (Kuro-tamago) almayı da ihmal etmeyin. Efsaneye göre, bu yumurtalardan yiyenlerin ömrü 7 yıl uzuyormuş.
Kozmik Not: Evangelion'un yaratıcısı Hideaki Anno, Hakone'yi çocukluğundan beri çok sevdiğini ve bu yüzden dizinin mekanlarını buraya yerleştirdiğini söylemiş. Anno'nun hayal gücü ve Hakone'nin doğal güzellikleri bir araya gelince, unutulmaz bir anime dünyası ortaya çıkmış.
Mood Önerisi: Yüksek tempolu, aksiyon dolu bir müzik eşliğinde, Hakone'nin zorlu yollarında yürüyüş yap. Yüksek adrenalin seviyesi ve doğanın gücü, seni tam bir EVA pilotu gibi hissettirecek.
4. Attack on Titan – Himeji Kalesi (Hyogo)
Shingeki no Kyojin fanları, dikkat! Titanların saldırısından korunmak için en sağlam sığınaklardan biri, Himeji Kalesi! Bu muhteşem kale, Attack on Titan'daki duvarlara o kadar benziyor ki, sanki Eren ve Mikasa her an buradan fırlayacakmış gibi hissediyorsun. Beyaz rengi ve etkileyici mimarisiyle Himeji Kalesi, Japonya'nın en güzel kalelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Himeji Kalesi, sadece Attack on Titan hayranları için değil, tarih ve mimari meraklıları için de bir cazibe merkezi. 14. yüzyılda inşa edilen kale, Japonya'nın feodal dönemine tanıklık etmiş. Kale içindeki odaları, kuleleri ve savunma mekanizmalarını gezerken, o dönemin savaş stratejileri hakkında fikir sahibi olabilirsin. Ayrıca kaleden şehre baktığında, muhteşem bir manzara ile karşılaşıyorsun. Özellikle bahar aylarında, sakura ağaçlarının açtığı dönemde, kale tam bir görsel şölen sunuyor.
Himeji'ye gitmişken sadece kaleyi görmek olmaz. Şehrin diğer güzelliklerini de keşfetmek lazım. Kokoen Bahçesi, Engyo-ji Tapınağı ve Himeji Şehir Sanat Müzesi görülmeye değer yerlerden sadece birkaçı. Yemek konusunda da mideniz bayram edecek. Himeji ramen, deniz ürünleri ve yerel tatlılar mutlaka denenmeli. Unutmadan, dönüşte sevdiklerinize Himeji Kalesi temalı hediyelik eşyalardan almayı da ihmal etmeyin.
Kozmik Not: Himeji Kalesi'nin duvarları o kadar sağlam ki, bugüne kadar hiçbir savaşta yıkılmamış. Bu yüzden kale, "Beyaz Balıkçıl Kalesi" olarak da anılıyor. Efsaneye göre, kale üzerinde beyaz bir kuş belirir ve kaleyi yaklaşan tehlikelerden korurmuş.
Mood Önerisi: Gerilim dolu, epik bir müzik eşliğinde, kalenin surlarında yürü. Titanlara karşı savaşmaya hazır bir asker gibi hisset ve insanlığın umudunu temsil et.
5. Kiki's Delivery Service – Visby (Gotland, İsveç)
Anime dünyasının en sevimli cadısı Kiki'nin maceralarını unutmadık değil mi? Kiki's Delivery Service'deki o şirin sahil kasabası, aslında İsveç'in Gotland adasındaki Visby'den esinlenilmiş. Ortaçağ'dan kalma taş evleri, dar sokakları ve kırmızı çatılı binalarıyla Visby, sanki bir masalın içinden fırlamış gibi. Burada dolaşırken Kiki'nin süpürgesiyle gökyüzünde süzüldüğünü hayal ediyorsun.
Visby, sadece anime fanları için değil, tarih ve doğa severler için de bir cazibe merkezi. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan şehir, tarihi surları, kiliseleri ve müzeleriyle dolu. Ayrıca Visby'nin meşhur botanik bahçesi, birbirinden farklı bitki türlerine ev sahipliği yapıyor. Yaz aylarında ise şehir, canlı müzik festivalleri ve açık hava etkinlikleriyle dolup taşıyor.
