Death Note Benzeri Akıl Oyunları İçeren Animeler: Beyin Yakan Seçkiler!
Death Note hayranıysan bu akıl oyunları içeren animelere bayılacaksın! K-Pop dedikoduları, K-Drama önerileri ve daha fazlası için tıkla!
1. Code Geass: Lelouch of the Rebellion
Code Geass, Death Note'a aşırı benzeyen ama ondan da kat kat daha karmaşık bir anime. Lelouch Lamperouge, kutsal Britannia İmparatorluğu'na karşı savaşmak için Geass adı verilen mutlak itaat gücü kazanıyor. Düşünsene, bir anda insanların ne yapacağını kontrol edebiliyorsun! Ama bu güç, Lelouch'u karanlık ve tehlikeli bir yola sokuyor. Amacı dünyayı değiştirmek ama bu uğurda ne kadar ileri gidecek? Bence bu anime, sadece aksiyon ve mecha savaşları değil, aynı zamanda inanılmaz derin karakter analizleri ve etik sorgulamalarla dolu. Lelouch'un zekası ve stratejik dehası Light Yagami'ye rakip olabilir, hatta bazı noktalarda onu bile geçebilir. Özellikle anime boyunca yaptığı planlar ve hamleler, insanı ekrana kilitliyor. Bir de C.C. var ki, anime tarihinin en karizmatik ve gizemli karakterlerinden biri. Onunla olan ilişkisi de Lelouch'un karakter gelişiminde çok önemli bir rol oynuyor.
Anime, sadece zekice kurgulanmış olay örgüsüyle değil, aynı zamanda görsel anlatımıyla da dikkat çekiyor. Özellikle mecha tasarımları ve dövüş sahneleri, izleyiciyi adeta büyülüyor. Soundtrack'i de cabası! "Colors" ve "O2" gibi opening şarkıları, hala playlistimde duruyor. Code Geass, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir sanat eseri. İzlerken hem eğleniyor, hem de derin düşüncelere dalıyorsunuz. Kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yapım.
Benim favori karakterim kesinlikle Lelouch. Onun karmaşıklığı, zekası ve iç çatışmaları beni her zaman etkilemiştir. Ayrıca, anime boyunca yaptığı fedakarlıklar ve seçimler, onun ne kadar derin bir karakter olduğunu gösteriyor. Code Geass, anime dünyasına damgasını vurmuş bir yapım ve hala izlemeyen varsa, kesinlikle başlamalarını öneririm. Pişman olmayacaksınız!
Kozmik Not: Lelouch'un "All Hail Britannia!" repliği, anime tarihine altın harflerle yazıldı bence. Her duyduğumda tüylerim diken diken oluyor!
Mood Önerisi: Strateji oyunları oynarken veya önemli kararlar almanız gerektiğinde izleyin. Size ilham verecek ve farklı açılardan düşünmenizi sağlayacak.
2. Psycho-Pass
Psycho-Pass, gelecekte geçen distopik bir dünyayı konu alıyor. Sibyl Sistemi adı verilen bir yapay zeka, insanların suç işleme potansiyelini ölçerek suçları daha olmadan engellemeye çalışıyor. Ama bu sistem ne kadar adil? İşte bu soruyu Akane Tsunemori adlı genç bir müfettiş sorguluyor. Akane, idealist ve dürüst bir polis memuru olarak Sibyl Sistemi'nin kusurlarını görmeye başlıyor ve sistemin gerçek doğasını ortaya çıkarmak için mücadele ediyor. Anime, sadece suç ve ceza kavramlarını değil, aynı zamanda özgür irade, adalet ve toplumun kontrolü gibi derin felsefi soruları da irdeliyor. Psycho-Pass, sadece aksiyon dolu bir anime değil, aynı zamanda izleyiciyi düşündüren ve sorgulayan bir yapım.
Anime, görsel olarak da oldukça etkileyici. Özellikle Sibyl Sistemi'nin dünyası ve teknolojileri, oldukça detaylı ve gerçekçi bir şekilde tasvir edilmiş. Karakter tasarımları da oldukça başarılı ve her karakterin kendine özgü bir kişiliği var. Soundtrack'i de animeye ayrı bir hava katıyor. Özellikle "abnormalize" ve "Enigmatic Feeling" gibi opening şarkıları, animeyi izlerkenki heyecanı daha da arttırıyor. Psycho-Pass, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir uyarı niteliğinde. Gelecekte teknolojinin insanlığı nasıl etkileyebileceği konusunda önemli mesajlar veriyor.
