BTS Üyelerinin En Sevdiği Yemekler ve Hobiler: ARMY Sofrası ve Hobitdiyarı!

BTS üyelerinin damak zevkleri ve hobileri neler? Jin'in yemek aşkı, Suga'nın basketbol tutkusu, RM'in kitap kurdu halleri, J-Hope'un dans pistinden fırlamış enerjisi, Jimin'in modern sanat düşkünlüğü, V'nin fotoğrafçılık yeteneği, Jungkook'un oyun dünyasındaki marifetleri... Hepsi ve daha fazlası bu yazıda! BTS yemek tarifleri, hobileri ve bilinmeyenleri ile ARMY'nin yeni rehberi!

Şubat 28, 2026 - 05:29
Şubat 28, 2026 - 05:29
 0  1
BTS Üyelerinin En Sevdiği Yemekler ve Hobiler: ARMY Sofrası ve Hobitdiyarı!

1. Jin: Yemek Aşkıyla Pişen Bir Dünya

Ya şimdi Jin'i anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Adam bildiğin yemek aşığı! Sadece yemek yemeyi değil, yapmayı da seviyor. Hani bazı insanlar vardır ya, "yemek için yaşıyor" dersin, işte Jin tam olarak o. Onun için hayat, lezzetli bir yemekle başlıyor, lezzetli bir yemekle bitiyor. ARMY'ler bilir, Eat Jin yayınları efsane! O kadar samimi ve doğal ki, sanki biz de onunla aynı masadaymışız gibi hissediyoruz. Yediği her şeyin tadını çıkarıyor, o minik şapşal esprileriyle de bizi güldürmeyi başarıyor. Favori yemekleri arasında lobster, et, ve tabii ki Kore mutfağının vazgeçilmezi kimchi var. Ama durun, sadece bunlar değil! Jin, dünya mutfaklarına da meraklı. İtalyan makarnalarına, Japon suşisine de bayılıyor. Hatta bir keresinde kendi yaptığı makarnayı yiyerek bizi kıskançlıktan çatlatmıştı. Ama en önemlisi, Jin'in yemek yaparkenki o rahat ve keyifli hali. Sanki mutfak onun terapi alanı gibi. O kadar stresli bir hayatın içinde, yemek yapmak ona huzur veriyor olmalı. Ve biz de o huzurdan nasipleniyoruz, Eat Jin yayınları sayesinde.

Jin'in hobileri de yemekle bağlantılı aslında. Yemek tarifleri denemek, yeni restoranlar keşfetmek, hatta kendi yemek bloğunu açmak gibi hayalleri var. Bence açmalı da! Onun yemek blogu, dünyanın en çok okunan bloglarından biri olur, eminim. Bir de Jin'in yemek yerken çıkardığı o minik sesler yok mu? Onlara da ayrı bir parantez açmak lazım. Sanki yediği her lokma için teşekkür ediyor gibi. O kadar sevimli ki, insan onu yerken izlemeye doyamıyor. Kısacası, Jin demek yemek demek, lezzet demek, keyif demek. O bizim yemek perimiz, mutfak ilham kaynağımız. İyi ki varsın Jin!

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Jin'in yemek yaparken taktığı o pembe eldivenler yok mu? İşte onlar tam bir ikon! Bir de Eat Jin yayınlarında sürekli "delicious" demesi... Kalp krizi!

Mood Önerisi: Canın sıkkın mı? Hemen bir Eat Jin videosu aç ve Jin'in o keyifli yemek yeme anlarına ortak ol. Garanti ediyorum, modun anında yükselecek!


2. Suga: Basketbol Sahalarında Bir MVP

Suga deyince akla ilk gelen şeylerden biri kesinlikle basketbol. Yani tamam, rap yeteneği, şarkı sözleri falan ayrı bir dünya ama basketbol onun için adeta bir tutku. Çocukluğundan beri basketbol oynuyor ve bu hobisi onun için sadece bir eğlence değil, aynı zamanda bir terapi yöntemi gibi. Hani bazı insanlar stres atmak için spor salonuna gider ya, Suga da basketbol sahasına koşuyor. Topu eline aldığı anda bütün dertlerini unutuyor sanki. Onun o sahada sergilediği çevik hareketler, isabetli şutlar... Tam bir MVP havası! Hatta bir keresinde bir basketbol maçında o kadar coşmuştu ki, maç sonrasında terden sırılsıklam olmuştu. Ama o kadar mutluydu ki, o halini gören herkes onun basketbola olan tutkusunu anlamıştı.