Visby'ye gitmişken sadece şehir merkezinde kalmak olmaz. Gotland adasının diğer güzelliklerini de keşfetmek lazım. Adanın güneyindeki Sudersand plajı, bembeyaz kumu ve turkuaz deniziyle Karayip adalarını aratmıyor. Ayrıca adanın kuzeyindeki Fårö adası, Bergman hayranları için bir ziyaret noktası. Ünlü yönetmen Ingmar Bergman'ın yaşadığı ve filmlerini çektiği bu ada, doğal güzellikleriyle de büyüleyici. Unutmadan, dönüşte sevdiklerinize Gotland koyun yününden yapılmış hediyelik eşyalardan almayı da ihmal etmeyin.
Kozmik Not: Miyazaki, Kiki's Delivery Service'i yaparken Avrupa'yı gezmiş ve birçok şehirden ilham almış. Ancak Visby, filmin atmosferine en çok uyan yer olmuş. Miyazaki, Visby'nin tarihi dokusunu ve doğal güzelliklerini o kadar beğenmiş ki, filmin birçok sahnesini birebir buraya uyarlamış.
Mood Önerisi: Hafif ve neşeli bir müzik eşliğinde, Visby'nin dar sokaklarında kaybol. Rüzgarın saçlarını okşadığı, denizin kokusunu içine çektiğin o an, Kiki'nin özgür ruhunu hissetmeni sağlayacak.
6. Grave of the Fireflies – Kobe (Hyogo)
Grave of the Fireflies... İzlerken içimizi paramparça eden, savaşın acımasızlığını gözler önüne seren o unutulmaz anime. Filmin geçtiği yer olan Kobe, sadece trajik hikayesiyle değil, aynı zamanda doğal güzellikleriyle de ünlü bir şehir. Kobe'ye gelirken Seita ve Setsuko'nun yaşadığı zorlukları hatırlıyorsun ve içten içe hüzünleniyorsun.
Kobe, sadece anime hayranları için değil, gastronomi tutkunları için de bir cennet. Kobe beef (Kobe sığırı), dünyanın en lezzetli ve pahalı etlerinden biri olarak kabul ediliyor. Şehirdeki restoranlarda bu eşsiz lezzeti deneyimleyebilirsin. Ayrıca Kobe'nin meşhur sake (Japon pirinç şarabı) fabrikalarını ziyaret edebilir, sake yapım sürecini öğrenebilirsin. Unutmadan, Kobe'nin gece manzarasını izlemek de unutulmaz bir deneyim.
Kobe'ye gitmişken sadece şehir merkezinde kalmak olmaz. Yakınlardaki Arima Onsen'i de ziyaret etmelisin. Japonya'nın en eski kaplıcalarından biri olan Arima Onsen, şifalı sularıyla ünlü. Burada rahatlayabilir, Japon hamam kültürünü deneyimleyebilirsin. Ayrıca Kobe'nin etrafındaki dağlarda doğa yürüyüşleri yapabilir, şelaleleri ve tapınakları keşfedebilirsin. Doğa ile iç içe huzurlu bir kaçamak yapmak isteyenler için ideal bir yer.
Kozmik Not: Grave of the Fireflies, yönetmen Isao Takahata'nın kendi çocukluk anılarından esinlenerek yapılmış. Takahata, savaşın acımasızlığını ve insanlığın direncini en gerçekçi şekilde yansıtmak istemiş. Film, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir savaş karşıtı manifesto olarak da kabul ediliyor.
Mood Önerisi: Hüzünlü ve duygusal bir müzik eşliğinde, Kobe'nin sokaklarında yürü. Savaşın izlerini taşıyan bu şehirde, insanlığın dayanma gücünü ve umudunu hisset.
7. Cowboy Bebop – Los Angeles (ABD)
Cowboy Bebop... Uzay kovboylarının maceralarını anlatan, müzikleriyle efsaneleşen o kült anime. Spike Spiegel ve arkadaşlarının yaşadığı o fütüristik şehir, aslında Los Angeles'tan esinlenilmiş. Los Angeles'ın kaotik atmosferi, farklı kültürlerin bir arada yaşaması ve neon ışıkları, Cowboy Bebop'un dünyasına ilham vermiş.
Los Angeles, sadece anime fanları için değil, sinema ve müzik tutkunları için de bir cazibe merkezi. Hollywood Bulvarı, Universal Studios ve Griffith Gözlemevi gibi ikonik mekanları ziyaret edebilirsin. Ayrıca Los Angeles'ın meşhur plajlarında güneşlenebilir, sörf yapabilirsin. Unutmadan, Los Angeles'ın gece hayatı da oldukça hareketli. Birçok bar ve kulüpte canlı müzik dinleyebilir, dans edebilirsin.