Benim favori karakterim Shogo Makishima. Onun felsefi derinliği ve Sibyl Sistemi'ne karşı duruşu beni her zaman etkilemiştir. Ayrıca, anime boyunca yaptığı konuşmalar ve eylemler, izleyiciyi düşünmeye sevk ediyor. Psycho-Pass, anime dünyasında bir klasik haline gelmiş bir yapım ve hala izlemeyen varsa, kesinlikle başlamalarını öneririm. Uyarayım, biraz karanlık ve rahatsız edici olabilir ama kesinlikle izlenmeye değer.
Kozmik Not: Sibyl Sistemi'nin "Suç Katsayısı" kavramı, günümüzdeki sosyal kredi sistemlerine de bir gönderme bence. Düşündürücü değil mi?
Mood Önerisi: Gelecek teknolojileri ve distopik dünyalar hakkında düşünmek istediğinizde izleyin. Size yeni bakış açıları kazandıracak.
3. Monster
Monster, Naoki Urasawa'nın başyapıtı olan bir anime. Dr. Kenzo Tenma, başarılı bir beyin cerrahı olarak çalıştığı hastanede, vicdanı ile kariyeri arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Bir gün, hayat kurtarması gereken iki çocuktan birini seçmek zorunda kalıyor ve o gün verdiği karar, tüm hayatını değiştiriyor. Kurtardığı çocuk, büyüdüğünde acımasız bir katil olan Johan Liebert oluyor. Dr. Tenma, Johan'ı durdurmak ve kendi hatasını düzeltmek için uzun ve tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor. Anime, sadece bir cinayet soruşturması değil, aynı zamanda insan doğasının karanlık yönlerini ve kötülüğün kökenlerini araştıran bir yapım. Monster, sizi derinden etkileyecek ve uzun süre unutamayacağınız bir anime.
Anime, görsel olarak da oldukça etkileyici. Özellikle Avrupa şehirlerinin atmosferi ve karakter tasarımları, oldukça detaylı ve gerçekçi bir şekilde tasvir edilmiş. Karakterlerin duygusal ifadeleri de oldukça başarılı ve izleyiciyi derinden etkiliyor. Soundtrack'i de animeye ayrı bir hava katıyor. Özellikle tema müziği, animeyi izlerkenki gerilimi daha da arttırıyor. Monster, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir edebi eser niteliğinde. Karakterlerin derinliği, olay örgüsünün karmaşıklığı ve felsefi temalarıyla anime dünyasında bir başyapıt olarak kabul ediliyor.
Benim favori karakterim Dr. Kenzo Tenma. Onun dürüstlüğü, vicdanı ve Johan'ı durdurma çabası beni her zaman etkilemiştir. Ayrıca, anime boyunca yaşadığı iç çatışmalar ve zorluklar, onun ne kadar güçlü bir karakter olduğunu gösteriyor. Monster, anime dünyasında bir efsane haline gelmiş bir yapım ve hala izlemeyen varsa, kesinlikle başlamalarını öneririm. Hazırlıklı olun, biraz uzun ve karmaşık ama kesinlikle izlenmeye değer.
Kozmik Not: Johan Liebert, anime tarihinin en karizmatik ve şeytani karakterlerinden biri bence. Onun bakışları bile insanı ürpertiyor!
Mood Önerisi: Derin düşüncelere dalmak ve insan doğasını sorgulamak istediğinizde izleyin. Size unutulmaz bir deneyim yaşatacak.
4. Erased (Boku Dake ga Inai Machi)
Erased, Satoru Fujinuma adlı bir mangakanın hikayesini anlatıyor. Satoru, "yeniden canlanma" adı verilen özel bir yeteneğe sahip. Bu yetenek sayesinde, kötü bir olaydan hemen önce zamanda geriye giderek olayı engellemeye çalışıyor. Bir gün, annesinin öldürülmesi üzerine Satoru, kendisini 18 yıl öncesine, ilkokul çağına geri gönderilmiş buluyor. Amacı, gelecekteki cinayeti engellemek ve annesini kurtarmak. Ancak bu sırada, geçmişte yaşanan bir dizi çocuk cinayetiyle de yüzleşmek zorunda kalıyor. Anime, sadece bir zaman yolculuğu hikayesi değil, aynı zamanda çocukluk travmaları, arkadaşlık ve aile bağları gibi önemli temaları da işliyor.
