En İyi "Tarihi Savaş" Temalı Kore Filmleri (Admiral Tarzı)! : Kore tarihini tokat manyağı yapan yapımlar!

Tarihi savaş temalı Kore filmleri mi arıyorsun? Admiral'den daha epik, daha kanlı, daha heyecanlı yapımlar bu listede! K-Drama, K-Pop, film önerileri, savaş sahneleri, tarih, Kore kültürü.

Şubat 21, 2026 - 15:15
Şubat 21, 2026 - 15:15
 0  1
En İyi "Tarihi Savaş" Temalı Kore Filmleri (Admiral Tarzı)! : Kore tarihini tokat manyağı yapan yapımlar!

1. The Admiral: Roaring Currents - İmdb'yi Alt Üst Eden Dizi

Ya abi, The Admiral: Roaring Currents... Bu film var ya, Kore sinemasının gelmiş geçmiş en çok izlenen filmi. Daha ne diyeyim?

1597'de geçen gerçek bir hikayeden uyarlama. Japon donanması 330 gemiyle geliyor, bizim Yi Sun-sin komutanımızda ise sadece 12 gemi var.

Evet, yanlış duymadın, sadece 12! Ama adam efsane ya, Myeongnyang Boğazı'nda o 12 gemiyle o kadar çok Japon gemisini batırıyor ki, Japonlar neye uğradığını şaşırıyor.

Choi Min-sik o kadar iyi oynamış ki, sanki Yi Sun-sin'in ta kendisi. Adamın karizması, bakışları, o çaresizlik içindeki umudu... Beni benden aldı. Savaş sahneleri de inanılmaz gerçekçi. Gemilerin çarpışması, okların uçuşması, kılıçların şakırtısı... Sanki savaşın ortasındasın gibi hissediyorsun.

Bu filmi izlerken resmen tırnaklarımı yedim. Gerçekten de Kore tarihine bir saygı duruşu niteliğinde. İzlemeyen varsa kesinlikle izlesin, pişman olmazsınız. Hatta yanına bolca atıştırmalık alın, çünkü film sizi resmen içine çekecek.

Bu filmden sonra Yi Sun-sin'e olan saygım kat kat arttı. Adam resmen bir kahraman ya! Kore'de bu kadar sevilmesinin sebebi belli.

Bu filmi izledikten sonra Kore tarihiyle ilgili daha çok şey öğrenmek istedim. Belki de bu filmin en büyük başarısı da bu, insanları kendi tarihine meraklandırması.

Kozmik Not: Filmdeki o meşhur kaplumbağa gemisi (Geobukseon) var ya, o aslında Yi Sun-sin'in zekasının bir ürünü. Düşünsene, o dönemde böyle bir gemi tasarlamak ve yapmak... Adam resmen dahi!

Mood Önerisi: Kendini gaza getirmek, motivasyonunu yükseltmek ve Kore tarihine saygı duruşunda bulunmak istediğin anlarda bu filmi izle.


2. War of the Arrows - Okçuluk Dersleri Başlasın

War of the Arrows... Abi bu filmde okçuluk resmen sanat eserine dönüşmüş. Başroldeki adam (Park Hae-il) o kadar iyi ok atıyor ki, sanki gözü kapalı hedefi vuruyor.

Film, Mançu istilası sırasında geçiyor. Başroldeki adamın kız kardeşini Mançular kaçırıyor ve o da kız kardeşini kurtarmak için Mançu ordusunun peşine düşüyor.

Ama bu öyle basit bir kurtarma operasyonu değil, adam resmen tek başına bir orduya karşı savaşıyor.

Savaş sahneleri inanılmaz heyecanlı. Okların havada uçuşması, adamın ağaçların arasında zıplayarak ok atması... Resmen aksiyon filmi şöleni.

Filmdeki o Mançu komutanı var ya, o da çok karizmatik. Adamın bakışları, konuşması, tavırları... Resmen kötü adam nasıl olunur dersi veriyor.

