En İyi "Komedi" Animeleri (Gintama, Konosuba)!: Kahkaha Krizine Girmeye Hazır Mısınız?
K-Pop stresinden uzaklaşmak için en iyi komedi animeleri! Gintama'dan Konosuba'ya, gülmekten karnınız ağrıyacak! Anime önerileri, K-Drama sonrası rahatlama, K-Pop fandom eğlencesi.
1. Gintama: Samurayların En Komiği!
Gintama... Ah Gintama! Bu animeyi anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Tamam, tamam sakin olacağım. Şimdi şöyle düşünün: Edo dönemi Japonya'sındasınız ama bir de uzaylılar var! İşte bu çılgınlığın içinde, ana karakterimiz Sakata Gintoki ve onun Yorozuya ekibi (Shinpachi ve Kagura) türlü türlü absürtlüklerle dolu görevlere atılıyor. Gintama, sadece komedi değil aslında; shonen öğeleri, duygusal anlar ve hatta bazen siyasi göndermeler bile içeriyor. Ama en baskın özelliği, tabii ki de, insanı yerlere yatıran o eşsiz mizah anlayışı. Parodiler desen gırla gidiyor, diğer anime ve mangalara göndermeler havada uçuşuyor. Gintoki'nin o umursamaz tavırları, Shinpachi'nin sürekli tsukkomi yapması (yani "doğrucu Davut" rolünde olması) ve Kagura'nın doymak bilmeyen iştahı... Hepsi bir araya gelince tam bir komedi şöleni oluyor. Gintama'yı izlerken kahkahadan gözlerimden yaş geldiği çok oldu, o yüzden gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
Gintama'nın en sevdiğim özelliklerinden biri de, karakterlerin sürekli dördüncü duvarı yıkması. Yani direkt izleyiciyle konuşuyorlar, anime olduğunu hatırlatıyorlar falan. Bu da işin içine ayrı bir komiklik katıyor. Bir de şu var, Gintama'nın opening ve ending müzikleri de efsane! Her biri ayrı bir olay, animeye çok yakışıyorlar. Kısacası, Gintama sadece bir anime değil, bir yaşam tarzı! İzlemeyen çok şey kaybeder, benden söylemesi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Gintoki'nin şeker düşkünlüğü benim de zaafım! Bir de o tahta kılıcıyla her şeyi kesmesi yok mu? Efsane!
Mood Önerisi: Kendinizi kötü hissediyorsanız, hemen Gintama açın. Garanti kahkaha terapisi!
2. Konosuba: RPG Dünyasının En Beceriksiz Kahramanları!
Konosuba... Ah, Konosuba! Bu animeyi izlerken de gülmekten karnıma ağrılar girdi. Konusu şöyle: Kazuma adında bir oyun bağımlısı, trafik kazasında (aslında çok saçma bir şekilde) ölüyor ve bir tanrıça olan Aqua tarafından, RPG dünyasına gönderiliyor. Amacı, şeytan kralı yenmek. Ama işler pek de planladığı gibi gitmiyor. Çünkü Aqua, tam bir baş belası! Sürekli ağlıyor, sorun çıkarıyor ve faydasızın teki. Üstüne bir de Megumin var, her gün sadece bir kere patlama büyüsü kullanabilen ve sonrasında bayılan bir büyücü. Darkness ise, mazoşist bir şövalye! Bu ekip bir araya gelince, her şey tam bir felakete dönüşüyor. Ama işte bu felaketler silsilesi, inanılmaz komik anlara yol açıyor. Konosuba, klişe RPG öğelerini alıp, tam tersine çeviriyor. Kahramanlar güçlü ve havalı olmak yerine, beceriksiz ve aptallar. Ama işte bu yüzden çok seviliyorlar.