Suga'nın basketbol dışında bir de piyano tutkusu var. Aslında bu iki hobisi birbirine çok benziyor. İkisinde de ritim var, melodi var, duygu var. Basketbol sahasında topu sektirirken, piyanonun tuşlarına dokunurken aynı hisleri yaşadığına eminim. Bir keresinde bir röportajında şöyle demişti: "Basketbol benim enerjimi atma şeklim, piyano ise duygularımı ifade etme şeklim." Ne kadar da doğru söylemiş! Suga'nın piyano çaldığı videoları izlerken adeta büyüleniyoruz. O kadar duygulu ve içten çalıyor ki, sanki ruhunu notalara döküyor. Hatta bazı şarkılarının melodilerini piyanoyla bestelediği söyleniyor. Eğer bu doğruysa, Suga'nın basketbol ve piyano tutkusu sayesinde ne kadar harika şarkılar dinlediğimizi düşünmek bile heyecan verici.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Suga'nın basketbol oynarken taktığı o bandana... Efsane! Bir de maç sonrasında o yorgun ama mutlu gülümsemesi... Kalbim dayanmıyor!

Mood Önerisi: Motivasyona mı ihtiyacın var? Hemen Suga'nın basketbol oynadığı bir video izle ve onun o enerjik haline ortak ol. Garanti ediyorum, sen de sahaya çıkıp basket atmak isteyeceksin!


3. RM: Kitaplarla Kurulan Bir Dünya

RM, namı diğer kitap kurdu! Tamam, liderlik vasıfları, İngilizce konuşması falan harika ama onun kitaplara olan aşkı bambaşka bir seviyede. Hani bazı insanlar vardır ya, kitap okurken başka bir dünyaya giderler, işte RM tam olarak o. Elinde kitapla gördüğümüz zaman sanki etrafında hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi. O kadar odaklanmış ve kendinden geçmiş oluyor ki, yanından geçenleri bile görmüyor. Onun için kitap okumak sadece bir hobi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi. Kitaplar onun için bilgi kaynağı, ilham kaynağı, hatta bir nevi terapi yöntemi. Stresli bir günün ardından eline bir kitap alıp okumaya başladığında bütün dertlerini unutuyor sanki. Ve biz de onun sayesinde yeni yazarlar, yeni kitaplar keşfediyoruz. RM'in okuduğu kitaplar sayesinde kitap listelerimiz sürekli güncelleniyor. Hatta bazı ARMY'ler onun okuduğu kitapları alıp okuyarak onunla aynı dünyayı paylaşıyor.

RM'in favori yazarları arasında Hermann Hesse, Haruki Murakami ve Milan Kundera gibi isimler var. Bu yazarların kitapları genellikle felsefi, psikolojik ve toplumsal konuları ele alıyor. Yani RM sadece eğlenmek için değil, aynı zamanda kendini geliştirmek ve dünyayı daha iyi anlamak için de kitap okuyor. Bir keresinde bir röportajında şöyle demişti: "Kitaplar benim için birer pencere. Onlar sayesinde farklı dünyaları, farklı kültürleri, farklı insanları tanıyorum." Ne kadar da doğru söylemiş! Kitaplar gerçekten de bize yeni ufuklar açıyor ve bizi daha iyi birer insan yapıyor. RM'in kitaplara olan bu tutkusu, sadece bizi değil, bütün dünyayı etkiliyor. Onun sayesinde daha çok insan kitap okumaya başlıyor ve dünya daha güzel bir yer haline geliyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: RM'in kitap okurken taktığı o gözlükler... Çok karizmatik! Bir de kitaplarını özenle saklaması... Kalbim eriyor!

Mood Önerisi: Biraz ilhama mı ihtiyacın var? Hemen RM'in okuduğu kitaplardan birini al ve okumaya başla. Garanti ediyorum, sen de yeni dünyalar keşfedeceksin!


