Buddy Daddies Gibi Babalık ve Suç Temalı Animeler: Fandomun Radarına Girenler!

Buddy Daddies benzeri anime arayanlar buraya! Ebeveynlik ve suç temalı, aksiyon dolu, duygusal anlar yaşatan animeler. K-Pop dedikoduları, K-Drama önerileri ve anime dünyasının en sıcak gelişmeleri için takipte kalın!

Şubat 28, 2026 - 05:31
Şubat 28, 2026 - 05:31
 0  0
Buddy Daddies Gibi Babalık ve Suç Temalı Animeler: Fandomun Radarına Girenler!

1. Hinamatsuri: Gangster Babalık mı Dediniz?

Ya şimdi Buddy Daddies’i izleyip de Hinamatsuri’ye düşmeyen var mı? Yoktur herhalde! İkisinde de olay aynı: Bir yakuza üyesi, hiç beklemediği bir anda küçük bir kız çocuğunun sorumluluğunu üstleniyor. Ama Hinamatsuri’de olaylar biraz daha... nasıl desem, absürt! Nitta, yakuza işlerini yürütürken bir anda üzerine düşen psişik güçlere sahip Hina ile uğraşmak zorunda kalıyor. Hina’nın güçleri o kadar OP ki, Nitta mecburen onun bakıcısı oluyor. Yani düşünün, bir yandan rakiplerle kapışıyorsun, bir yandan da Hina’nın okul ödevleriyle uğraşıyorsun. Tam bir karmaşa! Ama bu karmaşa o kadar komik ve tatlı ki, izlerken kahkahadan kırılıyorsun. Özellikle Hina’nın vurdumduymaz tavırları ve Nitta’nın çaresizliği, dizinin en eğlenceli yanlarından biri.

Hinamatsuri sadece komedi değil, aynı zamanda aile kavramını da sorguluyor. Nitta, başta Hina’yı bir yük olarak görse de, zamanla ona karşı derin bir sevgi beslemeye başlıyor. Hina da Nitta’yı bir baba figürü olarak görüyor ve aralarındaki bağ giderek güçleniyor. Dizi, aile olmanın kan bağıyla değil, sevgi ve sorumlulukla ilgili olduğunu çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ayrıca, dizideki diğer karakterlerin de kendi sorunları ve hikayeleri var. Mesela Anzu, evsiz kaldıktan sonra hayatta kalmak için mücadele ediyor ve bu süreçte çok şey öğreniyor. Hitomi ise, istemeden de olsa bir işkolik haline geliyor ve kendi hayatını sorgulamaya başlıyor. Yani Hinamatsuri, sadece eğlenceli bir anime değil, aynı zamanda düşündürücü ve duygusal bir yapım.

Benim favori sahnelerimden biri, Hina’nın güçlerini kontrol edemediği ve Nitta’nın evi yerle bir ettiği bölümler. Nitta’nın o çaresiz bakışları, Hina’nın umursamaz tavırları... Abi, o kadar komik ki, her izlediğimde aynı kahkahayı atıyorum! Bir de Hina’nın ramen’e olan düşkünlüğü var. O ramenleri höpürdeterek yiyişi, insanın canını çektiriyor. Yani Hinamatsuri, sadece ebeveynlik ve suç temalı bir anime değil, aynı zamanda ramen aşkını da yücelten bir yapım!

Kozmik Not: Hinamatsuri’de Hina’nın psişik güçleri o kadar absürt ki, bazen "Acaba bu kız süper güçlerini K-Pop idolü olmak için mi kullanacak?" diye düşünmeden edemiyorum. Düşünsenize, sahnede dans ederken bir anda telekineziyle mikrofonu kapıyor, sonra da seyircilere psişik enerji gönderiyor. Netizenler şokta!

Mood Önerisi: Hinamatsuri’yi izlerken yanınızda bolca ramen bulundurun ve kahkahalarınıza engel olmayın. Bu anime, stres atmak ve keyifli vakit geçirmek için birebir!