Konosuba'nın mizahı, karakterlerin arasındaki etkileşimden ve absürt durumlardan kaynaklanıyor. Bir de şu var, anime görsel olarak da çok eğlenceli. Karakterlerin mimikleri, hareketleri falan çok abartılı ve komik. Konosuba'yı izlerken, kendinizi sürekli "Bu kadar da olmaz artık!" derken bulabilirsiniz. Ama işte o "olmaz artık" dedirten şeyler, animenin en güzel yanları. Konosuba, sadece bir komedi animesi değil aslında; arkadaşlık, dayanışma ve asla pes etmemek gibi temaları da işliyor. Ama tabii ki, en çok güldüren şey, karakterlerin sürekli birbirleriyle didişmesi ve saçmalaması.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Megumin'in "Explosion!" diye bağırması... Tüylerim diken diken oluyor! Bir de o göz bandı yok mu? Çok karizma!
Mood Önerisi: Stres atmak ve kafayı dağıtmak için birebir. Konosuba izlerken tüm dertlerinizi unutacaksınız!
3. Prison School: Ahlaksızlığın Komik Hali!
Prison School... Bu animeyi anlatırken biraz çekiniyorum aslında, çünkü konusu biraz "sınırları zorlayıcı". Ama komedisi o kadar iyi ki, bahsetmeden geçemeyeceğim. Konusu şöyle: Hachimitsu Akademisi, daha önce sadece kız öğrencilerin olduğu bir okulken, ilk defa erkek öğrencileri de kabul ediyor. Ama bu beş erkek öğrenci, kısa sürede okulun "gizli" kurallarını ihlal ediyor ve öğrenci konseyi tarafından okulun hapishanesine atılıyor. İşte bu hapishanede yaşadıkları absürt ve komik olaylar, animenin ana temasını oluşturuyor. Prison School, sadece erotik öğelerle değil, aynı zamanda zekice yazılmış diyalogları ve karakterlerin arasındaki komik etkileşimlerle de ön plana çıkıyor. Özellikle öğrenci konseyinin sadist ve otoriter tavırları, erkek öğrencilerin çaresizliğiyle birleşince ortaya çok komik durumlar çıkıyor.
Prison School'un mizahı, biraz "kara mizah" olarak tanımlanabilir. Yani bazı sahneler, biraz rahatsız edici olabilir. Ama anime, bu rahatsız edici durumları bile komik bir şekilde işlemeyi başarıyor. Bir de şu var, Prison School'un görsel anlatımı da çok başarılı. Karakterlerin abartılı mimikleri, hareketleri falan, animenin komedi dozunu arttırıyor. Prison School'u izlerken, kendinizi hem şaşkın, hem de gülmekten yerlere yatarken bulabilirsiniz. Ama şunu da belirtmekte fayda var, Prison School herkese göre bir anime değil. Eğer "sınırları zorlayan" bir mizah anlayışınız yoksa, bu anime size hitap etmeyebilir.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Başkan Chiyo'nun o otoriter tavırlarına bayılıyorum! Bir de o kırbacı yok mu? Tam bir dominant!
Mood Önerisi: Eğer "tabuları yıkmak" ve "sınırları zorlamak" istiyorsanız, Prison School tam size göre. Ama dikkatli olun, bağımlılık yapabilir!
4. Nichijou: Sıradanlığın İçindeki Olağanüstülük!
Nichijou... Bu animeyi izlerken, "Bu kadar sıradan bir şey nasıl bu kadar komik olabilir?" diye düşündüm. Konusu şöyle: Üç lise öğrencisi olan Yuko, Mio ve Mai'nin günlük hayatları anlatılıyor. Ama bu günlük hayat, hiç de sıradan değil! Robot bir kız, konuşan bir kedi, güreşen bir müdür... Nichijou, sıradan olayları alıp, absürt ve komik bir şekilde işliyor. Animenin mizahı, karakterlerin arasındaki diyaloglardan, abartılı tepkilerden ve beklenmedik olaylardan kaynaklanıyor. Nichijou'yu izlerken, kendinizi sürekli "Bu ne saçmalık!" derken bulabilirsiniz. Ama işte o saçmalıklar, animenin en güzel yanları. Nichijou, sadece bir komedi animesi değil aslında; arkadaşlık, hayaller ve hayatın anlamı gibi temaları da işliyor. Ama tabii ki, en çok güldüren şey, karakterlerin sürekli birbirleriyle didişmesi ve saçmalaması.
