En İyi "Paralel Evren" (Multiverse) Konulu K-Dramalar!: Evrenler Arası Aşk Yaşıyoruz!
Paralel evren temalı en iyi K-Dramalar! Hangi dizileri izlemeli, hangi teorilere kafa yormalı? İşte multiverse çılgınlığına düşkün K-Drama severler için rehber!
1. W: Two Worlds – Çizgi Roman Gerçek Olsa?
Abi, "W: Two Worlds" benim için K-Drama'larda level atlama anıydı! Düşünsene, bir doktor kız babasının yarattığı webtoon karakteriyle AŞK yaşıyor! Lee Jong Suk oppamızın karizma desen ayrı olay, Han Hyo Joo unnimiz de tam bir tatlılık abidesi. Dizi ilk çıktığında netizenler "Yok artık, bu kadar da olmaz" demişti ama sonra herkes Kang Chul'un dünyasına kapıldı. Konu o kadar sürükleyici ki, bir bölüm bitmeden diğerine geçiyorsun. Sanki "Inception"ı K-Drama sosuna batırmışlar gibi!
Dizideki görsel efektler de efsane. İki dünya arasındaki geçişler, Kang Chul'un webtoon'dan fırlamış gibi duruşu… Yönetmen resmen görsel şölen yaşatmış bize. Senaryo da o kadar zekice yazılmış ki, her bölümde yeni bir ters köşe oluyorsun. Babasının karakterini öldürmeye çalışan yazar mı dersin, gerçek dünyayla çizgi roman dünyasının birbirine girmesi mi dersin… "W: Two Worlds" tam bir beyin yakmalık! Hatta bir ara "Acaba ben de mi webtoon karakteriyim?" diye düşünmedim değil.
Ama en çok da Kang Chul ve Oh Yeon Joo arasındaki aşk beni bitirdi. İki farklı dünyadan olmalarına rağmen birbirlerine olan çekimleri o kadar gerçekçi ki, "Ship"im gerçek oldu sandım! Hele o romantik sahneler… Kalbim yerinden çıkacak gibiydi! Lee Jong Suk'un o derin bakışları, Han Hyo Joo'nun tatlı gülüşü… Off, hala etkisindeyim! "W: Two Worlds" sadece bir K-Drama değil, aynı zamanda bir sanat eseri bence. İzlemeyen çok şey kaybeder, net!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Lee Jong Suk'un askerden döndükten sonraki ilk dizisi olması da ayrı bir heyecan yaratmıştı. Fandom olarak aylarca "Kang Chul geri dönüyor!" diye tweet attık durduk.
Mood Önerisi: Hafta sonu battaniye altında, yanında ramen ve bolca soju eşliğinde izlemelik!
2. Signal – Geçmişten Gelen Çağrı
"Signal" deyince tüylerim diken diken oluyor! Bu dizi, paralel evren temasını polisiye gerilimle harmanlayan efsane bir yapım. Bir telsiz düşünün, geçmişteki bir dedektifle günümüzdeki bir profilciyi birbirine bağlıyor. Lee Je Hoon oppamızın oyunculuğu zaten dillere destan, Kim Hye Soo unnimiz de karizmasıyla ortalığı yıkıyor. Ama asıl olay, geçmişi değiştirmenin geleceği nasıl etkilediği. Her seçim bir kelebek etkisi yaratıyor ve olaylar bambaşka bir yöne gidiyor.
Dizideki her vaka ayrı bir travma sebebi. Gerçek suçlardan esinlenilmiş olması da cabası. Çocuklara yapılan istismarlar, faili meçhul cinayetler… İzlerken içim parçalandı. Ama aynı zamanda dedektiflerin adaleti sağlama çabası da umut vericiydi. Hele o telsiz konuşmaları… Geçmişteki dedektifin çaresizliği, günümüzdeki profilcinin kararlılığı… Duygusal olarak beni paramparça etti. "Signal" sadece bir polisiye değil, aynı zamanda insanlığın karanlık yüzünü de gözler önüne seriyor.
