En İyi 10 +10 (Yetişkin) Anime Önerisi! (Vahşet ve Psikolojik): Ruhsal Çöküntü Garantili!
+18 anime dünyasına dalış! Vahşet ve psikolojik gerilim sevenler için en iyi anime önerileri. K-Pop stresinden uzaklaş, anime dünyasına kaç!
1. Elfen Lied
Elfen Lied... Ah, Elfen Lied! Daha ilk bölümden kan gövdeyi götürüyor, resmen şok üstüne şok! Lucy'nin o acımasızlığı, o tatlış görünümünün altında yatan karanlık... İnanılmaz bir tezatlık değil mi? Hikaye o kadar derin ki, sadece vahşetle kalmıyor, karakterlerin travmaları, geçmişleri, birbirleriyle olan bağları... Hepsi bir araya gelince tam bir psikolojik yıkım! Lucy'nin o vektörleri savururkenki ifadesi, Kouta'nın o masumiyeti... Shipp'liyorum yemin ederim! Ama bir yandan da içim acıyor. Bu anime, masumiyetin nasıl yozlaştırılabileceğini, insanın ne kadar acımasız olabileceğini gözümüze sokuyor. İzlerken midem bulanmadı desem yalan olur ama bir yandan da gözümü alamadım. Resmen bağımlılık yaptı! Opening'i hala dinlerim, Lilium... O melodi, o atmosfer... Efsane!
Elfen Lied'i izlerken bol bol mendil hazırlayın derim. Çünkü sadece kan değil, gözyaşı da garanti! Ama sakın korkmayın, bu sadece bir vahşet gösterisi değil. Derin bir anlamı, anlatmak istediği bir şeyler var. İzledikten sonra uzun uzun düşüneceğiniz, sizi etkileyecek bir anime. Ve evet, +18 sahneleri de var, uyarmadı demeyin!
Bu arada, mangası da animesinden çok daha detaylı ve farklı bir sonla bitiyor. Eğer animeyi beğendiyseniz, mangasına da mutlaka göz atın. Hatta ben okurken "Keşke anime de böyle olsaymış!" diye düşündüm. Ama yine de anime de ayrı bir tat bırakıyor insanda. Son olarak, Nana'yı unutmayalım. O da ayrı bir travma sebebi!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Lucy'nin vektörleri aslında onun yalnızlığının ve korunma mekanizmasının bir yansıması. Düşünsenize, sürekli dışlanmışsınız, size zarar vermek isteyen insanlar var... Siz de kendinizi savunmak zorundasınız!
Mood Önerisi: Gece yarısı, tek başınıza, karanlık bir odada izleyin. Mum ışığı da yakabilirsiniz, atmosferi daha da yoğunlaştırmak için!
2. Berserk
Berserk... Ah, Berserk! Mangası zaten başlı başına bir efsane. Anime uyarlamaları da fena değil ama mangasının o karanlık atmosferini, o detaylı çizimlerini birebir yansıtmaları imkansız gibi. Guts'ın o devasa kılıcı, o bitmek bilmeyen öfkesi... Resmen karizma akıyor! Ama bir yandan da içim acıyor adama. Sürekli savaşmak, sürekli hayatta kalmaya çalışmak... Çok zor olmalı. Griffith'in o ihaneti... Hala içimde bir yara! Nasıl kıydın lan Guts'a? Shipp'im yıkıldı resmen! Neyse ki Casca var, o da olmasa Guts iyice delirirdi herhalde. Ama onların da ilişkisi çok karmaşık. Travmalar, sırlar, ihanetler... Hepsi iç içe geçmiş durumda.
Berserk'i izlerken bol bol sabırlı olun derim. Çünkü hikaye çok yavaş ilerliyor ve bazı bölümleri sıkıcı gelebilir. Ama sabredin, sonunda o epik savaş sahnelerine, o duygusal anlara değecek! Ve sakın unutmayın, Berserk sadece bir aksiyon animesi değil. İnsanın doğası, kader, özgür irade gibi derin konuları da ele alıyor. İzledikten sonra uzun uzun düşüneceğiniz, sizi etkileyecek bir anime. Ayrıca müzikleri de efsane! Susumu Hirasawa'nın o mistik, karanlık melodileri... Resmen tüylerim diken diken oluyor!