4. J-Hope: Dans Pistinden Fırlayan Güneş

J-Hope, enerji deposu! Sahneye çıktığı anda ortalığı kasıp kavuruyor. Dans figürleri, mimikleri, o bitmek bilmeyen enerjisi... Tam bir şovmen! Ama onun bu enerjisi sadece sahnede değil, günlük hayatında da böyle. Sürekli hareket halinde, sürekli gülüyor, sürekli etrafına pozitif enerji yayıyor. Onun için dans etmek sadece bir iş değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi. Dans onun için kendini ifade etme şekli, duygularını dışa vurma şekli, hatta bir nevi terapi yöntemi. Stresli bir günün ardından dans etmeye başladığında bütün dertlerini unutuyor sanki. Ve biz de onun sayesinde dans etmenin ne kadar eğlenceli ve özgürleştirici bir şey olduğunu anlıyoruz. J-Hope'un dans videolarını izlerken içimiz kıpır kıpır oluyor ve biz de dans etmek istiyoruz.

J-Hope'un favori dans türleri arasında hip hop, popping ve locking gibi sokak dansları var. Bu dans türleri genellikle ritmik, enerjik ve hareketli oluyor. Yani J-Hope'un kişiliğine çok uygun. Onun dans figürleri o kadar akıcı ve uyumlu ki, sanki vücuduyla müzik arasında bir bağ varmış gibi. Hatta bazı koreografileri kendisi hazırlıyor. Eğer bu doğruysa, J-Hope'un dans yeteneği sayesinde ne kadar harika performanslar izlediğimizi düşünmek bile heyecan verici. Bir keresinde bir röportajında şöyle demişti: "Dans benim için bir tutku. Dans ederken kendimi özgür hissediyorum ve bütün dertlerimi unutuyorum." Ne kadar da doğru söylemiş! Dans gerçekten de bize özgürlük hissi veriyor ve bizi daha mutlu yapıyor. J-Hope'un dansa olan bu tutkusu, sadece bizi değil, bütün dünyayı etkiliyor. Onun sayesinde daha çok insan dans etmeye başlıyor ve dünya daha renkli bir yer haline geliyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: J-Hope'un dans ederken taktığı o şapkalar... Çok havalı! Bir de dans figürlerini o kadar doğal ve rahat yapması... Kalbim çalınıyor!

Mood Önerisi: Biraz enerjiye mi ihtiyacın var? Hemen J-Hope'un dans ettiği bir video izle ve onun o coşkulu haline ortak ol. Garanti ediyorum, sen de yerinde duramayacaksın!


5. Jimin: Modern Sanatın Büyülü Dünyası

Jimin deyince akla ilk gelen şeylerden biri zarafet. Onun o narin duruşu, zarif hareketleri, kibar tavırları... Tam bir beyefendi! Ama onun bu zarafeti sadece dış görünüşünde değil, iç dünyasında da var. Jimin, modern sanata çok meraklı. Resim sergilerini, heykelleri, enstalasyonları takip ediyor ve bu sanat eserlerinden ilham alıyor. Onun için sanat sadece bir hobi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi. Sanat onun için kendini ifade etme şekli, duygularını dışa vurma şekli, hatta bir nevi terapi yöntemi. Stresli bir günün ardından bir sanat sergisine gittiğinde bütün dertlerini unutuyor sanki. Ve biz de onun sayesinde modern sanatın ne kadar büyüleyici ve düşündürücü bir şey olduğunu anlıyoruz. Jimin'in sanat eserleri hakkındaki yorumlarını okurken ufkumuz açılıyor ve biz de sanata daha farklı bir gözle bakmaya başlıyoruz.

Jimin'in favori sanatçıları arasında Mark Rothko, Yves Klein ve James Turrell gibi isimler var. Bu sanatçılar genellikle soyut, minimalist ve kavramsal eserler üretiyor. Yani Jimin, sadece güzel görünen şeylere değil, aynı zamanda düşündüren, sorgulatan ve farklı anlamlar içeren şeylere de ilgi duyuyor. Bir keresinde bir röportajında şöyle demişti: "Sanat benim için bir ayna. Sanat eserlerine bakarken kendimi ve dünyayı daha iyi anlıyorum." Ne kadar da doğru söylemiş! Sanat gerçekten de bize kendimizi ve dünyayı daha iyi anlama fırsatı veriyor. Jimin'in sanata olan bu tutkusu, sadece bizi değil, bütün dünyayı etkiliyor. Onun sayesinde daha çok insan sanatla ilgilenmeye başlıyor ve dünya daha estetik bir yer haline geliyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Jimin'in sanat sergilerinde giydiği o şık kıyafetler... Çok tarz! Bir de sanat eserlerine o kadar dikkatli ve ilgili bakması... Kalbim titriyor!