"Signal"ın en sevdiğim yanı, karakterlerin derinliği. Sadece suçluları yakalamaya çalışan polisler değiller, aynı zamanda kendi geçmişleriyle de yüzleşiyorlar. Lee Je Hoon'un abisiyle olan ilişkisi, Kim Hye Soo'nun geçmişte yaşadığı kayıplar… Hepsi hikayeye ayrı bir boyut katıyor. Ve final… Ah, o final! İzleyen herkesi ters köşeye yatırdı. "Acaba ikinci sezon gelecek mi?" diye aylarca bekledik durduk. Hala da bekliyoruz, umudumuz hiç bitmedi!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizinin senaristi Kim Eun Hee, "Kingdom" ve "Jirisan" gibi efsane dizilerin de arkasındaki isim. Yani kalite tesadüf değil!
Mood Önerisi: Gece tek başına izlemeyin, sonra uyuyamazsınız!
3. Kairos – 1 Dakikalık Farkla Hayat Kurtarmak
"Kairos" benim radarımda biraz geç keşfettiğim ama keşfettiğime de bin pişman olmadığım bir dizi. Konusu o kadar orijinal ki, ilk duyduğumda "Yok artık!" demiştim. Bir adam düşünün, kızı kaçırılıyor ve tam bir ay sonraki haliyle iletişim kurabiliyor. Lee Se Young unnimiz de bu adamla birlikte çalışarak kızını kurtarmaya çalışıyor. Ama işler hiç de göründüğü gibi değil. Zaman çizelgeleri birbirine giriyor, sırlar ortaya çıkıyor ve her şey daha da karmaşıklaşıyor.
Dizideki zaman atlamaları beni benden aldı. Bir anda geçmişe gidiyorlar, bir anda geleceğe geliyorlar. Hangi zamanda olduklarını takip etmek bile zor! Ama bu da dizinin heyecanını arttırıyor. Her bölümde yeni bir ipucu buluyorlar, her ipucu da onları başka bir gerçeğe götürüyor. "Kairos" tam bir zeka oyunu gibi. İzlerken sürekli not alıp teoriler üretmek istiyorsun. Kimin iyi, kimin kötü olduğunu kestirmek de imkansız. Herkesin bir sırrı var ve bu sırlar yavaş yavaş ortaya çıkıyor.
"Kairos"un en sevdiğim yanı, karakterlerin motivasyonları. Neden böyle davrandıklarını, neden bu kararları aldıklarını anlıyorsun. Shin Sung Rok oppamızın kötü adam rolündeki performansı da alkışı hak ediyor. Ama asıl olay, Lee Se Young ve Shin Sung Rok arasındaki kimya. İkisi de birbirinden nefret ediyor gibi görünse de, aslında birbirlerine ihtiyaçları var. "Kairos" sadece bir paralel evren dizisi değil, aynı zamanda insan ilişkilerini de derinlemesine inceliyor.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizinin çekimleri o kadar yoğundu ki, oyuncular setten eve gitmeye fırsat bulamamışlar. Resmen sette yaşamışlar!
Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla birlikte izleyip teoriler üretmelik!
4. Alice – Anne-Oğulun Zaman Yolculuğu
"Alice" benim için tam bir duygusal rollercoaster! Joo Won oppamızın karizması zaten tartışılmaz, Kim Hee Sun unnimiz de hem gençliğini hem de olgunluğunu aynı anda canlandırarak beni büyüledi. Konu da o kadar ilginç ki, zaman yolculuğu yapan bir anne ve oğlunun hikayesi. Ama işler hiç de planladıkları gibi gitmiyor. Anne, oğlunu korumak için kendini feda ediyor ve oğul, annesinin ölümünün ardındaki sırları çözmeye çalışıyor.
Dizideki görsel efektler Hollywood filmlerini aratmıyor. Zaman yolculuğu sahneleri, paralel evrenlerin tasvirleri… Yönetmen resmen görsel şölen yaşatmış bize. Ama "Alice" sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda duygusal bir derinliğe de sahip. Anne-oğul arasındaki bağ, fedakarlık, kayıp… Hepsi çok dokunaklı bir şekilde işlenmiş. Joo Won'un annesinin ölümüne tanık olduğu sahnede gözyaşlarıma hakim olamadım.