Ama bizim başroldeki adam da pes etmiyor, kız kardeşini kurtarmak için her şeyi yapıyor. O kadar kararlı, o kadar azimli ki, ona hayran kalmamak mümkün değil.

Bu filmi izlerken resmen okçuluğa merak sardım. Hemen bir ok ve yay alıp ben de ok atmayı öğrenmek istedim. Ama sonra düşündüm ki, ben o kadar yetenekli değilim. Neyse, en iyisi ben film izlemeye devam edeyim.

Bu film, sadece bir aksiyon filmi değil, aynı zamanda aile bağlarının ne kadar önemli olduğunu da anlatıyor. Kardeş sevgisi, fedakarlık... Bu filmde hepsi var.

Kozmik Not: Filmdeki okçuluk sahneleri için özel eğitimler alınmış. Oyuncular aylarca okçuluk dersleri almışlar ve sonuç gerçekten de muhteşem olmuş.

Mood Önerisi: Aksiyon dolu, heyecanlı bir film izlemek ve okçuluğa merak sarmak istediğin anlarda bu filmi izle.


3. The Fortress - Gerçek Tarihin Acımasız Yüzü

The Fortress... Bu film diğer tarihi savaş filmlerinden biraz farklı. Burada bol bol aksiyon yok, daha çok siyasi entrikalar ve karakterlerin iç dünyaları ön planda.

Film, 1636'da geçen İkinci Mançu istilası sırasında geçiyor. Kral Injo ve saray halkı Namhansanseong Kalesi'ne sığınıyor ve Mançu ordusu tarafından kuşatılıyorlar.

Kalede iki farklı görüş var: Bir grup Mançularla savaşmak istiyor, diğer grup ise teslim olmayı savunuyor.

<

Film, bu iki farklı görüşün çatışmasını ve kralın yaşadığı zor kararları anlatıyor. Kim Joo-hyuk ve Lee Byung-hun gibi usta oyuncular var. Oyunculuklar o kadar iyi ki, karakterlerin duygularını resmen hissediyorsun.

Filmdeki o kar sahneleri var ya, o kadar gerçekçi ki, sanki sen de o soğuğu iliklerinde hissediyorsun. Film, savaşın acımasız yüzünü ve insanların hayatta kalmak için neler yapabileceğini çok iyi anlatıyor.

Bu film, sadece bir tarihi film değil, aynı zamanda insan doğası üzerine de derin bir sorgulama yapıyor. Savaşın insanları nasıl değiştirdiğini, nasıl acımasızlaştırdığını gözler önüne seriyor.

Bu filmi izledikten sonra uzun süre etkisinden çıkamadım. Gerçekten de çok düşündürücü bir film. Eğer tarihi filmleri seviyorsanız ve biraz da drama katlanırım diyorsanız, bu filmi kesinlikle izlemelisiniz.

Ama uyarmadı demeyin, film biraz ağır ve kasvetli. Yani, eğlenmek için izlenecek bir film değil. Daha çok, oturup düşünmek ve sorgulamak için izlenecek bir film.

Kozmik Not: Film, Kim Hoon'un "Namhansanseong" adlı romanından uyarlanmış. Roman da çok güzel, okumanızı tavsiye ederim.

Mood Önerisi: Düşünmek, sorgulamak ve tarihin acımasız yüzüyle yüzleşmek istediğin anlarda bu filmi izle.


4. Blades of Blood - İhanet ve İntikam Dolu Bir Hikaye

Blades of Blood... Bu filmde kan gövdeyi götürüyor abi! Resmen kılıçlar konuşuyor. Film, Joseon döneminde geçiyor. Bir grup savaşçı, ihanete uğruyor ve intikam almak için yola çıkıyorlar.

Hwang Jung-min ve Cha Seung-won gibi iki efsane oyuncu var. İkisinin de oyunculukları muazzam. Özellikle Cha Seung-won'un kötü adam rolündeki performansı görülmeye değer.