2. Barakamon: Şehirli Sanatçı Köyde Çocuk Bakıcılığı Yaparsa...

Barakamon, Buddy Daddies’ten biraz daha farklı bir vibe’a sahip olsa da, ebeveynlik temasını çok tatlı bir şekilde işliyor. Konumuz, genç ve yetenekli bir kaligraf olan Handa Seishu. Handa, bir sergi sırasında yaptığı bir hatadan sonra, kendini bir anda Japonya’nın ücra bir adasında buluyor. Şehir hayatına alışkın olan Handa, köy hayatına adapte olmakta zorlanıyor. Ama adadaki çocuklar, özellikle de enerjik ve meraklı Naru, Handa’nın hayatını tamamen değiştiriyor. Naru, Handa’ya hayatın basit zevklerini, doğanın güzelliğini ve insanlarla iletişim kurmanın önemini öğretiyor. Handa da Naru’ya kaligrafi sanatını öğretiyor ve ona ilham veriyor. Yani bir nevi, birbirlerinden öğreniyorlar ve birlikte büyüyorlar.

Barakamon’un en sevdiğim yanı, karakterlerin arasındaki samimiyet. Handa, başta Naru’yu bir baş belası olarak görse de, zamanla ona karşı derin bir sevgi beslemeye başlıyor. Naru da Handa’yı bir abi, bir öğretmen ve bir arkadaş olarak görüyor. Aralarındaki ilişki o kadar doğal ve sıcak ki, izlerken içim ısınıyor. Dizi, aile olmanın kan bağıyla değil, sevgi ve dostlukla ilgili olduğunu çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ayrıca, dizideki diğer karakterlerin de kendi hikayeleri ve sorunları var. Mesela Hiroshi, geleceği hakkında kararsızlık yaşıyor ve ne yapmak istediğini bilmiyor. Miwa ise, arkadaşlarıyla birlikte eğleniyor ama aynı zamanda kendi kimliğini bulmaya çalışıyor. Yani Barakamon, sadece bir çocuk bakıcılığı hikayesi değil, aynı zamanda gençlerin büyüme ve olgunlaşma sürecini de anlatan bir yapım.

Benim favori sahnelerimden biri, Handa’nın Naru’ya kaligrafi öğrettiği bölümler. Handa’nın sabrı, Naru’nun merakı ve ikisinin arasındaki iletişim, o kadar güzel ki, izlerken gözlerim doluyor. Bir de Naru’nun Handa’ya adanın güzelliklerini gösterdiği bölümler var. O doğa manzaraları, o köy hayatının huzuru... Abi, insanı alıp götürüyor! Yani Barakamon, sadece ebeveynlik temalı bir anime değil, aynı zamanda doğa sevgisini de aşılayan bir yapım!

Kozmik Not: Barakamon’da Handa’nın kaligrafi yeteneği o kadar etkileyici ki, bazen "Acaba bu adam K-Pop idollerinin albüm kapaklarını tasarlasa nasıl olur?" diye düşünmeden edemiyorum. Düşünsenize, BTS’in yeni albümünün kapağında Handa’nın kaligrafi eseri var. Netizenler bayılır!

Mood Önerisi: Barakamon’u izlerken yanınızda bir fincan yeşil çay bulundurun ve adanın huzurunu içinizde hissedin. Bu anime, stres atmak ve rahatlamak için birebir!


3. Sweetness and Lightning: Yemek Yapan Bekar Baba ve Tatlı Kızı

Sweetness and Lightning, Buddy Daddies’ten daha duygusal ve sıcak bir atmosfere sahip. Konumuz, eşini kaybetmiş bir öğretmen olan Inuzuka Kouhei. Kouhei, küçük kızı Tsumugi ile birlikte yaşıyor ve ona bakmakta zorlanıyor. Özellikle yemek konusunda çok beceriksiz ve Tsumugi’ye sürekli hazır yemekler yediriyor. Ama bir gün, bir öğrencisi olan Iida Kotori ile tanışıyor ve Kotori, Kouhei’ye yemek yapmayı öğretmeyi teklif ediyor. Kotori’nin annesi bir restoran işletiyor ama sürekli evde olmadığı için, Kotori kendi kendine yemek yapmayı öğrenmiş. Kouhei, Kotori ve Tsumugi birlikte yemek yapmaya başlıyorlar ve bu süreçte birbirlerine destek oluyorlar. Yani bir nevi, birlikte bir aile oluyorlar.

