Bartender: Glass of God Gibi Ruhunu Dinlendiren Animeler: Kozmik Kankadan Seçmeler!
Bartender: Glass of God tarzı anime mi arıyorsun? İşte K-Pop dedikoduları kadar bağımlılık yapacak, ruhunu okşayacak anime önerileri! BTS'ten BLACKPINK'e, en sevdiğin idollerin stresini atarken izleyebileceğin yapımlar burada.
1. Yuru Camp: Kamp Ateşi ve Huzur
Ya abi Yuru Camp'ı anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Tamam, Bartender'da içkiler ve sohbetler var, ama Yuru Camp'ta da kamp ateşi başında demlenmek var! Bizim Nadeshiko, Rin ve diğer kampçı kızlarımızla birlikte Japonya'nın en güzel yerlerinde kamp yapmaya ne dersin? Manzaralar desen kartpostal gibi, yemekler desen ağzının suyunu akıtacak cinsten. Daha ne olsun? Bir de karakterler o kadar sevimli ki, sanki senin de arkadaşlarınmış gibi hissediyorsun. Her bölüm sonunda içim huzur doluyor, resmen terapi gibi geliyor. K-Pop dünyasının stresinden uzaklaşmak için birebir. Düşünsene, biasının yeni comeback'i için stream yaparken bir yandan da Yuru Camp izliyorsun. İşte o zaman gerçek nirvanaya ulaşırsın!
Yuru Camp'ın olayı sadece kamp yapmak değil, aynı zamanda arkadaşlıkları ve doğayı keşfetmek. Kızların birbirleriyle olan etkileşimleri o kadar doğal ve sıcak ki, insan kendi arkadaşlıklarını özlüyor. Bir de her bölüm sonunda o yörenin meşhur yemeğini yapıyorlar ya, işte orası benim için en keyifli kısım. Resmen yemek programı gibi! Mangasını da okudum, o da ayrı bir güzel. Çizimleri o kadar detaylı ki, sanki o manzaraları canlı canlı görüyormuşsun gibi hissediyorsun. Kesinlikle tavsiye ederim, pişman olmazsın!
Kozmik Not: Yuru Camp'taki kamp malzemelerinin aynısını alıp gerçek hayatta kamp yapmaya çalışanlar var! Hatta bazıları Nadeshiko'nun yediği yemekleri birebir yapıyor ve sosyal medyada paylaşıyor. Fandom dediğin böyle olur işte!
Mood Önerisi: Soğuk bir kış akşamı, battaniyeye sarılıp sıcak çikolata eşliğinde izlemek için ideal.
2. Aria: Gondollar ve Neo-Venedik Rüyası
Aria... Ah, Aria... Bu animeyi izlerken resmen başka bir dünyaya gidiyorum. Neo-Venedik'te gondolcu olarak çalışan Akari'nin hikayesi o kadar sakin ve huzurlu ki, sanki tüm dertlerimden arınıyorum. Bizim kız Akari, hem çok tatlı hem de çok meraklı. Etrafındaki güzellikleri keşfetmeye bayılıyor. Gondoluyla kanallarda gezinirken karşılaştığı insanlarla kurduğu bağlar da çok etkileyici. Bir de animenin çizimleri o kadar güzel ki, Neo-Venedik'in o büyülü atmosferini resmen yaşıyorsun. Sanki ben de o gondolda Akari ile birlikteymişim gibi hissediyorum. K-Pop konserlerinin o yoğun temposundan sonra böyle bir anime izlemek resmen şarj olmak gibi geliyor.
Aria'nın en sevdiğim özelliği, her bölümünde farklı bir tema işlemesi. Bazen arkadaşlık, bazen hayaller, bazen de sadece anın tadını çıkarma üzerine oluyor. Ama her ne olursa olsun, anime her zaman pozitif bir mesaj veriyor. İnsanın içini ısıtan bir yapım. Bir de Aria'nın müzikleri... Ah o müzikler! O kadar huzur verici ki, resmen meditasyon yaparken dinliyorum. Özellikle opening şarkısı efsane. Daha ilk notaları duyar duymaz içim kıpır kıpır oluyor. Kesinlikle izlemeniz gereken bir anime, pişman olmazsınız!
Kozmik Not: Aria'nın Neo-Venedik'i gerçek hayattaki Venedik'ten esinlenilmiş. Hatta bazı Aria fanları Venedik'e gidip animedeki mekanları birebir ziyaret ediyorlar.
Mood Önerisi: Güneşli bir günde, balkonda oturup kahve eşliğinde izlemek için mükemmel.