Adam o kadar kötü ki, ona nefret duymamak mümkün değil. Ama bir yandan da adama hayran kalıyorsun, çünkü rolünü o kadar iyi yapıyor ki, sanki o karakterin ta kendisi.

Savaş sahneleri çok kanlı ve vahşi. Kılıçların şakırtısı, kanın fışkırması... Resmen miden bulanabilir. Ama bir yandan da o kadar heyecanlı ki, gözlerini ekrandan alamıyorsun.

Filmdeki intikam teması çok güçlü. İhanete uğrayan savaşçıların intikam ateşiyle yanıp tutuşmasını izlemek çok etkileyici.

Bu film, sadece bir aksiyon filmi değil, aynı zamanda dostluk, sadakat ve onur gibi temaları da işliyor. Savaşçıların birbirlerine olan bağlılığı, onurları için savaşmaları... Bu filmde hepsi var.

Bu filmi izledikten sonra kılıç kullanmaya merak sardım. Hemen bir tahta kılıç alıp ben de kılıç sallamaya başladım. Ama sonra düşündüm ki, ben o kadar yetenekli değilim. Neyse, en iyisi ben film izlemeye devam edeyim.

Bu film, Kore sinemasının en iyi aksiyon filmlerinden biri. Eğer kanlı ve vahşi savaş sahnelerini seviyorsanız, bu filmi kesinlikle izlemelisiniz.

Kozmik Not: Filmdeki kılıç dövüşleri için özel koreografiler hazırlanmış. Oyuncular aylarca kılıç dövüşü dersleri almışlar ve sonuç gerçekten de muhteşem olmuş.

Mood Önerisi: Aksiyon dolu, kanlı ve vahşi bir film izlemek ve intikam duygusuyla coşmak istediğin anlarda bu filmi izle.


5. Musa the Warrior - Çöl Ortasında Hayatta Kalma Mücadelesi

Musa the Warrior... Bu film var ya, çölün ortasında hayatta kalma mücadelesi resmen. Film, Goryeo döneminde geçiyor. Bir grup Koreli diplomat ve asker, Ming Hanedanlığı'na gönderiliyor.

Ancak yolda Moğol askerleri tarafından yakalanıyorlar ve çölde esir tutuluyorlar. Daha sonra kaçmayı başarıyorlar ve Kore'ye geri dönmeye çalışıyorlar.

Ama bu öyle kolay bir yolculuk değil, çölde susuzlukla, açlıkla ve Moğol askerleriyle mücadele etmek zorundalar.

Filmdeki çöl manzaraları çok etkileyici. O sonsuz kum tepeleri, o yakıcı güneş... Resmen insanın içini kurutuyor. Savaş sahneleri de çok gerçekçi. Kılıçların şakırtısı, okların uçuşması, atların kişnemesi... Sanki savaşın ortasındasın gibi hissediyorsun.

Jung Woo-sung ve Joo Jin-mo gibi iki karizma oyuncu var. İkisinin de oyunculukları muazzam. Özellikle Jung Woo-sung'un lider rolündeki performansı görülmeye değer. Adam o kadar kararlı, o kadar cesur ki, ona hayran kalmamak mümkün değil.

Filmdeki hayatta kalma mücadelesi çok etkileyici. İnsanların açlıkla, susuzlukla ve ölümle burun buruna gelmesi... Bu filmde hepsi var.

Bu filmi izledikten sonra çöle gitmeye tövbe ettim. Gerçekten de çok zor bir yer. Ama bir yandan da o sonsuzluğa, o sessizliğe hayran kaldım.

Bu film, sadece bir aksiyon filmi değil, aynı zamanda liderlik, fedakarlık ve hayatta kalma azmi gibi temaları da işliyor. İnsanların zor şartlar altında nasıl bir araya geldiğini, nasıl birbirlerine destek olduğunu gözler önüne seriyor.

Kozmik Not: Filmdeki çöl sahneleri Çin'in çöllerinde çekilmiş. Oyuncular aylarca çölde yaşamaya alışmışlar ve sonuç gerçekten de muhteşem olmuş.