Sweetness and Lightning’in en sevdiğim yanı, yemek yapma sürecinin çok güzel bir şekilde anlatılması. Yemekler sadece karın doyurmak için değil, aynı zamanda insanları bir araya getiren, duyguları ifade eden bir araç olarak kullanılıyor. Kouhei, Kotori ve Tsumugi birlikte yemek yaparken, birbirlerini daha iyi tanıyorlar, sorunlarını paylaşıyorlar ve birlikte gülüyorlar. Dizi, aile olmanın sadece kan bağıyla değil, birlikte geçirilen zamanla, paylaşılan anılarla ve sevgiyle ilgili olduğunu çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ayrıca, dizideki yemeklerin de çok lezzetli göründüğünü söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle Tsumugi’nin yemeklere olan düşkünlüğü, insanın içini ısıtıyor.

Benim favori sahnelerimden biri, Kouhei’nin Tsumugi’ye yemek yapmayı öğrettiği bölümler. Kouhei’nin sabrı, Tsumugi’nin heyecanı ve ikisinin arasındaki iletişim, o kadar güzel ki, izlerken gözlerim doluyor. Bir de Kotori’nin yemek tariflerini anlattığı bölümler var. O tarifler o kadar basit ve anlaşılır ki, insan hemen mutfağa girip denemek istiyor. Yani Sweetness and Lightning, sadece ebeveynlik temalı bir anime değil, aynı zamanda yemek yapma aşkını da aşılayan bir yapım!

Kozmik Not: Sweetness and Lightning’de Tsumugi’nin yemeklere olan düşkünlüğü o kadar tatlı ki, bazen "Acaba bu kız büyüyünce K-Pop idollerinin yemeklerini mi yapacak?" diye düşünmeden edemiyorum. Düşünsenize, Blackpink’in özel şefi Tsumugi. Netizenler kıskançlıktan çatlar!

Mood Önerisi: Sweetness and Lightning’i izlerken yanınızda en sevdiğiniz atıştırmalıklardan bulundurun ve yemek yapma isteğiyle dolun. Bu anime, aile bağlarını güçlendirmek ve keyifli vakit geçirmek için birebir!


4. Yakuza's Guide to Babysitting: Mafya Babası Kreşte Çalışırsa...

Yakuza's Guide to Babysitting, Buddy Daddies ile benzer bir temaya sahip. Kirishima Tooru adında genç ve agresif bir yakuza üyesi, patronu tarafından bir kreşte çalışmakla görevlendirilir. Amacı, patronun küçük kızı Sakuragi Yaeka'ya bakıcılık yapmaktır. Tooru, başta bu görevi çok saçma bulsa da, Yaeka ile tanıştıktan sonra hayatı değişir. Yaeka, çok tatlı ve masum bir çocuktur ve Tooru, ona karşı derin bir sevgi beslemeye başlar. Tooru, yakuza işlerini bırakıp tamamen Yaeka'ya bakmaya karar verir. Yani bir nevi, mafya babası kreşte çocuk bakıcılığı yapmaya başlar!

Yakuza's Guide to Babysitting'in en sevdiğim yanı, Tooru'nun Yaeka ile olan ilişkisinin çok doğal ve samimi bir şekilde anlatılması. Tooru, Yaeka'ya sadece bakıcılık yapmakla kalmaz, aynı zamanda ona bir baba figürü olur. Yaeka da Tooru'yu bir abi, bir arkadaş ve bir baba olarak görür. Aralarındaki ilişki o kadar sıcak ve sevecen ki, izlerken içim ısınıyor. Dizi, aile olmanın sadece kan bağıyla değil, sevgi, şefkat ve sorumlulukla ilgili olduğunu çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ayrıca, dizideki diğer karakterlerin de kendi hikayeleri ve sorunları var. Mesela Sugihara Kei, Tooru'nun en yakın arkadaşıdır ve ona her zaman destek olur. Mashiro Yuuri ise, Yaeka'nın sınıf arkadaşıdır ve çok meraklı bir çocuktur. Yani Yakuza's Guide to Babysitting, sadece bir çocuk bakıcılığı hikayesi değil, aynı zamanda arkadaşlık, aile ve suç dünyasının kesişim noktasını anlatan bir yapım.

Benim favori sahnelerimden biri, Tooru'nun Yaeka'yı kreşe götürdüğü ve diğer velilerle tanıştığı bölümler. Tooru'nun o sert ve ürkütücü görüntüsüyle, diğer velilerin arasında nasıl sırıttığını görmek çok komik. Bir de Yaeka'nın Tooru'ya "Baba" dediği bölümler var. O sahneler o kadar duygusal ki, izlerken gözlerim doluyor. Yani Yakuza's Guide to Babysitting, sadece ebeveynlik temalı bir anime değil, aynı zamanda komedi ve dramı bir araya getiren bir yapım!