3. Mushishi: Doğaüstü Olayların Peşinde
Mushishi, biraz daha farklı bir vibe'ı var. Bartender'daki gibi sohbetler ve içkiler yok belki ama, doğanın gizemlerini keşfetmek var. Ginko, bizim Mushishi'miz, yani Mushi adı verilen doğaüstü varlıkları araştıran bir gezgin. Her bölümünde farklı bir köye gidiyor ve Mushi'lerin neden olduğu sorunları çözmeye çalışıyor. Animenin atmosferi o kadar gizemli ve sürükleyici ki, resmen ekrana kilitleniyorsun. Bir de animenin çizimleri o kadar detaylı ki, Japonya'nın o yemyeşil ormanlarını ve dağlarını resmen yaşıyorsun. K-Pop MV'lerinin o renkli dünyasından sonra böyle bir anime izlemek, adeta ruhumu dinlendiriyor.
Mushishi'nin en sevdiğim özelliği, her bölümünde farklı bir hikaye anlatması. Bazen hüzünlü, bazen umut dolu, bazen de sadece merak uyandırıcı hikayeler oluyor. Ama her ne olursa olsun, anime her zaman doğanın dengesi ve insanın doğayla olan ilişkisi üzerine bir şeyler söylüyor. İnsanın düşünmesini sağlayan bir yapım. Bir de Mushishi'nin müzikleri... Ah o müzikler! O kadar atmosferik ki, resmen animenin büyüsüne kapılıyorsun. Özellikle ending şarkısı efsane. Daha ilk notaları duyar duymaz içim ürperiyor. Kesinlikle izlemeniz gereken bir anime, pişman olmazsınız!
Kozmik Not: Mushishi'deki Mushi'ler, Japon mitolojisindeki doğa ruhlarından esinlenilmiş. Hatta bazı Mushishi fanları Japon mitolojisi hakkında araştırmalar yapıyorlar.
Mood Önerisi: Yağmurlu bir günde, mum ışığında izlemek için ideal.
4. Natsume's Book of Friends: Yokai'lerle Dolu Bir Hayat
Natsume's Book of Friends... Ah, bu anime beni her seferinde duygulandırıyor. Natsume, yokai'leri görebilen bir yetim çocuk. Büyükannesinden miras kalan "Arkadaşlık Kitabı" sayesinde yokai'lerle iletişim kurabiliyor. Her bölümünde farklı bir yokai ile karşılaşıyor ve onlara yardım etmeye çalışıyor. Animenin atmosferi o kadar sıcak ve samimi ki, resmen içim ısınıyor. Bir de Natsume'nin yokai'lerle olan ilişkisi çok etkileyici. Onlara karşı her zaman şefkatli ve anlayışlı davranıyor. K-Pop idollerinin o mükemmel imajlarından sonra böyle bir anime izlemek, adeta kalbime dokunuyor.
Natsume's Book of Friends'in en sevdiğim özelliği, her bölümünde farklı bir yokai hikayesi anlatması. Bazen komik, bazen hüzünlü, bazen de sadece düşündürücü hikayeler oluyor. Ama her ne olursa olsun, anime her zaman arkadaşlık, aile ve kabul görme üzerine bir şeyler söylüyor. İnsanın kendisiyle yüzleşmesini sağlayan bir yapım. Bir de Natsume'nin yanındaki kedi görünümlü yokai Madara (Nyanko-sensei) var ki, ona bayılıyorum. Hem çok komik hem de çok sevimli. Kesinlikle izlemeniz gereken bir anime, pişman olmazsınız!
Kozmik Not: Natsume's Book of Friends'deki yokai'ler, Japon folkloründeki efsanevi yaratıklardan esinlenilmiş. Hatta bazı Natsume fanları Japon folklorü hakkında araştırmalar yapıyorlar.
Mood Önerisi: Sakin bir akşamda, çay eşliğinde izlemek için mükemmel.
5. Barakamon: Şehirli Hattatın Köy Macerası
Barakamon, şehir hayatından sıkılıp bir adaya sürgün edilen genç bir hattatın hikayesi. Bizim Handa Sensei, kibirli ve kendini beğenmiş bir tip. Ama adada yaşadığı deneyimler sayesinde yavaş yavaş değişiyor ve olgunlaşıyor. Animenin atmosferi o kadar doğal ve komik ki, resmen kahkahalarla gülüyorum. Bir de adadaki çocuklarla olan ilişkisi çok sevimli. Özellikle Naru'ya bayılıyorum. O kadar enerjik ve haylaz ki, Handa Sensei'yi çileden çıkarıyor. K-Pop idollerinin o disiplinli hayatlarından sonra böyle bir anime izlemek, adeta nefes almak gibi geliyor.
