Fantastik ve Büyü Temalı En İyi Manhwalar: Okumadan Geçmeyin!

Fantastik ve büyü dolu manhwalar mı arıyorsun? İşte K-Pop fandomunun favori manhwa listesi! Romantik, aksiyon, BL ve GL türlerinde en iyi Güney Kore çizgi romanları burada!

Şubat 23, 2026 - 14:41
Şubat 23, 2026 - 14:41
 0  0
Fantastik ve Büyü Temalı En İyi Manhwalar: Okumadan Geçmeyin!

1. Solo Leveling

Arkadaşlar, Solo Leveling'i bilmeyen K-Manhwa alemini bilmiyor demektir! Sung Jinwoo'nun hikayesi o kadar epik ki, okurken kendimi resmen bir MMORPG'nin içindeymiş gibi hissediyorum. Başlangıçta dünyanın en güçsüz avcısı olan Jinwoo, bir zindanda yaşadığı ölümcül olaydan sonra inanılmaz bir güç kazanıyor. Sistemi kullanarak level atlaması, yeni yetenekler öğrenmesi ve canavarları dize getirmesi... Ah, kalbim! Çizimler o kadar detaylı ve aksiyon sahneleri o kadar dinamik ki, her bölümü ayrı bir şölen gibi. Özellikle karakter gelişimine bayılıyorum; Jinwoo'nun korkak ve çaresiz halinden, karizmatik ve güçlü bir avcıya dönüşmesi tüylerimi diken diken ediyor.

Solo Leveling sadece aksiyon değil, aynı zamanda duygusal anlar da içeriyor. Jinwoo'nun ailesine olan bağlılığı, arkadaşlarıyla kurduğu bağlar ve karşılaştığı zorluklarla başa çıkma şekli beni derinden etkiliyor. Bir de o yan karakterler yok mu? Her biri ayrı bir hikaye ve derinlik taşıyor. Hele o Guild savaşları, zindan baskınları... Resmen tırnaklarımı yiyerek okuyorum! Eğer fantastik, aksiyon ve biraz da dram seviyorsanız, Solo Leveling'i kesinlikle okuma listenize eklemelisiniz. Pişman olmayacaksınız, söz veriyorum!

Bu arada, Solo Leveling'in animasyonu da çıktı biliyorsunuz değil mi? Eğer okumakla uğraşmak istemiyorsanız, animasyonunu da izleyebilirsiniz. Ama bence manhwasının tadı bir başka! Özellikle çizimler o kadar iyi ki, animasyonda aynı etkiyi yakalamak zor. Neyse, seçim sizin! Ama ne yaparsanız yapın, Solo Leveling evrenine bir göz atın derim. K-Manhwa dünyasının zirvesinde yer almayı sonuna kadar hak ediyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Jinwoo'nun o karizmatik bakışları yok mu? Resmen beni benden alıyor! Bir de o güçlendikten sonraki saç stili... Ah, kalbim!

Mood Önerisi: Kendinizi gaza getirmek istediğinizde veya aksiyon dolu bir maceraya atılmak istediğinizde Solo Leveling okuyun!


2. Tower of God

Tower of God, benim için ayrı bir yere sahip. Hikaye, Bam adında bir çocuğun, kulesinin tepesine ulaşmak için her şeyi yapmaya hazır olan Rachel'ı takip etmesiyle başlıyor. Kuleye girmek demek, yeni dünyalar keşfetmek, zorlu sınavları geçmek ve güçlü düşmanlarla savaşmak demek. Ama Bam, Rachel için her şeyi yapmaya hazır. Bu manhwa'nın en sevdiğim yanı, karakterlerin derinliği ve karmaşıklığı. Her karakterin kendine özgü motivasyonları, sırları ve geçmişleri var. Özellikle Bam'in gelişimini izlemek çok etkileyici; saf ve naif bir çocuktan, kulede hayatta kalmak için mücadele eden güçlü bir savaşçıya dönüşmesi beni büyülüyor.