"Alice"in en sevdiğim yanı, karakterlerin karmaşıklığı. Herkesin bir sırrı var ve bu sırlar yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Kimin iyi, kimin kötü olduğunu kestirmek de imkansız. Ama asıl olay, Joo Won'un annesinin geçmişiyle yüzleşmesi. Annesinin kim olduğunu, neden zaman yolculuğu yaptığını öğrenmeye çalışırken kendi kimliğini de sorguluyor. "Alice" sadece bir bilim kurgu dizisi değil, aynı zamanda bir kimlik arayışı hikayesi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Kim Hee Sun, dizide hem 20'li yaşlardaki halini hem de 40'lı yaşlardaki halini canlandırdı. Güzelliği hiç yaşlanmıyor sanki!
Mood Önerisi: Mendillerinizi hazırlayın, duygusal bir yolculuğa çıkacaksınız!
5. Train – İki Dünyada Aynı Cinayet
"Train" benim için gerilim dozunu sonuna kadar arttıran bir diziydi. Yoon Shi Yoon oppamızın hem iyi hem de kötü karakteri canlandırdığı bu yapım, paralel evren temasını suçla birleştiriyor. Aynı cinayetin iki farklı dünyada işlenmesi, dedektifimizin bu sırrı çözmeye çalışması… Konu o kadar sürükleyici ki, bir bölüm bitmeden diğerine geçiyorsun. Ama uyarmadı demeyin, karanlık ve rahatsız edici sahneler içeriyor.
Dizideki atmosfer beni benden aldı. Yağmurlu sokaklar, karanlık ormanlar, terk edilmiş binalar… Yönetmen resmen gerilim filmi çekmiş. Ama "Train" sadece atmosferik bir dizi değil, aynı zamanda karakterlerin psikolojisini de derinlemesine inceliyor. Yoon Shi Yoon'un iki farklı karakteri canlandırması, hem iyi hem de kötü yönlerini göstermesi… Oyunculuk dersi gibiydi resmen.
"Train"in en sevdiğim yanı, olayların karmaşıklığı. İki dünya arasındaki bağlantıyı çözmeye çalışırken sürekli yeni ipuçları buluyorsun. Ama her ipucu da seni başka bir gerçeğe götürüyor. Kimin suçlu olduğunu kestirmek de imkansız. Herkesin bir sırrı var ve bu sırlar yavaş yavaş ortaya çıkıyor. "Train" sadece bir suç dizisi değil, aynı zamanda bir kimlik arayışı hikayesi. Yoon Shi Yoon'un hangi dünyada ait olduğunu bulmaya çalışması, kendi kimliğini sorgulaması… Çok etkileyiciydi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Yoon Shi Yoon, dizideki iki farklı karakteri canlandırırken çok zorlanmış. Hatta bir röportajında "Uyku düzenim alt üst oldu" demişti.
Mood Önerisi: Gece tek başınıza izlemeyin, sonra arkanızda bir şey varmış gibi hissedersiniz!
6. Rooftop Prince – Zamanda Geriye Giden Veliaht
"Rooftop Prince" benim için K-Drama klasiklerinden biri! Park Yoochun oppamızın veliaht rolündeki halleri, Han Ji Min unnimizin tatlılığı… Dizi ilk çıktığında herkes bu ikiliye hayran kalmıştı. Konu da o kadar eğlenceli ki, zamanda geriye giden bir veliaht ve ekibinin günümüzdeki maceraları. Saray adabıyla büyümüş bu adamların modern dünyaya adapte olmaya çalışması tam bir komedi şöleni!
Dizideki komik sahneler beni kahkahalara boğdu. Veliahtın cep telefonuyla tanışması, markette alışveriş yapmaya çalışması, asansöre binmesi… Hepsi çok eğlenceli bir şekilde işlenmiş. Ama "Rooftop Prince" sadece komik bir dizi değil, aynı zamanda romantik bir hikaye de anlatıyor. Veliahtın geçmişteki aşkının günümüzdeki benzerini bulması, ona aşık olması… Kalbim yerinden çıkacak gibiydi!