Barakamon'un en sevdiğim özelliği, Handa Sensei'nin değişimini çok güzel işlemesi. Başta çok antipatik bir karakter olmasına rağmen, zamanla ona sempati duymaya başlıyorsun. Animenin mizahı da çok yerinde. Özellikle adadaki çocukların Handa Sensei'ye yaptıkları şakalar çok komik. Bir de animenin çizimleri o kadar güzel ki, adanın o doğal güzelliklerini resmen yaşıyorsun. Kesinlikle izlemeniz gereken bir anime, pişman olmazsınız!
Kozmik Not: Barakamon'daki adanın gerçek hayattaki bir adadan esinlenildiği söyleniyor. Hatta bazı Barakamon fanları o adayı ziyaret ediyorlar.
Mood Önerisi: Neşelenmek istediğin bir anda izlemek için ideal.
6. Flying Witch: Cadılık ve Sakin Bir Yaşam
Flying Witch... Cadılık ama öyle Harry Potter gibi değil, daha çok sakin ve huzurlu bir cadılık. Bizim Makoto, 15 yaşında ve cadı olmak için ailesinden ayrılıp kuzenlerinin yanına taşınıyor. Animenin atmosferi o kadar büyülü ve rahatlatıcı ki, resmen içim huzur doluyor. Bir de Makoto'nun cadılık yetenekleri çok ilginç. Uçabiliyor, bitkilerle konuşabiliyor ve çeşitli büyüler yapabiliyor. Ama en sevdiğim özelliği, her zaman sakin ve pozitif olması. K-Pop idollerinin o yoğun programlarından sonra böyle bir anime izlemek, adeta terapi gibi geliyor.
Flying Witch'in en sevdiğim özelliği, her bölümünde farklı bir cadılık macerası anlatması. Bazen komik, bazen gizemli, bazen de sadece düşündürücü hikayeler oluyor. Ama her ne olursa olsun, anime her zaman doğayla uyum içinde yaşama ve kendi yeteneklerini keşfetme üzerine bir şeyler söylüyor. İnsanın hayal gücünü geliştiren bir yapım. Bir de animenin çizimleri o kadar güzel ki, Japonya'nın o yemyeşil kırsalını resmen yaşıyorsun. Kesinlikle izlemeniz gereken bir anime, pişman olmazsınız!
Kozmik Not: Flying Witch'deki cadılık, Batı cadılığından farklı olarak daha çok doğayla uyum içinde yaşamayı ve bitkisel tedaviyi içeriyor.
Mood Önerisi: Kendini yorgun hissettiğin bir anda izlemek için ideal.
7. Tanaka-kun is Always Listless: Tembelliğin Sanatı
Tanaka-kun is Always Listless... Ah, bu anime benim ruh ikizim! Tanaka-kun, hayatta en sevdiği şey tembellik etmek olan bir lise öğrencisi. Her zaman uykulu ve yorgun. Ama bir yandan da çok sevimli ve komik. Animenin atmosferi o kadar rahat ve gevşetici ki, resmen içim eriyor. Bir de Tanaka-kun'un arkadaşı Ohta var ki, o da tam tersi. Sürekli Tanaka-kun'a bakıyor ve ona yardım ediyor. İkilinin arasındaki ilişki çok komik ve sevimli. K-Pop idollerinin o sürekli aktif ve enerjik olmaları gerektiği düşünülürse, bu anime tam zıttı bir etki yaratıyor ve rahatlatıyor.
Tanaka-kun is Always Listless'in en sevdiğim özelliği, tembelliği bir yaşam felsefesi olarak ele alması. Tanaka-kun, tembellik etmenin de bir sanat olduğunu savunuyor. Animenin mizahı da çok yerinde. Özellikle Tanaka-kun'un tembellik yaparkenki halleri çok komik. Bir de animenin çizimleri o kadar sade ve güzel ki, Tanaka-kun'un o uykulu ifadesini çok iyi yansıtıyor. Kesinlikle izlemeniz gereken bir anime, pişman olmazsınız!
Kozmik Not: Tanaka-kun'un tembelliği, bazılarına göre Japon toplumundaki aşırı çalışmaya karşı bir eleştiri olarak yorumlanıyor.
Mood Önerisi: Hiçbir şey yapmak istemediğin bir anda izlemek için ideal.
8. Hakumei and Mikochi: Minik İnsanların Büyük Dünyası
Hakumei and Mikochi, 9 santim boyunda olan iki minik insanın hikayesi. Onlar için dünya devasa ve tehlikelerle dolu. Ama onlar da bu dünyada hayatta kalmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Animenin atmosferi o kadar büyülü ve yaratıcı ki, resmen hayran kalıyorum. Bir de Hakumei ve Mikochi'nin kişilikleri çok farklı. Hakumei daha maceraperest ve cesur, Mikochi ise daha sakin ve evcimen. İkilinin arasındaki ilişki çok sevimli ve destekleyici. K-Pop idollerinin o rekabetçi dünyalarından sonra böyle bir anime izlemek, farklı bir perspektif sunuyor.