Los Angeles'a gitmişken sadece şehir merkezinde kalmak olmaz. Yakınlardaki Disneyland ve Universal Studios Hollywood'u da ziyaret etmelisin. Bu eğlence parklarında, favori filmlerinin ve çizgi filmlerinin dünyasına adım atabilirsin. Ayrıca Los Angeles'ın etrafındaki doğal parklarda doğa yürüyüşleri yapabilir, şelaleleri ve kanyonları keşfedebilirsin. Doğa ile iç içe huzurlu bir kaçamak yapmak isteyenler için ideal bir yer.
Kozmik Not: Cowboy Bebop'un müzikleri, anime tarihinin en iyi soundtrack'lerinden biri olarak kabul ediliyor. Yoko Kanno ve Seatbelts grubunun yaptığı müzikler, caz, blues, rock ve funk gibi farklı türleri bir araya getiriyor. Müzikler, animenin atmosferine o kadar uyumlu ki, sanki karakterlerle birlikte uzayda yolculuk yapıyormuş gibi hissediyorsun.
Mood Önerisi: Caz ve blues tınılarının hakim olduğu, hareketli bir müzik eşliğinde, Los Angeles'ın neon ışıklarıyla aydınlanan sokaklarında yürü. Spike Spiegel gibi özgür ve cool hisset ve geleceğe umutla bak.
8. Steins;Gate – Akihabara (Tokyo)
Steins;Gate... Zaman yolculuğunun karmaşıklığını ve arkadaşlığın önemini anlatan, zekice kurgulanmış bir anime. Okabe Rintaro ve arkadaşlarının takıldığı yer olan Akihabara, sadece anime ve manga mağazalarıyla değil, aynı zamanda teknoloji dükkanları ve oyun salonlarıyla da ünlü bir semt. Akihabara'ya gelirken kendini bir bilim kurgu filminin içinde gibi hissediyorsun.
Akihabara, sadece anime fanları için değil, teknoloji meraklıları için de bir cennet. Semtteki dükkanlarda en son çıkan elektronik ürünleri bulabilir, oyun salonlarında saatlerce eğlenebilirsin. Ayrıca Akihabara'da birçok cosplay dükkanı ve anime temalı kafe bulunuyor. Burada favori karakterlerinin kostümlerini giyebilir, anime müzikleri eşliğinde yemek yiyebilirsin. Unutmadan, Akihabara'nın gece hayatı da oldukça renkli. Birçok bar ve kulüpte anime müzikleri dinleyebilir, cosplay partilerine katılabilirsin.
Akihabara'ya gitmişken sadece semtteki dükkanları gezmek olmaz. Yakınlardaki Ueno Parkı ve Tokyo Ulusal Müzesi'ni de ziyaret etmelisin. Ueno Parkı, birbirinden farklı müzeleri, hayvanat bahçesi ve tapınaklarıyla ünlü. Tokyo Ulusal Müzesi ise Japonya'nın en büyük ve en önemli müzelerinden biri. Burada Japon sanatının ve tarihinin en güzel örneklerini görebilirsin. Ayrıca Akihabara'nın etrafındaki diğer semtlerde de farklı deneyimler yaşayabilirsin. Örneğin, Shinjuku'da gökdelenleri gezebilir, Shibuya'da meşhur kavşakta fotoğraf çekilebilirsin.
Kozmik Not: Steins;Gate'in yaratıcısı Chiyomaru Shikura, Akihabara'yı çok sevdiğini ve bu yüzden dizinin mekanlarını buraya yerleştirdiğini söylemiş. Shikura, Akihabara'nın teknolojiye olan tutkusunu ve anime kültürünü en iyi şekilde yansıtmak istemiş. Dizi, Akihabara'nın tanıtımına büyük katkı sağlamış ve semt, anime turistlerinin uğrak noktası haline gelmiş.
Mood Önerisi: Elektronik müzik ve J-pop tınılarının hakim olduğu, enerjik bir müzik eşliğinde, Akihabara'nın kalabalık sokaklarında yürü. Okabe Rintaro gibi çılgın ve zeki hisset ve geleceği değiştirmeye hazır ol.