Mood Önerisi: Biraz ilhama mı ihtiyacın var? Hemen bir modern sanat sergisine git ve Jimin'in o büyüleyici dünyasına ortak ol. Garanti ediyorum, sen de yeni anlamlar keşfedeceksin!


6. V: Objektifinden Yansıyan Dünya

V, namı diğer fotoğrafçı V! Onun o keskin bakışları, sanatsal vizyonu, estetik anlayışı... Tam bir profesyonel! Ama onun bu yeteneği sadece profesyonel çekimlerde değil, günlük hayatında da böyle. Sürekli fotoğraf çekiyor, sürekli yeni açılar deniyor, sürekli farklı kompozisyonlar oluşturuyor. Onun için fotoğraf çekmek sadece bir hobi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi. Fotoğraf onun için kendini ifade etme şekli, duygularını dışa vurma şekli, hatta bir nevi terapi yöntemi. Stresli bir günün ardından fotoğraf makinesini eline aldığında bütün dertlerini unutuyor sanki. Ve biz de onun sayesinde fotoğraf çekmenin ne kadar eğlenceli ve yaratıcı bir şey olduğunu anlıyoruz. V'nin fotoğraflarını incelerken dünyayı daha farklı bir gözle görmeye başlıyoruz.

V'nin favori fotoğraf konuları arasında doğa, insanlar ve mimari var. Bu konular genellikle estetik, anlamlı ve düşündürücü oluyor. Yani V, sadece güzel görünen şeylere değil, aynı zamanda hikayesi olan, duygusu olan ve mesajı olan şeylere de ilgi duyuyor. Bir keresinde bir röportajında şöyle demişti: "Fotoğraf benim için bir zaman makinesi. Fotoğraflar sayesinde geçmişi hatırlıyorum, geleceği hayal ediyorum ve bugünü daha iyi yaşıyorum." Ne kadar da doğru söylemiş! Fotoğraflar gerçekten de bize zamanın ötesine geçme fırsatı veriyor. V'nin fotoğrafa olan bu tutkusu, sadece bizi değil, bütün dünyayı etkiliyor. Onun sayesinde daha çok insan fotoğraf çekmeye başlıyor ve dünya daha görsel bir yer haline geliyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: V'nin fotoğraf çekerken taktığı o bereler... Çok sevimli! Bir de fotoğraflarına o kadar özen göstermesi... Kalbim yumuşuyor!

Mood Önerisi: Biraz yaratıcılığa mı ihtiyacın var? Hemen fotoğraf makineni al ve V'nin o ilham verici dünyasına ortak ol. Garanti ediyorum, sen de yeni bakış açıları keşfedeceksin!


7. Jungkook: Oyun Dünyasının Maknaesi

Jungkook, oyun dünyasının maknaesi! Tamam, sesi, dansı, yakışıklılığı falan her şey süper ama onun oyunlara olan tutkusu bambaşka bir seviyede. Hani bazı insanlar vardır ya, oyun oynarken başka bir boyuta geçerler, işte Jungkook tam olarak o. Elinde oyun konsoluyla gördüğümüz zaman sanki etrafında hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi. O kadar odaklanmış ve kendinden geçmiş oluyor ki, yanından geçenleri bile görmüyor. Onun için oyun oynamak sadece bir hobi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi. Oyunlar onun için eğlence kaynağı, rekabet alanı, hatta bir nevi terapi yöntemi. Stresli bir günün ardından oyun oynamaya başladığında bütün dertlerini unutuyor sanki. Ve biz de onun sayesinde oyun oynamanın ne kadar eğlenceli ve heyecan verici bir şey olduğunu anlıyoruz. Jungkook'un oyun yayınlarını izlerken biz de onunla birlikte coşuyoruz.