Nichijou'nun en sevdiğim özelliklerinden biri de, animasyon tarzı. Karakterlerin hareketleri, mimikleri falan çok abartılı ve komik. Bir de şu var, Nichijou'nun opening ve ending müzikleri de efsane! Her biri ayrı bir olay, animeye çok yakışıyorlar. Kısacası, Nichijou sadece bir anime değil, bir yaşam tarzı! İzlemeyen çok şey kaybeder, benden söylemesi.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Nano'nun sırtındaki kurma kolu... Çok tatlı değil mi? Bir de o robotik hareketleri yok mu? Çok sevimli!
Mood Önerisi: Kendinizi kötü hissediyorsanız, hemen Nichijou açın. Garanti kahkaha terapisi!
5. Saiki Kusuo no Psi-nan: Psişik Güçlerle Başa Çıkmak!
Saiki Kusuo no Psi-nan... Bu animeyi izlerken, "Keşke benim de böyle güçlerim olsa!" diye düşündüm. Ama sonra "Yok ya, çekilmez olurdu herhalde" dedim. Konusu şöyle: Saiki Kusuo, doğuştan psişik güçlere sahip bir lise öğrencisi. Telepati, telekinezi, ışınlanma... Aklınıza gelebilecek her türlü psişik güce sahip. Ama Saiki, bu güçlerini herkesten saklamaya çalışıyor, çünkü normal bir hayat yaşamak istiyor. Ama tabii ki, bu pek mümkün olmuyor. Çünkü etrafı birbirinden ilginç ve sorunlu insanlarla dolu. Saiki, bu insanlarla başa çıkmaya çalışırken, sürekli komik durumlara düşüyor. Saiki Kusuo no Psi-nan, sadece psişik güçlerle ilgili değil aslında; arkadaşlık, aile ve kendini kabul etme gibi temaları da işliyor. Ama tabii ki, en çok güldüren şey, Saiki'nin sürekli içinden konuşması ve etrafındaki insanlara laf sokması.
Saiki Kusuo no Psi-nan'ın mizahı, Saiki'nin iç monologlarından, etrafındaki insanların aptallıklarından ve beklenmedik olaylardan kaynaklanıyor. Bir de şu var, animasyon tarzı da çok eğlenceli. Karakterlerin mimikleri, hareketleri falan çok abartılı ve komik. Saiki Kusuo no Psi-nan'ı izlerken, kendinizi sürekli "Bu kadar da olmaz artık!" derken bulabilirsiniz. Ama işte o "olmaz artık" dedirten şeyler, animenin en güzel yanları.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Saiki'nin o pembe saçları ve antenleri... Çok havalı değil mi? Bir de o sürekli içinden konuşması yok mu? Çok komik!
Mood Önerisi: Stres atmak ve kafayı dağıtmak için birebir. Saiki Kusuo no Psi-nan izlerken tüm dertlerinizi unutacaksınız!
6. Asobi Asobase: Oyun Oynamanın En Saçma Yolları!
Asobi Asobase... Bu animeyi izlerken, "Oyun oynamak bu kadar mı saçma olabilir?" diye düşündüm. Konusu şöyle: Üç lise öğrencisi olan Hanako, Olivia ve Kasumi'nin oyun kulübünde yaşadıkları absürt ve komik olaylar anlatılıyor. Hanako, zengin bir ailenin kızı ve sürekli saçma sapan oyunlar icat ediyor. Olivia, aslında İngiliz olmasına rağmen İngilizce konuşamayan ve sürekli yalan söyleyen bir kız. Kasumi ise, oyun oynamakta çok kötü olan ve sürekli kaybeden bir kız. Bu üç kız bir araya gelince, her şey tam bir felakete dönüşüyor. Ama işte bu felaketler silsilesi, inanılmaz komik anlara yol açıyor. Asobi Asobase, sadece oyun oynamakla ilgili değil aslında; arkadaşlık, rekabet ve kendini geliştirme gibi temaları da işliyor. Ama tabii ki, en çok güldüren şey, karakterlerin sürekli birbirleriyle didişmesi ve saçmalaması.