Mood Önerisi: Aksiyon dolu, heyecanlı ve hayatta kalma mücadelesini anlatan bir film izlemek ve liderlik vasıflarını keşfetmek istediğin anlarda bu filmi izle.


6. Kundo: Age of the Rampant - Soyguncular mı, Kahramanlar mı?

Kundo: Age of the Rampant... Bu film, Robin Hood'un Kore versiyonu gibi. Film, Joseon döneminde geçiyor. Halk, açlık ve yoksullukla mücadele ediyor.

Zenginler ise halkı sömürüyor ve keyiflerine bakıyorlar. İşte tam bu sırada Kundo adında bir grup soyguncu ortaya çıkıyor.

Bu soyguncular, zenginlerden çalıyor ve fakirlere dağıtıyorlar. Ama bu öyle basit bir soygunculuk değil, adamlar resmen halkın kahramanı oluyorlar.

Filmdeki aksiyon sahneleri çok eğlenceli. Soyguncuların at üstünde kılıç sallayarak zenginlerin evlerini basması, halka yardım etmesi... Resmen içini kıpır kıpır ediyor.

Ha Jung-woo ve Kang Dong-won gibi iki yakışıklı oyuncu var. İkisinin de oyunculukları muazzam. Özellikle Kang Dong-won'un kötü adam rolündeki performansı görülmeye değer.

Adam o kadar karizmatik ki, kötü olduğunu bile bile ona hayran kalıyorsun. Filmdeki sosyal adaletsizlik teması çok güçlü. Halkın zenginler tarafından sömürülmesi, soyguncuların halkı kurtarmaya çalışması... Bu filmde hepsi var.

Bu filmi izledikten sonra ben de soyguncu olmaya karar verdim. Hemen bir maske ve bir kılıç alıp zenginlerin evlerini basmaya gittim. Ama sonra polisler beni yakaladı. Neyse, en iyisi ben film izlemeye devam edeyim.

Bu film, sadece bir aksiyon filmi değil, aynı zamanda sosyal adaletsizlik, sınıf farklılıkları ve halkın kahramanlığı gibi temaları da işliyor. İnsanların adaleti sağlamak için neler yapabileceğini gözler önüne seriyor.

Kozmik Not: Filmdeki soyguncuların kullandığı silahlar ve dövüş teknikleri, Kore'ye özgü geleneksel silahlardan ve dövüş sanatlarından esinlenilmiş.

Mood Önerisi: Aksiyon dolu, eğlenceli ve sosyal adaletsizliğe karşı bir duruş sergilemek istediğin anlarda bu filmi izle.


7. The Swordsman - Kör Bir Kahramanın Destansı Mücadelesi

The Swordsman... Bu filmde kör bir kahraman var ya, o kadar karizmatik ki, resmen aşık oldum. Film, Joseon döneminde geçiyor.

Eski bir kılıç ustası, gözlerini kaybettikten sonra inzivaya çekiliyor. Ama bir gün kızını kaçırıyorlar ve o da kızını kurtarmak için yeniden kılıcını eline alıyor.

Ama bu öyle basit bir kurtarma operasyonu değil, adam kör olmasına rağmen bir orduya karşı savaşıyor.

Filmdeki kılıç dövüşleri çok etkileyici. Adamın kör olmasına rağmen o kadar hızlı ve çevik hareket etmesi, rakiplerini alt etmesi... Resmen ağzım açık kaldı.

Jang Hyuk o kadar iyi oynamış ki, sanki gerçekten kör bir kılıç ustası. Adamın mimikleri, hareketleri, konuşması... Beni benden aldı. Filmdeki baba-kız ilişkisi çok dokunaklı.

Babanın kızını kurtarmak için her şeyi yapması, kızın babasına olan sevgisi... Bu filmde hepsi var. Bu filmi izlerken hem heyecanlandım, hem de duygulandım.