"Rooftop Prince"in en sevdiğim yanı, karakterlerin samimiyeti. Veliaht ve ekibinin birbirlerine olan bağlılığı, zor zamanlarda birbirlerine destek olmaları… Çok dokunaklı bir şekilde işlenmiş. Ama asıl olay, veliahtın geçmişteki sırları çözmeye çalışması. Neden zamanda geriye gittiğini, geçmişteki aşkının neden öldürüldüğünü öğrenmeye çalışırken kendi kimliğini de sorguluyor. "Rooftop Prince" sadece bir romantik komedi değil, aynı zamanda bir kimlik arayışı hikayesi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizi çekilirken Park Yoochun'un babası vefat etmiş. Buna rağmen çekimlere devam etmesi, profesyonelliğinin kanıtı!
Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla birlikte izleyip bol bol dedikodu yapmalık!
7. Queen In Hyun's Man – 300 Yıl Sonrasına Aşk
"Queen In Hyun's Man" benim için zamanda yolculuk temasını en romantik şekilde işleyen dizilerden biri. Ji Hyun Woo oppamızın yakışıklılığı, Yoo In Na unnimizin tatlılığı… Dizi ilk çıktığında herkes bu ikiliye hayran kalmıştı. Konu da o kadar ilginç ki, 300 yıl sonrasına yolculuk yapan bir bilim adamı ve günümüzdeki bir oyuncunun aşkı. İki farklı zamandan gelen bu insanların birbirlerine aşık olması, zorluklara rağmen ilişkilerini sürdürmeye çalışması… Kalbim yerinden çıkacak gibiydi!
Dizideki romantik sahneler beni benden aldı. İkilinin birbirlerine olan bakışları, dokunuşları, konuşmaları… Hepsi çok doğal ve samimi bir şekilde işlenmiş. Ama "Queen In Hyun's Man" sadece romantik bir dizi değil, aynı zamanda komik sahneler de içeriyor. Bilim adamının modern dünyaya adapte olmaya çalışması, teknolojiyle tanışması… Çok eğlenceli bir şekilde işlenmiş.
"Queen In Hyun's Man"in en sevdiğim yanı, karakterlerin derinliği. Bilim adamının geçmişteki sırları çözmeye çalışması, günümüzdeki oyuncunun kendi hayallerini gerçekleştirmeye çalışması… Çok dokunaklı bir şekilde işlenmiş. Ama asıl olay, ikilinin birbirlerine olan güveni. Farklı zamanlardan gelmelerine rağmen birbirlerine inanmaları, ilişkilerini korumak için ellerinden geleni yapmaları… Çok etkileyiciydi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizi çekilirken Ji Hyun Woo ve Yoo In Na gerçek hayatta da sevgili olmuşlar! Fandom olarak çok sevinmiştik ama maalesef ayrıldılar.
Mood Önerisi: Sevgilinizle birlikte izleyip romantik anlar yaşayabilirsiniz!
8. Circle: Two Worlds Connected – İki Zaman, Tek Gizem
"Circle: Two Worlds Connected" benim için bilim kurgu ve gizemi bir araya getiren çok başarılı bir yapım. Dizi, 2017 ve 2037 yıllarında geçen iki farklı hikayeyi anlatıyor. 2017'de uzaylıların dünyaya gelmesiyle başlayan olaylar, 2037'de insanların duygularını kontrol eden bir sistemin ortaya çıkmasıyla devam ediyor. Kim Kang Woo oppamızın karizması, Yeo Jin Goo oppamızın yeteneği… Dizi ilk çıktığında herkes bu ikiliye hayran kalmıştı.
Dizideki olay örgüsü o kadar karmaşık ki, izlerken sürekli not almak gerekiyor. İki farklı zaman dilimindeki olayların birbirleriyle bağlantısı, karakterlerin geçmişi ve geleceği… Hepsi çok zekice bir şekilde kurgulanmış. Ama "Circle" sadece karmaşık bir dizi değil, aynı zamanda duygusal bir derinliğe de sahip. Kardeşlerin birbirlerine olan bağlılığı, insanların duygularını kaybetmesiyle ortaya çıkan sorunlar… Çok dokunaklı bir şekilde işlenmiş.