Kozmik Not: Yakuza's Guide to Babysitting'de Tooru'nun Yaeka'ya olan sevgisi o kadar büyük ki, bazen "Acaba bu adam K-Pop idolü olup Yaeka için şarkı mı yazacak?" diye düşünmeden edemiyorum. Düşünsenize, Tooru sahnede Yaeka için yazdığı şarkıyı söylüyor. Netizenler duygulanır!

Mood Önerisi: Yakuza's Guide to Babysitting'i izlerken yanınızda en sevdiğiniz oyuncak ayınızdan bulundurun ve çocukluğunuza dönün. Bu anime, aile bağlarını güçlendirmek ve keyifli vakit geçirmek için birebir!


5. Wolf Children: Kurt Adam Baba ve İki Çocuğu

Wolf Children, Buddy Daddies'ten daha fantastik bir atmosfere sahip olsa da, ebeveynlik temasını çok dokunaklı bir şekilde işliyor. Hana adında genç bir üniversite öğrencisi, bir kurt adamla tanışır ve ona aşık olur. Birlikte iki çocukları olur: Yuki ve Ame. Ama bir gün, kurt adam babaları ölür ve Hana, iki çocuğuyla birlikte yalnız kalır. Hana, çocuklarını hem insanlardan hem de kurtlardan korumak için mücadele eder. Çünkü Yuki ve Ame, istedikleri zaman kurt adama dönüşebiliyorlar. Hana, çocuklarını büyütmek için şehirden uzak, kırsal bir bölgeye taşınır ve onlara hem insan hem de kurt olarak yaşamanın yollarını öğretmeye çalışır.

Wolf Children'ın en sevdiğim yanı, Hana'nın annelik içgüdüsünün çok güçlü bir şekilde anlatılması. Hana, çocukları için her şeyi yapmaya hazırdır. Onları korumak, beslemek ve eğitmek için gece gündüz çalışır. Dizi, anneliğin sadece biyolojik bir bağ olmadığını, aynı zamanda fedakarlık, sevgi ve şefkatle ilgili olduğunu çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ayrıca, dizideki doğa manzaraları da çok etkileyici. Hana ve çocuklarının yaşadığı kırsal bölge, huzurlu ve sakin bir atmosfere sahip. Bu atmosfer, dizinin duygusal etkisini daha da artırıyor.

Benim favori sahnelerimden biri, Yuki ve Ame'nin kurt adama dönüştüğü ve ormanda koştuğu bölümler. O sahneler o kadar özgür ve vahşi ki, insanın içindeki hayvanı ortaya çıkarıyor. Bir de Hana'nın çocuklarına hem insan hem de kurt olarak yaşamanın yollarını öğrettiği bölümler var. O sahneler o kadar eğitici ve düşündürücü ki, insanın hayata bakış açısını değiştiriyor. Yani Wolf Children, sadece ebeveynlik temalı bir anime değil, aynı zamanda doğa, aile ve kimlik arayışını anlatan bir yapım!

Kozmik Not: Wolf Children'da Yuki ve Ame'nin kurt adama dönüşebilmesi o kadar havalı ki, bazen "Acaba bu çocuklar K-Pop idolü olup sahnede kurt adama mı dönüşecek?" diye düşünmeden edemiyorum. Düşünsenize, sahnede performans sergilerken bir anda kurt adama dönüşüyorlar. Netizenler şaşkınlıktan küçük dilini yutar!

Mood Önerisi: Wolf Children'ı izlerken yanınızda bir bardak sıcak süt bulundurun ve doğayla iç içe olun. Bu anime, aile bağlarını güçlendirmek ve keyifli vakit geçirmek için birebir!


6. Kotaro Lives Alone: Yalnız Yaşayan Minik Dahi

Kotaro Lives Alone, Buddy Daddies'ten daha farklı bir tarzda ebeveynlik temasını ele alıyor. Kotaro, dört yaşında olmasına rağmen tek başına bir apartman dairesinde yaşıyor. Çok olgun ve zeki bir çocuk olan Kotaro, yetişkin gibi konuşuyor ve davranıyor. Komşularıyla arkadaş oluyor ve onlara yardım ediyor. Kotaro'nun geçmişi hakkında pek bir şey bilinmiyor, ama annesi ve babası tarafından terk edildiği tahmin ediliyor. Kotaro, yalnız yaşamasına rağmen çok mutlu ve umutlu bir çocuk. Hayata pozitif bakıyor ve her zaman öğrenmeye açık.