9. Wolf Children – Toyama (Japonya)
Wolf Children, doğa ile iç içe bir yaşamın ve anneliğin zorluklarını anlatan, duygusal bir anime. Hana ve kurt adam olan eşinin yaşadığı o sakin köy, aslında Toyama'dan esinlenilmiş. Toyama'nın yemyeşil dağları, tarlaları ve geleneksel evleri, Wolf Children'ın dünyasına ilham vermiş.
Toyama, sadece anime fanları için değil, doğa severler ve huzur arayanlar için de bir cazibe merkezi. Şehir, Japon Alpleri'nin eteklerinde yer alıyor ve muhteşem dağ manzaralarına sahip. Toyama'da trekking yapabilir, şelaleleri ve gölleri keşfedebilirsin. Ayrıca Toyama'nın meşhur onsenlerinde rahatlayabilir, Japon hamam kültürünü deneyimleyebilirsin. Unutmadan, Toyama'nın deniz ürünleri de çok lezzetli. Özellikle taze sushi ve sashimi mutlaka denenmeli.
Toyama'ya gitmişken sadece şehir merkezinde kalmak olmaz. Yakınlardaki Tateyama Kurobe Alpine Route'u da ziyaret etmelisin. Bu güzergah, dağları tırmanmak için kullanılan farklı ulaşım araçlarını (teleferik, otobüs, tünel) içeriyor ve muhteşem manzaralar sunuyor. Ayrıca Toyama'nın etrafındaki köylerde geleneksel Japon yaşamını deneyimleyebilir, yerel festivallere katılabilirsin. Doğa ile iç içe huzurlu bir kaçamak yapmak isteyenler için ideal bir yer.
Kozmik Not: Wolf Children'ın yönetmeni Mamoru Hosoda, Toyama'yı çok sevdiğini ve bu yüzden dizinin mekanlarını buraya yerleştirdiğini söylemiş. Hosoda, Toyama'nın doğal güzelliklerini ve kırsal yaşamını en iyi şekilde yansıtmak istemiş. Dizi, Toyama'nın tanıtımına büyük katkı sağlamış ve şehir, anime turistlerinin uğrak noktası haline gelmiş.
Mood Önerisi: Sakin ve huzurlu bir müzik eşliğinde, Toyama'nın yemyeşil tarlalarında yürü. Doğa ile bütünleş ve Hana gibi güçlü bir anne olmanın ne demek olduğunu hisset.
10. Aggretsuko – Tokyo (Japonya)
Aggretsuko, ofis hayatının stresini ve modern toplumun baskılarını anlatan, komik ve eğlenceli bir anime. Retsuko'nun çalıştığı şirket, Tokyo'nun iş merkezlerinden biri olan Shinjuku'da bulunuyor. Tokyo'nun kalabalık sokakları, gökdelenleri ve yoğun iş temposu, Aggretsuko'nun dünyasına ilham vermiş.
Tokyo, sadece anime fanları için değil, modern şehir hayatını sevenler için de bir cazibe merkezi. Şehirde alışveriş yapabilir, restoranlarda farklı lezzetler deneyebilir, müzeleri ve sanat galerilerini gezebilirsin. Ayrıca Tokyo'nun gece hayatı da oldukça hareketli. Birçok bar ve kulüpte canlı müzik dinleyebilir, karaoke yapabilirsin. Unutmadan, Tokyo'nun ulaşım sistemi de çok gelişmiş. Tren ve metro ile şehrin her yerine kolayca ulaşabilirsin.
Tokyo'ya gitmişken sadece şehir merkezinde kalmak olmaz. Yakınlardaki Hakone ve Kamakura'yı da ziyaret etmelisin. Hakone, doğal güzellikleri ve onsenleriyle ünlü. Kamakura ise tarihi tapınakları ve Buda heykeliyle ünlü. Ayrıca Tokyo'nun etrafındaki diğer şehirlerde de farklı deneyimler yaşayabilirsin. Örneğin, Yokohama'da liman bölgesini gezebilir, Nikko'da tapınakları ve doğal parkları keşfedebilirsin.
Kozmik Not: Aggretsuko, Netflix'te yayınlanan en popüler animelerden biri. Dizi, dünya genelinde birçok hayran kitlesi edinmiş ve ofis hayatının stresini mizahi bir dille anlatmasıyla beğeni toplamış. Retsuko'nun karaoke yaparak stres atması, birçok insanın kendinden bir şeyler bulduğu bir sahne olmuş.
Mood Önerisi: Yüksek tempolu ve enerjik bir müzik eşliğinde, Tokyo'nun kalabalık sokaklarında yürü. Retsuko gibi stresini at ve hayata meydan oku.