Hakumei and Mikochi'nin en sevdiğim özelliği, minik insanların gözünden dünyayı göstermesi. Onlar için bir yaprak bile devasa bir şemsiye olabilirken, bir çay kaşığı bile bir havuz kadar büyük olabiliyor. Animenin çizimleri de çok detaylı ve güzel. Minik insanların dünyası o kadar renkli ve canlı ki, resmen içine çekiliyorsun. Kesinlikle izlemeniz gereken bir anime, pişman olmazsınız!
Kozmik Not: Hakumei and Mikochi'nin dünyası, bazılarına göre Japon mitolojisindeki küçük tanrılardan esinlenilmiş.
Mood Önerisi: Hayal gücünü harekete geçirmek istediğin bir anda izlemek için ideal.
9. Somali and the Forest Spirit: Baba-Kızın Duygusal Yolculuğu
Somali and the Forest Spirit... Ah, bu anime beni her seferinde ağlatıyor. İnsanların yok olduğu bir dünyada, bir golem ve insan bir kız çocuğunun hikayesi. Golem, Somali'yi buluyor ve onu insan topluluğuna geri götürmeye karar veriyor. Animenin atmosferi o kadar hüzünlü ve duygusal ki, resmen içim parçalanıyor. Bir de Golem ve Somali'nin arasındaki bağ çok güçlü. Golem, Somali'yi kendi kızı gibi görüyor ve onu korumak için her şeyi yapıyor. K-Pop idollerinin o ailelerinden uzak kalmaları ve zorlu antrenman süreçleri düşünüldüğünde, bu anime aile bağlarının önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Somali and the Forest Spirit'in en sevdiğim özelliği, insanlık, aile ve sevgi gibi evrensel temaları işlemesi. Golem ve Somali'nin yolculuğu boyunca karşılaştıkları zorluklar ve tehlikeler, onların bağlarını daha da güçlendiriyor. Animenin çizimleri de çok güzel ve detaylı. Post-apokaliptik dünya o kadar canlı ve etkileyici ki, resmen içine çekiliyorsun. Kesinlikle izlemeniz gereken bir anime, pişman olmazsınız! Ama mendillerinizi hazırlayın, çünkü gözyaşlarınızı tutamayacaksınız!
Kozmik Not: Somali and the Forest Spirit'deki Golem, bazılarına göre modern dünyadaki yalnızlığa ve duygusal ihtiyaçlara bir gönderme olarak yorumlanıyor.
Mood Önerisi: Duygusal bir film izlemek istediğin bir anda izlemek için ideal.
10. Yokohama Kaidashi Kikou: Dünyanın Sonu ve Sakin Bir Yaşam
Yokohama Kaidashi Kikou, dünyanın sular altında kaldığı bir gelecekte, bir kafeyi işleten Alpha Hatsuseno adlı androidin hikayesi. Animenin atmosferi o kadar melankolik ve huzurlu ki, resmen içim ısınıyor. Bir de Alpha'nın kişiliği çok sakin ve meraklı. Etrafındaki dünyayı keşfetmeye ve yeni şeyler öğrenmeye bayılıyor. K-Pop idollerinin o sürekli yoğun ve stresli hayatlarından sonra böyle bir anime izlemek, adeta bir kaçış gibi geliyor. Sanki ben de Alpha ile birlikte o sular altında kalmış dünyayı keşfediyorum.
Yokohama Kaidashi Kikou'nun en sevdiğim özelliği, dünyanın sonunu bir felaket olarak değil, bir değişim olarak ele alması. İnsanlık azalmış, teknoloji gerilemiş ama doğa yeniden canlanmış. Alpha, bu yeni dünyada hayatta kalmaya ve anlam bulmaya çalışıyor. Animenin çizimleri de çok güzel ve atmosferik. Sular altında kalmış şehirler, yemyeşil tepeler ve bulutlu gökyüzü o kadar etkileyici ki, resmen içine çekiliyorsun. Kesinlikle izlemeniz gereken bir anime, pişman olmazsınız!
Kozmik Not: Yokohama Kaidashi Kikou'nun dünyası, bazılarına göre Japon toplumundaki teknolojiye olan bağımlılığa ve doğayla olan kopukluğa bir eleştiri olarak yorumlanıyor.
Mood Önerisi: Gelecek hakkında düşünmek istediğin bir anda izlemek için ideal.
Tepkiniz Nedir?