Tower of God'ın dünyası da çok detaylı ve ilgi çekici. Kuledeki her kat, farklı bir dünya gibi; farklı kuralları, farklı canlıları ve farklı zorlukları var. Bu da manhwa'yı sürekli olarak taze ve heyecanlı tutuyor. Bir de o sınavlar yok mu? Her biri ayrı bir zeka ve güç gerektiriyor. Bam ve arkadaşlarının bu sınavları geçmek için birlikte çalışmaları, birbirlerine destek olmaları beni çok etkiliyor. Özellikle o takım ruhu, dostluk ve fedakarlık temaları beni derinden etkiliyor.

Tower of God'ın çizimleri de çok özgün ve dikkat çekici. Her karakterin kendine özgü bir tarzı var ve aksiyon sahneleri çok dinamik. Manhwa'nın renk paleti de çok iyi seçilmiş; kuledeki farklı katların atmosferini çok iyi yansıtıyor. Eğer fantastik, macera ve karakter odaklı hikayeler seviyorsanız, Tower of God'ı kesinlikle okuma listenize eklemelisiniz. Pişman olmayacaksınız, söz veriyorum! Bu arada, Tower of God'ın animasyonu da var biliyorsunuz değil mi? Onu da izleyebilirsiniz. Ama bence manhwasının tadı bir başka!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Bam'in Rachel'a olan aşkı beni duygulandırıyor. Ama Rachel'ın ne yapmaya çalıştığını hala çözemedim!

Mood Önerisi: Kendinizi maceraya atılmaya hazır hissettiğinizde veya arkadaşlarınızla birlikte bir şeyler başarmak istediğinizde Tower of God okuyun!


3. The Beginning After the End

The Beginning After the End, bir kralın reenkarne olarak yeni bir hayata başlamasını konu alıyor. Kral Grey, önceki hayatında her şeyi başarmış, ama yalnız ve mutsuz bir şekilde ölmüş. Şimdi ise Arthur Leywin adında bir bebek olarak yeniden doğuyor. Bu yeni dünyada, sihir var ve Arthur, doğuştan gelen yetenekleriyle çok güçlü bir büyücü olma potansiyeline sahip. Ama Arthur, önceki hayatındaki hatalarından ders çıkararak, bu yeni hayatında daha mutlu ve anlamlı bir yaşam sürmek istiyor. Bu yüzden ailesine daha yakın olmaya, arkadaş edinmeye ve dünyayı keşfetmeye karar veriyor.

The Beginning After the End'in en sevdiğim yanı, karakterlerin gelişimi ve dünya inşası. Arthur'un önceki hayatındaki deneyimlerini kullanarak, bu yeni dünyada nasıl başarılı olduğunu izlemek çok keyifli. Bir de o sihir sistemi yok mu? Çok detaylı ve ilgi çekici. Farklı elementleri kullanarak büyü yapabilmek, farklı büyü türlerini öğrenmek ve geliştirmek... Resmen beni büyülüyor! Ayrıca, manhwa'daki aksiyon sahneleri de çok iyi çizilmiş; büyü savaşları, canavar avları ve kılıç dövüşleri beni ekran başına kilitliyor.

The Beginning After the End sadece aksiyon değil, aynı zamanda duygusal anlar da içeriyor. Arthur'un ailesiyle olan ilişkisi, arkadaşlarıyla kurduğu bağlar ve karşılaştığı zorluklarla başa çıkma şekli beni derinden etkiliyor. Bir de o yan karakterler yok mu? Her biri ayrı bir hikaye ve derinlik taşıyor. Eğer fantastik, macera ve karakter odaklı hikayeler seviyorsanız, The Beginning After the End'i kesinlikle okuma listenize eklemelisiniz. Pişman olmayacaksınız, söz veriyorum! Bu arada, bu manhwa'nın romanı da var biliyorsunuz değil mi? Onu da okuyabilirsiniz.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Arthur'un zekası ve karizması beni etkiliyor. Bir de o büyülü yetenekleri... Ah, kalbim!

Mood Önerisi: Kendinizi güçlü ve zeki hissetmek istediğinizde veya yeni bir dünyaya adım atmak istediğinizde The Beginning After the End okuyun!