Jungkook'un favori oyunları arasında Overwatch, PUBG ve League of Legends gibi online multiplayer oyunlar var. Bu oyunlar genellikle rekabetçi, stratejik ve takım çalışması gerektiriyor. Yani Jungkook, sadece eğlenmek için değil, aynı zamanda kendini geliştirmek, strateji kurmak ve takım arkadaşlarıyla işbirliği yapmak için de oyun oynuyor. Bir keresinde bir röportajında şöyle demişti: "Oyunlar benim için bir meydan okuma. Oyun oynarken kendimi daha iyi tanıyorum ve daha iyi bir oyuncu olmaya çalışıyorum." Ne kadar da doğru söylemiş! Oyunlar gerçekten de bize kendimizi tanıma ve geliştirme fırsatı veriyor. Jungkook'un oyunlara olan bu tutkusu, sadece bizi değil, bütün dünyayı etkiliyor. Onun sayesinde daha çok insan oyun oynamaya başlıyor ve dünya daha interaktif bir yer haline geliyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: Jungkook'un oyun oynarken taktığı o kulaklıklar... Çok profesyonel! Bir de oyunlarda o kadar hırslı ve rekabetçi olması... Kalbim hızlanıyor!

Mood Önerisi: Biraz eğlenceye mi ihtiyacın var? Hemen favori oyununu aç ve Jungkook'un o heyecanlı dünyasına ortak ol. Garanti ediyorum, sen de coşacaksın!


8. BTS'in Ortak Aşkı: Karaoke Geceleri

BTS üyelerinin bireysel hobileri bir yana, bir de hepsinin ortak olarak bayıldığı bir aktivite var: Karaoke! Evet, yanlış duymadınız. Bu dünya starları, boş zamanlarında bir araya gelip karaoke partileri düzenliyorlar. Hatta bu partiler o kadar eğlenceli oluyor ki, bazen sabahlara kadar şarkı söyledikleri oluyor. Düşünsenize, Jin'in o komik ses tonuyla söylediği şarkılar, Suga'nın rap yaparken coşması, RM'in İngilizce şarkılarda döktürmesi, J-Hope'un dans figürleriyle karaoke performansına renk katması, Jimin'in duygusal şarkılarda içini dökmesi, V'nin o kendine has tarzıyla şarkıları yorumlaması ve Jungkook'un o kusursuz sesiyle herkesi büyülemesi... Tam bir şölen!

BTS üyelerinin karaoke partilerinde söyledikleri şarkılar genellikle K-Pop, pop ve rock türlerinden oluyor. Ama bazen sürpriz yapıp farklı türlerde şarkılar da söyledikleri oluyor. Mesela bir keresinde Jin, opera söylemeye kalkışmıştı ve ortaya çok komik bir görüntü çıkmıştı. Ya da Suga, rock şarkı söylerken o kadar coşmuştu ki, mikrofonu kırmıştı. Bu anılar, BTS üyeleri için unutulmaz anılar olarak kalmış ve ARMY'ler arasında efsane haline gelmiş. BTS üyelerinin karaoke partileri, sadece eğlenmek için değil, aynı zamanda birbirleriyle daha yakınlaşmak, stres atmak ve birlikte vakit geçirmek için de önemli bir fırsat. Bu partiler sayesinde BTS üyeleri arasındaki bağ daha da güçleniyor ve onlar daha iyi bir takım oluyorlar.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: BTS üyelerinin karaoke partilerinde söyledikleri o komik şarkılar... Çok eğlenceli! Bir de birbirlerinin şarkılarına eşlik ederken o kadar samimi olmaları... Kalbim ısınıyor!

Mood Önerisi: Biraz eğlenceye mi ihtiyacın var? Hemen arkadaşlarınla bir araya gel ve karaoke partisi yap. Garanti ediyorum, sen de çok eğleneceksin!


9. Evcil Hayvan Sevgisi: Minik Dostlarla Hayat Daha Güzel

BTS üyelerinin sadece insanlara değil, hayvanlara da karşı büyük bir sevgisi var. Özellikle evcil hayvanları çok seviyorlar ve onlarla vakit geçirmekten büyük keyif alıyorlar. Jin'in Sugar adında bir köpeği, Suga'nın Holly adında bir köpeği, RM'in Rap Mon adında bir köpeği, J-Hope'un Mickey adında bir köpeği, Jimin'in Ddosun adında bir köpeği, V'nin Yeontan adında bir köpeği ve Jungkook'un Gureum adında bir köpeği var. Bu minik dostlar, BTS üyelerinin hayatına renk katıyor, onlara moral veriyor ve onları mutlu ediyor. BTS üyeleri, evcil hayvanlarıyla oyun oynuyor, onları gezdiriyor, onlara yemek veriyor ve onlarla bol bol vakit geçiriyor. Bu sayede hem kendileri mutlu oluyor hem de evcil hayvanlarının mutlu olmasını sağlıyorlar.