Bu arada, Berserk'in farklı anime uyarlamaları var. 1997 yapımı olanı daha klasik bir tarzda, 2016 yapımı olanı ise CGI ağırlıklı. Ben şahsen 1997 yapımını daha çok seviyorum. Ama CGI olan da fena değil, özellikle savaş sahneleri daha aksiyonlu olmuş. Karar sizin!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Guts'ın o devasa kılıcı aslında onun içindeki öfkenin ve acının bir sembolü. Ne kadar büyük olursa olsun, o kılıç Guts'ın acılarını dindirmeye yetmiyor!
Mood Önerisi: Yağmurlu bir havada, kulaklıklarınızı takın ve Berserk'in müziklerini dinleyerek kendinizi Guts'ın yerine koyun. Onun acılarını, onun öfkesini hissetmeye çalışın!
3. Devilman Crybaby
Devilman Crybaby... Ah, Devilman Crybaby! Masaaki Yuasa'nın o kendine has çizim tarzı, o çılgın animasyonları... İlk başta biraz garip gelebilir ama alıştıkça bağımlılık yapıyor! Hikaye de çok acayip. Akira'nın Devilman'a dönüşmesi, Ryo'nun o gizemli halleri... Shipp'liyorum galiba! Ama bir yandan da korkuyorum. Çünkü bu anime, insanlığın ne kadar acımasız olabileceğini, ne kadar kolayca önyargılara kapılabileceğini gözümüze sokuyor. Şeytan avı sahneleri resmen kan banyosu! Ama bir yandan da çok stilize, çok sanatsal. İzlerken hem midem bulanıyor hem de gözümü alamıyorum. Nasıl bir tezatlık bu?
Devilman Crybaby'i izlerken açık fikirli olmaya çalışın derim. Çünkü bu anime, alışılmışın dışında bir anlatım tarzına sahip. Bazı sahneleri çok rahatsız edici olabilir, bazı sahneleri ise çok duygusal. Ama hepsinin bir anlamı var, hepsinin bir amacı var. İzledikten sonra uzun uzun düşüneceğiniz, sizi etkileyecek bir anime. Ve sakın unutmayın, Devilman Crybaby sadece bir vahşet gösterisi değil. İnsanın doğası, aşk, dostluk, ihanet gibi derin konuları da ele alıyor.
Bu arada, Devilman Crybaby'nin Go Nagai'nin Devilman mangasının bir uyarlaması olduğunu biliyor muydunuz? Manga da çok efsane ama anime, hikayeyi daha modern bir şekilde anlatıyor. Özellikle müzikleri çok iyi! Agresif, elektronik beat'ler... Savaş sahnelerine çok yakışıyor!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Akira'nın Devilman'a dönüşmesi aslında onun içindeki potansiyeli açığa çıkarması anlamına geliyor. Ama bu potansiyel, hem iyi hem de kötü şeylere yol açabiliyor!
Mood Önerisi: Yüksek sesle müzik dinleyin, dans edin ve kendinizi özgür hissedin. Tıpkı Devilman gibi, içinizdeki potansiyeli açığa çıkarın!
4. Gantz
Gantz... Ah, Gantz! Öldükten sonra başka bir dünyaya ışınlanmak ve uzaylılarla savaşmak... Ne kadar saçma bir konsept değil mi? Ama bir yandan da çok ilgi çekici! Kei'nin o egoist tavırları, Katou'nun o idealist halleri... Shipp'liyor muyum ne? Ama bu anime, karakterlerin psikolojisini çok iyi yansıtıyor. Ölümle burun buruna gelmek, sevdiklerini kaybetmek, sürekli savaşmak... İnsan nasıl dayanır ki? Gantz'ın o siyah küresi, o gizemli mesajları... Hala çözemedim neyin nesi! Uzaylı tasarımları da çok acayip. Bazıları komik, bazıları korkunç, bazıları ise sadece garip. Ama hepsi de çok akılda kalıcı!
Gantz'ı izlerken bol bol aksiyona hazırlıklı olun derim. Çünkü bu anime, dur durak bilmiyor. Sürekli savaş, sürekli kan, sürekli ölüm... Ama bir yandan da çok stratejik. Karakterler, uzaylıları yenmek için farklı silahlar kullanıyor, farklı taktikler geliştiriyor. İzlerken resmen geriliyorum! Ve sakın unutmayın, Gantz sadece bir aksiyon animesi değil. Hayatın anlamı, ölüm, adalet gibi derin konuları da ele alıyor. İzledikten sonra uzun uzun düşüneceğiniz, sizi etkileyecek bir anime.