4. Noblesse

Noblesse, 820 yıl boyunca uykuda olan bir asilin uyanışını konu alıyor. Cadis Etrama Di Raizel, nam-ı diğer Rai, uykusundan uyandığında, dünyanın çok değiştiğini fark ediyor. Artık insanlar teknolojiyle iç içe yaşıyor ve Rai, bu yeni dünyaya adapte olmaya çalışıyor. Ama Rai'nin asıl amacı, geçmişinden gelen düşmanlarla savaşmak ve insanları korumak. Bu yüzden bir lisede öğrenci olarak hayatına devam ediyor ve yeni arkadaşlar ediniyor. Ama Rai'nin gerçek kimliği, sıradan bir öğrenci olmaktan çok daha fazlası.

Noblesse'in en sevdiğim yanı, karakterlerin karizması ve aksiyon sahnelerinin epikliği. Rai'nin o cool ve gizemli tavırları, düşmanlarına karşı sergilediği acımasız güç beni büyülüyor. Bir de o yan karakterler yok mu? Her biri ayrı bir yeteneğe ve kişiliğe sahip. Özellikle Frankenstein, Rai'nin sadık hizmetkarı ve en yakın arkadaşı. Onun komik ve zeki tavırları, manhwa'ya ayrı bir renk katıyor. Ayrıca, Noblesse'deki dövüş sahneleri de çok iyi çizilmiş; vampir güçleri, kılıç dövüşleri ve büyü savaşları beni ekran başına kilitliyor.

Noblesse sadece aksiyon değil, aynı zamanda komedi ve dram unsurları da içeriyor. Rai'nin yeni dünyayla tanışması, arkadaşlarıyla kurduğu bağlar ve geçmişinden gelen sırlarla yüzleşmesi beni derinden etkiliyor. Bir de o okul hayatı yok mu? Rai'nin sıradan bir öğrenci gibi davranmaya çalışması, komik durumlara yol açıyor. Eğer fantastik, aksiyon ve vampir temalı hikayeler seviyorsanız, Noblesse'i kesinlikle okuma listenize eklemelisiniz. Pişman olmayacaksınız, söz veriyorum! Bu arada, Noblesse'in animasyonu da var biliyorsunuz değil mi? Onu da izleyebilirsiniz.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Rai'nin o asil duruşu ve gizemli bakışları beni etkiliyor. Bir de o vampir güçleri... Ah, kalbim!

Mood Önerisi: Kendinizi cool ve güçlü hissetmek istediğinizde veya vampir dünyasına dalmak istediğinizde Noblesse okuyun!


5. Who Made Me a Princess

Who Made Me a Princess, bir roman karakteri olarak yeniden doğan bir kızın hikayesini anlatıyor. Ana karakterimiz, sevdiği bir romanı okurken uyuyakalıyor ve uyandığında, romanın içindeki bir prenses olarak yeniden doğduğunu fark ediyor. Ama bu prensesin kaderi, babası tarafından öldürülmek! Bu yüzden ana karakterimiz, babasının sevgisini kazanmaya ve kaderini değiştirmeye çalışıyor. Ama bu hiç de kolay değil; çünkü babası, soğuk ve mesafeli bir imparator.

Who Made Me a Princess'in en sevdiğim yanı, karakterlerin sevimli ve komik olması. Ana karakterimizin o tatlı ve zeki tavırları, babasının kalbini eritme çabaları beni güldürüyor. Bir de o yan karakterler yok mu? Her biri ayrı bir renge sahip. Özellikle Lucas, ana karakterimizin yanında olan gizemli bir büyücü. Onun cool ve sarkastik tavırları, manhwa'ya ayrı bir hava katıyor. Ayrıca, Who Made Me a Princess'in çizimleri de çok güzel; prensesin o şirin kıyafetleri, sarayın ihtişamı ve karakterlerin duygusal ifadeleri beni büyülüyor.

Who Made Me a Princess sadece komedi değil, aynı zamanda dram ve romantizm unsurları da içeriyor. Ana karakterimizin babasıyla olan ilişkisi, Lucas ile kurduğu bağ ve kaderini değiştirmek için verdiği mücadele beni derinden etkiliyor. Bir de o saray entrikaları yok mu? Kimin dost, kimin düşman olduğunu anlamak çok zor. Eğer fantastik, romantik ve komedi türlerini seviyorsanız, Who Made Me a Princess'i kesinlikle okuma listenize eklemelisiniz. Pişman olmayacaksınız, söz veriyorum!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Lucas'ın o cool tavırları ve ana karaktere olan gizli aşkı beni etkiliyor. Bir de o büyülü yetenekleri... Ah, kalbim!