"Circle"ın en sevdiğim yanı, karakterlerin motivasyonları. Neden böyle davrandıklarını, neden bu kararları aldıklarını anlıyorsun. Kimin iyi, kimin kötü olduğunu kestirmek de imkansız. Ama asıl olay, iki zaman dilimindeki olayların birbiriyle nasıl bağlantılı olduğunu çözmeye çalışmak. Geçmişi değiştirmenin geleceği nasıl etkilediğini görmek… Çok etkileyiciydi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizi çekilirken oyuncular senaryoyu tam olarak bilmiyorlarmış. Her bölümden önce yeni bir ipucu alıyorlarmış!
Mood Önerisi: Zihninizi açın, karmaşık bir yolculuğa çıkacaksınız!
9. Life on Mars – Geçmişe Dönüş ve Suç Çözme
"Life on Mars" benim için nostalji ve suç temasını bir araya getiren çok keyifli bir dizi. Jung Kyung Ho oppamızın karizması, Park Sung Woong oppamızın sertliği… Dizi ilk çıktığında herkes bu ikiliye hayran kalmıştı. Konu da o kadar ilginç ki, 2018'de yaşayan bir dedektifin bir kaza sonucu 1988'e gitmesi ve orada suç çözmeye çalışması. Modern tekniklerle suç çözmeye alışmış bu adamın 80'lerin yöntemleriyle başa çıkmaya çalışması tam bir komedi şöleni!
Dizideki 80'ler atmosferi beni benden aldı. Müzikler, kıyafetler, arabalar… Yönetmen resmen zamanda yolculuk yaptırmış bize. Ama "Life on Mars" sadece nostaljik bir dizi değil, aynı zamanda suç çözme hikayesi de anlatıyor. Dedektifin geçmişteki suçları çözmeye çalışması, kendi geçmişiyle yüzleşmesi… Çok dokunaklı bir şekilde işlenmiş.
"Life on Mars"ın en sevdiğim yanı, karakterlerin samimiyeti. Dedektifin 80'lerdeki ekibiyle olan ilişkisi, birbirlerine olan bağlılığı… Çok dokunaklı bir şekilde işlenmiş. Ama asıl olay, dedektifin neden geçmişe gittiğini çözmeye çalışması. Geçmişi değiştirmenin geleceği nasıl etkilediğini görmek… Çok etkileyiciydi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizi, İngiliz yapımı aynı adlı diziden uyarlanmış. Ama Kore versiyonu çok daha duygusal!
Mood Önerisi: Nostalji yaşamak isteyenler için birebir!
10. Tomorrow With You – Geleceği Gören Adam
"Tomorrow With You" benim için romantizm ve fantastik temaları bir araya getiren bir dizi. Lee Je Hoon oppamızın karizması, Shin Min Ah unnimizin tatlılığı… Dizi ilk çıktığında herkes bu ikiliye hayran kalmıştı. Konu da o kadar ilginç ki, geleceği görebilen bir adamın gelecekteki mutsuzluğunu engellemek için bir kadınla evlenmesi. İki yabancının zoraki evliliği, zamanla aşka dönüşmesi… Kalbim yerinden çıkacak gibiydi!
Dizideki romantik sahneler beni benden aldı. İkilinin birbirlerine olan bakışları, dokunuşları, konuşmaları… Hepsi çok doğal ve samimi bir şekilde işlenmiş. Ama "Tomorrow With You" sadece romantik bir dizi değil, aynı zamanda fantastik öğeler de içeriyor. Adamın geleceği görme yeteneği, zaman yolculuğu yapabilmesi… Çok ilginç bir şekilde işlenmiş.
"Tomorrow With You"ın en sevdiğim yanı, karakterlerin derinliği. Adamın gelecekteki mutsuzluğunu engellemeye çalışması, kadının kendi hayallerini gerçekleştirmeye çalışması… Çok dokunaklı bir şekilde işlenmiş. Ama asıl olay, ikilinin birbirlerine olan güveni. Farklı amaçlarla evlenmelerine rağmen birbirlerine inanmaları, ilişkilerini korumak için ellerinden geleni yapmaları… Çok etkileyiciydi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Dizi çekilirken Lee Je Hoon ve Shin Min Ah çok iyi arkadaş olmuşlar. Hatta bir röportajlarında "Set dışında da çok görüşüyoruz" demişlerdi.
Mood Önerisi: Romantik bir kaçamak yapmak isteyenler için ideal!
Tepkiniz Nedir?