Anime, görsel olarak da oldukça etkileyici. Özellikle geçmişin atmosferi ve karakter tasarımları, oldukça detaylı ve gerçekçi bir şekilde tasvir edilmiş. Karakterlerin duygusal ifadeleri de oldukça başarılı ve izleyiciyi derinden etkiliyor. Soundtrack'i de animeye ayrı bir hava katıyor. Özellikle "Re:Re:" adlı opening şarkısı, animeyi izlerkenki heyecanı daha da arttırıyor. Erased, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir duygusal yolculuk niteliğinde. Karakterlerin yaşadığı zorluklar ve acılar, izleyiciyi derinden etkiliyor ve onlarla empati kurmasını sağlıyor.
Benim favori karakterim Kayo Hinazuki. Onun yalnızlığı, acıları ve Satoru ile kurduğu bağ beni her zaman etkilemiştir. Ayrıca, anime boyunca yaşadığı değişim ve gelişim, onun ne kadar güçlü bir karakter olduğunu gösteriyor. Erased, anime dünyasında popüler bir yapım ve hala izlemeyen varsa, kesinlikle başlamalarını öneririm. Hazırlıklı olun, biraz duygusal ve hüzünlü ama kesinlikle izlenmeye değer.
Kozmik Not: Satoru'nun "yeniden canlanma" yeteneği, aslında hayatımızdaki hataları düzeltme arzumuzu temsil ediyor bence. Keşke hepimiz böyle bir yeteneğe sahip olsaydık!
Mood Önerisi: Nostalji yapmak ve duygusal anlar yaşamak istediğinizde izleyin. Size unutulmaz bir deneyim yaşatacak.
5. No Game No Life
No Game No Life, Sora ve Shiro adlı iki kardeşin hikayesini anlatıyor. Bu iki kardeş, oyun dünyasında efsanevi oyuncular olarak bilinirler. Bir gün, Tet adlı bir tanrı tarafından Disboard adlı bir dünyaya çağrılırlar. Bu dünyada, her şey oyunlarla belirleniyor. Savaşlar, anlaşmalar, hatta günlük hayat bile oyunlarla çözülüyor. Sora ve Shiro, bu dünyada insanlığı yeniden zirveye taşımak için mücadele ediyor. Anime, sadece bir oyun dünyası hikayesi değil, aynı zamanda zeka, strateji ve kardeşlik bağları gibi önemli temaları da işliyor. No Game No Life, sizi eğlendirecek ve güldürecek bir anime.
Anime, görsel olarak da oldukça renkli ve eğlenceli. Özellikle Disboard dünyasının atmosferi ve karakter tasarımları, oldukça detaylı ve yaratıcı bir şekilde tasvir edilmiş. Karakterlerin komik ifadeleri de oldukça başarılı ve izleyiciyi güldürüyor. Soundtrack'i de animeye ayrı bir hava katıyor. Özellikle "This Game" adlı opening şarkısı, animeyi izlerkenki heyecanı daha da arttırıyor. No Game No Life, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir kaçış niteliğinde. Gerçek hayattan uzaklaşmak ve eğlenmek istediğinizde izleyebileceğiniz bir yapım.
Benim favori karakterlerim Sora ve Shiro. Onların zekası, uyumu ve birbirlerine olan bağlılıkları beni her zaman etkilemiştir. Ayrıca, anime boyunca yaptıkları stratejik hamleler ve oyunlar, izleyiciyi şaşırtıyor ve eğlendiriyor. No Game No Life, anime dünyasında popüler bir yapım ve hala izlemeyen varsa, kesinlikle başlamalarını öneririm. Hazırlıklı olun, biraz fazla renkli ve hareketli ama kesinlikle eğlenceli.
Kozmik Not: Sora ve Shiro'nun birlikte oynadıkları oyunlar, aslında hayatın zorluklarına karşı birlikte mücadele etme gücünü temsil ediyor bence. Birlikten kuvvet doğar!