Asobi Asobase'nin mizahı, karakterlerin arasındaki etkileşimden, abartılı tepkilerden ve beklenmedik olaylardan kaynaklanıyor. Bir de şu var, animasyon tarzı da çok eğlenceli. Karakterlerin mimikleri, hareketleri falan çok abartılı ve komik. Asobi Asobase'yi izlerken, kendinizi sürekli "Bu ne saçmalık!" derken bulabilirsiniz. Ama işte o saçmalıklar, animenin en güzel yanları.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Olivia'nın o "sahte" İngiliz aksanı... Çok komik değil mi? Bir de o sürekli yalan söylemesi yok mu? Çok eğlenceli!
Mood Önerisi: Kendinizi kötü hissediyorsanız, hemen Asobi Asobase açın. Garanti kahkaha terapisi!
7. Grand Blue: Üniversite Hayatının En Absürt Hali!
Grand Blue... Bu animeyi izlerken, "Üniversite hayatı bu kadar mı çılgın olabilir?" diye düşündüm. Konusu şöyle: Iori Kitahara, üniversiteye başlamak için sahildeki amcasının yanına taşınıyor. Amcasının dükkanı, aynı zamanda bir dalış kulübü. Iori, dalış kulübüne katılıyor ve hayatı tamamen değişiyor. Çünkü kulüpteki insanlar, tam birer manyak! Sürekli içki içiyorlar, çıplak geziyorlar ve saçma sapan şeyler yapıyorlar. Iori, bu insanlarla başa çıkmaya çalışırken, sürekli komik durumlara düşüyor. Grand Blue, sadece dalışla ilgili değil aslında; arkadaşlık, aşk ve kendini keşfetme gibi temaları da işliyor. Ama tabii ki, en çok güldüren şey, karakterlerin sürekli birbirleriyle didişmesi ve saçmalaması.
Grand Blue'nun mizahı, karakterlerin arasındaki etkileşimden, abartılı tepkilerden ve beklenmedik olaylardan kaynaklanıyor. Bir de şu var, animasyon tarzı da çok eğlenceli. Karakterlerin mimikleri, hareketleri falan çok abartılı ve komik. Grand Blue'yu izlerken, kendinizi sürekli "Bu kadar da olmaz artık!" derken bulabilirsiniz. Ama işte o "olmaz artık" dedirten şeyler, animenin en güzel yanları.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Kouhei'nin o "otaku" halleri... Çok komik değil mi? Bir de o sürekli anime karakterlerine aşık olması yok mu? Çok eğlenceli!
Mood Önerisi: Stres atmak ve kafayı dağıtmak için birebir. Grand Blue izlerken tüm dertlerinizi unutacaksınız!
8. Barakamon: Şehirli Hattatın Köy Hayatına Adaptasyonu!
Barakamon... Bu animeyi izlerken, "Köy hayatı bu kadar mı huzurlu olabilir?" diye düşündüm. Konusu şöyle: Genç ve yetenekli bir hattat olan Seishuu Handa, bir sanat eleştirmenine yumruk attığı için cezalandırılıyor ve bir adadaki köye gönderiliyor. Handa, şehir hayatına alışkın olduğu için köy hayatına adapte olmakta zorlanıyor. Ama köydeki insanlar, özellikle de küçük Naru, Handa'ya yardım ediyor ve Handa, köy hayatının güzelliklerini keşfediyor. Barakamon, sadece hattatlıkla ilgili değil aslında; aile, arkadaşlık ve kendini bulma gibi temaları da işliyor. Ama tabii ki, en çok güldüren şey, Handa'nın köy hayatına adapte olmaya çalışırken yaşadığı komik durumlar.