Bu filmi izledikten sonra ben de kör taklidi yapmaya başladım. Gözlerimi kapatıp etrafta dolaşmaya çalıştım. Ama sonra duvara çarptım. Neyse, en iyisi ben film izlemeye devam edeyim.

Bu film, sadece bir aksiyon filmi değil, aynı zamanda aile bağları, fedakarlık ve azim gibi temaları da işliyor. İnsanların engelleri aşmak için neler yapabileceğini gözler önüne seriyor.

Kozmik Not: Filmdeki kılıç dövüşleri için özel koreografiler hazırlanmış. Jang Hyuk aylarca kılıç dövüşü dersleri almış ve sonuç gerçekten de muhteşem olmuş.

Mood Önerisi: Aksiyon dolu, heyecanlı ve duygusal bir film izlemek ve engelleri aşmak için ilham almak istediğin anlarda bu filmi izle.


8. Rampant - Zombilerle Savaşan Prens

Rampant... Abi bu filmde zombiler var ya, resmen ortalığı kasıp kavuruyor. Film, Joseon döneminde geçiyor. Bir prens, ülkesine dönüyor ve zombilerin istilasına uğradığını görüyor.

O da zombilerle savaşmak ve ülkesini kurtarmak için bir grup savaşçıyla birlikte yola çıkıyor. Ama bu öyle basit bir savaş değil, zombiler o kadar çok ki, resmen sayıları belli değil.

Ayrıca saraydaki entrikalar da cabası. Güçlü bir kral var, yanında onu alt etmek isteyen kötü niyetli danışmanlar, taht kavgaları... Yani zombi filmi diye girdik, Game of Thrones çıktı resmen!

Filmdeki zombi sahneleri çok korkutucu ve heyecanlı. Zombilerin insanlara saldırması, kanın fışkırması... Resmen miden bulanabilir. Ama bir yandan da o kadar heyecanlı ki, gözlerini ekrandan alamıyorsun.

Hyun Bin o kadar yakışıklı ki, zombilerle savaşırken bile karizmasından bir şey kaybetmiyor. Adam o kadar iyi oynuyor ki, sanki gerçekten bir prens.

Filmdeki aksiyon sahneleri çok başarılı. Kılıçların şakırtısı, zombilerin inlemesi... Resmen savaşın ortasındasın gibi hissediyorsun.

Bu filmi izledikten sonra ben de zombi avcısı olmaya karar verdim. Hemen bir kılıç ve bir zırh alıp sokağa çıktım. Ama sonra polisler beni yakaladı. Neyse, en iyisi ben film izlemeye devam edeyim.

Bu film, sadece bir zombi filmi değil, aynı zamanda liderlik, fedakarlık ve hayatta kalma azmi gibi temaları da işliyor. İnsanların zor şartlar altında nasıl bir araya geldiğini, nasıl birbirlerine destek olduğunu gözler önüne seriyor.

Kozmik Not: Filmdeki zombi makyajları ve efektleri için özel ekipler çalışmış. Zombilerin o kadar gerçekçi olması için aylarca uğraşmışlar ve sonuç gerçekten de muhteşem olmuş.

Mood Önerisi: Korku dolu, heyecanlı ve aksiyonlu bir film izlemek ve zombilere karşı hayatta kalma stratejileri geliştirmek istediğin anlarda bu filmi izle.


9. Masquerade - Kral mı, Palyaço mu?

Masquerade... Bu film var ya, kraliyet entrikaları ve kimlik karmaşasıyla dolu. Film, Joseon döneminde geçiyor. Kral Gwanghae, çok paranoyak ve acımasız bir kral.

Kendi hayatından endişe ettiği için, kendisine tıpatıp benzeyen bir palyaço buluyor ve onu yerine geçiriyor. Palyaço, kral gibi davranmaya çalışırken, saraydaki entrikalarla ve siyasi oyunlarla karşılaşıyor.