Mood Önerisi: Eğlenmek, gülmek ve zihninizi dinlendirmek istediğinizde izleyin. Size enerji verecek ve moralinizi düzeltecek.
6. Death Parade
Death Parade, öldükten sonra insanların nereye gittiğini sorgulayan bir anime. İnsanlar öldükten sonra, Quindecim adlı bir bara geliyorlar. Burada, Decim adlı bir barmen tarafından karşılanıyorlar ve ölümden sonraki kaderlerini belirleyecek oyunlar oynamak zorunda kalıyorlar. Bu oyunlar, insanların gerçek doğalarını ve içlerindeki karanlık yönleri ortaya çıkarıyor. Decim, bu oyunlar aracılığıyla insanların ruhlarını yargılıyor ve cennete mi yoksa cehenneme mi gideceklerine karar veriyor. Ancak, Decim'in yargılama yöntemleri ve duyguları anlamlandırma çabası, anime boyunca sorgulanıyor. Death Parade, sadece bir ölümden sonraki yaşam hikayesi değil, aynı zamanda insan doğası, ahlak ve yargılama gibi önemli temaları da işliyor.
Anime, görsel olarak da oldukça etkileyici. Özellikle Quindecim barının atmosferi ve karakter tasarımları, oldukça detaylı ve gerçekçi bir şekilde tasvir edilmiş. Karakterlerin duygusal ifadeleri de oldukça başarılı ve izleyiciyi derinden etkiliyor. Soundtrack'i de animeye ayrı bir hava katıyor. Özellikle "Flyers" adlı opening şarkısı, animeyi izlerkenki heyecanı daha da arttırıyor. Death Parade, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir felsefi sorgulama niteliğinde. Ölüm, yaşam ve insan olmanın anlamı hakkında derin düşüncelere dalmanızı sağlıyor.
Benim favori karakterim Decim. Onun duygusuzluğu, yargılama yeteneği ve insanları anlama çabası beni her zaman etkilemiştir. Ayrıca, anime boyunca yaşadığı değişim ve gelişim, onun ne kadar karmaşık bir karakter olduğunu gösteriyor. Death Parade, anime dünyasında düşündürücü bir yapım ve hala izlemeyen varsa, kesinlikle başlamalarını öneririm. Hazırlıklı olun, biraz karanlık ve rahatsız edici olabilir ama kesinlikle izlenmeye değer.
Kozmik Not: Decim'in insan duygularını anlamaya çalışması, aslında hepimizin birbirimizi anlamaya çalışmamız gerektiğini hatırlatıyor bence. Empati kurmak çok önemli!
Mood Önerisi: Hayatın anlamı, ölüm ve insan doğası hakkında düşünmek istediğinizde izleyin. Size yeni bakış açıları kazandıracak.
7. Terror in Resonance (Zankyou no Terror)
Terror in Resonance, Tokyo'yu hedef alan terörist saldırıları konu alan bir anime. Nine ve Twelve adlı iki genç, Sphinx adlı bir terörist örgütü kurarak şehri kaosa sürüklüyor. Amaçları, Japon toplumunun karanlık sırlarını ortaya çıkarmak ve adaleti sağlamak. Polis, bu teröristlerin kim olduğunu ve ne istediklerini çözmeye çalışırken, Lisa Mishima adlı genç bir kız da olaylara dahil oluyor. Anime, sadece bir terör eylemi hikayesi değil, aynı zamanda toplumsal sorunlar, hükümet komploları ve insan psikolojisi gibi önemli temaları da işliyor. Terror in Resonance, sizi gerilim dolu bir atmosfere sokacak ve düşündürecek bir anime.
Anime, görsel olarak da oldukça etkileyici. Özellikle Tokyo'nun modern atmosferi ve karakter tasarımları, oldukça detaylı ve gerçekçi bir şekilde tasvir edilmiş. Karakterlerin duygusal ifadeleri de oldukça başarılı ve izleyiciyi derinden etkiliyor. Soundtrack'i de animeye ayrı bir hava katıyor. Özellikle "Trigger" adlı opening şarkısı, animeyi izlerkenki gerilimi daha da arttırıyor. Terror in Resonance, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir toplumsal eleştiri niteliğinde. Hükümetlerin ve toplumların karanlık sırlarını ortaya çıkarmak için ne kadar ileri gidilebileceği konusunda önemli mesajlar veriyor.