BTS üyelerinin evcil hayvanları, sadece onların değil, ARMY'lerin de sevgilisi haline gelmiş durumda. Evcil hayvanların fotoğrafları ve videoları, sosyal medyada milyonlarca beğeni alıyor ve hayranlar tarafından büyük bir ilgiyle takip ediliyor. Hatta bazı ARMY'ler, BTS üyelerinin evcil hayvanlarına benzeyen evcil hayvanlar sahipleniyor ve onlara aynı isimleri veriyor. Bu durum, BTS üyelerinin evcil hayvan sevgisinin ne kadar büyük bir etki yarattığını gösteriyor. BTS üyeleri, evcil hayvan sevgisiyle sadece hayvanseverlerin değil, herkesin kalbini kazanıyor ve dünyaya daha güzel bir mesaj veriyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: BTS üyelerinin evcil hayvanlarıyla çekildikleri o sevimli fotoğraflar... Çok tatlı! Bir de evcil hayvanlarına o kadar şefkatli davranmaları... Kalbim eriyor!

Mood Önerisi: Biraz sevgiye mi ihtiyacın var? Hemen evcil hayvanınla vakit geçir ve onun o sıcaklığına ortak ol. Garanti ediyorum, sen de mutlu olacaksın!


10. Dünya Turu Hayalleri: Yeni Yerler Keşfetmek

BTS üyelerinin sadece müzikle değil, seyahatle de büyük bir ilgisi var. Yeni yerler keşfetmek, farklı kültürler tanımak ve dünyayı gezmek onların en büyük hayallerinden biri. Yoğun programları nedeniyle seyahat etmeye pek fırsat bulamasalar da, boş zamanlarında seyahat planları yapıyor, seyahat belgeselleri izliyor ve seyahat kitapları okuyorlar. Hatta bir keresinde bir röportajlarında, dünya turuna çıkmak istediklerini ve bu turda hayranlarıyla birlikte olmak istediklerini söylemişlerdi. Bu sözler, ARMY'leri çok heyecanlandırmış ve dünya turu hayalleri daha da canlanmıştı.

BTS üyelerinin gitmek istedikleri yerler arasında Paris, Roma, New York, Tokyo ve Sidney gibi şehirler var. Bu şehirler genellikle tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle ön plana çıkıyor. Yani BTS üyeleri, sadece eğlenmek için değil, aynı zamanda kendilerini geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek ve dünyayı daha iyi anlamak için de seyahat etmek istiyorlar. Bir keresinde bir röportajlarında şöyle demişlerdi: "Seyahat etmek benim için bir macera. Seyahat ederken kendimi daha özgür hissediyorum ve hayatın anlamını daha iyi anlıyorum." Ne kadar da doğru söylemişler! Seyahat etmek gerçekten de bize yeni ufuklar açıyor ve bizi daha iyi birer insan yapıyor. BTS üyelerinin seyahat hayalleri, sadece bizi değil, bütün dünyayı etkiliyor. Onların sayesinde daha çok insan seyahat etmeye başlıyor ve dünya daha keşfedilesi bir yer haline geliyor.

Bias Kontrolü / Kozmik Not: BTS üyelerinin seyahat ederken giydikleri o rahat kıyafetler... Çok cool! Bir de seyahat ettikleri yerlerde o kadar meraklı ve ilgili olmaları... Kalbim coşuyor!

Mood Önerisi: Biraz maceraya mı ihtiyacın var? Hemen bir seyahat planı yap ve BTS üyelerinin o heyecan verici dünyasına ortak ol. Garanti ediyorum, sen de yeni deneyimler yaşayacaksın!


Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Kozmik Yolcu Çeşitli içerikler yazmayı seven bir kozmos yolcusu.