En İyi "Kıyamet Sonrası" (Post-Apocalyptic) Anime ve Mangalar!: Zombi, mutant, kıyamet... Korecanlar buraya!

K-Pop'tan sonra anime ve mangalara da sardıysan, bu "kıyamet sonrası" listesi tam senlik! Zombilerden mutantlara, en iyi post-apocalyptic anime ve manga önerileri burada. BTS'ten Blackpink'e, idollerin bile hayran olduğu yapımlar!

Şubat 21, 2026 - 15:18
Şubat 21, 2026 - 15:18
 0  0
En İyi "Kıyamet Sonrası" (Post-Apocalyptic) Anime ve Mangalar!: Zombi, mutant, kıyamet... Korecanlar buraya!

1. Attack on Titan (Shingeki no Kyojin): Devler Geliyor!

Ya şimdi Titanlar deyince aklıma direkt BTS'in "Attack on Bangtan" şarkısı geldi. Ama bu başka bir attack! Attack on Titan, bildiğin insanlığın devasa yaratıklar tarafından yok olmanın eşiğine geldiği bir dünya. İnsanlar, devasa duvarların arkasına saklanarak hayatta kalmaya çalışıyor. Ama o duvarlar yıkılırsa ne olur? İşte anime tam olarak bu soruyu soruyor. Ana karakterimiz Eren Yeager, ailesini Titanlar yüzünden kaybedince intikam yemini ediyor ve olaylar gelişiyor.

Bu animenin en sevdiğim yanı, sürekli ters köşe yapması. İlk başta "Tamam, devler kötü, insanlık iyi" diyorsun ama sonra işler öyle bir karışıyor ki, kimin haklı kimin haksız olduğunu kestirmek zorlaşıyor. Eren'in dönüşümü, Mikasa'nın Eren'e olan bağlılığı, Levi'nin cool tavırları... Hepsi ayrı bir olay. Özellikle Levi'nin temizlik takıntısı yok mu? Adam Titan keserken bile toz zerresi bırakmıyor!

Mangası da ayrı bir efsane. Anime, mangaya sadık kalsa da, animedeki aksiyon sahneleri ve müzikler olayı bambaşka bir boyuta taşıyor. Özellikle Sawano Hiroyuki'nin müzikleri yok mu? Tüylerim diken diken oluyor! Eğer "Kıyamet sonrası dünyası nasıl olurdu?" diye merak ediyorsan, Attack on Titan'a kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bağımlılık yapabilir!

Bias Kontrolü: Levi'nin boyu kısa olabilir ama karizması Everest'ten yüksek!

Mood Önerisi: Gerilim dolu bir gece, yanına bolca atıştırmalık al ve kendini Titanlara karşı savunmaya hazırla!


2. Tokyo Ghoul: Ghoul Olmak Zor Zanaat!

Tokyo Ghoul deyince aklıma ilk gelen şey, Kaneki'nin saçlarının beyazlaması! O sahne yok mu? Efsane! Tokyo Ghoul, insanların arasında yaşayan ve insan etiyle beslenen "ghoul"ların olduğu bir dünyayı anlatıyor. Ana karakterimiz Kaneki Ken, bir randevu sırasında ghoul saldırısına uğruyor ve mucizevi bir şekilde kurtuluyor. Ama bu kurtuluşun bir bedeli var: Kaneki de yarı ghoul oluyor!

Kaneki'nin ghoul dünyasına adapte olma süreci, izleyiciyi derinden etkiliyor. Bir yandan insan kalmaya çalışırken, bir yandan da ghoul içgüdüleriyle mücadele ediyor. Touka'nın sert ama aslında sevecen tavırları, Hide'nin Kaneki'ye olan sarsılmaz dostluğu, ghoul'ların kendi içindeki karmaşık ilişkileri... Hepsi ayrı ayrı incelenmeye değer. Özellikle ghoul'ların kahveleri çok merak ediyorum. İnsan eti tadı var mı acaba?

Animenin ilk sezonu mangaya sadık kalsa da, sonraki sezonlarda biraz sapmalar oluyor. Bu yüzden mangasını da okumanızı tavsiye ederim. Özellikle mangadaki çizimler çok etkileyici. Sui Ishida'nın çizim tarzı, ghoul'ların vahşetini ve güzelliğini aynı anda yansıtmayı başarıyor. Eğer karanlık, psikolojik ve aksiyon dolu bir anime arıyorsan, Tokyo Ghoul tam sana göre!

Bias Kontrolü: Kaneki'nin göz bandı taktığı dönemler, tam bir visual şöleni!