Benim favori karakterlerim Nine ve Twelve. Onların zekası, kararlılığı ve geçmişlerindeki travmalar beni her zaman etkilemiştir. Ayrıca, anime boyunca yaptıkları eylemler ve konuşmalar, izleyiciyi düşünmeye sevk ediyor. Terror in Resonance, anime dünyasında popüler bir yapım ve hala izlemeyen varsa, kesinlikle başlamalarını öneririm. Hazırlıklı olun, biraz karanlık ve rahatsız edici olabilir ama kesinlikle izlenmeye değer.
Kozmik Not: Nine ve Twelve'ın Sphinx adını kullanmaları, Mısır mitolojisine bir gönderme bence. Sfenksler, bilmeceler sorarak insanları sınayan mitolojik varlıklardır.
Mood Önerisi: Toplumsal sorunlar, hükümet komploları ve insan psikolojisi hakkında düşünmek istediğinizde izleyin. Size yeni bakış açıları kazandıracak.
8. Talentless Nana (Munou na Nana)
Talentless Nana, yetenekli gençlerin eğitildiği bir adada geçen bir anime. Bu gençler, insanlığın düşmanı olan "insanlığın düşmanları" ile savaşmak için eğitiliyor. Ancak, Nana Hiiragi adlı yeteneksiz bir kız, bu adaya transfer oluyor. Nana'nın görevi, diğer yetenekli öğrencileri öldürmek ve insanlığın düşmanlarını yok etmek. Anime, sadece bir yetenek savaşı hikayesi değil, aynı zamanda manipülasyon, ihanet ve adaletin ne anlama geldiği gibi önemli temaları da işliyor. Talentless Nana, sizi şaşırtacak ve heyecanlandıracak bir anime.
Anime, görsel olarak da oldukça etkileyici. Özellikle adanın atmosferi ve karakter tasarımları, oldukça detaylı ve gerçekçi bir şekilde tasvir edilmiş. Karakterlerin duygusal ifadeleri de oldukça başarılı ve izleyiciyi derinden etkiliyor. Soundtrack'i de animeye ayrı bir hava katıyor. Özellikle opening şarkısı, animeyi izlerkenki heyecanı daha da arttırıyor. Talentless Nana, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir psikolojik gerilim niteliğinde. Karakterlerin birbirlerine karşı oynadıkları oyunlar ve manipülasyonlar, izleyiciyi şaşırtıyor ve meraklandırıyor.
Benim favori karakterim Nana Hiiragi. Onun zekası, manipülasyon yeteneği ve insanları kandırma çabası beni her zaman etkilemiştir. Ayrıca, anime boyunca yaptığı eylemler ve konuşmalar, izleyiciyi düşünmeye sevk ediyor. Talentless Nana, anime dünyasında popüler bir yapım ve hala izlemeyen varsa, kesinlikle başlamalarını öneririm. Hazırlıklı olun, biraz karanlık ve rahatsız edici olabilir ama kesinlikle izlenmeye değer.
Kozmik Not: Nana'nın "Talentless" olması, aslında hepimizin bir şekilde yeteneksiz olduğumuz alanlar olduğunu hatırlatıyor bence. Önemli olan, yeteneklerimizi nasıl kullandığımız!
Mood Önerisi: Psikolojik gerilim, manipülasyon ve ihanet temalarını seviyorsanız izleyin. Size sürprizlerle dolu bir deneyim yaşatacak.
9. The Promised Neverland (Yakusoku no Neverland)
The Promised Neverland, Grace Field House adlı bir yetimhanede büyüyen çocukların hikayesini anlatıyor. Emma, Norman ve Ray, yetimhanenin en zeki ve yetenekli çocuklarıdır. Bir gün, yetimhanenin sırrını keşfediyorlar: Aslında, insanlar tarafından yetiştirilen ve şeytanlara yem olarak sunulan çocuklar olduklarını öğreniyorlar. Emma, Norman ve Ray, yetimhaneden kaçmak ve diğer çocukları kurtarmak için bir plan yapıyorlar. Anime, sadece bir kaçış hikayesi değil, aynı zamanda zeka, strateji, arkadaşlık ve umut gibi önemli temaları da işliyor. The Promised Neverland, sizi gerilim dolu bir atmosfere sokacak ve düşündürecek bir anime.