Mood Önerisi: Kendinizi mutlu ve keyifli hissetmek istediğinizde veya romantik bir hikayeye dalmak istediğinizde Who Made Me a Princess okuyun!


6. The Remarried Empress

The Remarried Empress, mükemmel bir imparatoriçe olan Navier'in hikayesini anlatıyor. Navier, imparator Heinrey ile evli ve imparatorluğu başarıyla yönetiyor. Ama bir gün, Heinrey ona bir sürpriz yapıyor; başka bir kadına aşık olduğunu ve onunla evlenmek istediğini söylüyor. Navier, bu duruma çok şaşırıyor ama soğukkanlılığını koruyor ve Heinrey'nin teklifini kabul ediyor. Ama tek bir şartı var; o da başka bir imparatorlukla evlenmek istiyor. Böylece Navier, Batı İmparatorluğu'nun imparatoru Heinrey ile evleniyor ve yeni bir hayata başlıyor.

The Remarried Empress'in en sevdiğim yanı, Navier'in güçlü ve zeki bir kadın olması. Onun o soğukkanlı tavırları, zekası ve kararlılığı beni etkiliyor. Bir de o saray entrikaları yok mu? Kimin dost, kimin düşman olduğunu anlamak çok zor. Özellikle Rashta, Heinrey'nin aşık olduğu kadın ve Navier'in en büyük rakibi. Onun o sinsi ve manipülatif tavırları beni sinirlendiriyor. Ayrıca, The Remarried Empress'in çizimleri de çok güzel; Navier'in o şık kıyafetleri, sarayın ihtişamı ve karakterlerin duygusal ifadeleri beni büyülüyor.

The Remarried Empress sadece dram değil, aynı zamanda romantizm ve politika unsurları da içeriyor. Navier'in Heinrey ile olan ilişkisi, diğer karakterlerle kurduğu bağlar ve imparatorluğu yönetmek için verdiği mücadele beni derinden etkiliyor. Bir de o politik oyunlar yok mu? Kimin ne planladığını anlamak çok zor. Eğer fantastik, romantik ve politika türlerini seviyorsanız, The Remarried Empress'i kesinlikle okuma listenize eklemelisiniz. Pişman olmayacaksınız, söz veriyorum!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Navier'in zekası ve kararlılığı beni etkiliyor. Bir de Heinrey ile olan aşkı... Ah, kalbim!

Mood Önerisi: Kendinizi güçlü ve zeki hissetmek istediğinizde veya politik bir entrika içine dalmak istediğinizde The Remarried Empress okuyun!


7. Doctor Elise: The Royal Lady with the Lamp

Doctor Elise: The Royal Lady with the Lamp, iki hayatı olan bir kadının hikayesini anlatıyor. İlk hayatında Elise, kötü bir imparatoriçe ve kocası tarafından öldürülüyor. Ama mucizevi bir şekilde, ikinci hayatında modern bir dünyada doktor olarak yeniden doğuyor. Tıp alanında başarılı bir kariyer yaptıktan sonra, bir uçak kazasında ölüyor ve tekrar ilk hayatına geri dönüyor. Ama bu sefer, geçmişteki hatalarından ders çıkararak, imparatoriçe olarak farklı bir yol izlemeye karar veriyor. Tıp bilgisini kullanarak insanlara yardım etmeye ve imparatorluğu daha iyi bir yer haline getirmeye çalışıyor.

Doctor Elise: The Royal Lady with the Lamp'in en sevdiğim yanı, Elise'in zeki ve kararlı bir kadın olması. Onun o tıp bilgisi, insanlara yardım etme çabası ve geçmişteki hatalarından ders çıkarma azmi beni etkiliyor. Bir de o tarihi ortam yok mu? Saray hayatı, kıyafetler ve gelenekler beni büyülüyor. Özellikle Linden, Elise'in kocası ve imparator. Onunla olan ilişkisi, manhwa'nın en önemli unsurlarından biri. Ayrıca, Doctor Elise: The Royal Lady with the Lamp'in çizimleri de çok güzel; Elise'in o şık kıyafetleri, hastanenin detayları ve karakterlerin duygusal ifadeleri beni büyülüyor.