Mood Önerisi: Yağmurlu bir günde, karanlık bir odada, Tokyo Ghoul izlerken gerilimden tırnaklarını yiyebilirsin!


3. Highschool of the Dead: Zombilerle Dolu Bir Lise!

Highschool of the Dead deyince aklıma direkt o abartılı göğüs animasyonları geliyor. Ama anime sadece bundan ibaret değil! Zombi salgını sırasında hayatta kalmaya çalışan bir grup lise öğrencisinin hikayesini anlatıyor. Ana karakterimiz Takashi Komuro, çocukluk arkadaşı Rei Miyamoto ile birlikte zombilerden kaçmaya çalışırken, diğer öğrencilerle de karşılaşıyor.

Bu animenin en sevdiğim yanı, zombi temasını lise ortamıyla birleştirmesi. Bir yandan zombilerle mücadele ederken, bir yandan da aşk, kıskançlık, rekabet gibi lise sorunlarıyla uğraşıyorlar. Saeko Busujima'nın kılıç kullanma yeteneği, Saya Takagi'nin zekası, Rei Miyamoto'nun güçlü iradesi... Her karakterin kendine özgü özellikleri var. Ama itiraf edeyim, animedeki o abartılı göğüs animasyonları bazen göz yorucu olabiliyor.

Mangası da anime kadar popüler. Ama ne yazık ki, mangaka Daisuke Sato'nun vefatı nedeniyle manga yarım kaldı. Eğer zombi temalı, aksiyon dolu ve biraz da ecchi bir anime arıyorsan, Highschool of the Dead'e bir göz atabilirsin. Ama uyarayım, bazı sahneler biraz rahatsız edici olabilir!

Bias Kontrolü: Saeko Busujima'nın kılıç kullanırkenki o cool duruşu yok mu? Kalbim eriyor!

Mood Önerisi: Arkadaşlarınla toplanıp, bolca mısır patlatıp, zombilere karşı hayatta kalma stratejileri geliştirirken Highschool of the Dead izleyebilirsiniz!


4. Erased (Boku dake ga Inai Machi): Zamanda Geriye Gitmek!

Erased deyince aklıma direkt o gizemli atmosfer geliyor. Anime, Satoru Fujinuma adında, zamanda geriye gitme yeteneğine sahip bir gencin hikayesini anlatıyor. Satoru, annesinin ölümünü engellemek için zamanda geriye gidiyor ve ilkokul günlerine dönüyor. Burada, geçmişte çözülmemiş bir çocuk cinayetiyle karşılaşıyor ve bu cinayeti çözerek annesini kurtarmaya çalışıyor.

Bu animenin en sevdiğim yanı, gizem ve dramı çok iyi harmanlaması. Satoru'nun geçmişte yaşadığı olaylar, arkadaşlarıyla olan ilişkileri, katilin kim olduğunu bulma çabası... Hepsi izleyiciyi ekrana kilitliyor. Kayo Hinazuki'nin yalnızlığı, Kenya Kobayashi'nin Satoru'ya olan desteği, Satoru'nun annesinin fedakarlığı... Hepsi ayrı ayrı dokunaklı. Özellikle final bölümü beni gözyaşlarına boğmuştu.

Mangası da anime kadar başarılı. Hatta bazılarına göre manga daha detaylı ve daha etkileyici. Eğer gizem, dram ve zamanda yolculuk temalı bir anime arıyorsan, Erased'e kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı sahneler biraz üzücü olabilir!

Bias Kontrolü: Satoru'nun çocukluğu da, yetişkinliği de ayrı karizma!

Mood Önerisi: Soğuk bir kış akşamı, battaniyenin altına girip, Erased izlerken gizem dolu bir dünyaya dalabilirsiniz!


5. Seven Deadly Sins (Nanatsu no Taizai): Günahkarlar Bir Arada!

Seven Deadly Sins deyince aklıma direkt Meliodas'ın o çocuksu görüntüsü geliyor. Ama o görüntüye aldanmayın, adam bildiğin şeytan! Anime, Britannia Krallığı'nı kurtarmak için bir araya gelen yedi günahkar şövalyenin hikayesini anlatıyor. Ana karakterimiz Elizabeth Liones, krallığı kurtarmak için Seven Deadly Sins'i bulmaya çalışırken, Meliodas ile karşılaşıyor ve olaylar gelişiyor.

Bu animenin en sevdiğim yanı, aksiyon ve komediyi çok iyi harmanlaması. Meliodas'ın pervasız tavırları, Diane'nin devasa gücü, Ban'ın ölümsüzlüğü, King'in peri kralı olması... Her karakterin kendine özgü güçleri ve kişilikleri var. Özellikle Meliodas'ın Elizabeth'e yaptığı o sapıkça hareketler yok mu? Bazen sinir bozucu olsa da, animenin komedi dozunu arttırıyor.