Barakamon'un mizahı, Handa'nın şehirli tavırlarından, köydeki insanların saf ve doğal davranışlarından ve beklenmedik olaylardan kaynaklanıyor. Bir de şu var, animasyon tarzı da çok güzel. Köyün manzaraları, denizin maviliği falan çok etkileyici. Barakamon'u izlerken, kendinizi hem huzurlu, hem de mutlu hissedebilirsiniz.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Naru'nun o enerjik ve sevimli halleri... Çok tatlı değil mi? Bir de o sürekli Handa'ya takılması yok mu? Çok eğlenceli!
Mood Önerisi: Kendinizi yorgun ve stresli hissediyorsanız, hemen Barakamon açın. Garanti huzur terapisi!
9. Danshi Koukousei no Nichijou: Erkek Liselilerin Saçmalıkları!
Danshi Koukousei no Nichijou... Bu animeyi izlerken, "Erkek liseliler bu kadar mı aptal olabilir?" diye düşündüm. Konusu şöyle: Üç erkek lise öğrencisi olan Tadakuni, Hidenori ve Yoshitake'nin günlük hayatları anlatılıyor. Ama bu günlük hayat, hiç de sıradan değil! Sürekli saçma sapan şeyler yapıyorlar, kızlarla ilgili hayaller kuruyorlar ve birbirleriyle didişiyorlar. Danshi Koukousei no Nichijou, sadece erkek liselilerle ilgili değil aslında; arkadaşlık, hayaller ve hayatın anlamı gibi temaları da işliyor. Ama tabii ki, en çok güldüren şey, karakterlerin sürekli birbirleriyle didişmesi ve saçmalaması.
Danshi Koukousei no Nichijou'nun mizahı, karakterlerin arasındaki diyaloglardan, abartılı tepkilerden ve beklenmedik olaylardan kaynaklanıyor. Bir de şu var, animasyon tarzı da çok eğlenceli. Karakterlerin mimikleri, hareketleri falan çok abartılı ve komik. Danshi Koukousei no Nichijou'yu izlerken, kendinizi sürekli "Bu ne saçmalık!" derken bulabilirsiniz. Ama işte o saçmalıklar, animenin en güzel yanları.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Hidenori'nin o "edebi" halleri... Çok komik değil mi? Bir de o sürekli kitap okuması yok mu? Çok eğlenceli!
Mood Önerisi: Kendinizi kötü hissediyorsanız, hemen Danshi Koukousei no Nichijou açın. Garanti kahkaha terapisi!
10. Hoozuki no Reitetsu: Cehennemdeki Bürokrasi!
Hoozuki no Reitetsu... Bu animeyi izlerken, "Cehennemde bile bürokrasi mi olur?" diye düşündüm. Konusu şöyle: Hoozuki, cehennemin en önemli görevlilerinden biri. Cehennemdeki işleri düzenliyor, şeytanlarla uğraşıyor ve sürekli stres altında çalışıyor. Hoozuki, çok zeki, çalışkan ve soğukkanlı bir adam. Ama aynı zamanda çok sadist ve acımasız. Hoozuki no Reitetsu, sadece cehennemle ilgili değil aslında; iş hayatı, stres ve insan ilişkileri gibi temaları da işliyor. Ama tabii ki, en çok güldüren şey, Hoozuki'nin cehennemdeki işlerle uğraşırken yaşadığı komik durumlar.
Hoozuki no Reitetsu'nun mizahı, Hoozuki'nin soğukkanlı tavırlarından, cehennemdeki şeytanların aptallıklarından ve beklenmedik olaylardan kaynaklanıyor. Bir de şu var, animasyon tarzı da çok ilginç. Cehennemin manzaraları, şeytanların tasarımları falan çok özgün. Hoozuki no Reitetsu'yu izlerken, kendinizi hem şaşkın, hem de gülmekten yerlere yatarken bulabilirsiniz.
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Hoozuki'nin o soğukkanlı ve sadist tavırları... Çok havalı değil mi? Bir de o sürekli şeytanlara işkence etmesi yok mu? Çok komik!
Mood Önerisi: Stres atmak ve kafayı dağıtmak için birebir. Hoozuki no Reitetsu izlerken tüm dertlerinizi unutacaksınız!
Tepkiniz Nedir?