11. Erased – Hokkaido (Japonya)
Erased, zamanda geriye gitme yeteneğine sahip Satoru'nun, çocukluk arkadaşlarını kurtarmak için verdiği mücadeleyi anlatan, gizem dolu bir anime. Dizinin geçtiği yer olan Hokkaido, Japonya'nın kuzeyinde yer alıyor ve doğal güzellikleriyle ünlü. Hokkaido'nun karlı manzaraları, ormanları ve sakin atmosferi, Erased'in dünyasına ilham vermiş.
Hokkaido, sadece anime fanları için değil, kış sporlarını sevenler ve doğa severler için de bir cazibe merkezi. Kış aylarında kayak yapabilir, snowboard yapabilir, buz pateni yapabilirsin. Ayrıca Hokkaido'nun meşhur onsenlerinde rahatlayabilir, Japon hamam kültürünü deneyimleyebilirsin. Unutmadan, Hokkaido'nun deniz ürünleri de çok lezzetli. Özellikle yengeç ve somon mutlaka denenmeli.
Hokkaido'ya gitmişken sadece şehir merkezinde kalmak olmaz. Yakınlardaki Sapporo ve Otaru'yu da ziyaret etmelisin. Sapporo, kar festivaliyle ve bira fabrikalarıyla ünlü. Otaru ise tarihi kanalı ve cam eşyalarıyla ünlü. Ayrıca Hokkaido'nun etrafındaki diğer şehirlerde de farklı deneyimler yaşayabilirsin. Örneğin, Hakodate'de gece manzarasını izleyebilir, Asahikawa'da hayvanat bahçesini gezebilirsin.
Kozmik Not: Erased, Kei Sanbe'nin aynı adlı mangasından uyarlanmış. Dizi, gizemli hikayesi ve duygusal atmosferiyle beğeni toplamış ve birçok ödül kazanmış. Satoru'nun çocukluk arkadaşlarını kurtarmak için verdiği mücadele, birçok insanın kalbine dokunmuş.
Mood Önerisi: Gizemli ve gerilim dolu bir müzik eşliğinde, Hokkaido'nun karlı manzaralarında yürü. Satoru gibi geçmişin sırlarını çözmeye çalış ve geleceği kurtarmaya hazır ol.
12. Yuri!!! on Ice – Karatsu (Japonya)
Yuri!!! on Ice, buz pateni tutkusunu ve aşkı anlatan, eğlenceli ve duygusal bir anime. Yuri Katsuki'nin doğduğu ve büyüdüğü yer olan Karatsu, Japonya'nın güneyinde yer alıyor ve tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü. Karatsu'nun sakin atmosferi, denizi ve kalesi, Yuri!!! on Ice'ın dünyasına ilham vermiş.
Karatsu, sadece anime fanları için değil, tarih ve doğa severler için de bir cazibe merkezi. Karatsu Kalesi'ni ziyaret edebilir, şehre tepeden bakabilirsin. Ayrıca Karatsu'nun meşhur plajlarında güneşlenebilir, denize girebilirsin. Unutmadan, Karatsu'nun deniz ürünleri de çok lezzetli. Özellikle kalamar ve deniz kestanesi mutlaka denenmeli.
Karatsu'ya gitmişken sadece şehir merkezinde kalmak olmaz. Yakınlardaki Fukuoka ve Nagasaki'yi de ziyaret etmelisin. Fukuoka, ramen ve alışveriş merkezleriyle ünlü. Nagasaki ise tarihi ve kültürel mirasıyla ünlü. Ayrıca Karatsu'nun etrafındaki diğer şehirlerde de farklı deneyimler yaşayabilirsin. Örneğin, Saga'da seramik atölyelerini gezebilir, Kumamoto'da kaleyi ve parkları keşfedebilirsin.
Kozmik Not: Yuri!!! on Ice, buz pateni dünyasına yeni bir soluk getirmiş ve birçok buz pateni hayranı edinmiş. Dizi, eşcinsel aşkı ve sporun birleştirilmesiyle beğeni toplamış ve birçok ödül kazanmış. Yuri ve Victor arasındaki ilişki, birçok insanın kalbine dokunmuş.
Mood Önerisi: Romantik ve duygusal bir müzik eşliğinde, Karatsu'nun sahilinde yürü. Yuri gibi buz patenine tutkuyla bağlan ve aşkı bulmaya hazır ol.
Tepkiniz Nedir?