Bu arada, Gantz'ın mangası animesinden çok daha uzun ve detaylı. Eğer animeyi beğendiyseniz, mangasına da mutlaka göz atın. Hatta ben okurken "Keşke anime de böyle olsaymış!" diye düşündüm. Ama yine de anime de ayrı bir tat bırakıyor insanda. Özellikle müzikleri çok iyi! Ağır, elektronik beat'ler... Savaş sahnelerine çok yakışıyor!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Gantz'ın o siyah küresi aslında karakterlerin vicdanının bir yansıması. Onlara sürekli doğru ve yanlış arasında seçim yapma fırsatı veriyor!
Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla toplanın, Gantz izleyin ve uzaylılarla savaş stratejileri geliştirin. Belki bir gün Gantz'a ışınlanırsınız, hazırlıklı olun!
5. Akame ga Kill!
Akame ga Kill!... Ah be Night Raid! Başta ne kadar havalı bir suikast timiydi onlar öyle. Herkesin kendine has Imperial Arms'ı, süper güçleri falan... Ama sonra ne oldu? Birer birer gittiler. Resmen toplu mezar gibi anime! Tatsumi'nin o saf halleri, Akame'nin o soğuk kanlılığı... Shipp'liyor muydum ne? Ama Mine'nin ölümü beni çok üzdü. Tatsumi ile çok yakışıyorlardı. Neyse ki Leone en sonda hayatta kaldı. Yoksa iyice depresyona girecektim. Bu anime, yozlaşmış bir imparatorluğu yıkmak için savaşan bir grup suikastçının hikayesini anlatıyor. Ama aslında çok daha fazlası. Arkadaşlık, fedakarlık, adalet gibi temaları da ele alıyor.
Akame ga Kill!'i izlerken mendillerinizi hazırlayın derim. Çünkü bu anime, duygusal anlarla dolu. Karakterlerin ölümleri, geçmişleri, birbirleriyle olan bağları... Hepsi bir araya gelince tam bir duygusal yıkım! Ama sakın korkmayın, bu sadece bir dram değil. Aksiyon sahneleri de çok iyi. Imperial Arms'ların güçleri, karakterlerin dövüş stilleri... Hepsi çok yaratıcı!
Bu arada, Akame ga Kill!'in mangası animesinden farklı bir sonla bitiyor. Eğer animeyi beğendiyseniz, mangasına da mutlaka göz atın. Hatta ben okurken "Keşke anime de böyle bitseymiş!" diye düşündüm. Ama yine de anime de ayrı bir tat bırakıyor insanda. Özellikle müzikleri çok iyi! Rock, metal, pop... Her türden müzik var!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Imperial Arms'lar aslında karakterlerin içindeki potansiyeli açığa çıkarıyor. Ama bu potansiyel, hem iyi hem de kötü şeylere yol açabiliyor!
Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla toplanın, Akame ga Kill! izleyin ve kendi suikast timinizi kurun. Hangi Imperial Arms'ı kullanmak isterdiniz?
6. Psycho-Pass
Psycho-Pass... Geleceğin Japonya'sında suç oranını düşürmek için Sibyl Sistemi diye bir şey var. İnsanların Psycho-Pass'larını ölçüyor, potansiyel suçluları daha suç işlemeden yakalıyorlar. Ne kadar distopik değil mi? Akane'nin o idealist halleri, Kougami'nin o karanlık geçmişi... Shipp'liyor muyum ne? Ama bu anime, adaletin ne olduğu, özgür irade, sistemin kusurları gibi derin konuları ele alıyor. Sibyl Sistemi'nin ne kadar adil olduğu tartışılır. Çünkü masum insanlar da potansiyel suçlu olarak etiketlenebiliyor. Suç katsayısı yüksek olanlar direkt infaz ediliyor. Resmen Black Mirror gibi!
Psycho-Pass'ı izlerken bol bol düşünmeye hazırlıklı olun derim. Çünkü bu anime, sizi sorgulamaya itiyor. Sistem mi haklı, yoksa birey mi? Suç işlemeden ceza verilebilir mi? Özgür irade diye bir şey var mı? İzledikten sonra uzun uzun düşüneceğiniz, sizi etkileyecek bir anime. Ama sakın korkmayın, bu sadece bir felsefe dersi değil. Aksiyon sahneleri de çok iyi. Dominator'ların o farklı modları, karakterlerin dövüş stilleri... Hepsi çok yaratıcı!