Kotaro Lives Alone'un en sevdiğim yanı, Kotaro'nun karakterinin çok etkileyici bir şekilde yaratılması. Kotaro, küçük yaşına rağmen çok güçlü ve bağımsız bir çocuk. Yalnız yaşamasına rağmen hayata tutunuyor ve her zaman gülümsemeye çalışıyor. Dizi, yalnızlığın sadece kötü bir şey olmadığını, aynı zamanda insanın kendini tanıması ve güçlenmesi için bir fırsat olabileceğini çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ayrıca, dizideki diğer karakterlerin de kendi sorunları ve hikayeleri var. Mesela Karino Shin, başarısız bir manga sanatçısıdır ve hayallerini gerçekleştirmek için mücadele ediyor. Mizuki Akari ise, bir hostestir ve yalnızlık çekiyor. Yani Kotaro Lives Alone, sadece bir çocuğun hikayesi değil, aynı zamanda yetişkinlerin de hayatını anlatan bir yapım.

Benim favori sahnelerimden biri, Kotaro'nun komşularıyla arkadaş olduğu ve onlara yardım ettiği bölümler. Kotaro'nun o küçük bedeniyle, yetişkinlere nasıl destek olduğunu görmek çok etkileyici. Bir de Kotaro'nun "Ben bir lordum!" dediği bölümler var. O sahneler o kadar komik ve sevimli ki, insanın içini ısıtıyor. Yani Kotaro Lives Alone, sadece ebeveynlik temalı bir anime değil, aynı zamanda dostluk, sevgi ve umudu anlatan bir yapım!

Kozmik Not: Kotaro Lives Alone'da Kotaro'nun zekası o kadar etkileyici ki, bazen "Acaba bu çocuk büyüyünce K-Pop idollerinin menajeri mi olacak?" diye düşünmeden edemiyorum. Düşünsenize, Kotaro BTS'in menajeri oluyor ve onlara taktikler veriyor. Netizenler hayran kalır!

Mood Önerisi: Kotaro Lives Alone'u izlerken yanınızda bir fincan sıcak çay bulundurun ve hayata pozitif bakın. Bu anime, yalnızlığınızı unutmak ve keyifli vakit geçirmek için birebir!


7. Erased: Geçmişe Gidip Annesini Kurtaran Çocuk

Erased, Buddy Daddies'ten daha gerilim dolu bir atmosfere sahip olsa da, aile ve ebeveynlik temasını çok derin bir şekilde işliyor. Satoru Fujinuma, geçmişe kısa süreliğine gidebilme yeteneğine sahip genç bir adamdır. Bu yeteneği sayesinde, çevresindeki insanların hayatını kurtarmaya çalışır. Ama bir gün, annesi öldürülür ve Satoru, kendini 18 yıl öncesine, ilkokul çağına geri dönerken bulur. Satoru, annesini kurtarmak ve geleceği değiştirmek için, geçmişte yaşanan bir dizi cinayeti çözmek zorundadır. Bu süreçte, sınıf arkadaşı Kayo Hinazuki ile yakınlaşır ve ona yardım etmeye çalışır. Kayo, ailesi tarafından şiddet gören ve yalnız bir çocuktur. Satoru, Kayo'yu korumak ve ona bir aile olmak ister.

Erased'in en sevdiğim yanı, Satoru'nun annesiyle olan ilişkisinin çok dokunaklı bir şekilde anlatılması. Satoru, annesini çok seviyor ve onu korumak için her şeyi yapmaya hazırdır. Dizi, anneliğin sadece biyolojik bir bağ olmadığını, aynı zamanda fedakarlık, sevgi ve şefkatle ilgili olduğunu çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ayrıca, dizideki gerilim unsurları da çok etkileyici. Satoru'nun geçmişte yaşanan cinayetleri çözmeye çalışması, izleyiciyi sürekli diken üstünde tutuyor.