Doctor Elise: The Royal Lady with the Lamp sadece dram değil, aynı zamanda romantizm ve tıp unsurları da içeriyor. Elise'in Linden ile olan ilişkisi, hastaları iyileştirme çabası ve saraydaki entrikalarla başa çıkma mücadelesi beni derinden etkiliyor. Bir de o tıp bilgisi yok mu? Hastalıkları teşhis etmek ve tedavi etmek için kullandığı yöntemler beni şaşırtıyor. Eğer fantastik, romantik ve tıp türlerini seviyorsanız, Doctor Elise: The Royal Lady with the Lamp'i kesinlikle okuma listenize eklemelisiniz. Pişman olmayacaksınız, söz veriyorum!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Linden'in Elise'e olan aşkı ve Elise'in tıp bilgisi beni etkiliyor. İkisi birlikte harika bir çift oluyor!

Mood Önerisi: Kendinizi zeki ve yardımsever hissetmek istediğinizde veya tarihi bir aşk hikayesine dalmak istediğinizde Doctor Elise: The Royal Lady with the Lamp okuyun!


8. Beware of the Villainess!

Beware of the Villainess!, bir romanın kötü karakteri olarak yeniden doğan bir kadının hikayesini anlatıyor. Melissa Podebrat, romanın kötü karakteri ve herkes ondan nefret ediyor. Ama ana karakterimiz, Melissa olarak uyandığında, kaderini değiştirmeye karar veriyor. Artık kimseye kötü davranmayacak, herkesle iyi geçinecek ve mutlu bir hayat sürmeye çalışacak. Ama bu hiç de kolay değil; çünkü romanın diğer karakterleri, Melissa'ya karşı önyargılı ve ona güvenmiyor.

Beware of the Villainess!'in en sevdiğim yanı, Melissa'nın güçlü ve komik bir karakter olması. Onun o umursamaz tavırları, zekası ve insanlara yardım etme çabası beni etkiliyor. Bir de o yakışıklı şövalyeler yok mu? Her biri Melissa'ya aşık ve onun için her şeyi yapmaya hazır. Özellikle Nine, Melissa'nın koruması ve en yakın arkadaşı. Onunla olan ilişkisi, manhwa'nın en önemli unsurlarından biri. Ayrıca, Beware of the Villainess!'in çizimleri de çok güzel; Melissa'nın o şık kıyafetleri, şövalyelerin yakışıklılığı ve karakterlerin komik ifadeleri beni güldürüyor.

Beware of the Villainess! sadece komedi değil, aynı zamanda romantizm ve aksiyon unsurları da içeriyor. Melissa'nın şövalyelerle olan ilişkisi, düşmanlara karşı verdiği mücadele ve kaderini değiştirmek için gösterdiği çaba beni derinden etkiliyor. Bir de o dövüş sahneleri yok mu? Melissa'nın kılıç kullanma yeteneği beni şaşırtıyor. Eğer fantastik, romantik ve komedi türlerini seviyorsanız, Beware of the Villainess!'i kesinlikle okuma listenize eklemelisiniz. Pişman olmayacaksınız, söz veriyorum!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Nine'ın Melissa'ya olan aşkı ve Melissa'nın umursamaz tavırları beni etkiliyor. İkisi birlikte harika bir çift oluyor!

Mood Önerisi: Kendinizi mutlu ve komik hissetmek istediğinizde veya romantik bir maceraya atılmak istediğinizde Beware of the Villainess! okuyun!


9. The Villainess Reverses the Hourglass

The Villainess Reverses the Hourglass, bir zaman yolculuğu hikayesini anlatıyor. Aria Roscent, kötü bir kadın ve kardeşi Mielle tarafından kullanılıyor. Sonunda idam ediliyor ama mucizevi bir şekilde, çocukluğuna geri dönüyor. Bu sefer, geçmişteki hatalarından ders çıkararak, Mielle'den intikam almaya ve mutlu bir hayat sürmeye karar veriyor. Ama bu hiç de kolay değil; çünkü Mielle, Aria'dan daha zeki ve manipülatif.