Bu arada, Psycho-Pass'ın farklı sezonları ve filmleri var. Ben şahsen ilk sezonu daha çok seviyorum. Ama diğerleri de fena değil. Özellikle müzikleri çok iyi! Elektronik, ambient, rock... Her türden müzik var!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Sibyl Sistemi aslında insanların korkularının bir yansıması. Suçu önlemek için her şeyi yapmaya hazırız!
Mood Önerisi: Tek başınıza, karanlık bir odada Psycho-Pass izleyin ve Sibyl Sistemi'nin ne kadar adil olduğunu düşünün. Siz olsaydınız, sistemi nasıl değiştirirdiniz?
7. Corpse Party: Tortured Souls
Corpse Party: Tortured Souls... Okul festivali sonrası yapılan bir ritüel ters gidince bir grup öğrenci lanetli bir ilkokula hapsoluyor. Klasik bir korku hikayesi gibi değil mi? Ama bu anime, kan, şiddet, işkence dolu sahneleriyle sizi şoke edecek. Karakterlerin çaresizliği, korkuları, birbirlerine ihanetleri... Hepsi bir araya gelince tam bir kabus! Sachiko'nun o şeytani gülüşü... Hala aklımdan çıkmıyor! Bu anime, arkadaşlığın, fedakarlığın, hayatta kalma mücadelesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Ama aynı zamanda insanın ne kadar acımasız olabileceğini de gözümüze sokuyor.
Corpse Party: Tortured Souls'u izlerken midenizin sağlam olması gerekiyor. Çünkü bu anime, vahşet konusunda sınır tanımıyor. Ama sakın korkmayın, bu sadece bir şiddet gösterisi değil. Hikaye de çok ilgi çekici. Lanetin kökeni, okulun geçmişi, karakterlerin birbirleriyle olan bağları... Hepsi bir araya gelince tam bir gizem!
Bu arada, Corpse Party'nin farklı oyunları, mangaları ve animeleri var. Ben şahsen oyunlarını daha çok seviyorum. Çünkü karakterlerle daha çok etkileşim kurabiliyorsunuz ve hikayeyi daha derinden yaşayabiliyorsunuz. Ama anime de fena değil. Özellikle müzikleri çok iyi! Korkunç, gerilim dolu melodiler... Atmosferi çok iyi yansıtıyor!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Sachiko aslında yalnızlığın ve intikamın bir sembolü. Onun acılarını anladığınızda, ona acımaya başlıyorsunuz!
Mood Önerisi: Gece yarısı, tek başınıza, karanlık bir odada Corpse Party: Tortured Souls izleyin ve kendinizi o lanetli ilkokulda hayal edin. Ne yapardınız?
8. Higurashi: When They Cry
Higurashi: When They Cry... Kırsal bir köyde geçen bu hikaye, ilk başta çok masumane görünüyor. Ama sonra işler değişiyor. Cinayetler, paranoyalar, lanetler... Her şey birbirine karışıyor. Keiichi'nin o şüpheci halleri, Rena'nın o tatlı ama ürkütücü gülüşü... Shipp'liyor muyum ne? Ama bu anime, arkadaşlığın, güvenin, deliliğin ne kadar ince bir çizgide olduğunu gösteriyor. Karakterlerin psikolojisi çok iyi yansıtılmış. Onların korkularını, şüphelerini, çaresizliklerini hissedebiliyorsunuz. Hinamizawa Sendromu diye bir şey var, insanları delirtiyor. Resmen Resident Evil gibi!
Higurashi: When They Cry'ı izlerken dikkatli olmanız gerekiyor. Çünkü bu anime, zaman döngüleriyle dolu. Aynı olaylar tekrar tekrar yaşanıyor, ama her seferinde farklı sonuçlar ortaya çıkıyor. İzlerken kafanız karışabilir, ama sakın pes etmeyin. Çünkü sonunda her şey yerine oturacak. Ve sakın unutmayın, Higurashi sadece bir korku animesi değil. Gizem, dram, komedi gibi farklı türleri de içinde barındırıyor.
Bu arada, Higurashi'nin farklı sezonları, OVAları ve mangaları var. Ben şahsen ilk sezonu daha çok seviyorum. Ama diğerleri de fena değil. Özellikle müzikleri çok iyi! Korkunç, ürkütücü melodiler... Atmosferi çok iyi yansıtıyor!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Hinamizawa Sendromu aslında insanların içindeki karanlığın bir yansıması. Korkularımız, şüphelerimiz, önyargılarımız bizi deliliğe sürükleyebilir!
Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla toplanın, Higurashi: When They Cry izleyin ve her bölümden sonra teoriler üretin. Katilin kim olduğunu tahmin etmeye çalışın!
9. Made in Abyss
Made in Abyss... Riko ve Reg'in Abyss'in derinliklerine doğru yaptıkları bu macera, ilk başta çok sevimli görünüyor. Ama sonra işler değişiyor. Abyss'in laneti, yaratıkların vahşeti, karakterlerin çaresizliği... Her şey birbirine karışıyor. Riko'nun o meraklı halleri, Reg'in o koruyucu tavırları... Shipp'liyor muyum ne? Ama bu anime, keşfetmenin, merakın, hayatta kalma mücadelesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Abyss'in derinliklerinde yatan sırlar, karakterlerin geçmişleri, birbirleriyle olan bağları... Hepsi bir araya gelince tam bir gizem!
Made in Abyss'i izlerken hazırlıklı olmanız gerekiyor. Çünkü bu anime, duygusal anlarla dolu. Karakterlerin kayıpları, fedakarlıkları, umutları... Hepsi bir araya gelince tam bir duygusal yıkım! Ama sakın korkmayın, bu sadece bir dram değil. Aksiyon sahneleri de çok iyi. Yaratıkların tasarımları, karakterlerin dövüş stilleri... Hepsi çok yaratıcı!
Bu arada, Made in Abyss'in farklı filmleri ve mangaları var. Ben şahsen mangasını daha çok seviyorum. Çünkü karakterlerle daha çok etkileşim kurabiliyorsunuz ve hikayeyi daha derinden yaşayabiliyorsunuz. Ama anime de fena değil. Özellikle müzikleri çok iyi! Mistik, epik melodiler... Atmosferi çok iyi yansıtıyor!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Abyss aslında bilinmeyenin bir sembolü. Keşfetmek istediğimiz sırlar, korktuğumuz karanlıklar... Hepsi Abyss'in derinliklerinde yatıyor!
Mood Önerisi: Tek başınıza, karanlık bir odada Made in Abyss izleyin ve kendinizi Abyss'in derinliklerinde hayal edin. Ne keşfetmek isterdiniz?
10. Attack on Titan (Shingeki no Kyojin)
Attack on Titan... Duvarların ardında yaşayan insanlar ve onları yiyen Titanlar! Klasik bir kıyamet sonrası hikayesi gibi değil mi? Ama bu anime, politik entrikalar, savaş, ihanet dolu sahneleriyle sizi şoke edecek. Eren'in o öfkeli halleri, Mikasa'nın o koruyucu tavırları, Armin'in o zekası... Shipp'liyor muyum ne? Ama bu anime, özgürlüğün, adaletin, hayatta kalma mücadelesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Titanların kökeni, duvarların sırrı, karakterlerin geçmişleri... Hepsi bir araya gelince tam bir gizem!
Attack on Titan'ı izlerken hazırlıklı olmanız gerekiyor. Çünkü bu anime, duygusal anlarla dolu. Karakterlerin kayıpları, fedakarlıkları, umutları... Hepsi bir araya gelince tam bir duygusal yıkım! Ama sakın korkmayın, bu sadece bir dram değil. Aksiyon sahneleri de çok iyi. Titanların tasarımları, karakterlerin dövüş stilleri... Hepsi çok yaratıcı!
Bu arada, Attack on Titan'ın farklı sezonları, filmleri ve mangaları var. Ben şahsen mangasını daha çok seviyorum. Çünkü karakterlerle daha çok etkileşim kurabiliyorsunuz ve hikayeyi daha derinden yaşayabiliyorsunuz. Ama anime de fena değil. Özellikle müzikleri çok iyi! Epik, dramatik melodiler... Atmosferi çok iyi yansıtıyor!
Bias Kontrolü / Kozmik Not: Titanlar aslında insanların içindeki canavarların bir sembolü. Korkularımız, önyargılarımız, nefretimiz... Hepsi Titanlar gibi bizi yok edebilir!
Mood Önerisi: Arkadaşlarınızla toplanın, Attack on Titan izleyin ve Titanlara karşı savaş stratejileri geliştirin. Hangi askeri birliğe katılmak isterdiniz?
Tepkiniz Nedir?