Benim favori sahnelerimden biri, Satoru'nun Kayo'yu koruduğu ve ona bir aile olduğu bölümler. Satoru'nun Kayo'ya olan şefkati ve ilgisi, o kadar güzel ki, izlerken gözlerim doluyor. Bir de Satoru'nun annesiyle konuştuğu bölümler var. O sahneler o kadar duygusal ki, insanın içini ısıtıyor. Yani Erased, sadece ebeveynlik temalı bir anime değil, aynı zamanda gerilim, dram ve gizemi bir araya getiren bir yapım!

Kozmik Not: Erased'de Satoru'nun geçmişe gidebilme yeteneği o kadar havalı ki, bazen "Acaba bu adam K-Pop idollerinin geçmişine gidip hatalarını düzeltse nasıl olur?" diye düşünmeden edemiyorum. Düşünsenize, Satoru skandal yaratan bir idolün geçmişine gidiyor ve onu uyarıyor. Netizenler rahat bir nefes alır!

Mood Önerisi: Erased'i izlerken yanınızda bir kutu mendil bulundurun ve duygusal anlara hazırlıklı olun. Bu anime, aile bağlarını güçlendirmek ve keyifli vakit geçirmek için birebir!


8. My Roommate is a Cat: Kediyle Yaşayan Yazarın Değişen Hayatı

My Roommate is a Cat, Buddy Daddies'ten daha sakin ve sıcak bir atmosfere sahip olsa da, ebeveynlik temasını farklı bir perspektiften ele alıyor. Subaru Mikazuki, asosyal ve insanlarla iletişim kurmakta zorlanan bir yazardır. Bir gün, sokakta bulduğu bir kediyi evine alır ve onunla yaşamaya başlar. Kedi, Subaru'nun hayatını tamamen değiştirir. Subaru, kedi sayesinde insanlarla iletişim kurmaya başlar, sosyalleşir ve hayata daha pozitif bakar. Kedi, Subaru'nun hem arkadaşı hem de ailesi olur.

My Roommate is a Cat'in en sevdiğim yanı, Subaru'nun kediyle olan ilişkisinin çok tatlı bir şekilde anlatılması. Subaru, kediye çok değer veriyor ve onun için her şeyi yapmaya hazırdır. Dizi, hayvan sevgisinin insan hayatını nasıl değiştirebileceğini ve hayvanların insanlara nasıl iyi gelebileceğini çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ayrıca, dizideki kedi animasyonları da çok sevimli. Kedinin hareketleri, mimikleri ve sesleri, izleyiciyi büyülüyor.

Benim favori sahnelerimden biri, Subaru'nun kediyle oynadığı ve ona baktığı bölümler. Subaru'nun kediye olan şefkati ve ilgisi, o kadar güzel ki, izlerken içim ısınıyor. Bir de Subaru'nun kedi sayesinde insanlarla iletişim kurmaya başladığı bölümler var. O sahneler o kadar komik ve sevimli ki, insanın içini ısıtıyor. Yani My Roommate is a Cat, sadece ebeveynlik temalı bir anime değil, aynı zamanda hayvan sevgisi, dostluk ve yalnızlığı anlatan bir yapım!

Kozmik Not: My Roommate is a Cat'de Subaru'nun kedisiyle olan ilişkisi o kadar tatlı ki, bazen "Acaba bu kedi K-Pop idolü olup Subaru için şarkı mı yazacak?" diye düşünmeden edemiyorum. Düşünsenize, kedi sahnede Subaru için yazdığı şarkıyı miyavlıyor. Netizenler bayılır!

Mood Önerisi: My Roommate is a Cat'i izlerken yanınızda bir kedi maması bulundurun ve kedinize sevgilinizi gösterin. Bu anime, hayvan sevgisini artırmak ve keyifli vakit geçirmek için birebir!


9. Somali and the Forest Spirit: İnsan Kız ve Golem Babası

Somali and the Forest Spirit, Buddy Daddies'ten daha fantastik bir dünyada geçiyor ve ebeveynlik temasını çok farklı bir şekilde ele alıyor. İnsanların soyunun tükendiği bir dünyada, Somali adında küçük bir kız çocuğu, bir golem tarafından bulunur. Golem, Somali'ye bakıcılık yapmaya karar verir ve onunla birlikte insanları aramaya başlar. Golem, duygusuz ve mekanik bir varlık olmasına rağmen, Somali'ye karşı derin bir sevgi besler ve onu korumak için her şeyi yapmaya hazırdır. Somali, Golem'e "Baba" der ve ona çok güvenir. İkili, birlikte tehlikeli ve gizemli bir yolculuğa çıkar.