Başta sadece kralı taklit eden palyaço, zamanla kendi doğrularını ve değerlerini keşfediyor ve halk için daha iyi bir kral olmaya çalışıyor.

Lee Byung-hun hem kralı hem de palyaçoyu canlandırıyor ve oyunculuğu muazzam. İki farklı karakteri o kadar iyi yansıtıyor ki, sanki iki farklı insanı izliyorsun.

Filmdeki saray entrikaları çok heyecanlı. Kimin kime ihanet ettiğini, kimin ne planlar yaptığını çözmeye çalışırken resmen beynin yanıyor.

Ama bir yandan da palyaçonun kral gibi davranmaya çalışması, halka yardım etmesi... Resmen içini ısıtıyor. Bu film, sadece bir tarihi film değil, aynı zamanda kimlik, güç ve adalet gibi temaları da işliyor.

Bu filmi izledikten sonra ben de palyaço olmaya karar verdim. Hemen bir palyaço kostümü giyip sokağa çıktım. Ama sonra çocuklar benden korktu. Neyse, en iyisi ben film izlemeye devam edeyim.

Bu film, Kore sinemasının en iyi dram filmlerinden biri. Eğer tarihi filmleri seviyorsanız ve biraz da dram katlanırım diyorsanız, bu filmi kesinlikle izlemelisiniz.

Kozmik Not: Film, Kral Gwanghae'nin hayatından esinlenilmiş. Kral Gwanghae, Joseon döneminin en tartışmalı krallarından biri.

Mood Önerisi: Düşündüren, duygulandıran ve kimlik arayışına sokan bir film izlemek ve kraliyet entrikalarına merak sarmak istediğin anlarda bu filmi izle.


10. The Pirates - Deniz Haydutları ve Kayıp Hazine

The Pirates... Bu filmde deniz haydutları var ya, resmen Karayip Korsanları'nın Kore versiyonu. Film, Joseon döneminde geçiyor. Kraliyet mührü kayboluyor ve bir grup deniz haydutu, mührü bulmak için yola çıkıyor.

Ama bu öyle basit bir hazine avı değil, deniz haydutları hem birbirleriyle, hem de karadaki düşmanlarla mücadele etmek zorunda kalıyor.

Ayrıca filmde bol bol komedi de var. Deniz haydutlarının sakarlıkları, atışmaları... Resmen kahkahadan kırılıyorsun.

Kim Nam-gil ve Son Ye-jin gibi iki popüler oyuncu var. İkisinin de oyunculukları muazzam. Özellikle Son Ye-jin'in kadın deniz haydutu lideri rolündeki performansı görülmeye değer. Kadın o kadar karizmatik ki, ona hayran kalmamak mümkün değil.

Filmdeki deniz sahneleri çok etkileyici. Gemilerin çarpışması, top atışları, deniz canavarları... Resmen görsel bir şölen. Bu filmi izlerken hem heyecanlandım, hem de eğlendim.

Bu filmi izledikten sonra ben de deniz haydutu olmaya karar verdim. Hemen bir korsan şapkası takıp gemiye bindim. Ama sonra deniz tuttu. Neyse, en iyisi ben film izlemeye devam edeyim.

Bu film, sadece bir macera filmi değil, aynı zamanda dostluk, sadakat ve cesaret gibi temaları da işliyor. İnsanların zor şartlar altında nasıl bir araya geldiğini, nasıl birbirlerine destek olduğunu gözler önüne seriyor.

Ayrıca filmde bol bol Kore kültürü de var. Geleneksel kıyafetler, yemekler, müzikler... Bu filmde hepsi var.

Kozmik Not: Filmdeki deniz sahneleri için özel efektler kullanılmış. Gemilerin o kadar gerçekçi olması için aylarca uğraşmışlar ve sonuç gerçekten de muhteşem olmuş.

Mood Önerisi: Eğlenceli, heyecanlı ve macera dolu bir film izlemek ve deniz haydutlarının dünyasına dalmak istediğin anlarda bu filmi izle.


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.