Mangası da anime kadar popüler. Hatta bazılarına göre manga daha detaylı ve daha etkileyici. Eğer aksiyon, macera ve fantastik temalı bir anime arıyorsan, Seven Deadly Sins'e kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı sahneler biraz müstehcen olabilir!

Bias Kontrolü: Ban'ın o kırmızı gözleri ve umursamaz tavırları yok mu? Beni benden alıyor!

Mood Önerisi: Arkadaşlarınla toplanıp, bolca abur cubur alıp, Seven Deadly Sins izlerken kahkahalara boğulabilirsiniz!


6. Death Note: Adalet mi, Zulüm mü?

Death Note deyince direkt Light Yagami'nin o şeytani gülüşü geliyor aklıma. Adam bildiğin dahi ama şeytana uymuş! Anime, Light Yagami adında, bir defter bulan ve bu deftere ismini yazdığı kişileri öldürebilen bir lise öğrencisinin hikayesini anlatıyor. Light, bu defteri kullanarak dünyayı suçtan arındırmaya karar veriyor ve "Kira" adıyla tanınan bir seri katile dönüşüyor.

Bu animenin en sevdiğim yanı, adalet kavramını sorgulatması. Light'ın yaptıkları doğru mu, yanlış mı? Onun adaleti mi, yoksa zulmü mü? Bu sorular, izleyiciyi sürekli düşündürüyor. L'nin zekası, Light'ın manipülasyon yeteneği, Misa Amane'nin Light'a olan saplantılı aşkı... Hepsi ayrı ayrı incelenmeye değer. Özellikle Light ve L arasındaki o kedi fare oyunu yok mu? Gerilimden tırnaklarımı yiyorum!

Mangası da anime kadar başarılı. Hatta bazılarına göre manga daha detaylı ve daha etkileyici. Eğer gizem, gerilim ve psikolojik temalı bir anime arıyorsan, Death Note'a kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı sahneler biraz rahatsız edici olabilir!

Bias Kontrolü: L'nin o tuhaf oturuş şekli ve sürekli şeker yemesi yok mu? Çok tatlı!

Mood Önerisi: Gece yarısı, sessiz bir ortamda, Death Note izlerken Light'ın zekasıyla yarışmaya çalışabilirsiniz!


7. Parasyte -the maxim-: Uzaylılar İçimizde!

Parasyte deyince aklıma direkt Migi'nin o tuhaf sesi ve görüntüsü geliyor. Uzaylı parazitler insan vücuduna girip onları ele geçiriyor ve insan etiyle besleniyor. Ana karakterimiz Shinichi Izumi, bir gece parazit saldırısına uğruyor ama parazit beynine ulaşamıyor ve sağ eline yerleşiyor. Shinichi ve Migi, birlikte hayatta kalmak için işbirliği yapmak zorunda kalıyorlar.

Bu animenin en sevdiğim yanı, bilim kurgu ve korkuyu çok iyi harmanlaması. Parazitlerin insan vücudundaki dönüşümleri, Shinichi'nin yaşadığı psikolojik değişimler, parazitlerle insanlar arasındaki mücadele... Hepsi izleyiciyi ekrana kilitliyor. Murano Satomi'nin Shinichi'ye olan aşkı, Reiko Tamura'nın annelik duygusu, parazitlerin kendi içindeki hiyerarşi... Hepsi ayrı ayrı incelenmeye değer. Özellikle Migi'nin Shinichi'ye verdiği o garip tavsiyeler yok mu? Bazen çok komik oluyor!

Mangası da anime kadar başarılı. Hatta bazılarına göre manga daha detaylı ve daha etkileyici. Eğer bilim kurgu, korku ve aksiyon temalı bir anime arıyorsan, Parasyte'a kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı sahneler biraz mide bulandırıcı olabilir!

Bias Kontrolü: Migi'nin Shinichi'ye olan bağlılığı yok mu? Aşk böyle bir şey olsa gerek!

Mood Önerisi: Karanlık bir odada, kulaklıklarını takıp, Parasyte izlerken uzaylıların istilasına karşı hazırlıklı olabilirsiniz!


8. Girls' Last Tour (Shoujo Shuumatsu Ryokou): Kıyamet Sonrası Sevimli Kızlar!

Girls' Last Tour deyince aklıma direkt Chito ve Yuuri'nin o sevimli halleri geliyor. Kıyamet sonrası bir dünyada, iki kızın hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Chito ve Yuuri, Kettenkrad adında bir motosikletle harabeler arasında dolaşıyor, yiyecek ve yakıt arıyor, birbirlerine destek oluyorlar.