Somali and the Forest Spirit'in en sevdiğim yanı, Golem'in Somali ile olan ilişkisinin çok dokunaklı bir şekilde anlatılması. Golem, duygusuz bir varlık olmasına rağmen, Somali'ye karşı derin bir sevgi besliyor ve onu korumak için her şeyini feda ediyor. Dizi, aile olmanın sadece kan bağıyla değil, sevgi, şefkat ve fedakarlıkla ilgili olduğunu çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ayrıca, dizideki fantastik dünya da çok etkileyici. Farklı yaratıklar, büyülü ormanlar ve gizemli şehirler, izleyiciyi büyülüyor.

Benim favori sahnelerimden biri, Golem'in Somali'yi koruduğu ve ona baktığı bölümler. Golem'in Somali'ye olan şefkati ve ilgisi, o kadar güzel ki, izlerken gözlerim doluyor. Bir de Somali'nin Golem'e "Baba" dediği bölümler var. O sahneler o kadar duygusal ki, insanın içini ısıtıyor. Yani Somali and the Forest Spirit, sadece ebeveynlik temalı bir anime değil, aynı zamanda fantastik, macera ve dramı bir araya getiren bir yapım!

Kozmik Not: Somali and the Forest Spirit'de Golem'in Somali'ye olan sevgisi o kadar büyük ki, bazen "Acaba bu Golem K-Pop idolü olup Somali için şarkı mı yazacak?" diye düşünmeden edemiyorum. Düşünsenize, Golem sahnede Somali için yazdığı şarkıyı söylüyor. Netizenler duygulanır!

Mood Önerisi: Somali and the Forest Spirit'i izlerken yanınızda bir battaniye bulundurun ve fantastik dünyaya dalın. Bu anime, aile bağlarını güçlendirmek ve keyifli vakit geçirmek için birebir!


10. After the Rain: Lise Kız ve Orta Yaşlı Adamın Garip İlişkisi

After the Rain, Buddy Daddies'ten daha farklı bir türde olsa da, beklenmedik bağların nasıl kurulabileceğini gösteriyor. Akira Tachibana, lise öğrencisi ve eski bir atlet. Sakatlandıktan sonra koşmayı bırakmak zorunda kalır ve hayata karşı ilgisini kaybeder. Bir gün, çalıştığı restoranda orta yaşlı müdürü Kondo Masami ile tanışır. Kondo, nazik ve anlayışlı bir adamdır ve Akira'nın ilgisini çeker. Akira, Kondo'ya aşık olur ve ona duygularını açar. Kondo, Akira'nın duygularına karşılık veremez, ama ona destek olmaya çalışır. İkili arasında garip ve platonik bir ilişki başlar.

After the Rain'in en sevdiğim yanı, Akira ve Kondo arasındaki ilişkinin çok hassas bir şekilde anlatılması. Dizi, yaş farkının bir ilişkiyi nasıl etkileyebileceğini ve insanların birbirlerine nasıl destek olabileceğini çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ayrıca, dizideki yağmur sahneleri de çok etkileyici. Yağmur, karakterlerin duygularını ve iç dünyalarını yansıtıyor.

Benim favori sahnelerimden biri, Akira'nın Kondo'ya duygularını açtığı ve onunla konuştuğu bölümler. Akira'nın Kondo'ya olan hayranlığı ve sevgisi, o kadar güzel ki, izlerken içim ısınıyor. Bir de Kondo'nun Akira'ya destek olduğu ve ona yol gösterdiği bölümler var. O sahneler o kadar anlamlı ki, insanın hayata bakış açısını değiştiriyor. Yani After the Rain, sadece romantik bir anime değil, aynı zamanda büyüme, yalnızlık ve umudu anlatan bir yapım!

Kozmik Not: After the Rain'de Akira'nın Kondo'ya olan sevgisi o kadar büyük ki, bazen "Acaba bu kız K-Pop idolü olup Kondo için şarkı mı yazacak?" diye düşünmeden edemiyorum. Düşünsenize, Akira sahnede Kondo için yazdığı şarkıyı söylüyor. Netizenler duygulanır!

Mood Önerisi: After the Rain'i izlerken yanınızda bir şemsiye bulundurun ve yağmurun tadını çıkarın. Bu anime, beklenmedik bağları keşfetmek ve keyifli vakit geçirmek için birebir!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.