The Villainess Reverses the Hourglass'in en sevdiğim yanı, Aria'nın zeki ve kararlı bir kadın olması. Onun o intikam planları, Mielle'yi alt etme çabası ve geçmişteki hatalarından ders çıkarma azmi beni etkiliyor. Bir de o saray entrikaları yok mu? Kimin dost, kimin düşman olduğunu anlamak çok zor. Özellikle Mielle, Aria'nın en büyük rakibi ve onunla sürekli rekabet halinde. Ayrıca, The Villainess Reverses the Hourglass'in çizimleri de çok güzel; Aria'nın o şık kıyafetleri, sarayın ihtişamı ve karakterlerin duygusal ifadeleri beni büyülüyor.

The Villainess Reverses the Hourglass sadece dram değil, aynı zamanda romantizm ve intikam unsurları da içeriyor. Aria'nın Mielle ile olan rekabeti, diğer karakterlerle kurduğu bağlar ve intikam almak için verdiği mücadele beni derinden etkiliyor. Bir de o zeka oyunları yok mu? Aria'nın Mielle'yi alt etmek için kullandığı yöntemler beni şaşırtıyor. Eğer fantastik, romantik ve intikam türlerini seviyorsanız, The Villainess Reverses the Hourglass'i kesinlikle okuma listenize eklemelisiniz. Pişman olmayacaksınız, söz veriyorum!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Aria'nın zekası ve kararlılığı beni etkiliyor. Bir de Mielle'den intikam alma planları... Ah, kalbim!

Mood Önerisi: Kendinizi zeki ve intikam almaya hazır hissetmek istediğinizde veya dramatik bir hikayeye dalmak istediğinizde The Villainess Reverses the Hourglass okuyun!


10. A Stepmother's Märchen

A Stepmother's Märchen, bir üvey annenin hikayesini anlatıyor. Shuli von Neuschwanstein, Kont Schneider ile evleniyor ve dört çocuğunun üvey annesi oluyor. Ama Shuli, çocuklara kötü davranmak yerine, onlara sevgi ve şefkat gösteriyor. Çocuklar da Shuli'yi seviyor ve ona güveniyor. Ama Shuli'nin geçmişi, sırlarla dolu ve bu sırlar, ailesini tehdit ediyor.

A Stepmother's Märchen'in en sevdiğim yanı, Shuli'nin güçlü ve sevgi dolu bir kadın olması. Onun o çocuklara olan şefkati, sırlarını koruma çabası ve geçmişiyle yüzleşme azmi beni etkiliyor. Bir de o aile bağları yok mu? Çocukların Shuli'ye olan sevgisi ve Shuli'nin onlara olan bağlılığı beni duygulandırıyor. Ayrıca, A Stepmother's Märchen'in çizimleri de çok güzel; Shuli'nin o zarif kıyafetleri, çocukların sevimli halleri ve karakterlerin duygusal ifadeleri beni büyülüyor.

A Stepmother's Märchen sadece dram değil, aynı zamanda romantizm ve aile unsurları da içeriyor. Shuli'nin çocuklarla olan ilişkisi, geçmişinden gelen sırlarla başa çıkma mücadelesi ve yeni bir aşk bulma çabası beni derinden etkiliyor. Bir de o aile bağları yok mu? Shuli'nin çocuklarına olan sevgisi beni duygulandırıyor. Eğer fantastik, romantik ve aile türlerini seviyorsanız, A Stepmother's Märchen'i kesinlikle okuma listenize eklemelisiniz. Pişman olmayacaksınız, söz veriyorum!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Shuli'nin çocuklara olan sevgisi ve güçlü karakteri beni etkiliyor. Onunla tanışmak isterdim!

Mood Önerisi: Kendinizi sevgi dolu ve aileye önem veren hissetmek istediğinizde veya dramatik bir hikayeye dalmak istediğinizde A Stepmother's Märchen okuyun!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.