Bu animenin en sevdiğim yanı, kıyamet sonrası temasını farklı bir şekilde işlemesi. Aksiyon ve gerilim yerine, daha çok melankoli ve umut duygularını ön plana çıkarıyor. Chito'nun kitaplara olan merakı, Yuuri'nin açgözlülüğü, ikilinin birbirlerine olan bağlılığı... Hepsi izleyiciyi derinden etkiliyor. Özellikle animedeki o minimalist çizimler ve sakin müzikler yok mu? İçimi huzurla dolduruyor.

Mangası da anime kadar başarılı. Hatta bazılarına göre manga daha detaylı ve daha etkileyici. Eğer kıyamet sonrası, slice of life ve melankolik temalı bir anime arıyorsan, Girls' Last Tour'a kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı sahneler biraz hüzünlü olabilir!

Bias Kontrolü: Chito'nun o ciddi tavırları ve Yuuri'nin o şapşallığı yok mu? Tam zıt kutuplar!

Mood Önerisi: Yağmurlu bir günde, sıcak bir içecek hazırlayıp, Girls' Last Tour izlerken hayatın anlamını sorgulayabilirsiniz!


9. Dr. Stone: Bilim Kurtarır!

Dr. Stone deyince direkt Senku'nun o "10 milyar puan!" repliği geliyor aklıma. Tüm insanlığın taşa dönüştüğü bir dünyada, bilim sayesinde yeniden hayata dönen Senku Ishigami'nin hikayesini anlatıyor. Senku, bilimi kullanarak medeniyeti yeniden inşa etmeye çalışıyor.

Bu animenin en sevdiğim yanı, bilimi eğlenceli bir şekilde anlatması. Senku'nun icatları, bilimsel açıklamaları, arkadaşlarıyla olan işbirliği... Hepsi izleyiciyi hem eğlendiriyor hem de bilgilendiriyor. Taiju Ooki'nin kas gücü, Yuzuriha Ogawa'nın el becerisi, Tsukasa Shishio'nun dövüş yeteneği... Her karakterin kendine özgü yetenekleri var. Özellikle Senku'nun o bilim aşkı yok mu? Beni de bilim insanı olasım geliyor!

Mangası da anime kadar başarılı. Hatta bazılarına göre manga daha detaylı ve daha etkileyici. Eğer bilim, macera ve komedi temalı bir anime arıyorsan, Dr. Stone'a kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı sahneler biraz abartılı olabilir!

Bias Kontrolü: Senku'nun o çılgın bilim insanı halleri yok mu? Çok karizmatik!

Mood Önerisi: Arkadaşlarınla toplanıp, bilimsel deneyler yaparken Dr. Stone izleyebilirsiniz!


10. Made in Abyss: Derinlere Yolculuk!

Made in Abyss deyince aklıma direkt o gizemli atmosfer ve tüyler ürpertici yaratıklar geliyor. Dünyanın merkezine doğru uzanan devasa bir çukur olan Abyss'i keşfetmeye çalışan Riko ve Reg'in hikayesini anlatıyor. Abyss'in derinliklerinde, bilinmeyen yaratıklar ve tehlikelerle dolu bir dünya var.

Bu animenin en sevdiğim yanı, fantastik ve macera temasını çok iyi işlemesi. Abyss'in katmanları, yaratıkları, lanetleri, Riko ve Reg'in yaşadığı zorluklar... Hepsi izleyiciyi ekrana kilitliyor. Nanachi'nin bilgeliği, Mitty'nin trajik hikayesi, Abyss'in derinliklerindeki sırlar... Hepsi ayrı ayrı incelenmeye değer. Özellikle animedeki o muhteşem çizimler ve etkileyici müzikler yok mu? Beni bambaşka bir dünyaya götürüyor.

Mangası da anime kadar başarılı. Hatta bazılarına göre manga daha detaylı ve daha etkileyici. Eğer fantastik, macera ve gizem temalı bir anime arıyorsan, Made in Abyss'e kesinlikle bir şans vermelisin. Ama uyarayım, bazı sahneler biraz rahatsız edici olabilir!

Bias Kontrolü: Reg'in o robotik halleri ve Riko'ya olan bağlılığı yok mu? Çok sevimli!

Mood Önerisi: Sessiz bir ortamda, kulaklıklarını takıp, Made in Abyss izlerken Abyss'in derinliklerine doğru unutulmaz bir yolculuğa çıkabilirsiniz!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.