Anime, görsel olarak da oldukça etkileyici. Özellikle yetimhanenin atmosferi ve karakter tasarımları, oldukça detaylı ve gerçekçi bir şekilde tasvir edilmiş. Karakterlerin duygusal ifadeleri de oldukça başarılı ve izleyiciyi derinden etkiliyor. Soundtrack'i de animeye ayrı bir hava katıyor. Özellikle "Touch off" adlı opening şarkısı, animeyi izlerkenki heyecanı daha da arttırıyor. The Promised Neverland, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir umut hikayesi niteliğinde. Zorluklara karşı mücadele etme, arkadaşlığın gücü ve umudun önemi hakkında önemli mesajlar veriyor.
Benim favori karakterlerim Emma, Norman ve Ray. Onların zekası, kararlılığı ve birbirlerine olan bağlılıkları beni her zaman etkilemiştir. Ayrıca, anime boyunca yaptıkları stratejik hamleler ve planlar, izleyiciyi şaşırtıyor ve heyecanlandırıyor. The Promised Neverland, anime dünyasında popüler bir yapım ve hala izlemeyen varsa, kesinlikle başlamalarını öneririm. Hazırlıklı olun, biraz karanlık ve rahatsız edici olabilir ama kesinlikle izlenmeye değer.
Kozmik Not: Yetimhanenin aslında bir çiftlik olması, insanların hayvanlara nasıl davrandığına dair bir eleştiri bence. Düşündürücü değil mi?
Mood Önerisi: Gerilim, strateji ve arkadaşlık temalarını seviyorsanız izleyin. Size unutulmaz bir deneyim yaşatacak.
10. Moriarty the Patriot (Yuukoku no Moriarty)
Moriarty the Patriot, Sherlock Holmes evreninin kötü karakteri olan Profesör James Moriarty'nin hikayesini anlatıyor. Ancak bu anime, Moriarty'yi kötü bir karakter olarak değil, bir kahraman olarak gösteriyor. James Moriarty, İngiltere'deki sınıfsal eşitsizliklere ve adaletsizliklere karşı savaşan bir matematik profesörü. Amacı, İngiliz aristokrasisini yıkmak ve daha adil bir toplum yaratmak. Sherlock Holmes ile olan ilişkisi de anime boyunca derinleşiyor. Anime, sadece bir suç hikayesi değil, aynı zamanda toplumsal sorunlar, adalet ve ahlak gibi önemli temaları da işliyor. Moriarty the Patriot, sizi şaşırtacak ve düşündürecek bir anime.
Anime, görsel olarak da oldukça etkileyici. Özellikle 19. yüzyıl İngiltere'sinin atmosferi ve karakter tasarımları, oldukça detaylı ve gerçekçi bir şekilde tasvir edilmiş. Karakterlerin duygusal ifadeleri de oldukça başarılı ve izleyiciyi derinden etkiliyor. Soundtrack'i de animeye ayrı bir hava katıyor. Özellikle opening şarkısı, animeyi izlerkenki heyecanı daha da arttırıyor. Moriarty the Patriot, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir toplumsal eleştiri niteliğinde. Sınıfsal eşitsizlikler, adaletsizlikler ve aristokrasinin yozlaşması hakkında önemli mesajlar veriyor.
Benim favori karakterim James Moriarty. Onun zekası, kararlılığı ve adalete olan inancı beni her zaman etkilemiştir. Ayrıca, anime boyunca yaptığı planlar ve eylemler, izleyiciyi şaşırtıyor ve düşündürüyor. Moriarty the Patriot, anime dünyasında popüler bir yapım ve hala izlemeyen varsa, kesinlikle başlamalarını öneririm. Hazırlıklı olun, biraz karmaşık ve detaylı olabilir ama kesinlikle izlenmeye değer.
Kozmik Not: Moriarty'nin Sherlock Holmes ile olan ilişkisi, aslında iyilik ve kötülüğün birbirine ne kadar yakın olduğunu gösteriyor bence. İki taraf da aynı amaca hizmet ediyor olabilir!
Mood Önerisi: Toplumsal sorunlar, adalet ve ahlak hakkında düşünmek istediğinizde izleyin. Size yeni bakış açıları kazandıracak.
Tepkiniz Nedir?